Türk-İslam Aleminin Önde Gelen 5 Bilim İnsanı

Okunma Süresi: 7 dk 23 sn

Türk-İslam aleminin önde gelen birçok bilim insanı arasından İbn-i Sina, Biruni, Farabi, Piri Reis ve Ali Kuşçu’nun hayatı ve çalışmaları hakkında bazı bilgileri derledim.

İbn-i Sina

Fars kökenli tıp adamı, filozof, astronom ve yazar. 980 yılında bugünkü Özbekistan sınırları içinde kalan Buhara kentinin Efşene köyünde doğdu. Batı’da Avicenna adıyla bilinen İbn-i Sina, “El-Kanun” kitabıyla tıbba yapmış olduğu katkılarından dolayı “Tıbbın Babası” olarak tanınır. Hayatının her anını öğrenmeye ve öğretmeye adadı. On yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Hintli bir manavdan Hint matematiği ve hastalar için yapılan kürler öğrendi ve bu kürleri satarak yaşamını idame ettirdi.

21 yaşından itibaren kendi bilgi ve birikimlerini kitaba almak istedi. Bunun üzerine mantık, etik, metafizik vb. konularda eserlerini yazdı ve çoğunluğu Farsça ve Arapça idi. 1025’te İsfahan’a gelerek Kakuyilerin hükümdarı Alaüddevle’nin koruması altına girdi. Buradayken bilim adam olarak çalışmaya başladı ve aynı zamanda yarım kalan matematik, geometri, takvim ve astronomi alanlarındaki çalışmalarına burada devam etti.

Birçok alanda çalışmaları oldu. Önde gelen tıp çalışmalarına örnek verecek olursak:

  • Mikrobu bulan ilk kişidir.
  • Narkozu kullanan ilk doktordur.
  • Ruh ve sinir hastalıklarına yakalanan kişiler için müzik ile tedavi yolunu önermiştir.
  • İdrardaki şeker oranının ölçülmesiyle şeker hastalığı tanısı konabildiğini bulan kişidir.
  • Sarılık ve şarbon hastalıklarının nedenlerine yönelik araştırmaları oldu.

İbn-i Sina tıp ve felsefe alanları ağırlıklı olmak üzere çeşitli alanlarda toplam 200’ün üzerinde kitap yazdı. 1037 yılında İran’ın Hamedan kentinde vefat etti.

El-Biruni

Bugünkü Özbekistan sayılan Harezm’de 973 senesinde doğdu. Ebu Nasr Mansur’dan Öklid geometrisi ve Batlamyus astronomisi öğrendi. Meşhur kitabı Kitab’üt-Tahkik Ma li’l-Hind’i 1017-1030 yılları arasında Hindistan’da yaşadığı zaman yazdı. Aristo, Arşimet ve Demokritus’un çalışmalarından etkilendi ve güneşin yüksekliğini ve şehrin boylamını hesapladı. Yaptığı çalışmalarla güneş hareketlerinden mevsimlerin ne zaman başladığını belirledi ve Dünya’nın çapını bugünkü değerlere çok yakın bir olarak buldu.

Jeodezi biliminin ise kurucusudur. Astronomi ile trigonometrinin ayrı bilimler olarak görülmesini savundu. Kendisi astronomi ve coğrafya ölçümleri için birçok alet de geliştirmiştir ve bunlardan günümüze ulaşan bazıları ise piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonlarıdır. El-Asar’il-Bakiye an’il-Kuruni’l Haliye isimli kitabında Orta ve Yakın Doğu’daki takvim sistemlerini gösterdi. El-Kanunü’l-Mesudi kitabı matematiksel coğrafya konusunun önde gelen eseridir. İstihrâc el-Evtâr fî Dâire adlı kitabını Orta Asya topografyasını anlatmak için yazdı. Kitabü’l Cemahir fi Ma’rifeti Cevahir kitabında bugün insanlığın olmazsa olmazı mineral, maden, metal, alaşım ve porselen gibi 50’nin üzerinde madde hakkında bilgi verdi. Kitâbü’s-Saydele kitabında ise hayatı boyunca araştırdığı bitkileri ve bu bitkilerin hangi hastalıklara iyi geldiğini belirtti.

Newton’dan 700 yıl önce “yer çekimi kuramı” ile ilgili ilk fikirlerini sundu. Galileo’dan 600 yıl önce ise “dünyanın döndüğü” fikrini ilk savunan oldu. The UNESCO Courier dergisi, 1974 yılı sayısında El-Biruni’ye yer verdi. “Bin yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” olarak tanıttı. El-Biruni 75 yaşında vefat etti.

El-Farabi

870 yılında Türkistan’ın Fârâb (Otrar) şehrine yakın Vesiç kasabasında doğdu. Tam adı Ebû Nasr Muhammed bin Muhammed bin Turhan bin Uzluk el-Fârâbî el-Turkî’dir. Fârâbî Batı’da Alpharabius ya da Avennasar adıyla bilinir. Dönemin önemli eğitim ve kültür merkezlerinden biri olan Fârâb’da tahsil görmüş ve din eğitimini de burada aldı ve Arapça ve Farsça öğrendi.

Bilinmeyen bir tarihte doğduğu şehirden ayrılarak hayatı boyu devam edecek bir seyahate çıktı ve Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi önemli bilim merkezlerini ziyaret etti. 40 yaşını geçtikten sonra Bağdat’a vardı. Burada felsefe, mantık ve siyaset gibi alanlarda ileri seviyede eğitim aldı. Bir ara Bağdat’tan ayrılıp yeni konuları öğrenip araştırmak için Şam, Harran ve Halep’e gittiği biliniyor. Eserlerinin çoğunluk kısmını yazdığı Bağdat’ta yirmi yıla yakın süre kaldı. 941 yılında şehirdeki karışıklıklardan dolayı buradan ayrılmayı uygun gördü ve önce Şam’a oradan da Halep’e geçerek burada Hamdânî Emiri Seyfüddevle’nin hizmetine girdi. Son seyahatini 948 yılında Mısır’a yaptı ve ardından tekrar Şam’a dönen Fârâbî 950 yılında, 80 yaşında burada vefat etti ve Babü’s-Sagir mezarlığına defnedildi.

  • Bilim tarihinin en büyük filozoflarındandır.
  • Fârâbî’ye göre akıl en yüce değer, o aklı veren ise en kutlu olandır.
  • Siyaset felsefesinde Platon’un görüşlerini Doğu toplumları ve İslam’a göre uyarlamıştır.
  • Kaleme aldığı 160 eser vardır. Hem Doğu hem de Batı bilim dünyasında uzun yıllar temel eser olarak görülmüşlerdir.
  • Filozof-kral kuramı yerine peygamber veya veliler olarak uyarlamıştır.
  • İhsâu’l-Ulûm, El-Medinetü’l Fâzıla, El-Medinetü’l Câhile, Kitâbü’l-Mûsika’l-Kebîr önemli eserlerindir.
  Irak Ordusu Musul'da Sona Yaklaşıyor

Piri Reis

Doğum tarihi hakkında net bir bilgi olmamakla beraber 1465-1470 yılları arasında küçük sahil kasabası Gelibolu’da doğdu. Gerçek adı Muhiddin Pîrî’dir. Amcası da önemli Osmanlı amirallerinden Kemal Reis’tir. Denizcilikteki 14 yılını amcasının yanında her türlü meslekî bilgi ve beceriyi öğrendi ve o dönemde devlet görevinde de bulundu.

Pîrî Reis “Kitab-ı Bahriye” adlı kitabında amcası Kemal Reis ile dolaştığı yerleri ve tarihî olayları detaylı bir şekilde anlatmaktadır. O dönemdeki geleneklerden ötürü ilk yıllar korsanlıkla geçer. 1486’da Gırnata’daki Müslüman halk Tunus, Osmanlı ve Mısır’dan yardım istediler ve o sırada korsan olan Kemal Reis, Müslüman halkı gemileriyle Afrika’ya geçirdi. Batı Akdeniz ve çeşitli adalarda korsanlık yaparak diğer korsanların gemilerine el koydular, kış aylarında bu bölgeyi liman olarak kullandılar.

Pîrî Reis’in yine aynı kitabından Kristof Kolomb’un Amerika kıtası haritasını 1494-1496 yılları arasında ele geçirdiğini anlıyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in denizlerdeki gücü artırmak amacıyla korsanları devlet çatısı altında toplamasıyla Kemal Reis’in leventleriyle (deniz askerleriyle) birlikte devlet hizmetine girmiş oldu. Pîrî Reis, amcası Kemal Reis’in sebebi bilinmeyen bir deniz kazasında hayatını kaybetmesiyle bir müddet denizlere ara vererek Gelibolu’ya geri döndü ve işte ilk eseri “Dünya Haritası”nı buradayken hazırlamaya başladı. İlkini 1513 yılında ikincisini ise 1528 yılında deri üzerine ve renkli olarak çizdi.
Vefatı ise içler acısı bir şekilde oldu. 1552’de ikinci kez çıktığı Mısır seferinde iken Basra’ya gelir. Gemilerinin onarım ve bakımı, ihtiyaçlarının giderilmesi ve askerlerin dinlenmesi için donanmayı Basra’da bırakır ve kendisi ganimet kelimeleriyle Mısır’a döner. Basra Beylerbeyi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa bu durumu hoş karşılamazlar ve Pîrî Reis’i hapsederek Kanuni Sultan Süleyman’a şikâyet ederler. Neticede hizmette kusur ettiği sabit görülerek 80 yaşını aşmasına rağmen 1554 yılında idam edilir.

Ali Kuşçu

Doğum tarihi belli olmayan Kuşçu, Semerkant’ta dünyaya geldi. İlk eğitimini burada Bursalı Kadızade Rumi ve Uluğ Bey’den matematik ve astronomi dersleri aldı. Kirman’da öğrenimini tamamlayan Kuşçu, 1421’de Uluğ Bey’in kurduğu rasathaneye müdür oldu ve onun Zîc (yıldızların yerlerini gösteren cetvel) isimli eserine yardımda bulundu. Hacca gitmek üzere Tebriz’e geldiği sırada Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından çok itibar gördü. Uzun Hasan, Kuşçu’yu Osmanlı Devleti ile barış görüşmeleri için elçi olarak gönderdi. O sırada padişah olan Fatih Sultan Mehmet, Ali Kuşçu’dan çok etkilendi ve onun İstanbul’da kalmasını istedi. Elçilik görevi bittikten sonra Kuşçu, tüm ailesiyle birlikte İstanbul’a döndü ve Ayasofya medresesine müderris oldu.

Ali Kuşçu kendisini dil bilgisi, kelam, astronomi ve matematik yönünde geliştirdi. Adudüddin’in Risale-i Adüdiye’sine yaptığı yorumlar ve Unkud-üz-Zevahir fi Nazm-ül-Cevahir isimli eseri önemli sayılacak eserleri arasındadır. Astronomi konusunda kaleme aldığı en önemli eseri Farsça yazdığı Riselet-ül fi’l hey’et’tir. Bu eser Arapça diline çevrilerek, Ali Kuşçu tarafından Risalet-ül-Fethiye adıyla Fatih Sultan Mehmet’e sundu. Uluğ Bey’in Zîc’ine yaptığı yorumlar da önemli yazıları arasında gösterilir. Bunların haricinde ansiklopedik olarak Mahbub-ül-Hamail fi keşif-il-mesail adında bir eseri de bulunmaktadır.

Ali Kuşçu 1474 yılında İstanbul’da vefat etti ve Eyüp Sultan türbesi civarında defnedildi. Ölümünden sonra onun Ali Kuşçu adına Edirne’de bir mahalle, medrese ve mescit kuruldu.

Uğurcan Şiyhan

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAKLAR

İbn-i Sina: https://www.tarihiolaylar.com/biyografiler/ibni-sina-cv-154#

Biruni: https://m.timeturk.com/el-biruni/biyografi-777748

Farabi: https://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/el-farabi

Piri Reis: https://www.pirireis.edu.tr/denizci-bilgin-piri-reis

Ali Kuşçu: https://m.timeturk.com/ali-kuscu/biyografi-778950

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here