Yeşil Siyasetin Ortaya Çıkışı ve Alman Yeşil Partisi: “Die Grüen” Örneği

Okunma Süresi: 9 dk 54 sn

Yeşil hareket, çevresel amaçlara önem veren, şiddet karşıtlığı ve toplumsal adaleti savunan, katılımcı demokrasi üzerinde biçimlenmiş bir ideoloji olarak tanımlanmaktadır (Kaya,2011:5). Yeşil hareketin temel amacı doğanın ve barışın korunmasıdır. Bu hareket için yeşil bir toplumda toplumun genel çıkarlarına özen gösterilmelidir. Bu toplumda doğaya saygılı olmak ve korumak çok önemlidir. Yeşil harekette amaç, iktidara geldikten sonra belirli programlar uygulatmak değil, halkın isteğine bağlı olarak yeni bir anlayışın geliştirilmesini sağlamaktır (Özer,2001:180).

Yeşiller hareketi, çevreyle ilgili sorunların çözümünde öz çıkara ve sağduyuya yönelik çağrı yaparak, insanoğlunu ekolojik bakımdan güçlü siyasaları ve dünya görüşlerini benimsemeleri için “Yeni Siyaset” anlayışına vurgu yapmıştır (Üste, 2015, s. 42).

Yeşil siyasetin gelişimi, ekonomik temelde düşünenlerin ülke genel siyasetine yön verenlerle birlikte hareket etmeleri sonucunda toplumsal özyapının bundan etkilenmesine bağlanmıştır (Üste, 2015, s. 40). Çevreci düşüncenin siyasal alanda kendine yer bulması 1980 sonrasına denk gelir. Yeşil düşüncenin siyasal hayattaki temsilcileri yeşil partiler olmak üzere yeşilci sivil toplum örgütleridir. Çevreci anlayışla kurulan örgütler ve siyasi partiler, çevreci anlayışı temel almanın yanı sıra demokrasiye, sivil haklara, adalete karşı bakış açılarını ortaya koymuşlardır. Çevreci örgütlerin faaliyetleriyle ülke yöneticileri etkileme çabası ve siyasette çevreci anlayışın ortaya çıkması yeşil siyaset anlayışını ortaya çıkarmıştır (Bozkır, 2018, s. 61).

1970’li yıllardan sonra daha politik ve farklılaşan çevreci örgütlerin ve çevreci anlayışa sahip grupların yaptıkları gösterilerin, protestoların siyasi alanda istenilen karşılığı bulamadığını düşünmeleri çevrecileri partileşmeye yönlendirmiştir (Göktolga, 2013, s. 130). Endüstri toplumuna karşı olan eleştiri zamanla kendilerini “yeşiller” olarak adlandıran grupların oluşmasına yol açmıştır. Yeşiller kavramı ise Alman Yeşiller Partisi’nin 1983 yılında yapılan seçimlerde %5,6 oy alarak Federal meclise girmesinden sonra moda olmuştur (Bozkır, 2018, s. 61).

Toplumsal hareketten yeşil siyasete dönüşümde Alman Yeşilleri’nin öncülüğünde üç genel sorun üzerine siyaset oluşturulmuştur. Bunlar: kaynak problemleri, atık problemleri ve ahlaki problemlerdir. Yeşil siyaset, çevreye ait doğal sistemin bozulması ile hız kazanmıştır. 1972 yılında Roma Kulübü’nün raporu ile dünya siyaseti ve ekonomisinde şok bir etki yapmıştır. Raporda dünya nüfusu, endüstrileşme, kirlilik, gıda üretimi ve kaynakların tükenmesi hususlarında, dünyanın kaynaklarının 1992 yılında tükenebileceği tahmini yer almıştır. Bununla birlikte çevre sorunları uluslararası bir kaygı haline dönüşmeye başlamıştır. İç siyasal yapılanmalarda bu tür toplumsal hareketler ‘siyasal parti’ olarak yer almaya başlamıştır (Heywood, 2013, s. 458).

Yeşil siyaset, 20.yüzyılın sonlarına doğru kurulmaya başlayan yeşil partilerin ve çevresel sorunların dile getirilmesinde baskı ve çıkar grubu olma özelliğine sahip, yeşil anlayışa odaklı sivil toplum örgütlerinin benimsedikleri değerler ekseninde şekillenmiştir. Uluslararası ve ulusal alanda çevre korumacı veya radikal çevreci anlayışa sahip çok sayıda sivil toplum örgütü mevcuttur (Bozkır, 2018, s. 61).

Ekolojik hareketin, içinde geliştiği şartlar doğrultusunda partileşmeye gittiğini söylemek yanlış olmaz. Partileşme sürecinin en önemli nedeni mevcut kurumsal partilerin ekolojik taleplere cevap veremiyor olmasıdır. Siyasal çatışmanın sağ ve sol kanadındaki hiçbir parti çevresel sorunlarla mücadele konusunda duyarlılık göstermemişlerdir (Göktolga, 2013, s. 132).

Yeşiller Partisi tüm dünyada çevreci hareketin en önemli siyasi temsilcilerinden birisi olarak kabul edilir. Ağırlıklı olarak Avrupa’da olmak üzere tüm dünyada Yeşiller adıyla anılan bir çevreci hareket söz konusudur. Bu hareket bazı ülkelerde siyasi parti formunda örgütlendiği gibi, bazı ülkelerde ise sadece bir sivil toplum örgütü şeklinde örgütlenmiştir (Tuna, 2015, s. 307).

Yeşil partiler, önce fikir kulüpleri olarak ortaya çıkan ve daha sonra siyasal partiye dönüşen bir gerçeklik gösterdiğinden “parlamento dışından kurulan partiler” sınıflaması içinde yer almaktadır (Üste, 2015, s. 40). Geleneksel siyasetten dışlanmasının nedenlerinden biri, yeşil hareketin endüstri karşı tavrının işçi sınıfının çıkarları ile çelişmesidir. İkinci neden ise, bu partilerin hiyerarşik ve bürokratik yapılanmanın yeşil taleplerin gerektirdiği politika değişikliklerini yapmaya izin vermemesidir (önder, 2010). Yeşil siyaset kendine yakın bulduğu ideolojilerle bağlantı halindedir. Yeşil siyaseti daha çok sol ideoloji içinde değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda yeşil partiler, çevresel gayelere değer veren, toplumsal adaleti, katılımcı demokrasiyi, şiddet karşıtlığını benimsediklerini ve güçlerini temelde üç unsurdan aldıklarını ifade ederler. Bunlar; çevrecilik, demokrasi ve sosyal adalettir. Ayrıca demokrasi ve çevre ile ilgili çalışmalarının dışında sivil haklar, pasif direniş, toplumsal direniş, toplumsal eşitlik, sosyal ilerleme, âdem-i merkeziyetçilik gibi konularda da çalışma yaparlar (Bozkır, 2018, s. 62).

Yeşil düşünce, sorunları çözebilmek için oluşturulmuş klasik anlayışın dışına çıkarak mevcut ekolojik sisteme ve değerlere eleştiriye ağırlık vererek, çevre korumacılığı değil, insanların içinde yaşadıkları doğal, kentsel, toplumsal çevrenin ve bu çevreyle ilişkilerin niteliğinin tartışıldığı bir platformdur. Yeşiller Partileri’nin temelinde, özgürleştirici bir çevrenin sorgulanarak, bütünlükçü bir eleştiri ile programın oluşumu söz konusudur (Üste, 2015, s. 43).

