Türkiye-ABD İlişkilerinin Dinamikleri ve Stratejik Ortaklık

Okunma Süresi: 41 dk 21 sn

Türkiye-ABD ilişkileri, Soğuk Savaş’ın yaşandığı dönemlerde her iki ülkenin güvenlik kaygılarından ve komünizmin uluslararası boyutlara ulaşmasının getirdiği kaygıdan dolayı giderek gelişmeye başlamıştır. Hiç şüphesiz Türkiye’nin jeostratejik konumu, ABD için her zaman önemli olmuştur. Türkiye bir nevi ABD için Ortadoğu’ya açılan kapıydı. Bundan dolayı gerek Soğuk Savaş öncesi dönemde, gerekse Soğuk Savaş sonrası dönem olmak üzere Türkiye, ABD için her zaman önemli stratejik ortak olmuştur.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ilişkiler her ne kadar iyi ilerlemiş olsa da ABD,  bazı stratejik konularında Türkiye ile ters düşmüştür. Hiç şüphesiz bunun en temel sebebi ABD politikalarının Türkiye’nin çıkarlarına veya güvenlik problemlerine ters düşmesiydi. Yaşanan birtakım savaşlardan sonra ikili ilişkilerin iyice zayıflaması Türkiye-ABD ilişkilerini stratejik ortaklıktan, müttefik devlet konumuna geriletmiştir. Günümüze baktığımızda ise Türkiye’nin çıkarları için gerçekleştirdiği birtakım faaliyetler ABD ile ilişkilerini iyice zayıflatmıştır.

Tarihi Türkiye-ABD İlişkileri

Türkiye-ABD ilişkilerinin tarihi uzun yıllar öncesine dayanmakta olsa da aslında sıkı ortaklık boyutu Soğuk Savaş sonrası dönemde gerçekleşmiş olmaktadır. İki devlet SSCB tarafından gerçekleşebilecek saldırılara ve uluslararası komünizm hareketine karşı yakınlaşmaya başlamıştır. Bu müttefiklik boyutu ilerleyen dönemlerd sarsılmaya başlamış olsa da Türkiye’nin jeopolitik konumu ABD için her zaman önem taşımıştır. Doğu ve Batı arasında köprü görevi üstlenen Türkiye, Soğuk Savaş döneminde de müttefiki ABD’ye her konuda desteğini sunmuştur.

Ayrıca Türkiye’nin Batı’ya yönelik sergilediği dış politika anlayışı da bu iki devleti birbirlerine yakınlaştırmıştır. Gerek stratejik konumu, gerekse de dış politikada uygulamış olduğu stratejiler, Türkiye ve ABD ilişkilerini sıkı bir müttefikliğe götürmüştür. Türkiye-ABD ilişkilerinin müttefikliğe dönüşmesinin en önemli başka bir nedeni de şüphesiz Türkiye’nin NATO üyeliğinin gerçekleştirilmesi olmasıdır.

Türkiye’nin NATO’ya üye olmasının en temel sebebi Sovyet tehdidine karşı güvenliğini koruyabilecek askeri bir birlik içerisinde yer alabilmekti. Bu sebeple Türkiye, örgütün kurulduğu tarihten itibaren üyelik girişimlerinde bulunmaya başlamıştır. Nitekim Türkiye’nin yaptığı tüm üyelik başvuruları ilk seferde reddedilmiştir. Bunun temel sebepleri arasında Türkiye’nin üye olarak alınması halinde örgüte gereksiz sorumluluk yükleneceğinin düşünülmesi vardı. Türkiye aldığı olumsuz geri gönüşlere rağmen vazgeçmeyerek üye olabilmek adına yaptığı çalışmaları yoğunlaştırdı. Hatta bu çalışmaların başında Kuzey Kore’ye karşı, Güney Kore’nin yanında yer alarak 1950 tarihinde Güney Kore’ye bir Türk askeri birliği göndermiştir.

