Avrupa Birliği Küresel Salgında Başarısız Bir Performans mı Sergiledi?

Okunma Süresi: 6 dk 23 sn

2019 yılında ortaya çıkan ve en kötü yansımalarını 2020’de gösteren Korona virüs pandemisi, dünyanın birçok bölgesini siyasal, ekonomik, toplumsal yönlerden ciddi biçimde etkilemiştir. Küresel anlamda ekonominin küçülmesi, siyasi kriz ve protesto hareketlerinin artması, ülke yönetimlerinin virüse karşı mücadelede yürüttüğü politikaların etkinsizliği gibi unsurlar hemen akla gelen faktörlerdir. Hemen hemen her ülke pandemiye karşı ilk olarak ulusal önlemler alma yoluna gitmiş, bu yöntemin verimsizliği ve maliyeti ortaya çıktığında ise ülkelerarası işbirliği artmıştır. Bu yazının konusu olarak ise, Avrupa Birliği’nde pandemiye karşı yürütülen politikalarının etkisi incelenecek, AB’nin pandemiye karşı ne ölçüde başarılı cevaplar üretebildiği sorularına yanıt aranacaktır.

1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun ve sonrasında 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurulması ile başlanan Avrupa’nın bütünleşme ve derinleşme süreci, 21.Yüzyılın başlaması ile beraber ciddi bir değişim ve dönüşüm geçirme evresine girmiştir. Kurulduğu ve güçlendiği tarihler olan 1950-1990 boyunca uluslararası konjonktürde hakim olan Soğuk Savaş koşulları, birliğe çok önemli katkılar sunmuştur. Her şeyden önce, büyük bir dünya savaşı atlatmış olan bir kıtanın, savaşın ardından yeni bir rakibin, SSCB’nin, yükselmesi karşısında birbirine daha da kenetlenme yoluna gitmesi son derece önemlidir. Aynı zamanda, mevcut Soğuk Savaş koşulları doğrultusunda doğrudan bir şekilde ABD’nin desteğiyle kurulma ve genişleme olguları da birliğin sahip olduğu avantajlardandı. Bu destek kendini askeri ve siyasi olarak göstermiş ve Avrupa ülkelerinin soğuk savaş boyunca askeri bir maliyete girmeden, ekonomilerini sürekli güçlendirmelerini sağlamıştır.

21.yüzyıla geldiğimiz zaman ise, her şeyden önce birliğin doğup geliştiği uluslararası konjonktür artık çok daha karmaşık bir hal almıştır. Soğuk Savaş’ın ardından en büyük tehdit olan SSCB’nin dağılması, ABD’nin hegemon güce erişmesi ve başka coğrafi alanlara ilgi göstermesi AB’yi bir süre sürüncemede bırakmıştır. Soğuk Savaş’ın ardından Maastricht Anlaşması, Amsterdam Antlaşması ve Lizbon Anlaşmaları ile AB, derinleşme ve genişleme politikaları belirleyerek mevcut konjonktüre ayak uydurmaya çalışmıştır. 2008 Ekonomik krizi, Arap Baharı ardından oluşan kitlesel göç faaliyetleri, Brexit süreci, kimlik krizleri gibi sorunlar karşısında AB, birlik olarak ciddi sınamalara tabi tutulmuş son sınavı ise Covid-19 Pandemisi olmuştur.

