1959-1996 Yılları Arasında Türkiye – AB İlişkileri

Okunma Süresi: 68 dk 35 sn

Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkinin temeli 1959 yılına dayanmaktadır. Türkiye 1945 sonrası uluslararası konjonktür içinde Batı çizgisi hizasında yer almaya başlamış ve bu doğrultuda 31 Temmuz 1959’da Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ( AET ) başvuruda bulunmuştur.  Daha sonra 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmanın nihai hedefi olan gümrük birliği 1996 yılında resmen yürürlüğe girmiştir.

Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri Kronolojisi (1959-1996)[1]

1959

31 Temmuz: Türkiye, AET’ye başvurdu.

1963

12 Eylül: Türkiye-AET Ortaklık (Ankara) Anlaşması imzalandı.

1964

1 Aralık: 1963 Ortaklık (Ankara) Anlaşması yürürlüğe girdi.

1970

23 Kasım: 1963 Ortaklık (Ankara) Antlaşması’nda Gümrük Birliği sürecinin ikinci aşaması olarak öngörülen “Geçiş Dönemi”ni başlatan Katma Protokol imzalandı.

1971

1 Eylül: Katma Protokol’ün ticari hükümleri “Geçici Anlaşma” ile yürürlüğe konuldu. Böylece AET’nin Türkiye’den ithal ettiği sanayi ürünlerine uyguladığı gümrük vergileri ve miktar kısıtlamaları (tekstil ürünleri hariç) kaldırıldı.

1973

1 Ocak: Katma Protokol yürürlüğe girdi.

30 Haziran: Türkiye ve AET, aralarındaki 1963 Ortaklık (Ankara) Anlaşması’nı yeni üyeler İngiltere, İrlanda ve Danimarka’ya genişleten Tamamlayıcı Protokol imzalandı.

1982

22 Ocak: Avrupa Toplulukları, 12 Eylül 1980 askeri darbesini takiben 1983’te yapılacak seçimler öncesinde demokrasiye geçiş çağrısıyla 1963 Ortaklık (Ankara) Anlaşması’nı askıya aldı.

1986

16 Eylül: Türkiye-AET Ortaklık Konseyi’nin toplanmasıyla dondurulan ilişkiler yeniden canlandırıldı.

1987

14 Nisan: Türkiye, AET, AKÇT ve EURATOM’a ayrı ayrı tam üyelik başvurusu yaptı.

1989

18 Aralık: Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin tam üyelik başvurusu konusunda “Avis” olarak da bilinen “Görüş ”ünü yayınladı. AET’nin kendi iç pazarını tamamlayacağı 1992’den önce yeni bir üye kabul edemeyeceği ilan edildi. Ayrıca Türkiye’nin üyelikten önce ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlarda atması gereken adımlar olduğu belirtildi.

1990

6 Haziran: Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve Türkiye’yle her alanda işbirliğinin hızlandırılması konusundaki önlemleri içeren “İşbirliği Paketi” onay için Avrupa Konseyi’ne sunuldu.

1994

30 Temmuz: Avrupa Komisyonu, Gümrük Birliği’nin 1963 Ortaklık (Ankara) Anlaşması’nda belirtildiği gibi gerçekleşmesini sağlayacak ilkeleri belirledi.

1995

6 Mart: Brüksel’de yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında I/95 sayılı karar alındı. Tam adı “Gümrük Birliğinin Son Döneminin Uygulanmaya Konmasına ilişkin 1/95 Sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı” olan bu kararla “Geçiş Dönemi” tamamlandı ve 1 Ocak 1996 itibariyle Türkiye-AB Gümrük Birliği tesis edildi.

13 Aralık: 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, Avrupa Parlamentosu tarafından onaylandı.

1996

1 Ocak: Sanayi ürünleriyle işlenmiş tarım ürünlerini kapsayan Gümrük Birliği resmen yürürlüğe girdi.

İlişkilerin Tarihsel Gelişim Süreci

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin tarihsel gelişimine bakmadan önce batılılaşma hareketlerinin temeline bakmak gerekmektedir. Osmanlı Devleti’nde 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan batılılaşma hareketleri 1856 Islahat Fermanı ile devam etmiş ve bu dönem Osmanlı’nın yönünü Batı’ya çevirdiği yıllar olmuştur.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’ne tehdidine karşı ABD liderliğinde kurulan askeri ittifak örgütü NATO’ya 1952’de Yunanistan’la birlikte üye olmuştur. Öte yandan, ekonomisini toparlama arayışlarına başlayan Batı Avrupa’da da önce Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) (1951) sonra da Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) (1957) kurulmuştur.[2]