Nihayet gerçekleştirilen uzun görüşmeler sonucunda Türkiye ve Yunanistan 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya üye oldu.  Bu süreçte NATO standartlarına uyularak askerler, ABD silahlarıyla donatıldı ve ordunun eğitimi bu standartlara göre düzenlendi. Soğuk Savaş’ın sona erdiği döneme gelindiğinde iki kutuplu sistem yerini tek kutuplu sisteme bırakmıştır. Soğuk Savaş döneminde Türkiye-ABD ilişkileri müttefiklik boyutuna gelebilmiş olsa da Soğuk Savaş’ın ardından SSCB’nin dağılmasıyla Türkiye, bölgesel çıkarlarına ve menfaatlerine daha fazla öncelik vermeye başlamıştır.

Bunun sonucunda ise  ilişkiler zayıflamaya başlamıştır. Türkiye’nin son yıllarda özellikle Ortadoğu bölgesinde gerçekleştirdiği stratejik hamleler ABD’nin çıkarlarına ters düşmesiyle ilişkiler müttefiklikten stratejik ortaklığa dönüşmüştür. Bu bilgiler doğrultusunda ele alınan makale Türkiye-ABD ilişkilerinin müttefiklikten stratejik ortaklığa geçişinin etkilerini incelemektedir.

‘Stratejik Ortaklık’ Kavramı

Uluslararası ilişkilerde stratejik ortaklık kavramı iki devletin birbirleriyle politikanın belirli alanlarında işbirliği veya ortaklık etmesi anlamına gelmektedir. İşbirliği kavramından daha öte olan stratejik ortaklık, iki devletin çıkarlarından ve menfaatlerinden ziyade birbirleriyle güven çerçevesinde işbirliği yapmaları anlamına gelmektedir. İlişkilerin uzun vadede devam edebilmesi açısından ise tarafların birbirlerine güven vermeleri son derece önemlidir. Nitekim söz konusu devletler kendi aralarında geliştirdikleri stratejik ortaklık neticesinde diğer karşı devletlere karşı bir güç mücadelesi gösterme amacı taşıyabilirler.

Bunlara, Soğuk Savaş döneminde gerçekleştirilen stratejik ittifaklar ve ortaklıklar örnek olarak gösterilebilir. Büyük ve güçlü devletler Soğuk Savaş döneminde yanlarına alabilecekleri ‘stratejik ortak’ arayışına girmişlerdi. Bunu en önemli sebeplerinden biri evrensel güçlerin hedeflerine tek başına ulaşmanın çok zor ve güç olması durumundan kaynaklanmaktadır. İki taraf aynı zamanda güç mücadelesinin devamı açısından da bölgesel nitelikte önem arz eden devletlerin karşı tarafın yanında bulunmasını istemezler [1].

Soğuk Savaş döneminde gerçekleşen iki kutuplu sistemde Türkiye-ABD arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliği, her iki devletin güvenliği ve çıkarları bakımından son derece önemlidir. Nitekim son on yıla bakıldığında ikili ilişkilerde zayıflama söz konusu olmuş olsa da Türkiye jeo-stratejik açıdan ABD için küstürülmemesi gereken bir ortaktır. Gerçekleştirilen stratejik işbirliği ve ortaklıklarda her iki tarafın güvenlik, çıkar ve menfaatleri söz konusu olsa bile bazı durumlarda tek taraflı çıkarlar veya ortaklıklardan istenilen durumlar gerçekleşmeyebilir.

Buna örnek olarak ABD-Pakistan ittifakını gösterebiliriz. Pakistan devleti Keşmir konusunda müttefiki olan ABD’den istediği desteği alamamıştır. O dönemde meydana gelen Çin-Hindistan savaşında Kennedy yönetiminin savaşta Hindistan’ı desteklemesi ve birtakım yardımlarda bulunması ikili ittifakı derinden sarsmıştır. Pakistan ise buna karşılık olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne yakınlaşmaya başlamıştır [2].

Türkiye ve ABD ilişkileri açısından baktığımızda Türkiye’nin gerek coğrafik konumu gerekse izlediği Batılı tarzda siyaset ABD ile ilişkileri olumlu yönde etkilemiştir. Nitekim Soğuk Savaş döneminde olası bir Sovyet tehdidine karşı her iki devletin de kaygıları olması, ilişkileri daha derin boyutlara taşımıştır. ABD, İkinci Dünya Savaşından sonra üç temel strateji geliştirmiş ve bu stratejiler Türkiye tarafından benimsenmiştir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: gerçekleşen savaş neticesinde düzenin korunması konusunda ortak adım atma, SSCB’ye karşı güçlü bir savunma mekanizması oluşturma ve uluslararası komünizme karşı savaştır [3].