Alman Yeşil Partisi: “Die Grüen” Örneği

Almanya’da 1970’lerde başlayan yeşil hareket, Almanya’nın bazı özel şartları dolayısıyla Fransa gibi ülkelerden geç başlamasına rağmen, çok hızlı gelişmiş ve parlamentoda temsil edilen bir siyasi partiye dönüşmüştür (Görmez, 2018). İkinci Dünya Savaşı sonrasında savaşa kaçan protesto hareketleri, barış ve silahsızlanma hareketleri, öğrenci hareketleri, vatandaş inisiyatifleri ve alternatif hareketin gelişmesi gibi süreçler, Almanya’da çevre sorunlarının siyasallaşması sürecini hızlandırmıştır. (Özer, 2001, s. 184). 1983 yılında Alman Yeşilleri’nin çevre kavramına farklı yaklaşımı ve işlevleri parti olmalarını aynı zamanda parlamentoya girmelerini sağlamıştır (Üste, 2015, s. 43).

Yeşil Parti’nin bugünkü halini almasında etkili olan yeşil protesto hareketleri ilk olarak 1968 öğrenci hareketi ile başlamıştır. Daha çok sol ideolojik safta yer alan yeşil siyaset anlayışı ile dönemin nasyonal sosyalist ve otoriter eğilimleri görüş olarak zıt düşmüştür (Özer, 2001, s. 185).

Alman Yeşil Parti, üretirken doğanın zarar görmemesine dayanan bir siyasal felsefe ortaya koymaya çalışmıştır. Bir nevi bilinç yükseltmenin altını çizmişlerdir. Bu hareketler genelde nükleer yapılanmaya ve toplumun bozulmasına karşı başlamış olup hareketin başlıcaları “Hippiler ve Yipiler”dir. Daha sonra bunların güçlü desteği ile öğrenci hareketleri büyümüştür. Yeşil hareketin ikinci kaynağı ise bu hareketler olmuştur. Ardından vatandaş girişimlerinin arttığı ve toplumda önemli bir yer işgal ettiği görülmektedir. Sosyal Demokrat Parti ve Hür Demokrat Parti’nin de yeşiller hareketi etkisini yadsımak mümkün değildir. Almanya’da çevre problemlerinin artmasına paralel olarak halkın büyük bir kısmı Sosyal Demokrat Parti’ye ve Hür Demokrat Parti’nin reformcu çevre politikalarıyla sorunların çözüleceğini ümit ederken, genç ve iyi eğitimli, orta sınıftan bazı insanlar buna inanmayarak başka çözümler geliştirdiler. Özellikle ‘barış hareketi’ bunlar içinde önemli bir güç sağlayarak Almanya’da pek çok grubun partisizliği savunmasına rağmen kurulmuştur. Böylece bazı radikal grupların karşı çıkmasına rağmen yeşil hareket siyaset sahnesine çıkmıştır (Görmez, 2018).

Yeşil Parti’nin oluşum sürecinde, nükleer karşıtı hareket önemli rol oynamıştır. 1970’lerden itibaren yerel seçimlerde Baden-Württemberg ve Schleswing-Holstein eyaletlerinde “Çevre Koruma Listesi”, “Yeşil Liste”, Nükleer Güç-Hayır Teşekkürler” gibi örgütlerle etkili olmuş ve Aşağı Saksonya’da azımsanmayacak bir başarı elde etmiştir (Üste, 2015, s. 44).

Partileşmeye karar veren hareket “muhafazakâr ve sol grupların” tek bir listede birleşmesini sağlayan “Çevre Koruma İçin Yeşil Liste”dir. Bavyera’da da önemli bir gelişme yaşanmış ve birbirinden bağımsız gruplar “Die Grüen” adlı bir seçim ittifakında örgütsel bağımsızlıklarını ve yapılarını kaybetmeden bir araya gelmişlerdir.

Alternatif Siyasal İttifak, “Yeşiller” adı altında birleşerek Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmış ve %3,2 oy oranına (yaklaşık 900 bin civarı oy) ulaşmışlardır. (önder, 2010) Bu oy oranı Parti’nin federal bütçeden siyasi parti olarak yardım almasının önünü açmıştır (Özer, 2001, s. 186). Almanya’daki yeşil protestolar 1978’te 38 bin kişilik destekçiye sahipken, 1980’e gelindiğinde 11,300’ü bölgesel, 130’u bölgeler üstü olmak üzere yaklaşık 5 milyon insanın desteklediği bir hareket haline dönüşmüştür (Özer, 2001, s. 186). Parti’nin resmen kurulması Ocak 1980’de gerçekleşmiştir.

Alman Yeşilleri 1980 yılında katıldıkları ilk genel seçimlerde %1,5 oranında oy almakla birlikte, tüm oyların %5,6’sını aldıkları 1983 seçimleri sonrasında ilk kez ulusal parlamentoda temsil edilme hakkını elde etmişlerdir. 1983 seçimleriyle elde edilen bu seçim zaferi neticesiyle Alman Yeşiller Partisi, Federal Parlamento’da 27 sandalyeye sahip olmuştur. Ulusal seçimlerde elde edilen bu başarının arkasında, önceki yıllarda yerel seçimlerde elde edilen başarıların büyük etkisi olmuştur (Haklı, 2017, s. 460).

25 Haziran 1987 yılında federal seçimlerde oylarını %8,3 e çıkararak büyük başarı elde eden Yeşiller, 1990 seçimlerinde ciddi bir oy kaybına uğramışlardır. Alman Yeşillerinin etkisi 1990’dan sonra yeniden etkisini göstermeye ve oy oranlarını arttırmaya başlamıştır. 1992 yılında Doğu ve Batı Alman Yeşilleri birleşerek parti içi bazı sorunların oluşmasına yol açmalarına rağmen oy oranlarını arttırmışlardır. 1994 seçimlerinde oy oranlarını  %7,3’e, milletvekili sayılarını 49’a çıkarmışlardır. 1998 seçimlerinde yeşil parti %6,7 oy olarak 47 milletvekili çıkarmıştır (Görmez, 2018).

Yeşil Parti’nin elde ettiği başarılara rağmen, 1980’lerin ortasından itibaren parti içinde izlenecek politik yöntem bakımından tartışmalar ve fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Bunun sonucunda partinin iki büyük lideri olan Petra Kelly ve Gert Bastian öncülüğünde partide “Realos” ve “Fundis” olarak adlandırılan iki ayrı grup ortaya çıkmıştır.

Petra Kelly ve Gert Bastian

Realoslar, parlamento içi mücadele taraftarlarıdırlar. Ana akım partilerle ittifakı gerekli gören siyasal gerçekçilerdir. Fundis grup ise parlamento dışı mücadeleyi savunurlar. Ana akım partilerle ittifakı sert bir biçimde reddederler. İki grup arası tartışmalar partinin etkisini azaltıcı etkenlerin başında yer alır. Yaşanan bu tartışmaların sonucunda partide Realoslar büyük güç kazanmış ve Alman Yeşilleri 1985 seçimleri sonucunda Almanya Sosyal Demokrat Partisi ile koalisyon ortağı olmuştur (Haklı, 2017, s. 462).

Alman Yeşillerini homojen bir grup olarak tanımlamak mümkün değildir. Kaba hatları ile bunları; eko-sosyalist yada geleneksel sosyalist olarak bilinen kırmızı yeşiller, radikal reformcu ve ağırlığı ekolojiye veren yeşil kırmızı gerçekçiler, çıkış noktaları tamamıyla ekoloji olan reformcular ve parlamenter demokrasiye karşı olan radikal muhalifler olarak ayırmak mümkündür. Ancak Alman Yeşillerinin bugünkü konumlanışını bu ifadelerle anlatmak pekte mümkün değildir (Görmez, 2018).

Alman Yeşil Parti, kuruluş dönemi örgüt yapısında; yerel örgütler, ilçe örgütleri, il örgütleri, eyalet örgütleri; federal parti organlarında ise, federal genel kurul, federal komite, federal yönetim kurulu, federal hakem komisyonu ve yüksek hakem komisyonundan oluşmuştur. Bu yapı içinde yerel birimlerin Partiye bağımlılıkları artmakta, özerk bir yapı ve işleyişe sahip olmaları da taban demokrasisine sahip olduklarını göstermektedir. Partinin geçirdiği dalgalı gelişmelerde, bu örgütlenme şekli kısmi değişikliklere uğrasa da, temel yapı fazla bozulmamıştı (Özer, 2001, s. 186). Federal Almanya’da, çevre sorunlarıyla ilgili bakanlık İçişleri Bakanlığı’dır. İçişleri Bakanlığı’nda, Çevre Sorunları Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. Bunun dışında Dışişleri Bakanlığı, Maliye, Ekonomi, Bayındırlık, Ulaştırma ve Tarım Bakanlıklarında birer çevre sorunları şubesi vardır. Ayrıca her eyaletin kendi bünyesinde farklı çevre örgütlerine de rastlanmaktadır (Görmez, 2018).

Almanya, çevre hareketinin en yaygın olduğu ülkelerden biridir. Alman Yeşiller Partisi de halen daha gücünü korumaktadır. Hükümet ettikleri dönemde kazandıkları en büyük başarı, nükleer santrallerin kapatılması olmuştur. 2002 yılında yapılan Federal seçimlerde bu başarıları sayesinde %8,6 oy alarak 55milletvekili çıkarmışlar ve koalisyon ortağı olmuşlardır. 2003 yılında Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 13 milletvekili çıkarmışlar, 2005 Federal seçimlerinde %8,1 oy alarak 51 milletvekili ile parlamentoya girmeye hak kazanırken yedi yıllık koalisyon dönemi sona ermiştir. Alman Yeşiller Partisi, 2009 yılındaki Federal seçimlerde %10,7 oy almış ve 68 sandalye kazanmış, fakat koalisyona dâhil edilmediği için iktidar ortağı olamamıştır (Haklı, 2017, s. 464).

2013 yılında gerçekleşen son federal seçimlerde parlamentoya girmeyi başarmıştır. Oyları %8,4 oranına düşmüş ve 63 sandalye kazanmıştır. Alman Yeşiller Partisinin 2013 seçimlerinde yaşadığı bu düşüşün sebebi olarak, partinin kuruluş yıllarından itibaren benimsediği çevre, kadın ve barış gibi temel politik amaçlar yerine, girdiği koalisyonlarca sosyal adalet ilkesine yoğunlaşması gösterilmektedir (Haklı, 2017, s. 464).

KAYNAK

Bozkır, Özge , “Çevreci Anlayışın Siyasallaşması: Yeşil Siyaset ve Türkiye”, Uluslararası Batı Karadeniz Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, ss.56-69, 2018.

Göktolga, Oğuzhan ,”Yeni Siyaset ve Ekolojik Hareketler”, Birey ve Toplum Dergisi, ss. 127-136, 2013.

Görmez, Kemal,  Çevre Sorunları, nobel yayıncılık, Ankara, 2018.

Haklı, Salih zeki, Yeşil Düşüncenin İktidarı, O. İmga, & H. Olgun içinde, Yeşil ve Siyaset Siyasal Ekoloji Üzerine Yazılar,  ss. 445-470), liberte yayınları, Ankara 2017.

Heywood, Andrew, küresel siyaset. Adres yayıncılık, Ankara, 2013.

Kaya, Ramazan (2011), Bir Ekoloji Hareketi Olarak Yeşiller ve Türkiye’de Yeşiller Partisi, Yeşil Düşünce Broşür Dizisi-2.

Özer, Akif M,  “Yeşil Hareket: Alman Yeşilleri Üzerine bir inceleme”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dergisi, ss. 173-198, 2001.

Tuna, Muammer , “Türkiye’de Çevre Toplum İlişkisi ve Çevre Sosyolojisi”, Sosyoloji Konferansları, ss. 291-318,2015.

Üste, Rabia Bahar, “Doğanın siyaset paradigması: yeşil siyaset”, sosyal ve beşeri bilimler dergisi , ss. 38-54, 2015.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments