ABD Ekseninde Çin’in Enerji Güvenliği

1980’li yılların başından itibaren hızla büyüyen Çin ekonomisinin aynı zamanda uluslararası bağımlılığı da artmıştır. En büyük bağımlılığı da enerji ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Dünyanın petrol rezervlerinin %2,3’üne, doğal gazın %1’ine sahip olan ülke, dünyadaki enerji tüketiminin %6’sına sahiptir. 2003 yılında yurtdışından gelen petrole bağımlılık %30 iken, Çin Jeoloji Bilimler Akademisi’ne göre bu oran 2020 yılında %70‘e ulaşacaktır.

Bu ihtiyacını karşılamak için Çin enerji kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini benimsemiştir. Günümüzde enerji ihtiyacının %50’lik kısmını Ortadoğu’dan, %22’ye yakın oranını Afrika’dan karşılayan Çin, bu belirtilen bölgelere büyük ölçüde bağlıdır. Ayrıca bu bölgelerdeki istikrarsızlık, nakliye güvenliğini ve uzun mesafeye bağlı risk sorununu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca ülkeye gelen petrol %70-80 oranında ABD’nin filosu denetimindeki Malakka Boğazı’ndan sağlanmaktadır. Bu bağlamda Orta Asya’daki enerji kaynakları, hem coğrafi yakınlığı ve kara üzerinden taşıma açısından daha güvenirlidir hem de Ortadoğu ve Afrika’dans sağlanan enerji kaynaklarına olan bağımlılığı bir nevi azaltma, yani kaynak çeşitlendirme bağlamında önemlidir.

İlgili resim

Çin enerji arzılını karşılamak için enerji güvenliğini sağlayacak adımları atmaktadır. Bunlar, yurtdışındaki arama ve işletme projelerine yatırımlar, uluslararası petrol ve doğal gaz hatlarının gerekliliğine ilişkin müzakerelerin yürütülmesi, stratejik petrol rezervi oluşturulması, Ortadoğu’dan gelen petrollerin işletilmesi için rafinerilerin inşası, doğal gaz endüstrisinin gelişimi ve kıyıya yakın alanlarının yabancı firmalara araştırma ve geliştirme faaliyetleri için aşamalı olarak açılması olarak sıralanabilir. Bu adımlar, Çin’in enerjiye olan bağımlılığından duyduğu endişeden kaynaklanmaktadır. Zira bu bağımlılık Çin’i etkilemek isteyen veya Çin üzerinde baskı kurmak isteyen güçler tarafından kullanılabilir.

Çinlilerin çoğuna göre, Çin’in yükselişinden rahatsız olan ABD bu konuda tehdit oluşturmaktadır, dolayısıyla Çin ABD’ye olan bağımlılığını asgariye indirmelidir. ABD’nin tek süper güç olduğu dünyada Çin, ABD’nin gücüne karşı en hassas konumda olan ülkedir, iki ülke arasındaki ilişkilerin kötü gitmesi durumunda Basra Körfezi’nden Güney Çin Denizi’ne kadar petrol ithalatını donanması ile kontrol eden ABD, Çin’in petrol arzını sekteye uğratmak adına üstün askeri gücünü kullanabilir.

Bazıları ise, ABD’nin Çin’i zayıflatmak için enerji açısından çevreleme politikasını, Çin’in batısındaki petrolleri denetleme ve petrol ithalatını bloke etme yoluyla uygulamaya geçirdiğini savunmaktadır.

Siz ne düşünüyorsunuz?