AET’nin kurulmasının ardından Türkiye,  31 Temmuz 1959 tarihinde Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Türkiye, AET üyeliği başvurusunu, Yunanistan’ın başvurusu üzerine gerçekleştirmiştir. Bunun en önemli nedeni; Batı dünyası içinde Yunanistan’ın daha etkin bir konuma gelmesini engelleme politikasıdır. Bu nedenle Yunanistan’ın 15 Temmuz 1959 tarihli başvurusundan tam 15 gün sonra, Türkiye başvurusunu yapmıştır.

Gereken incelemeleri yaptıktan sonra Topluluk Konseyi başvuruyla ilgili olarak, 11 Eylül 1959’da Komisyon’a Türkiye ile görüşmeleri yürütmesi için yetki verilmesini kararlaştırmıştır. Bunun üzerine başlayan görüşmelerin Ankara Anlaşması’nın imzası ile sonuçlanması tam 4 yıl sürmüştür.[3] Bunu sebebi; 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Türkiye ile AET arasındaki ilişkilere bir mola verilmesi zorunlu oldu. Aynı zamanda Fransa o dönemde İngiltere adaylığını da veto ediyordu. 1960 darbesinin ardından idamlardan dolayı Türkiye’yi de veto etmişti. 1960’lardan sonra idamlar onandı. Fransa vetosunu kaldırmadı. Ve böylece Türkiye – AET ilişkileri 1963’e kadar askıya alınmış oldu.

25 Haziran 1963’te Komisyon’un ve Türk hükümetinin temsilcileri tarafından Brüksel’de Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma 12 Eylül 1963’te İnönü Hükümeti ve Topluluk yetkilileri arasında Ankara’da imzalanıp 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmiştir.[4]

Ankara Anlaşmasının imzlanması
Anlaşmayı imzalayan Türkiye Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin

[5]

Ankara Anlaşması’nın 3 aşaması:[6]

  1. Hazırlık Dönemi: Anlaşmaya göre 5 yıl olarak öngörülen fakat görüşmelerin uzaması nedeniyle 8 yıl sürerek 1 Aralık 1964 – 31 Aralık 1972 tarihleri arasını kapsayan bu dönemde, Topluluk üstleneceği tek taraflı yükümlülüklerle Türk ekonomisini güçlendirmeyi ve Gümrük Birliği’ne geçişe hazır duruma getirmeyi taahhüt etmiştir. Topluluğun Geçici Protokol ile saptanmış bazı tarım ürünlerine ithal kolaylıkları tanımasının ve I. Mali Protokolün etkileri, 1958-64 döneminde düşmekte olan AET’nin Türkiye’nin dış ticaretindeki payının 1964-72 dönemindeki artışı ile görülür.
  2. Geçiş Dönemi: 1 Ocak 1973’te Katma Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle başlayan bu dönemde taraflar karşılıklı ve dengeli yükümlülükler esasına dayanarak, sanayi ürünleri ticaretinde Gümrük Birliği’nin kurulmasını hedeflemişlerdir. Topluluk, pamuk ipliği, pamuklu dokuma ve rafine petrol ürünleri hariç, Türk sanayi ürünlerine gümrük vergilerini ve kısıtlamaları derhal kaldırırken, bazı tarım ürünlerine de ithal kolaylıkları sağlamıştır. Türkiye ise AET menşeli sanayi ürünlerine uyguladığı gümrükleri kademeli şekilde 12 yılda kaldırmayı öngörmüş, korunması gereken hassas sanayi ürünleri içinse bu süreyi 22 yıla uzatmıştır.
  3. Son Dönem: Türkiye ile AET arasındaki ortaklık ilişkisindeki son dönem Ankara Anlaşması’nın 5. maddesinde şu şekilde vurgulanır: “Son dönem gümrük birliğine dayanır ve Akit Tarafların ekonomi politikaları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini gerektirir.