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Türkiye, ABD liderliğinde oluşturulan yeni düzende, ABD ile beraber hareket etmeyi tercih etmiştir. Fakat ilerleyen zamanlarda ABD’nin ve dünyanın yaşadığı birtakım hadiseler Türkiye-ABD ilişkilerinde sarsıcı rol oynamıştır. Bunlara Körfez Krizleri, 11 Eylül saldırıları örnek gösterilebilir. Körfez savaşlarıyla birlikte ABD için Türkiye’nin önemi de son derece artmıştır.

Türkiye’nin stratejik konumu, kalabalık nüfusu, bölgesel düzeyde artan potansiyeli ABD’yi  Türkiye’ye daha fazla yakınlaşmaya itmiştir. Körfez Savaşı bağlamında incelediğimizde ilişkilerin ortaklıktan ziyade hayal kırıklığına döndüğünü görebiliriz. Bunun en temel sebebi 25 Şubat 2003 tarihinde meclise sunulan 1 Mart Tezkeresidir. Türk-Amerikan ilişkilerinin kötüleşmesinin en temel nedeni Irak ilişkileri ve her iki ülkenin güvenlik algısının farklılık göstermesiydi [4].

Bu kriz her iki devletin ilişkilerini ve aralarındaki işbirliğinin yeniden yapılandırılmasını gerektirmiştir. Irak Savaşı esnasında tırmanan kriz her ne kadar ilişkileri olumsuz etkilemiş olsa da Türkiye her zaman olduğu gibi ABD açısından stratejik öneme sahip bir ülkedir. Günümüze bakıldığında ise Türkiye’nin Rusya’dan almış olduğu S-400 füze sistemleri ABD tarafından ciddi şekilde tepkiyle karşılanmıştır ve ilişkiler daha fazla zayıflamıştır. ABD bununla kalmayıp eski stratejik ortağına çeşitli yaptırımlar da uygulamıştır. Bu yaptırımları:

  • Savunma Sanayii Başkanlığı’na mal ve teknoloji transferi için ihracat lisansı verilmesi yasağı,
  • Savunma Sanayii Başkanlığı’na 12 aylık bir süre içinde miktarı 10 milyon doları aşacak şekilde ABD kurumları tarafından kredi verilmesi yasağı,
  • Savunma Sanayii Başkanlığı’na ihracat konusunda ABD İhracat-İthalat Bankası’nın desteğinin yasaklanması,
  • ABD’nin Savunma Sanayii Başkanlığı’na yarar sağlayacak kredilere karşı çıkma zorunluluğu,
  • Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, başkan yardımcısı Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Departmanı Başkanı Serhat Gençoğlu ve SSB Bölgesel Hava Savunma Sistemleri Direktörlüğü Program Müdürü Mustafa Alper Deniz’e vize yasağı getirilmesi [5],

şeklinde sıralayabiliriz.

Sonuç Olarak;

Türkiye-ABD ilişkilerine baktığımızda Soğuk Savaş döneminde artan güvenlik ve SSCB yayılmacılığı kaygısı iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde ilişkiler stratejik ortaklık boyutuna gelmiş olsa da yaşanan birtakım savaşlar iki devleti birbirine ters düşürmüştür. Bunların başında meydana gelen Körfez Savaşları vardır. ABD’nin dost ve müttefik devletleren beklediği tutumu, Türkiye’nin çıkarlarına ve dış politikasına ters düştüğü için hiç şüphesiz iki devlet arasında zaman zaman gerilmeler olmuştur. Tüm bu yaşanan gelişmelere bakıldığında sonuç olarak geçmişten günümüze uzanan bir Türkiye-ABD ikilisi vardır.

Türkiye gerek Batılı politikaları gerekse stratejik konumundan dolayı ABD için her zaman önemli bir müttefik devlet konumunda olmuştur. Türkiye’nin karşı tarafta olması demek bir nevi ABD’nin Ortadoğu kapısının kapanması demekti. Nitekim ikili ilişkilerin zayıfladığı dönemler de olmuştur. Bunların başında Körfez Savaşı yer almaktadır. ABD’nin stratejik politikaları Türkiye’nin çıkarlarına ters düşmüştür ve sonuç olarak her iki devlet arasındaki ilişkiler giderek zayıflamaya başlamıştır. Günümüze baktığımızda ise Türkiye’nin Rusya’dan almış olduğu S-400 füze savunma sistemleri ABD yönetimi açısından ciddi şekilde tehdit olarak algılanmıştır.

Nitekim Türkiye, bu savunma sisteminin yalnızca ülkenin güvenliğini korumak amacıyla alındığını belirtmiş olsa da ABD, bu füze sistemlerinin ABD açısından tehdit oluşturabileceğini ve Türkiye’nin Rusya ekonomisine destek olmasının ikili ilişkileri zayıflatacağını söylemiştir. Bununla beraber ikili ilişkiler zayıflamakla kalmayıp Türkiye, ABD tarafından çeşitli yaptırımlara da maruz kalmıştır. Bütün bu yaşanan gelişmeler bağlamında Türkiye-ABD ilişkileri sıkı bir müttefikken günümüze gelindiğinde bu ilişkiler kırılmaya başlamıştır. ABD’nin Türkiye’nin çıkarlarına ters düşen politikaları Türkiye’yi de ABD’den uzaklaştırmaya başlamıştır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ilişkiler ne kadar iyi ilerlemiş görünse de ABD’yi bizzat ilgilendiren birtakım savaşlar neticesinde Türkiye’den istediği desteği görememek ABD açısından hayal kırıklığı olarak nitelendirilmiştir. Sonuç olarak güçlü bir şekilde başlayan ikili ilişkiler günümüze gelindiğinde her iki devlet açısından hayal kırıklığıyla sonuçlanmış ve ilişkiler giderek zayıflamaya başlamıştır. ‘Stratejik Ortak’ adı altında başlayan bu süreç, günümüzde ‘müttefik iki devlet’ olmaktan öteye gidememiştir.

Ece Hallum

Dipnotlar

[1] Zehra Doğan, ‘Türkiye-ABD İlişkilerinin Temel Dinamikleri ve Stratejik İttifak Boyutu’, iibf Dergisi, cilt 9, sayı 2, 28.12.2019.

[2] Gültekin Sümer, ‘Stratejik İşbirliği ve Stratejik Ortaklık Kavramlarına Karşılaştırmalı Bir Bakış’, Ege Akademik Bakış (Ulusal Hakemli), cilt 10, sayı 2, Nisan 2010.

[3] Doğan, 2019

[4] Tayyar Arı- Ferhat Pirinççi, ‘Turkish-American Relations in the Context of Iraq War: From Crisis to Recovery’, Journal of South Asian and Middle Eastern Studies, volüme 34, number 1, Fall 2010, pp. 23.

[5]  VOA Haber, ‘ABD’den Türkiye’ye S-400 Yaptırımı’, 14 Aralık 2020,  https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-turkiyeye-s400-sebebiyle-yaptirim-karari-aldi/5699257.html  (e.t. 11.02.2022).

Kaynakça

DOĞAN, Zehra ( 28.12.2019 )‘Türkiye-ABD İlişkilerinin Temel Dinamikleri ve Stratejik İttifak Boyutu’, iibf Dergisi, cilt 9, sayı 2.

SÜMER, Gültekin ( Nisan 2010) ‘Stratejik İşbirliği ve Stratejik Ortaklık Kavramlarına Karşılaştırmalı Bir Bakış’, Ege Akademik Bakış (Ulusal Hakemli), cilt 10, sayı 2.

ARI, Tayyar- PİRİNÇÇİ, Ferhat (Fall 2010), ‘Turkish-American Relations in the Context of Iraq War: From Crisis to Recovery’, Journal of South Asian and Middle Eastern Studies, volüme 34, number 1.

VOA Haber, ‘ABD’den Türkiye’ye S-400 Yaptırımı’, 14 Aralık 2020,  https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-turkiyeye-s400-sebebiyle-yaptirim-karari-aldi/5699257.html  (e.t. 11.02.2022).

İŞYAR, Ömer Göksel, ‘Türk Dış Politikası Sorunlar ve Süreçler’, Dora Yayınları, 1.Baskı, Bursa, 2017.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here