Pandemiye Karşı AB

2020 yılının ilk aylarında Avrupa’da etkisini göstermeye başlayan pandemi, takip eden aylar boyunca ciddi sorunlara yol açmıştır. Ülkeler arası seyahatlerin yönetimlerce kısıtlanması turizm sektörüne, Çin’deki imalat sanayinin hız kaybetmesi tüm dünyada olduğu gibi AB’de ürün arzının kısıtlı ancak talebin bol olmasına bağlı olarak fiyat düzeylerinin yükselmesine, tıbbi ekipmanların eksikliğinin ciddi boyutlara ulaşmış olması da vatandaşların devletlerine ve birliğe karşı güven eksikliğine neden olmuştur. Salgının ilk döneminde ciddi ekonomik ve sağlık krizleri yaşayan İtalya, İspanya, Yunanistan gibi güney ülkelerinin yardımına AB’nin koşmaması veya çözüm üretmedeki yavaşlığı ilk göze çarpan olumsuzluktur. Zor durumda olan söz konusu ülkelere, hem ekonomik hem de sağlık ekipmanı yardımları Çin ve Rusya tarafından yapılmış bu durum birliğin dayanışma ruhuna ciddi zarar vermiştir. Almanya ve Fransa’nın sağlık ekipmanı ihracatlarını yasaklaması bu durumun hangi boyutlarda olduğunu gösterir niteliktedir. Aynı zamanda Schengen Bölgesi olarak tarif edilen, birlik ülkeleri arasında seyahat özgürlüğünün olduğu bölge de, her ne kadar birlik ülkeleri tarafından ilke olarak kapatılmaması gerektiği vurgulansa da, uygulamada birçok ülke Schengen Bölgesi yükümlülüklerine uymamıştır. Daha çok ulusal kapsamda önlemler alınma çabası ve dışarıdan virüsü yayacak bir durumun oluşmaması adına bu yola gidilmiştir.

Pandemi ile beraber AB bütünleşme mekanizmasının ve bürokrasi kapasitesinin eksiklikleri de ortaya çıkmıştır. Uluslar üstü bir örgüt olması sebebiyle çeşitli alanlarda ülkelerin egemenlik devri yaparak dahil olduğu örgüt, bu egemenlik devrini sağlık alanında yapmamıştır. Bu nedenle, birlik üyesi ülkelerin pandemiye karşı ulusal yollarla mücadelesi siyasi ve resmi anlamda tutarlı ve kurallara uygun görünmektedir. Ancak, yürütülen uygulamaların birlik ruhuna ve ülkeler arası dayanışma ilkesine zarar verdiği de ortadadır. Bu kapsamda, pandeminin ilerleyen dönemlerinde değişik zirvelerde ve toplantılarda her ne kadar bir birlik kuralı olmasa da, sağlık alanında birlik dayanışması içinde hareket edilmesi gerektiği çeşitli liderler tarafından dile getirilmiştir. Son olarak, Pfizer/Biontech, Moderna aşılarına Avrupa İlaç Ajansı tarafından onay verilip ülkelerde kullanılmaya başlanması, bu olumsuz durumun eksikliklerini en aza indirmeye yönelik adımlardır. Olabildiğince hızlı aşılama çalışmalarını teşvik eden ajans, sağlık alanında yetkili ve etkili bir mekanizma eksikliğini giderme amacı taşımıştır.

(Rus askeri araçları Koronavirüs salgını sebebiyle zor günler geçiren AB üyesi İtalya’ya sağlık malzemeleri intikali yaparken, 2020)

AB’nin pandemiye karşı mücadelede etkili olamamasının bir diğer nedeni ise tarihsel bir süreçte, kümülatif bir şekilde artan Birlik şüpheciliğidir. 2008 ekonomik krizinden ciddi bir şekilde etkilenen ve uzun yıllar boyunca üye ülkelerin ekonomik durumunu iyileştirme adımlarının üstüne pandemi etkisinin olumsuzluğu da yüklenince durum çok daha karmaşıklaşmıştır. Aynı zamanda kitlesel göç hareketleri, yükselen popülizm dalgası ve beraberinde oluşan kimlik tartışmaları ve içe kapanma eğilimleri, 2020’nin sonu itibarı ile gerçekleşen Brexit, birliğin gücünü gittikçe hırpalamıştır. Macaristan, Polonya gibi ülkelerde yükselen popülizm, Fransa’nın birliğinin gücünün azaldığı yolundaki önermeleri ve bu kapsamda yürüttüğü politikalar, güney ülkelerinin bir türlü ekonomik olarak iyileşme sürecine girememesi birliğin bütünleşmesini ve güçlenmesini engellemiştir. Hollanda, Avusturya, Fransa gibi ülkelerde de hükümetlerin salgınla mücadele yöntemine karşı halk protesto hareketlerine girişmiştir. Oluşan belirsizlik ve güvensizlik ortamı pandeminin ekonomik, siyasi ve toplumsal etkilerinden sadece biri olmuştur.

Mali yardım kapsamında, Almanya, Hollanda, Belçika gibi kuzey ülkelerinin virüse karşı zor durumda olan ülkelere yardım etmekte gönülsüz davranması birliğin ekonomik anlamda zor durumda kalmasına neden olmuştur. Bu kapsamda Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen de birlik ruhuna uygun şekilde hareket edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aynı şekilde Merkez Bankası Başkanı Christin Lagarde da birliğin ekonomik anlamda her zamankinden daha fazla birbirine bağımlı olduğunu vurgulamıştır, bu kapsamda bütçe çalışmaları yapılmıştır. AB Zirvesi’nde 2021-2027 mali yılı için belirlenen bütçe 1.8 trilyon Avro olmuş, her ne kadar bütçeyi onaylamak için uzun tartışmalar yapılmış olsa da sonuca varılmış ve oybirliğiyle alınan karar doğrultusunda önümüzdeki yıllar boyunca üye ülkelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Sonuç

AB krizlerle beraber güçlenen bir yapıya sahip olmasıyla dikkatleri çeken bir kuruluştur. Birliğin kurucu babalarından Jean Monnet’in de ifade ettiği gibi krizler olmasaydı AB gibi bir kuruluş olmayacaktı. Kıtada yaşanan iki büyük savaş sonrası kurulan ve gittikçe birbirine daha çok kenetlenen birlik ülkeleri, her dönemde yeni sorunlarla karşılaşmıştır. Son olarak pandemiye karşı mücadele yürüten birlik, her ne kadar başlangıçta birlik görüntüsü vermeyip ulusal yönelimde hareketlere sahne olsa da, belli bir süre sonra AB kurumsal mekanizması kapsamında cevaplar üretebilme özelliğine kavuşmuştur. Göç hareketleri, popülizm ve ulusalcı ve içe kapanmacı hareketler ekonomik krizler ve son olarak sağlık krizi birlik ülkelerinin başlıca ayrışma konularındandır. Ancak her ne kadar çeşitli krizler ve farklılıklar yaşansa da, birlik kapsamında kalmak ve bu doğrultuda politikalar yürütmek fayda-maliyet analizi yapıldığında çok daha karlı olduğu görülmektedir. Pandemi nedeniyle yaşanan zorluklar ve olumsuzluklar da, ilk olarak birliğin yapısından kaynaklı ortaya çıkmış, çeşitli zirveler, toplantılar ve politikalar sonucu bu zorlukların en küçük düzeye indirilmesi amaçlanmıştır. AB her ne kadar pandemiye karşı başarılı olduğu söylenemese de, kurumsal anlamda eksikliklerin görülmesi ve birlik dayanışmasının da onarılması gerektiğinin ortaya çıkması gibi olgular, birliğin bu pandemi deneyiminden çıkardığı sonuçlardır.

Muharrem Filiz
Stratejik Ortak Misafir Yazarı

  Koronavirüs Krizinin Türk Dış Politikasına Etkileri

KAYNAK



Gül, Kayhan. “ AB Salgın Döneminde Birlik Olmayı Başaramadı”. Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ab-salgin-doneminde-birlik-olmayi-basaramadi/2103919 (Erişim Tarihi:02.03.2021)

Özoğlu, Meriç.“AB Covid-19 salgınında serbest dolaşıma yönelik ortak bir plan üzerinde anlaştı” . Euronews,
https://www.google.com/amp/s/tr.euronews.com/amp/2020/10/10/ab-covid-19-salg-n-nda-serbest-dolas-ma-yonelik-ortak-bir-plan-uzerinde-anlast (Erişim Tarihi:03.02.2021)

Turan, İlter. “ AB Yol Ayrımında Mı?” https://www.google.com/amp/s/www.dunya.com/amp/kose-yazisi/ab-yol-ayriminda-mi/468170 (Erişim Tarihi:02.03.2021)



Günar, Altuğ ve Didem Öztürk Günar. “Covid-19 Krizinin Avrupa Birliği’ne Ekonomik Etkileri Üzerine” , Euro politika Dergisi, Cilt:4 Sayı:2

İKV. (2020), “AB Tarafından Covid-19’un Ekonomik Etkileri ile Mücadeleye Yönelik Alınan Önlemler”, 28 Temmuz 2020 tarihinde İstanbul Kalkınma Vakfı: https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?ust_id=3631&id=3765

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.



Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here