Ankara Anlaşması’nın 2. maddesinde Anlaşma’nın amacı şöyle belirtilmektedir: “Türkiye ekonomisinin hızlı kalkınmasını ve Türk halkının istihdam düzeyinin ve yaşam koşullarının yükseltilmesini sağlama gereğini göz önünde bulundurarak, taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi özendirmektir.”[7]

Dönemin Başbakanı İsmet İnönü, Avrupa Birliği’ni, “Beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser” olarak tanımlamıştır. [8]

13 Kasım 1970 tarihinde imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile birlikte, Ankara Anlaşması’nda öngörülen hazırlık dönemi sona ermiş ve “Geçiş Dönemi “ne ilişkin koşullar belirlenmiştir. Bu dönemde taraflar arasında sanayi ürünleri, tarım ürünleri ve kişilerin serbest dolaşımının sağlanması ve Gümrük Birliği’nin tamamlanması öngörülmüştür.

1971 yılı itibarıyla, Katma Protokol çerçevesinde, Topluluk, bazı petrol ve tekstil ürünleri dışında Türkiye’den ithal ettiği tüm sanayi mallarına uyguladığı gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarını tek taraflı olarak sıfırlamıştır. Buna karşılık, Türkiye’nin AB kaynaklı sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini tedricen sıfırlaması öngörülmüş ve böylece Gümrük Birliği’nin fiilen yürürlüğe girmesi için 22 yıllık bir süre tanınmıştır.[9]

Türkiye-AB ilişkileri, 1970’li yılların başından 1980’lerin ikinci yarısına kadar, siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı istikrarsız bir gelişim sergilemiştir. Özetle;

– 31 Temmuz 1959 yılında yapılan Ortaklık Başvurusu,

– 27 Mayıs 1960 İhtilali ve sonrasında yaşananlar,

– 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası ve gelişmeler,

– 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı,

– 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ilişkilerin seyrini bozmuştur.

Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara Anlaşması’nda öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden, üyelik başvurusunda bulunmuştur. Komisyon, bu başvuru ile ilgili görüşünü 18 Aralık 1989’da açıklamış ve kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan Topluluğun yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini belirtmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin, Topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu nedenle, üyelik müzakerelerinin açılması için bir tarih belirlenmemesi ve Ortaklık Anlaşması çerçevesinde ilişkilerin geliştirilmesi önerilmiştir.

Bu öneri Türkiye tarafından da olumlu değerlendirilmiş ve Gümrük Birliği’nin Katma Protokol’de öngörüldüğü şekilde 1995 yılında tamamlanması için gerekli hazırlıklara başlanmıştır. İki yıl süren müzakereler sonunda 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, Türkiye-AB Ortaklık İlişkisinin “Son Dönemi “ne geçilmiştir. Gümrük Birliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefine yönelik ortaklık ilişkisinin en önemli aşamalarından biridir ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine ayrı bir boyut kazandırmıştır.[10]

İlişkilerde İkinci Aşama: Katma Protokolün Yürürlüğe Girmesi

Hazırlık Dönemi boyunca Türkiye Topluluğa karşı herhangi bir yükümlülük altına girmemiştir. Hazırlık Döneminin ardından Geçiş Dönemini başlatacak olan Katma Protokol’ün TBMM’de onaylanması sırasında Adalet Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi üyeleri olumlu oy kullanırlarken Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Parti üyeleri, Türkiye’nin Geçiş Döneminin getireceği ekonomik yükümlülükleri üstlenemeyeceğini savunarak Katma Protokol’e ret oyu vermişlerdir.[11]

13 Kasım 1970’te “Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Türkiye Arasında Ortaklık İlişkisi Kurulmasına Dair Anlaşmaya Katma Protokol” taraflarca imzalanmıştır. Katma Protokol 1973 yılında yürürlüğe girmiştir.[12]

İlgili protokolün I. Kısmı, “Malların Serbest Dolaşımı”; II. Kısmı, “ Kişilerin ve Hizmetlerin Dolaşımı”;  III. Kısmı, “ Ekonomi Politikalarının Yaklaştırılması” ile ilgilidir.[13]

