Doğu Akdeniz Jeo-Politiği Çerçevesinde Gambot Diplomasi

Okunma Süresi: 5 dk 30 sn

Doğu Akdeniz olarak adlandırılan, tarihte ‘adalar denizi’ olarak hafızamızda yer edinen coğrafi alan gerek tarihi, gerek jeo-politik konumu, gerek jeo-stratejik konumu gerekse jeo-ekonomik durumu açısından daima küresel güç merkezlerinin ilgi odağında olmuştur. Tarihinden bir çok medeniyete ev sahipliği yapan Doğu Akdeniz, günümüzden yıllar önce deniz ticaretine hakim olma ve verimli toprak arazilerinden faydalanma adına mücadelelere sahne oldu. Bölgede hayat bulan siyasal organizasyonlar açısından önemi yüksek olan Doğu Akdeniz, sahildar devletler kadar enerjide söz sahibi olan/olmak isteyen devletlerin ve aktörlerinde ilgisini çekmektedir. Yazımızda Doğu Akdeniz bölgesinin kısa bir tanım ve jeo-politiği üzerinde analiz yaptıktan sonra bölgeye kıyıdaş devletlerin ve aktör devletlerin amaçlarının ve çıkar çatışmasının diplomasinin yetersizliği nedeniyle askeri boyuta geçisin diplomatik bir kavram olan Gambot Diplomasi üzerinden açıklamaya çalışacağız.

Doğu Akdeniz Jeo-Politiği Üzerine Kısa Değerlendirme

Doğu Akdeniz literatürdeki tanımı haliyle, Tunus’un Bornn ve İtalya’nın Sicilya adalarının doğusunda kalan havzaya verilen isimdir. Doğu Akdeniz’e sahildar 11 devlet bulunmaktadır. Bu devletler; İtalya, Tunus, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, Libya ve Kıbrıs olarak nitelendirilmek mümkündür. Bölge giriş bölümünde bahsettiğimiz üzere oldukça önemlidir. Zira sahildar devletler arasın da yaşanan çıkar çatışmaları ve ittifak arayışları bölgedeki anlaşmazlıkların temelini oluşturmaktadır. Yapılan ittifakların tüm sahildar devletleri kapsamaması, devletler arası iş birliğinin kısıtlı olması ve diyalog yollarının hakkaniyet kuralları dışında hareket edilmesi sonu kapalı olması, kıyıdaş devletlerin uluslararası hak ve yükümlülüklerinden doğan haklarını yok saymaktadır, görmezden gelmektedir. Bu durum uzlaşı zemininin oluşturulamaması nedeniyle Doğu Akdeniz’i gerek bölgesel gerekse küresel boyutta çözülemeyen sorun haline getirmektedir.


Bilindiği üzere Doğu Akdeniz sadece kıyıdaş devletlerin değil, sahili olmayan ancak enerji alanında söz sahibi olan küresel aktörler tarafından da yakından takip edilmektedir. Bu ülkeler başlıca, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Almanya ve İngiltere olarak sıralamak mümkün. Ayrıca bir ulus üstü yapı niteliğine sahip Avrupa Birliği tarafından da gelişmeler yakından takip edilmektedir. Yunanistan ve İtalya’nın AB üyesi ülkeler statüsünde olması, Avrupa yüksek enerji ihtiyacının Doğu Akdeniz havzasından karşılama isteği AB’yi de başat aktörler arasına almayı başarıyor.

Aktör ülkelerin enerji şirketleri üzerinden bölge de sismik araştırma gerçekleştirmesi ve araştırmaların kıyıdaş devletlerin sınırları dışına taşması, Doğu Akdeniz’de oluşan ittifaklar ve bu ittifaklar arasında yaşanan sorunlar, uluslararası hukuka ayrılık gibi uyuşmazlık konuları bölgede zaman zaman krizlere yol açmaktadır. Özellikle GKRY Kıbrıs’ın güneydoğu açıklarında bulunan enerji yataklarının bölüşülmesi, çıkartılıp işletilmesi kapsamında, İsrail ve Mısır gibi bölge ülkeleriyle daha önce sınırlı olan ilişkilerini geliştirmek, Ada’nın tek söz sahibi sıfatıyla antlaşmalar yapmak ve Total, Eni, ExxonMobil  gibi uluslararası şirketlere tek taraflı imtiyazlar vermek suretiyle, ekonomik çıkarın yanı sıra KKTC ve Türkiye aleyhine siyasi güç de elde etmek istiyor olması, Türkiye tarafından kesinlikle kabul edilebilir bir durum değildir. Her şartta Doğu Akdeniz’de bir oldu bitmeye müsemma göstermeyeceğini dile getiren Türk yetkililer ve uzmanlar sorunların diplomatik kaynaklar ile çözülmesini istemektedir. Ancak Yunanistan, GKRY ve Mısır ortaklığı bölgede çıkarılacak olan hidrokarbon kaynaklarının paylaşımında Türkiye’nin belirlemiş olduğu sahaları görmezden gelmesi bölgesel güvenliği riske atmaktadır. İki NATO üyesi ülke olan Türkiye ve Yunanistan’ın askeri olarak karşı karşıya gelmesi tabii ki bu kollektif güvenlik örgütü tarafından kabullenilir bir durum değildir.

Gambot Diplomasi Nedir?

Gambot (ingilizce Gunboat’tan gelir); bir ya da birkaç top ve makineli tüfekle donatılmış, karaya yakın sularda ve büyük ırmaklarda kullanılan küçük savaş gemisi olarak literatürde tanımlanır. Gambot diplomasisi bugün ortaya çıkan bir kavram olarak algılamak yanlıştır. Zira 19. ve 20. yüzyıllarda İngiliz ve Amerikan sömürgeciliğinin elindeki en etkin siyasi ve askeri araç olmuştur. Güçlü donanmalara sahip büyük devletler kontrol altına almak istedikleri devlete karşı denizden ülke kıyısına yaklaşıp, donanma gemilerinin toplarını şehre yönelterek ve güçlü bir donanma baskısı uygulamak suretiyle donanması bulunmayan ve sadece kara gücü mevcut olan hasım devletin çaresiz ve endişe içerisinde bırakılmasıdır.

Yani güçlü donanmalara sahip devletlerin güç gösteresi yaparak (bu bir savaş ilanı anlamını taşımaz) siyasi taleplerini deniz gücüyle düşman devlete kabul ettirmesini sağlayan dış politika aracıdır. Türkiye açısından bu politika ilk adım, Türkiye’nin 17 Mart 2002 tarihinde Güney Kıbrıs adına araştırma yapan Northern Axis adındaki Norveçli sismik araştırma gemisini, TCG Giresun firkateynini kullanarak şu an mavi vatan olarak adlandırılan deniz alanlarını terk edip güneye doğru gitmeye zorlaması ile Doğu Akdeniz’de uygulamaya başlanmıştır.

Günümüzde ise Libya ile deniz alanları sınırlandırma anlaşması ile ülkemize ait 2 firkateynimiz gambot diplomasisini Belkasım Hafter güçlerine karşı aktif olarak Doğu  Akdeniz’de uygulamaya başlamıştır. Ardından ise geçtiğimiz günlerde Oruç Reis adlı sismik araştırma gemimizin Meis ve Rodos adası arasında NAVTEX ilânı sonucu Yunanistan’ın tehditkâr tutumu sonucu deniz kuvvetlerimize ait savaş gemilerimizin bölgeye intikali örneklendirilebilir. Günümüzde ise yeni bir NAVTEX krizi sonucu Gambot diplomasinin Doğu Akdeniz’de herhangi bir anlaşma zemini doğmazsa devam edebileceğini dile getirmek yanlış olmayacaktır.

Sonuç Yerine

Doğu Akdeniz bölgesi, Orta Doğu ve Kafkaslara olan coğrafi yakınlığı sebebiyle 20. yüzyılın başlarından günümüze kadar bölgesel ve küresel ölçekli güç mücadelelerine ve enerji merkezli jeopolitik çekişmelere ev sahipliği yapmıştır. Özellikle 2000’li yılların başından bu yana hidrokarbon rezervlerinin keşfedilmesi bölgenin jeopolitiğinde önemli değişikliklere neden olmuş ve başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri adına güvenliği tehdit eden kırılgan bir zemin oluşturmuştur. Zamanlar bölge devletleri tarafından yapılan anlaşmalar diğer bölge devletlerini saf dışına itmesi ve haklarına saldırı bölgesel güvenliğin temelini sarsacak olayları hazırlamıştır.

Doğu Akdeniz üzerine yazılabilecek sayfalarca yazı ve onlarca akademik makale ve analizin tamamında karşımıza çıkacak olan sonuç, azalan kaynaklar ve artan nüfusun ve talebin etkisiyle dikkatlerin eskiye daha fazla denizlerde bulunan hidrokarbon kaynaklarına cevrildiginin ve bu kaynaklardan birine sahip Doğu Akdeniz havzasına ülkemizin en uzun kıyı şeridinin bulunması, buradaki hak ve yükümlülüklerine gerek diplomatik kaynaklar ile gerekse askeri faaliyetler ile korunması gerektiğine varılacaktır.

Son olarak gözden kaçırılmaması gereken en önemli güncel sorunlardan biride Doğu Akdeniz’deki mevcut paradigmayı değiştiren enerji satrancı, bölge ülkelerinden en kritiği olan Suriye ve Lübnan’da yaşananlar ve müdahaleye varacak noktaya gelen gelişmeler dikkate alındığında, dünya siyasetinde Orta Doğu ile birlikte merceğin odaklandığı yerlerden biri olmaya devam edecektir.

Muhammet Kağan Kesemen

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAK

https://dergipark.org.tr/tr/pub/guvenlikstrtj/issue/7529/99176

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/dogu-akdeniz-enerji-denklemi-ve-uluslararasi-hukuk/1349235

https://tasam.org/tr TR/Icerik/53564/turkiyenin_dogu_akdenizdeki_yetki_alanlarina_iliskin_sinirlandirma_sorunlari_ve_bolgedeki_enerji_kesiflerine_iliskin_bir_degerlendirme

https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-do%C4%9Fu-akdenizde-yeniden-navtex-ilan-etti/a-54358733

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/749607

YAYCI, C . “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi”. Güvenlik Stratejileri Dergisi 7 (2011 ):

Cem GÜRDENIZ Mavi Vatan Yazıları kitabı

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments