Yom Kippur Savaşı ve 32 Türk Subayının Bilinmeyen Hikayesi

Okunma Süresi: 6 dk 14 sn

Asya İle Afrika kıtaları arasında son derece stratejik bir konumda bulunan Sina Yarımadası tarih boyunca sayısız saldırılara maruz kalmıştır.  Petrol, bakır, demir, kömür, fosfat, firuze taşı, manganez ve uranyum gibi maden kaynaklarına sahip olan Sina, tarım ve hayvancılık bakımından da ülke ekonomisinde önemli bir yer teşkil ediyor.  Asya-Afrika arasında bağlantı noktasında ve İsrail’le sınır komşusu olması nedeniyle Sina, siyasi, iktisadi ve stratejik açıdan Mısır’ın önemli bir bölgesi olma özelliği taşıyor. Yüzölçümü olarak Mısır’ın yüzde 6’ lık bir kısmına tekabül eden Sina, idari olarak Kuzey Sina ve Güney Sina olmak üzere  2 vilayetten oluşur.

Bu önemli coğrafyadaki topraklar, 1948’de kurulan İsrail Devleti sonrası Arap-İsrail savaşlarına da (1956-1967-1973) tanıklık etti. Sina, 1956 yılında İngiltere, Fransa ve İsrail saldırısına maruz kaldı. Mısır ordusunun 1967’de Altı Gün Savaşları’nda İsrail’e yenilmesiyle Sina işgal edildi. Bu işgal, Mısır ordusunun moralini alt-üst etti. Yeni bir ordu kurulmalı idi ancak para yoktu. İsrail savaş uçakları dalga geçercesine dönemin Mısır lideri Nasır‘ın evinin üzerinde akrobasi hareketleri yapıyor idi. İsrail, Mısır ordusunun işgale karşılık vermesini önlemek adına Süveyş Kanalı’nın doğu yakasına Fransızların ünlü MAGİNOT HATTI  benzeri savunma hatları inşa etti. İsrail, adını General Haim Barlev’den alan bu hatta o kadar güvenir ki Fransızların hattından çok daha güçlü olduğunu iddia eder. Öyle ki ABD ve Rusya’nın bile bu hattı geçebilmek için ancak birlikte plan yapıp hareket ederlerse  başarılı olabileceklerini söylerler. Kanalın özelliklerine bakıldığında; kanal boyunca yükseltilmiş kum tepeleri, tepeler arasına yapılan beton istihkamlar ile bu istihkamlar arasına siper ve demiryolu hatları inşa edilmiştir. Hat boyunca dizili tank ve toplar namlularını batıya Mısır’a çevirmiştir. Hattın gerisinde menzil dışında ise İsrail kışlaları yer alır. Hattın altına da olası bir Mısır saldırısında kanalın altına petrol verilerek geçilmesini imkansız kılacak şekilde Süveyş’e giden bir kanal inşa edilmiştir.

Bar Lev hattının resmedilişi

Mısır bu hattı geçebilme planları yapar. Çöle benzeri yapılar inşa ederek tatbikatlar yapar. Ancak İsraillilerin iddiaları doğru olabilir. Bu hat oldukça güçlü bir hattır ve geçilmesi imkansız gibidir.  Ekonomi yeni bir ordu kurulmasına imkan vermediği gibi İsrail savaş uçaklarının taciz amaçlı gösteri uçuşları da devam etmekte idi. Moraller son derece bozuktur.

İşte bu ortamda, 1970’li yılların başında, Türk Yüksek Askeri Akademisi‘nden mezun olmuş Çerkez asıllı Ürdünlü bir komutan veliaht 2. Hasan ile görüşmek ister. Türk ordusundan yardım istenmesinin gerekliliğinden bahseder.  Ancak veliaht, Kral Hüseyin ile görüşüp Arap zirvesi toplantısı tertip edeceğini, sonra gerekirse Türklerden yardım istenebileceğini söyler. Türklerin savaş için gerekçelerinin olmadığını İsrail ile bir savaşa ABD’nin onayını almadan girmelerinin pek imkan dahilinde bulunmadığından bahseder. Ancak yine de tecrübeli ve disiplinli Türk ordusundan belli sayıda uzman gelse dahi çok faydalı olacağı görüşünde birleşilir.

İsrail’in bölgede mevzi alan tankları

Bu günlerde beklenmeyen bir gelişme olur. Arapların umudu Nasır, Kuveyt şeyhini havaalanında uğurlarken kalp krizi geçirir ve ölür. Yerine gelen Enver Sedat bir yandan barış görüşmeleri yaparken bir yandan da üniversite mezunlarından müteşekkil yeni bir ordu kurma faaliyetlerine başlar. Enver Sedat‘ın kardeşi de bir hava subayıdır ve bir vesile ile Mısır Hava Yollarında çalışan ve Türk Subay kökeni olan tanıdıkları vardır. Enver Sedat, Türk askerinin yetenek ve disiplinini çok iyi bilmektedir ve yardımcısını o günlerde Mısır’da hava yollarında pilot olarak çalışan emekli Türk Subayı ile görüşmesini kabul eder. İstihbarat sorumlusuna da olayın gizli kalmasını tembihler. Görüşme gerçekleşir ve Türk Subay Eskişehir’e  gelerek 50 ye yakın isimle görüşür. Bunlar emekli  subay ve genellikle THY’de çalışan kişilerdir. Kendisine koşulsuz itimat eden 32 emekli subay belirler ve çalışmalara başlar.

Bu 32 subay partiler halinde Mısır’a geçerler. Sözde gönüllülük esastır ve Ankara durumu sessizce uzaktan izlemektedir, müdahalede bulunmaz.

Mısır üniversitelerinde eğitim gören 30.000 gence askeri eğitim verilir. Türk disiplini ve askeri uzmanlarınca verilen eğitimler oldukça zordur. Ancak Mısırlı vatansever üniversite gençleri buna katlanırlar. Nihayet beklenen gün gelir ve Enver Sedat’a biz hazırız mesajı iletilir. Tüm plan ve keşifler Türk subayları tarafından yapılmıştır.

Genç bir subay olan Baki Zeki Yusuf, ‘Barlev Savunma Hattı’nın’ en önemli unsuru olan kum tepeciklerinin su ile yıkılabileceğini üslerine bildirir. Kanaldan tedarik edilecek su ile büyük ölçekli su motorları vasıtası ile su püskürtülerek kum tepeciklerinde bulunan hatlar yok edilebilirdi. Derhal İngiltere ve Almanya’dan büyük ölçekli su motorları alındı. Kanal altındaki petrol kuyuları beton dökülerek bir gece önceden dalgıçlarca kapatıldı.

Baki Zeki Yusuf, 87 yaşında 2018 yılında yaşamını yitirdi.

 

Tarihler 6 Ekim 1973’ü gösterdiğinde müthiş bir saldırı başlatılır. Ramazan ayında sahur vaktinde İsrail herhangi bir saldırıya ihtimal vermemektedir. Zaten Mısır ordusunda bazı askerlere Rmazan izni verilmiştir ki İsrail böyle bir saldırıyı aklına dahi getirmesin. Yine Mısır ordusundan ön safta olanlara umre izni verilerek bilinçli olarak disiplin sorunu olduğu imajı verildi. Türk subaylarca tüm planlar buna göre yapılmıştır. Asıl sürpriz ise İsraillilerin öve öve bitiremediği ünlü Barlev savunma hattına yapılmıştır.

Kanalı hızla geçen askerler  bir yandan su motorları ile kum tepeciklerine su püskürtüp gedikler açtılar. Seyyar köprüler kurularak zırhlıların geçişi sağlandı. Günün akşamında 60 adet gedik açılmıştı. Saldırıdan 6 saat sonra 30.000 Mısır askeri karşı taraftaydı. 18 saat sonra sayı 100.000’i bulmuştu. Türk subaylarınca yönetilen Mısır ordusu destan yazıyordu. Geçilemez denilen  Barlev savunma hattı rekor sürede geçilmişti. Mısır ordusunun nereye kadar gidebileceğini kimse kestiremiyordu. İsrail tarihinin en büyük darbesini yemişti. 32 Türk subayından bir tanesi  hastalıktan diğeri de kaza sonucu Nil nehrine düşmesinden dolayı hayatını kaybetti. Bu arada Enver Sedat’ın kardeşinin uçağı savaşta düşürülür ve şehit olur. Bu olay üzüntüyle karşılanır.

İlerleyen günlerde Türklerin Mısır ordusuna yardım ettiği İsrail tarafından dillendirilir ve bir kriz çıkmaması adına Türk subaylar usulca geri çekilir. Sonrasında Mısır yönetimi aldığı yanlış kararlar neticesinde kazanılan bir savaşı kaybeder. 1978 yılında  ABD gözetiminde Camp David antlaşması yapılır. Camp David Antlaşmasına göre;

1.) İsrail Sina yarımadasından çekilecek.

2.) İsrail ve Mısır arasında normal ve dostça ilişkiler kurulacak. İki ülke de birbirinin toprak bütünlüğünü ve barış içinde yaşama hakkını kabul edecek.

3.) Sina’daki tampon bölgeye BM Barış gücü yerleştirilecek.

4.) İsrail gemilerine Süveyş Kanalından serbestçe geçiş hakkı tanınacak.

5.) Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilere tam özerklik verilmesi için görüşmeler yapılacak.

6.) Batı Şeria ve Gazze’deki kendi kendini yöneten bir idarenin oluşturulması için seçimler yapılacak.

Arap ülkeleri bu antlaşmayı kabul etmediler ve Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ı ihanet ile suçladılar. İsrail, antlaşmanın kendi çıkarlarına uyan maddelerini uyguladı. Böylece Mısır, İsrail’i ilk tanıyan Arap devleti olmuş ve Arap birliğini dağıtmıştır. Diplomatik ilişkiler neticesinde 1980 yılında İsrail ile ticari ilişkiler başlamıştır. Camp David Anlaşmalarının en önemli siyasi işlevi Arap dünyasının Filistin sorunu karşısında bölünmesine yol açmak olmuştur. Bölgede görece istikrarlı bir dönem geçirir ve en azından bir daha Arap-İsrail Savaşı yaşanmaz. Üstelik bu anlaşmalarla İsrail’in devlet olarak varlığının Araplar tarafından resmen tanınma süreci başlar. Ürdün-İsrail yakınlaşmasını da büyük ölçüde bu anlaşmalar mümkün kılar.

Av. Levent Sert

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAKLAR

Krallar ve Başkanlarla 50 yıl ………Lütfü Akdoğan cilt 2

Mensur Akgün: Camp David Düzeni Sarsılırken Türkiye/TESEV

Doç. Dr. Murat GÜL ve Bekir Ali YÜKSEL:İSRAİL’İN DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAK: TEVRAT, “ON EMİR”, “VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR” VE ÜSTÜNLÜK

Orhan Savaş: Mısır ve Tescilli İhaneti: Camp David Antlaşması-http://akademikperspektif.com/2014/06/04/misir-ve-tescilli-ihaneti-camp-david-antlasmasi/

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
1 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Emin

Mısır ve 6 gün savaşları deyince aklıma hep “Saad el Shazly” efsanesi gelir.