1970’li yıllarda Türkiye’yi etkileyen iç ve dış dinamikler ve yaşanan ekonomik sıkıntılar ile terörle mücadele, ülkemizin Avrupa Topluluğu’nun evrimine uyum sağlamasını da zorlaştırmıştır. 1973 yılı petrol krizinin ardından yaşanan ekonomik sıkıntıların da etkisiyle Türkiye, 1971’de imzalanan Katma Protokolde öngörülen gümrük birliğine geçiş sürecinin kısa olduğunu düşünmüş; bu durumun, sanayileşmesini ve ithal ikamesine dayalı kalkınma stratejisini olumsuz etkileyeceğini değerlendirmiştir. Netice itibariyle Türkiye, 1978 yılında Avrupa Topluluğu’ndan, gümrük birliği ilişkisinin gözden geçirilmesini talep etmiş ve beş yıllık ek bir süre istemiştir. Böylece, Türkiye ve Yunanistan’ın Toplulukla o zamana değin eşit ve dengeli şekilde yürüyen ilişkileri de farklılaşmaya başlamıştır.[14]

Yunanistan ile Avrupa Topluluğu(AT)  arasında 28 Mayıs 1979 tarihinde Katılım Antlaşması imzalanmış ve 1 Ocak 1981 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yunanistan’ın da Topluluğa katılmasıyla üye sayısı 10’a çıkmıştır. AT, aynı dönemde Türkiye’ye Yunanistan ile beraber üyelik için başvurmasını önermiştir. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit ise bu teklifi reddetmiştir. Ecevit bu teklifi, AT’nin ortak, Türkiye’nin ise Pazar olacağı gerekçesiyle reddetmiştir.

1980’li yıllarda, Avrupa Topluluğu’yla ilişkilerimizde, Türkiye’deki 12 Eylül askeri müdahalesinin de bir sonucu olarak, demokrasi ve insan hakları konuları ön plana çıkmıştır. Topluluk, Türkiye’de insan haklarının durumu hakkında raporlar hazırlamaya başlamıştır. 1984 yılı itibariyle Topluluk, -demokrasi alanındaki hassasiyetinden taviz vermeksizin -Ortaklık Anlaşması’nı canlandırma arayışına girmiştir. Ancak Topluluğa 1981 yılında tam üye olan Yunanistan, ilişkilerin normalleşmesini engellemiştir. Türkiye’nin 14 Nisan 1987’de yaptığı tam üyelik başvurusu da,[15] Yunanistan faktörü yanında Topluluğun dikey reform diye adlandırılan çalışmalarının ağırlık kazandığı bir döneme rastlamıştır. AB komisyonu, bu müracaatımıza 1989 yılında verdiği cevapta, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik konusundaki ehliyetini teslim etmekle birlikte, Birliğin derinleşme ve müteakip genişleme sürecinin tamamlanmasının beklenmesini, bu arada da gümrük birliğinin tamamlanmasını önermiştir.[16]

[17]

Ankara Antlaşması’nın Üçüncü Adımı: Gümrük Birliği

Gümrük Birliği, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eş etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca, birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik entegrasyon şekli olarak tanımlanmaktadır.[18]

Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğinin kurallarını belirleyen ve 6 Mart 1995 tarihinde kabul edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı Ankara Anlaşması ve Katma protokolü aşan yükümlülükler ihtiva etmektedir. 1/95 sayılı OKK’da zikredilen söz konusu yükümlülüklerin bir kısmının Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte bir kısmının ise belirli bir geçiş dönemi zarfında tamamlanması öngörülmüştür. Hâlihazırda Karar’da öngörülen geçiş süreleri tamamlanmış bulunmaktadır.[19]

Gümrük Birliği Kararı kurumsal hükümler de içermektedir. 1/95 sayılı OKK, Gümrük Birliğinin işleyişiyle doğrudan ilgili alanlarda Türk mevzuatının Topluluk mevzuatıyla sürekli uyumu ilkesini tesis etmiş ve bu alanları, ticaret politikası, üçüncü ülkelerle imzalanan ve sanayi ürünleri itibariyle ticari boyutu olan anlaşmalar, sanayi ürünleri ticaretindeki teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin mevzuat, rekabet, sınai ve fikri mülkiyet ile gümrük mevzuatı olarak belirlemiştir. Karar, söz konusu uyum ilkesini hayata geçirmek için temelde 3 prensibe dayanan sürekli bir danışma prosedürü öngörmüştür. Bu çerçevede,

  • Bir Gümrük Birliği Ortak Komitesi kurulması ve Komite’nin görevlerini yerine getirmesine yardım için gerekli göreceği şekilde alt komiteler ve çalışma grupları oluşturulması,
  • Komisyon, Konsey ya da Türkiye tarafından gümrük birliğinin doğrudan isleyişiyle ilgili bir mevzuat hazırlandığında ya da kabul edildiğinde, Komite içinde bir danışma ve bilgilendirme sürecinin tesis edilmesi,
  • Komisyonun teknik konularla ilgili komite toplantılarında Türk uzmanların da yer alması, karar bağlanmıştır.[20]

1/95 sayılı OKK başlıca aşağıdaki alanlarda hükümler içermektedir.

  • Malların serbest dolaşımı (taraflar arasında gümrük vergisi ve miktar kısıtlamalarının kaldırılması ve Ortak Gümrük Tarifesi uyumu),
  • Teknik mevzuat uyumu,
  • Ortak Ticaret Politikası’na uyum,
  • AB’nin tercihli gümrük rejimlerinin üstlenilmesi,
  • Türkiye’nin Topluluk Ortak Tarım Politikası’na uyumu ve tarım ürünleri ticaretinde uygulanacak tercihli rejim,
  • Gümrük Kodu’na uyum ve karşılıklı idari işbirliği,
  • Yasaların yakınlaştırılması (Fikri, sınai ve ticari mülkiyetin korunması; Gümrük Birliği’nin rekabet kuralları; ticari korunma araçları; kamu alımları; vergilendirme),
  • Kurumsal hükümler (Gümrük Birliği Ortak Komitesi; danışma ve karar usulleri; uyuşmazlıkların çözümü; korunma tedbirleri).[21]

Gümrük Birliği bir anlaşmayla değil; Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren tamamlanmıştır.[22]

SONUÇ

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası konjonktür ile birlikte Türkiye maruz kaldığı Sovyet tehdidi sonucu yönünü Batı’ya çevirmiş ve bunun ilk adımı olarak 1952 yılında NATO’ya katılmıştır. Artık Batı çizgisi hizasında ilerleyen Türkiye 1959 yılında AET’na başvuruda bulunarak Avrupa ile bütünleşme yolunda ilk adımlarını atmıştır. 1959 yılında başlayan süreç 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan “Ankara Antlaşması” ile ilişkilerde farklı bir boyuta evirilmiş ve nihayetinde anlaşma ile birlikte Türkiye üç aşamalı bir süreci izleyerek tam üyelik yolunda adımlar atmaya başlamıştır.

Anlaşmada öngörülen hazırlık döneminin tamamlanmasıyla birlikte, 13 Kasım 1970 tarihinde imzalanan “Katma Protokol”, geçiş döneminin hükümlerini ve tarafların üstleneceği yükümlülükleri düzenlemiştir. Katma Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle başlayan ve karşılıklı yükümlülük esasına dayanan geçiş dönemi, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği’nin kademeli olarak tesisini amaçlamış bulunmaktaydı.

Yunanistan’ın 1981 yılında resmen AT’na girmesinin ardından Türkiye 14 Nisan 1987 tarihinde AT’na tam üyelik başvurusunda bulunmuş ancak AT, Türkiye’nin ve Topluluk ’un henüz tam üyelik için hazır olmadığını öne sürerek 1989 yılında başvurusunu geri çevirmiştir.

Tüm bunların ardından ilişkileri hareketlendirmek amacıyla, 1992’de yapılan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısında, Gümrük Birliği’nin hazırlıklarını yapmak ve buna dair ilişkin usul ve esasları tespit etmek amacıyla bir Komite kurulmuştur. Komite çalışmalarının sonucunda, Gümrük Birliği bir anlaşmayla değil; Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren tamamlanmıştır.

KAYNAK

DENK, Erdem “ Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri “, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2016

UYSAL, Ceren “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihsel Süreci ve Son Gelişmeler”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, 2001

KOLEKTİF, “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri”, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir, 2019

İnternet Kaynakları:

http://www.tuicakademi.org/turkiyenin-tam-uyelik-basvurusu-ve-basvuruya-at-komisyonun-gorus-raporu/

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ve-avrupa-birligi_ne-tam-uyelik-sureci.tr.mfa

https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/gumruk-birligi

https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ab-gumruk-birligi.tr.mfa

https://www.avrupa.info.tr/tr/gumruk-birligi-ab-ile-turkiye-arasindaki-ticareti-desteklemek-52

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ile-avrupa-ekonomik-toplulugu-arasinda-bir-ortaklik-yaratan-anlasma-_ankara-anlasmasi_-12-eylul-1963-.tr.mfa

Türkiye-AB İlişkilerinin Başlangıcı

https://www.ab.gov.tr/p.php?e=111

https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/turkiye-ab-ortaklik-iliskisinin-kurulmasi-ankara-anlasmasi-ve-katma-protokol

http://www.mfa.gov.tr/avrupa-ekonomik-toplulugu-ile-turkiye-arasinda-ortaklik-iliskisi-kurulmasina-dair-anlasmaya-katma-protokol—23-kasim-1970.tr.mfa

[1] Erdem Denk, “ Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri “, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, s.6-8.

[2] Erdem Denk, “ Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri “, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, s.32

[3] Ceren Uysal, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihsel Süreci ve Son Gelişmeler”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, s.142

[4] Anlaşmanın tam metni için bkz. http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ile-avrupa-ekonomik-toplulugu-arasinda-bir-ortaklik-yaratan-anlasma-_ankara-anlasmasi_-12-eylul-1963-.tr.mfa ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[5] https://www.stratejikortak.com/2016/03/turkiye-ab-iliskileri-tarihcesi.html ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[6]   Ceren Uysal, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihsel Süreci ve Son Gelişmeler”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, s.143

[7] 1963 Tarihli Ankara Antlaşması madde: 2.

[8] https://www.ab.gov.tr/p.php?e=111 ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[9]   https://www.ab.gov.tr/p.php?e=111 ( Erişim Tarihi: 15.05.2020)

[10] https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/turkiye-ab-ortaklik-iliskisinin-kurulmasi-ankara-anlasmasi-ve-katma-protokol ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[11] Ceren Uysal, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihsel Süreci ve Son Gelişmeler”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, s.143

[12] https://www.ab.gov.tr/p.php?e=111 ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[13] Protokolün tam metni için bkz. http://www.mfa.gov.tr/avrupa-ekonomik-toplulugu-ile-turkiye-arasinda-ortaklik-iliskisi-kurulmasina-dair-anlasmaya-katma-protokol—23-kasim-1970.tr.mfa ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[14] Ceren Uysal, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihsel Süreci ve Son Gelişmeler”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, s.144-145

[15] Türkiye Cumhuriyeti, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara anlaşmasından bağımsız olarak bu antlaşmada öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden bir Avrupalı bir devlet olarak; AKÇT’yi kuran antlaşmanın 98. maddesine göre AKÇT’ye, AET’yi kuran antlaşmanın 237. maddesine göre AET’ye, EURATOM’u kuran antlaşmanın 205. maddesine göre EURATOM’a,  tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Tam üyelik başvurusuna ilişkin mektup, dönemin devlet bakanı Ali Bozer tarafından, Brüksel’deki Palais Egmont sarayına, topluluk dönem başkanı ve Belçika dışişleri bakanı Leo Tindemans’a verildi. Daha sonra AET komisyonu başkanı Jacques de Lors’u ziyaret ederek, mektubun bir kopyasını ona da iletmiştir.

[16] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ve-avrupa-birligi_ne-tam-uyelik-sureci.tr.mfa ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[17] https://twitter.com/trdispolitika/status/844119477054853120

[18] https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/gumruk-birligi ( Erişim tarihi: 15.05.2020)

[19]https://ticaret.gov.tr/data/5b87236813b8761450e18ee4/G%C3%BCmr%C3%BCk%20Birli%C4%9Fi%20Detayl%C4%B1%20Bilgi.docx

[20]https://ticaret.gov.tr/data/5b87236813b8761450e18ee4/G%C3%BCmr%C3%BCk%20Birli%C4%9Fi%20Detayl%C4%B1%20Bilgi.docx

[21] https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/gumruk-birligi

[22] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ab-gumruk-birligi.tr.mfa

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments