Asya Devi Çin’in Etnocentrizm Politikası

Günümüzde Çin’in, Orta (Merkezi) Krallık fikirlerini muhafaza ettiğine dair görüşler mevcuttur. ”Orta Krallığın” taşraları, özellikle de ”Orta Asya taşraları” ile ilgili Çin merkezcil düşünceleri, modern Çinlilerin ulusal bilinçlerinde muhafaza edilmeye çalışılmaktadır. Bu düşünceler oldukça eskiye dayanmaktadır.
15. yüzyılın ortasından itibaren Çin’de batı bölgelerine yönelik çıkarların bulunduğuna dair fikirler şekillenmeye başlamıştır. Ancak zamanla artan ve güçlenen bu fikirlerin uygulamaya geçmesii 19. yüzyılda Batılıların işgali sonucunda meydana gelen ve Çin yönetimince ” bir rezillik dönemi ” olarak nitelendirilen gelişmelerle gecikmiştir.
Çin’deki çağdaş analitik yayınlar, Çin’in merkezcil düşüncelerinin kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat bu durum sadece ulusal psikolojiye ve ”tarihi hafızaya” bağlı değil, çağdaş Çin’in yoğun ideolojik amacına ve çok ulusluluğa sahip olmakla birlikte Han Çinlilerinin çoğunlukta olduğu ülkede ulusal fikirleri gerçekleştirme isteğine bağlıdır.
Eski ve Orta Çağ’dan beri süregelen ”etnocentrizm” mantığı günümüz Çin yönetimi politikalarında kendini şu şekilde göstermiştir:
  • ”Han” Çinlilerin göç etmelerine ve sınır bölgelerine yerleşmelerinin teşvik edilmesi,
  • Merkezi yönetimce belirlenen politikaların uygulanmasında yerli elit ve din adamlarının kullanılması,
  • Dini, etnik ve aşiret farklılıklarını vurgulayan ve ” Han ” ırkından olmayan özellikle de Müslüman halklar arasında ” barbarların barbarlarca kontrol edilmesi ” ilkesinin geçerli olması,
  •  ”Yüce Han” şovenizmi ile ”yerel milliyetçilik” çelişkileri üzerinde oyun oynanması,
  • Sınır bölgelerin gelişiminde askeri gücün kullanılması ve idarelerin askeri kadrolardan oluşturulmasıdır.
Orta Asya’da Çin diplomasisi üzerine prestij kazanmış ünlü Kazakistanlı araştırmacısı Hafizova’ya göre, Orta Asya bölgesi halklarının Çin ile olan ilişkileri şu şekilde gelişmektedir. Toplumun ileri kesiminin ve topluma hükmedenlerin Çin yanlısı olmaları, diğer yandan çok uluslu Çin’in birliğine engel olan bazı ” vatansever olmayan ” kişi ve grupların bu ülkelerde bölücü ve ayrılıkçı faaliyetler yürütmeleri. Orta Asya ile Çin halkları arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin yegane şeması yüzyıllardır bu şekilde oluşturulmaktadır.
Yıllardır Çin’de diplomatik görevde bulunan Kazak diplomat ve Çin uzmanı ( sinolog ) Murat Auezov’un gözlemleri ve tespitine göre ise Çin halkının temel bir özelliği, kendisine benzemeyen unsurları kabul etmemesidir. Örneğin, Çin’de bulunan ve Budizm’in beşiği olan tarihi Buddalar mağarasında, kültür devrimi sırasında ve sonrasında duvardaki freskler üzerindeki insan yüzleri silinmektedir. Çünkü bunlar Çin antropolojik tipine uymamaktadır. Başka deyişle, yabancılarla karşı tahammülsüzlük duyulması günümüze kadar Çin’in belirleyici özelliklerinden birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla kuzey ve batı bölgelerini geliştirme projeleriyle Çin bir yandan ülkenin gelişme orantısızlığını gidermekteyken, diğer yandan stratejik etnocentrizm politikaları uygulayarak Han ırkının üstünlüğünü devam ettirmek istemektedir. Bu bağlamda diğer ayrılıkçı bölgeleri arasında eski Sovyet Orta Asyası’nın yanı başındaki Sincan, tarih boyunca Çin yönetimi için en büyük endişe kaynağı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

H. Anıl Tezsehen

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR


Kaynaklar
Venera Galyamova, ‘Çin’in Politikaları ve Çıkarları’
Klara Hafizova, ‘ Çin’in Orta Asya’daki Politikası’

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here