İran Şiiler’in Koruyuculuğunu Ne Kadar Sürdürebilir?

Dünyada tarihsel sürece baktığımız zaman bir ideolojinin yayılması ancak o ideolojiye büyük bir ülkenin sahip çıkmasıyla mümkün hale geliyor. Çünkü büyük bir ülkenin bu ideolojik liderliği olmadan küçük ülkeler rakip ideolojilerin altında kolaylıkla ezilebiliyorlar. Bu konuyu “Bir Ülkenin Yıkılması Bir İdeolojinin Çöktüğü Anlamına mı Gelir?” isimli yazımı okuyarak daha iyi anlayabilirsiniz.

Buna en iyi örnek komünizmdir. Karl Marx’ın öğretisinin bir türlü gerçekleşmediği ve 70 yıl sonra tam umutların tükendiği bir anda Lenin sosyalizme ve komünizme can vermiştir. Bolşevik devrimin ardından başta Hollanda ve Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi başarısız olsalarda devrim denemelerinde bulunmuş ancak hiçbiri Rusya gibi başarılı olamamıştır. Ancak Avrupa dışında ki Moğolistan 1924’te başarılı olacak ve ikinci devrim ülkesi olacaktır. Nihayet İkinci Dünya Savaşından sonra Faşizmin zayıflamasıyla oluşan boşlukta Sovyetler Birliğinin liderliği hissedilir hale gelecek ve dağılana kadar başta Doğu Avrupa ve Uzak Doğu olmak üzere dünyayı inleteceklerdir. Ancak günümüzde büyük bir komünist devlet kalmadığı için Zimbabve, Küba, Eritre, Kuzey Kore, Trandinyester ve Nepal gibi ufak ülkeler büyük liberal devletlerin altında daha kolay ezilir oldular.

Bu örnekten yola çıkarak günümüz siyasal Şiiliğinin yükselişine bakmak istiyorum. Her ikisini daha önce “Şii-Sünni Geriliminin Soğuk Savaşla Benzerlikleri” adlı yazımda da farklı bir konuda yan yana getirmiştim.

Şii Hilali

1979 yılında ABD destekli İran şahı Rıza Pehlevi, Ayetullah Hümeyni önderliğinde ki İslam devrimiyle tahtından indirilecek ve en çok Şii’nin yaşadığı İran artık ABD safından çıkacak ve ezilen halkların lideri olmaya çalışacaktı. Tabi ki lider olmanın veya olmaya çalışmanın ağır bedelleri de olacaktı.

Tıpkı Bolşevik devrimden sonra Avrupa’da başarısız bazı devrim girişimleri olması gibi İran’da ki devrimde umutları arttıracak, böylelikle Bahreyn ve Irak’ta da devrim denemelerine neden olacaktı. Ama buralarda henüz başarı sağlanamayacaktı.

Şii toplumlar tarihin çoğu evresinde ezilen azınlıklar oldular. Arap yarımadasında hep azınlıkta kaldılar ve farklı zamanlarda çeşitli hükümdarların baskılarıyla uğraştılar. Pek çok yerde sapkın olarak görüldüler ve katledilmelerinin vacip olduğu söylendi.

Çok eskiye gitmeye gerek yok. Şuan ki 250 milyonluk Şii toplumlarının sadece son birkaç on yılına bakarsak zaten pek parlak şeyler görmeyiz. İran zaten ABD destekli şahlar tarafından sömürge halindeydi. En çok Şii’nin yaşadığı ikinci ülke olan Hindistan da ise Müslüman-Hindu çatışmalarında bağımsızlıktan bu yana 1 milyon insan ölmüştü. Arap yarımadasında ki ülkelerde sürekli Selefilerin hedefi oldular. Irak’ta Baas Partisin azınlık diktatörlüğünde onlar hep dışlandı. Lübnan’da ise Hristiyan çoğunluğa karşı alt statüden çıkmak için 15 yıl savaştılar. Pakistan ve Afganistan da ki varlıkları çeşitli zamanlarda büyük soykırımlara uğradı ve hala uğruyor. Azerbaycan’da da Sovyet döneminde din karşıtı yoğun bir baskı ve propaganda vardı. Bu sorunlu durumlar neredeyse 1400 yıl birkaç istisna dışında hep böyle oldu ve Abbasilerden Osmanlıya Eyyübilerden Selçuklulara bu hiç değişmedi.

Böyle bir kısa geçmişin üstüne şimdi elde edilecek statülerini Şiiler, kolay kolay bırakmayacaklardır tabi ki.

2015’te İranlı bir milletvekili “Arapların 3 başkenti şuan bizim elimizde” diyordu ve burada kastettiği Şam(Suriye), Sana(Yemen) ve Bağdat(Irak) idi.

Ayrıca daha geçen ay İranlı bir general Halep’in ardından hedeflerinin Yemen ve Bahreyn olduğunu açık açık söyledi ve şuan ki mücadelelerin daha bir başlangıç olduğunu belli etmiş oldu. Tabi ki sapkın olarak görülmenin getirdiği yüzyıllardır süren kötü bir geçmişi tersine çevirmeye çalıştıkları için onları takdir etmek gerek ama bunu yapmaya çalışırken izlenilen yöntem insanları ister istemez tedirgin edebiliyor. Bence suçu sapkın olsalarda olmasalarda Şiilere atmak yerine onları bu reflekse sokanları suçlamak daha doğru olur.

İran’da başlayan yükselişin ardından ikinci yükseliş beklendiği gibi Irak’ta değil Lübnan’da gelecekti. Lübnan İç Savaşı(1975-1990) sırasında 1982 yılında kurulan Hizbullah, Filistin Kurtuluş Örgütü ile birlikte Lübnan’da, başta Falanjist Kataeb Partisi olmak üzere Hristiyan partilerle savaşırken bir yandan da İsrail askerlerini ülkeden çıkarmaya çalışacaktı. Neyse ki büyük oranda İran ve Suriye desteği sayesinde hem Falanjistleri yenecek hem de en sonunda 2000 yılında İsrail’i Lübnan’dan çıkaracaklardı. Bu süreçte onlar İsrail’le savaştıkları için Suriye ve İran’dan büyük bir destek alacak ve gitgide büyüyecek ve en sonunda Lübnan ordusundan bile güçlü hale geleceklerdi.

1996-2001 arasında Afganistan’da iktidarda yer alan Taliban, o dönem ülkedeki Şii Hazaralara karşı inanılmaz bir katliam gerçekleştiriyordu. 2001 yılında ABD işgali sonucu Taliban ve El-Kaide üyelerinin pek çoğu Pakistan’a kaçacak ve bu sefer orada ki Hazara mültecilerini de öldüreceklerdi. Taliban’ın devrilmesi Hazaraları oldukça rahatlatmıştı ama hala tehdit altındalar çünkü onlara yönelik saldırılar devam ediyor. Hazaraların Afganistan’da ki tarihi hep bu tür katliamlarla dolu örneğin 1893 yılında dönemin Peştun asıllı padişahı olan Abdurrahman Han, Hazaraların %62’sini katletti ve Hazaraların genç, kız ve oğullarını Araplara köle olarak sattı. (Hazaraların kökeni Cengiz Han döneminde bölgeye gelen Moğollara dayanır)

2005 yılında ise en çok Şii’nin yaşadığı  4. ülke olan Irak’ta ABD işgali sonrası gerçekleşen ilk seçimleri beklendiği gibi Şii partiler kazanacak ve artık Irak’tada siyasi yön hızla değişmeye başlayacaktı. Irak artık İran’ın önünde ki bariyer olmaktan çıkacak ve koruyucu kalkana dönüşecekti. ABD hem Irak hem de Afganistan’da ki üsleri sayesinde İran’ı kuşatma altına almıştı ama bu İran için caydırıcı olmamıştı ve halende olmuyor.

Siyasal Şiilik Asıl yükselişini ise Arap baharının patlamasıyla gerçekleşecekti. Yemen’de Ali Abdullah Salih’in baskılara dayanamayıp istifa etmesinin ardından oluşan boşluğu Şii Ensarullah Hareketi yani Husiler dolduracaktı. Bir oldu bitti darbeyle başkent Sana’yı kontrol altına alacaklar ve bir anda Suudi Arabistan’ın gözünü güneye çevirmesine sebep olacaklardı. Her ne kadar Sana ele geçirilse de Yemen’in hala büyük bir kısmının kontrol edilmesi gerekiyor.

Sırada ise Bahreyn var. Bahreyn’de ezici Şii çoğunluk karşısında körfez işbirliği konseyi sayesinde ayakta duran Sünni krallık yer alıyor. Bu konuyu “Azınlığın Çoğunluğa Zulüm Ettiği Ülke: Bahreyn” isimli yazımda da anlatmıştım.

Peki İran bunu nereye kadar sürdürebilir? Sovyet örneğini vermemin sebebi şuydu; Sovyetler Birliği 1980 yılına geldiğinde dünyanın en büyük 2. ekonomisi iken ikinciliği o yıl Japonya’ya kaptıracak ve üçüncülüğe düşmesi bir yana bu durum işlerin iyiye gitmediği algısını oluşturacaktı. Doğruydu işler iyi gitmiyordu. Çünkü Sovyetler Birliği bütçesinin %25’i savunma harcamalarına veya diğer komünist ülke ve örgütlenmeleri ayakta tutmaya harcanıyordu ama Japonya’nın böyle bir derdi yoktu. Onlar sadece teknik ilerlemeye odaklanmıştı ve herhangi bir kesimin liderliğine soyunmamışlardı. İşte bu yüzden Sovyetler Birliği, liderliğin bir bedeli olarak ekonomik anlamda ABD’yi takibi Japonya’ya kaptırıyordu.

Aynı şey bugün İran için geçerli. Nasıl ki Sovyetler Birliği kendi ülkesinin kaynaklarını başka ülkeleri ve örgütleri ayakta tutmak için heba ediyordu ve bu onun kendi halkını harap ediyordu. Şimdi de İran misyonerlikten örgütlenmeye, savaştan yaptırımlara pek çok alanda mücadele etmeye çalışıyor.

Lübnan’da Hizbullah onların sayesinde büyürken, Suriye’de başta Pakistan ve Afganistan’dan gelen gönüllülerden oluşan yeni örgütler ortaya çıkıyor. Öte yandan Irak’ta Haşdi Şabi Irak’tan çok İran’dan besleniyor. Yemen’deki Husiler’ide bu aşamaya getiren İran’dı. Suriye’de de başka ülkelerden topladığı gençleri savaştırıyor ve bunlar işin müttefik güçler kısmı. (Bkz: 2011’den Günümüze: Suriye Politikasının İran’a Maliyeti)

İçerde ise farklı mücadeleleri var. Sünnilerin hakları için mücadele ettiğini iddia eden Cundullah, PKK’nın İran kolu olan PJAK, KDP’nin İran kolu İ-KDP, BKC ve BKO gibi Beluç ayrılıkçı örgütleri, Ahvaz Kurtuluş Hareketi başta olmak üzere Arap ayrılıkçılar ve diğer pek çok örgüt. Yani İran tam bir terör kazanı. Ancak İran dışarı karşı zayıf gözükmemek adına kendi iç mücadelelerini pek kamuoyuna yansıtmıyor. Demokrasinin zayıflığından dolayı da paylaşılan verilerin güvenilirliği oldukça tartışılır. Her ne kadar yiğitliğime halel gelmesin deseler de iç mücadelelerinin dış mücadelelerinden kalır yanı yok.

Bunlar iç ve dış çatışma ve savaşları ama İran’ın paraları sadece bunun için akmıyor. Misyonerlikte önemli bir kaynak tüketiyor. Başta Arap ülkeleri olmak üzere Afrika ve Asya da yaygın bir misyonerlik faaliyetleri var. Özellikle de Batı ve Kuzey Afrika’da –Ehli Beyt Sevgisi- adı altında sunulan programlar sayesinde pek çok bölgede gençlerin akın akın Şiiliğe geçtiği rapor ediliyor. Mesela günümüz Nijerya’sında 10 milyon Şii varmış, ayrıca mağripte Arap-Berberi kavgalarından dolayı politize olan ve Arap karşıtlığı oluşan Berberiler çok daha yoğun şekilde bu dönüşüme uğruyormuş.

Bu sorundan dolayı faaliyetlerin engellenmediği pek çok ülke körfez kralları tarafından uyarılıyor ve Somali gibi bazı ülkeler misyonerleri gördükleri yerde tutukluyorlar. Kendi misyonerlerine milyarlarca dolar harcayan Arap krallarının herkesten beklentisi ise kendi misyonerlerinin önü açılırken aynı zamanda Şii ve Ahmedi misyonerlerin önünün kapatılarak çifte standart yaratılması isteniyor. Yani herkesin Somali gibi davranmasını arzuluyorlar.

Bu konuyu aynı zamanda Azeri olan bir Şii dostumla konuşurken bana “Bir Şii Sünni olduğu zaman onu döndüren misyonerlik yapmış olmuyor, Sünniler yayılmacılık yapmış olmuyor, dönen genci alkışlıyorsunuz ama bir Sünni Şii olunca Şiiler yayılmacılık yapmış oluyor, misyonerlik yapmış oluyor ve dönen genç yuhalanıyor.” Diyerekten bana sert bir çıkış yapmıştı. Bende “sende haklısın” demiştim.

Bunların hepsini bir kenara bırakın İran için asıl büyük sıkıntı kendi sınırları içerisinde ki yönetimden soğuyan halk. ABD’li pek çok üst mevkide ki isim sürekli bunu dile getiriyor. Öyle ki İran halkı yönetimin aşırıcı uygulamalarından bıkmış usanmış ve bu soğuma yüzünden batı yanlılarının sayısı oldukça artmış. ABD’nin de İran’a karşı en büyük umudu buymuş.

Kesinliği olmasa da yönetimin halkı bezdirmesiyle alakalı bazı araştırmaların istatistiklerine göre İran’da dinden çıkanlar o kadar fazla olmuş ki ülkede ki dinsizlerin oranı için en az %10 gibi rakamlar veriliyor. Sadece dinden çıkanlar değil başka dine geçenlerde varmış. Örneğin Türkiye’de ki Hristiyan misyonerlerin kendi aralarında oluşturduğu bir platformda “Türkiye’ye şeriat gelirse ne olur” diye tartışılırken bir kişi “Belki de nasıl ki İran’a şeriat gelince insanlar devrimden pişman oldular ve akın akın İsa’ya dönüyorlar, aynı şekilde Türkiye’ye de şeriat gelirse insanlar neyle karşı karşıya olduklarını görmüş olurlar” diyor.

İran’da ki etkili din adamlarından biri olan Ayetullah Danişmendi, ülkede ki 2 Sünni azınlık olan Kürt ve Beluci/Beluç halkları ile ilgili iki farklı görüş sunuyor. Kürtler(İran’ın %10’u) için doğurganlıklarının yüksek olduğunu ve her eve girildiğinde bir sürü çocuk sesi geldiğini söylüyor ve devlete “Sünnilerin artışı ile ilgili bir şey yapın” diyor. Kürtlerin hepsi Sünni değil tabi ki ama o Sünniler için söylüyor. Beluciler(İran’ın %4’ü) içinse uyuşturucu kartellerinde etkin olmaları sebebiyle onları, hem ayrılıkçı terör örgütleri hemde uyuşturucu kartelleri üzerinden Şiileri öldürdüklerini ama kendilerininse nüfuslarını arttırdığını söylüyor. Terör örgütleri ve uyuşturucu kartelleri mevzusu Kürtler içinde geçerli. En sonunda Danişmendi, Sünnilerin oranlarını arttırmasıyla ilgili devletin bir şey yapması gerektiğini ifade ediyor. Kürt ve Beluç halklarının içinde Şii olanlarda çok ama İran’daki Sünni toplumda genelde onlardan oluştuğu için bu konuda hedef halindeler.

Dini konularda ki tabloya bakınca İran’da ki rejimin varlığının pamuk ipliğine bağlı olduğu ve aşırı cezai yaptırımlara bakarakta rejimin varlığını silah zoruyla ayakta tutmaya çalıştığı bir gerçek.

Nasıl ki Sovyetler Birliği silahlanma ve müttefikleri ayakta tutma adına kendi insanlarının refahını heba etti. Şimdi de İran aynı şekilde kendi insanlarının zaten ambargo yüzünden çaresiz kalmışlığının üstüne birde mevcut kısıtlı imkanlarını ve dikkatini böyle dağıtıyor. Dağıtması kötü bir şey değil tabi ki. Çünkü başka ezilenlerinde haklarını birilerinin savunması ve onları koruması gerekli ama bunun getirdiği bir yükte var.

ABD’de 1-2 milyon civarında İran kökenli yaşıyor ve çoğu Bahailik, İsevilik gibi inançların etkisinde veya hiçbirine ait değil. Aynı şekilde Avrupa’da da başta Almanya olmak üzere pek çok ülkede İranlıların varlığını hissedebiliyorsunuz. Türkiye ve Rusya’da buna dahil. Yani insanlar İran’dan kaçıyorlar ve kaçtıkları yerde Anti-İrancı oluveriyorlar. Ülke içinde evde yetiştirilen esrar veya keneviri içmekten başka hiçbir sosyal aktivitesi olmayan, sırf dinden çıkması halinde idam edilen, yönetici sınıftaki molla hakimiyetine diz çöken ve en önemlisi de ekonomik anlamda arzu ettiği seviyelere gelememiş insan yığınlarının böyle bir ortamda ülkede kalması zaten saçma olurdu.

Donald Trump’ın göreve gelmesinden sonra İran’ın askeri harcamalarını iki kat arttıracağını açıklaması da halkın ekonomik problemlerinin kolay kolay çözülmeyeceğinin bir diğer göstergesi.

1980’li yıllarda Sovyet insanlarının ekonomik tatminsizliği onların ülkelerinin izlediği yola inançlarını kaybetmesine ve 1991 yılında ki Gorbaçov’a yönelik darbe girişimine karşı çıkıp aynı Türkiye’de 15 temmuz gecesi olduğu gibi Rus halkının da o zaman Kremline doğru ilerleyen tankların önünde durmalarına ve üstlerine doğru yürüyen tankları itmeye çalışmalarına sebep olmuştu. Bu darbe girişimi halk yüzünden başarısız olunca Sovyetler Birliği’ninde dağılması kaçınılmaz olacaktı. Gorbaçov seksenli yılların sonlarında ülkeyi komünizmden çıkartıp liberalizme sokmaya çalışıyordu ve bu yüzden darbenin hedefi olmuştu ama darbe halkın direnişi yüzünden tıpkı bizdeki sebepten olduğu gibi başarısız olmuştu.

Şimdide İran insanlarını kendi rejiminden soğutuyor. Bir dış veya iç savaş yada devrim veya darbe durumunda molla iktidarının halktan destek alması ve halk karşısında ayakta kalabilmesi çok zor.

İç savaş demişken Suudi Arabistan’ın bu yönde çalışmaları olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Geçtiğimiz sene İran’da siyasi veya silahlı mücadele yürüten pek çok örgüt Suudi Arabistan’ın daveti üzerine toplandılar ve bu toplantı da Azeri, Kürt, Arap ve Beluci ayrılıkçı hareketler yer alıyordu. Bunlardan biri de PKK’nın İran kolu olan PJAK idi. Hepside Suudilerden destek alma konusunda mutabık kalmışlardı. Bu tür adımlar, Suudilerin İran’ı istikrarsızlaştırma hamlelerinin olduğunun en net göstergelerinden biri. Ortadoğu ile Asya’yı birbirine bağlayan noktada yaşanabilecek bir büyük istikrarsızlık sonucu çevre ülkelerinin nasıl etkileneceği ise bence daha önemli.

Suudi Arabistan’ın, Lübnan İç Savaşı sırasında İsevi falanjistlerden oluşan Kataeb Partisi ve İsrail ordusuyla savaşan Hizbullah’ı desteklemezken, Filistin intifadasında Sünni olmasına rağmen HAMAS’ı destekliyen İran’ı mezhepçilikle suçlaması ayrı bir ironi doğrusu. İran’ın yönetim tarzını kesinlikle tasvip etmesem bile, onlara yönelik mezhepçilik eleştirilerinin haksız olduğu kanaatindeyim. Çünkü İran’a karşı oluşan cepheleşme şuan ki mezhepsel gerilimlerinin üzerine oluşmadı aksine 1400 yıldır var. Üstelik bu süreçte sürekli azınlıkta yer alıp baskı altında olan tarafta Şiilerdi. Şuan ki mücadelede İran saldırgan olan değil savunmada olan taraf. Zaten bunu Basra körfezindeki ABD üslerinin yer aldığı ülkelerden ve buna izin veren krallardan da anlamak mümkün.

Sovyet örneğini İran’ı en güzel anlatan örnek olduğunu düşündüğüm için seçtim. Çünkü ezilen toplumların kurtarıcısı olmaya ve onlara liderlik etmeye çalışmanın kendi halkınıza karşı da bir bedeli var.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

45 YORUMLAR

  1. acaba sizin bahsettiğiniz dinsiz iranlılar veya din değiştiren iranlılar şuanki eylemlerde başı çekiyor olabilirmi
    bakıyoruz sloganları “islam cumhuriyeti istemiyoruz”, “hamaneye ölüm”, “hayatım gazze için değil iran için” gibi sloganlar atılıyor.
    yani bu isyan din karşıtı bir isyan olabilir mi ve başarılı olursa uzakdoğu ülkelerinde gördüğümüz devlet ateizmi rejimi kurulabilir mi acaba*

  2. şuan iranda başlayan olayları görünce daha önce okuduğum bu yazı aklıma geldi. evet iranın koruyuculuğu buraya kadarmış.
    şimdi halkı suriyeyi bırak bizi düşün diye slogan atıyor.
    kendi insanlarının vergisini başka rejimleri ayakta tutmaya harcarsan böyle olur

  3. Işte atatürk bu yüzden yurtta sulh cihanda sulh diyor. Böyle liderliklere soyunup kendi ülkenin enerjisini başka milletler için heba etmeyelim diye. Milliyetçilikte budur ışte

    Ama bizi yönetenler ülkemizin kaynaklarını suriyeliye somaliliye arakanliya filistinliye katarliya falan dağıtıp bizi tüketiyor

  4. aynı şey bizim içinde geçerli. sonuçta afrikadaki kuraklıklardan ortadoğudaki savaşlara, güneyasyadaki azınlıklardan avrupadaki iç siyasete herşeyle uğraşıyoruz. bunun bize bi maliyeti var. bunu ne zamana kadar sürdürebiliriz? bir an önce kendimizi düşünüp afrikalılara yardımı bırakmalı, ortadoğuluların birbirini yemesini izlemeli, asyalıların birbirini ezmesini izlemeli ve avrupadaki faaliyetlerimize son vermeliyiz. çünkü terör bumerang gibi dönüyor ve bizi vuruyor.

  5. iranı fars milliyetçiliği ile suçlayanlar acaba iranın en güçlü adamı olan dini lider hamaneyin azeri olduğunu biliyorlarmı
    fars milliyetçiliğinin olduğu yerde en güçlü adam türk. baksen sen şu işe
    siz sanıyonuzki farslar iranın etkin gücü ama hayır. biz azınlıkta bile olsak bu ülkede verilen davanın bayraktarlarıyız. tıpkı zamanında azeri bir hanedanlık olan safevilerin azınlıkta olup bu diyarlara hükmetmesi gibi bizde kendimizden kat kat kalabalık bu ülkenin tepesindeyiz
    iranda azeriler farslardan çok daha dindarlardır ve yurtdışına gitme eğiliminde olanlar genelde kürt ve fars olanlardır. çünkü biz ülkemizi ve davamızı sahiplenmiş durumdayız. yakında azerbaycanda kuklalarını devirecek ve bizim yolumuzda ilerleyebilecek inşallah

  6. Onlarca şii mezhebine ait eserleden şii’lerin temel inançları;

    1. Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra üç kişi hariç herkes İslam’ı reddetti: Mikdad, Ebu Zer ve Selman-ı Farisi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul HüseyinDehlevi, Sayfa 134)

    2. Tüm imamlar makam ve mertebe olarak Hz. Muhammed (sav)’e denktirler.(Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa: 270)

    3. Gerçek Kur’an-ı Kerim’de 17.000 ayet vardır! (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 616)

    4. Sahabey-i Kirâm (ra) Hz. Ali’nin (ra) ilahi hakkını (vilayet) inkarederek kafir olmuşlardır. İlk üç halife ve diğer Sahabeler vilayeti kabuletmeyerek kafir olmuşlardır.
    (irananaliz:Bu sapkın düşünce SelahaddinÖzgündüz’ün başını çektiği Zeynebiye dahil diğer Türkiye’deki Şii-Caferilerintıpkı diğer mezhepdaşları gibi en temel inanç esaslarından bir tanesidir. Entemel başvuru kitapları olan Usûl-u Kâfi adlı eser internet taraması ileTürkçesine ulaşılabilecek içinde binlerce sapkın, uydurma, bidat ve çirkinithamlar ve hakeret içeren bilgiler yer almaktadır. Bunlara ait sitelerdekidini içerikli makalelerin herhangi birisine veya Caferiyol adlı dergilerinebakıldığında referans verdikleri kitapların en başında usûl kitaplarının baştacı olan el Kafi gelmektedir. İşte bu bidat fırkasının düşüncesi yine aynıkitabın 420. Sayfasında yer almaktadır. Farklı basımlarda doğal olarak sayfasayıları değişiklik arz edebilir.)

    5. Allah ile Ali arasında farklılık. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)

    6. Bizler Allah’ın nazarında kullarının gözleriyiz ve tüm insanlık için nihai otoriteyiz. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 145)

    7. Kur’an-ı Kerim’in tam bilgisine İmamlar hariç kimse sahip değildir. (Usûl-uKâfi, 1, Sayfa 228)

    8. “Bidat”; Allah (cc) haşa yalan söylüyor. (Türkiye’deki Şii Caferiler de dahil tüm Şiilerin en temel eseri olan Usûl-u Kâfi,Cilt 1, Sayfa 148)

    9. Hz. Ebubekir (r.a) öldüğü sırada kelimeyi (şehadet)söyleyemedi! (Israr-ı Muhammed, Sayfa 211)

    10. Kaimimiz (12. İmam) kalktığında, Humira (Hz. Ayşe) mezarından kaldırılacak ve Muhammedin (sav) kızı Fatıma’nın intikamını almak için kırbaçlanarak cezasını çekecek. (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 108)
    (irananaliz:Aslında nerdeyse tüm Şiilerin, aliminden avamına kadar Hz. Ayşe(ra)’ye karşı taşıdıkları nefret, kin ve çirkin ithamları gayet iyi biliniyor.Tıpkı İfk hadisesi sırasında olduğu gibi ve günümüzdeki İslam düşmanları veŞarkiyatçı literatürüyle paralel bir zihniyetin izdüşümü Şiilerin bu bakışaçısı)

    11. Ali İlahtır! (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)

    12. Allah (cc)’ın (varlığının hücceti) bilinmesinin yolu İmam olmaksızın tesis edilemez. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 177)

    13. Sarhoş Hulafay-i Raşidin için Kur’an’da değişiklik yapılmıştır. (Kur’anTercümesi, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 479)

    14. Şeytan camide Ebu Bekir’e sadakat yemini edenlerin birincisiydi.(Israr-ı Muhammed, Sayfa 30)

    15. Hz. Muhammed (sav)’i hanımları olan Hz. Ayşe (ra) ile Hz. Hafsa (ra)’nın zehirlediği iftirasını atmaları. (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 118)

    16. İmamlar İlahtır. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 85)

    17. İmam ölüm saatini bilir ve ölümü onun kontrolü altındadır! (Şiilerin en muteber kitabı Us’ul el Kâfi, Cilt 1, Sayfa 258)

    18. Pakistan hakiki Kur’an-ı Kerim’de bahsedilmiştir, şimdiki Kur’an anlamsızdır. (Hazar Tümhari Das Hamari, Sayfa 554)

    19. Hz. Ömer (ra)’in kafirliği hakkında şüpheye düşmek küfürdür! (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 63)

    20. Abdullah İbni Sebe İmamet’in zorunlu olduğunu savundu ve Hz. Ali(ra)’nin gerçek ilah olduğunu iddia etti. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa234)

    21. Şiilere göre hiçbir şey İmamlardan gizli kalamaz ve onlar geçmiş, mevcud ve gelecek zamanın tam bir bilgisine sahiptirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa260)

    22. Kur’an dört kısımda indirilmişken şimdiki Kur’an üç kısımdan oluşmaktadır. (Şia Aur Tahrif-i Kur’an, Sayfa 62)

    23. Hz. Ali (ra)’in ilk halife olduğunu inkar edenler kafirlerdir. (Envar-ıNu’maniye, Cilt 3, Sayfa 264)

    24. Hz. Ayşe (ra) kafir bir kadındı. (Hayat’ul Kulûb, Cilt 2, Sayfa 726)

    25. Bizler halifesi Ebubekir olan ne Allah’ı ne de Peygamberi kabul etmeyiz! (Envâr-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 278)

    26. İmam Peygamberin (as) sahip olduğundan daha fazlasına sahiptir. (Usûl-uKâfi, Cilt 1, Sayfa 388)

    27. Şimdiki Kur’an kısaltılmışken Gerçek Kur’an İmam Mehdi tarafından muhafaza edilmektedir. (Hazaar Tumhari Das Hamari, Sayfa 553)

    28. Ebu Bekir ve Ömer Şeytan’dan daha fazla zorbaydılar. (Hakkul Yakîn,Sayfa 509)

    29. İmam Mehdi (12. İmam) Ayşe’yi (ra) soyarak cezalandıracaktır. (Hayat’ulKulûb, Cilt 2, Sayfa 901)

    30. Farklı bir şehadetin kabul edilmesi (Usûl-i Şeriat fi Akaidul Şiâ, Sayfa423)

    31. İmam’ın hareketlerine ağlamak ve gizli tutmak Cihaddır. (Usûl-u Kâfi,Cilt 2, Sayfa 226)

    32. Şeyheyhn (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer kast ediliyor) Hz Ali (ra)tarafından derlenen Kur’an-ı kabul etmediler! (Faslul-Hitab, Sayfa 44)

    33. Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer (ra) cehennemin yedi kapısı arasındadırlar.(Hakkul Yakîn, Sayfa 500)

    34. Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa (ra) münafık ve kafir kadınlardı! (Hayat’ul-Kulûb,Cilt 2, Sayfa 900)

    35. Kelime-i Tayyibe’nin değiştirilmesini kabul etmeleri (Şii Mezhebi HakHai, Cilt 2, Sayfa 57)

    36. Şiilerin (yanılmaz) 14 İmamı, kainatın efendileri tüm Peygamberler veMeleklerin kutsiyetine saygısızlık etmektedirler. (Cilâ’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa29)

    37. Kur’an bir keçi tarafından yendi. (Min Kitabul Burhan Fi Tefsir’ulKur’an, Sayfa 38)

    38. İmam Mehdi, Şeyheyhin (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer Efendilerimiz)mezarlarının kazılarak ölü cesetlerini çıkartacak, onları diriltecek ve cezalandıracaktır. (Hakkul Yakin, Sayfa 371)

    39.“Ayşe bir münafıktı!” (Hayatul Kulûb, Sayfa 867)
    (irananaliz:Şiilerin enbariz Ehli Beyt düşmanlığı, zira bu sakat mantık Hz. Muhammed (sav)’in mübarek eşlerini ailesinden saymayacak, Hz. Fatıma (ra) ve onun soyundan gelenleri EhliBeyt sayacak!)

    40. Hz. Ali’den (ra) yardım dilemek bir şirk olmayıp Hz. Peygamberin(sav)’in yoludur! (Hathi Kay Daant Khanay Kay Aur Dikhanay Kay Aur, Cilt 2,Sayfa 41)

    41. İmam Mehdi tüm Sünni alimleri katledecek. (Hakkul Yakîn, Sayfa 527)
    (irananaliz:Bu sebeple olsa gerek ki Rafizi İran’ın desteklediği ve meşhur Şii merciiyetlerin fetva verdiği Şii terör şebekeleri Irak’ta dünyanın en meşhurları olan yüzlerce Ehli Sünnet alimlerini kaçırdı, işkence etti vekatletti. Halen işbirlikçi Şii Irak Hükümetine, milis örgütlere ait gizli-açık cezaevlerinde ve merkezlerde çok sayıda Sünni alim, imam, hatip, önde gelen ve mazlum Iraklılar tutulmaya devam etmektedir.)

    42. Kur’an-ı Kerim’i başlıca derleyenler tahrif edilmiş, bozulmuş ve kötüye kullanılmış Kur’an-ı Kerim’i aktardılar. (El İhticac, Sayfa 257)

    43. Ebubekir, Ömer, Osman ve Muaviye tıpkı put gibidirler, onlar Allah’ıntüm yaratıklarının en kötüsüdürler. (Hakkul Yakin, Sayfa 519)
    (irananaliz:Türkiye’de 1990’larda her ne kadar ilk üç halifeye cesaret edilmesede sahabe Hz. Muaviye (ra)’ye yönelik İrancı radikal ve çevirilerle yetişen birgüruhun çirkin hareketleri ve saldırıları aslında bilmedikleri, temeldeŞiilerin düşünce dünyasında derin yer edinenen bu tür menfur esaslaradayanmaktadır.)

    44. Aişe (Hz. Peygamberin -sav- eşleri) alenen terbiyesizlik işlemiştir. (Kuran-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 840)
    (irananaliz:Bu aşağılıkiftira Resulullah – sav- döneminde Yahudiler ve İslam düşmanları tarafındanyapılırken kurulduğu günden bu yana Şiiler nezdinde hiç değişmeden aynımel’unlukla dillendiriliyor oluşu mezkur güruhlarla aynı dünyanın insanlarıolduğunu da gözler önüne sermektedir. Tabi modernist ilahiyatçılar ve köksüzoluşumların da Hz. Ayşe (ra) mevzubahis olduğunda aynı ebter ağacın dallarıoldukları gözlerden kaçmıyor.)

    45. Aliyyun Veliyullah demeksizin kelimey-i tayyibe yanlıştır. (Şia MezhebHak Hai, Sayfa 2) (irananaliz:Yani kelimey-i şehadet getirince veya kelimey-itevhid getirence bir Müslüman oraya buraya uyduruk Şii mezhebinin icbarkıldığı, dinde yeri olmayan şeyleri söyleyecek!)
    46. Ebubekir ve Ömer Şeytan’ın takipçileriydi! (Kur’an-ı Mecid, MakbulHüseyin Dehlevi, Sayfa 674)

    47. Allah (cc) mutlu olduğunda Farsça konuşmaya başlar, kızdığında ise Arapça konuşur! (Tarihul İslam, Sayfa 163)

    48. Kur’an-ı Kerim’de fahşa (kötülük) Ebubekir’i, munkir Ömer’i, baği(isyankar) Osman’ı kast etmektedir. (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi,Sayfa 551)

    Bu kadar delilden sonra birisinin çıkıp şiilerin Müslüman olduğunu söylemesi o kişiyi ancak kafir yapar.

    “Kim kafire kafir demezse kendisi kafir olur“

  7. şiilik yahudi ibni sebenin uydurduğu bir mezhep olduğundan, şiiler aynen yahudiler gibi davranıyorlar. Bütün işleri fitne fesat, tuzak kurmak, yalan uydurmak. irana gelince iran şiilikte samimi olsaydı ermenistana değil de şii nufusu olan azerbeycana destek verirdi.

    • ne desteği olmuş ermenilere?
      karabağdaki azeri mevzileri mi bombalamış?
      bende azerbaycan vatandaşıyım ve senin söylediklerin irana karşı israille ortak çalışan aliyev cuntasının insanları iran etkisinden uzak tutmak için uydurduğu yalanlardan biri.
      azerbaycan sovyet etkisinden dolayı biraz dinden uzak ama yavaş yavaş insanlar dini baskıların geçmesiyle artık dini duygularını arttırmaya başladı.

    • sünnilik hz. Ali’nin(a.s.) siyasi karşıtı yahudi emeviler yüzünden ortaya çıkmış bir mezhep
      zaten bu yüzden sünni zihniyet hep yahudiler gibi devamlı gayri ahlaki işlerle meşgul
      siz sünnilikte samimi olsanız israille birlikte hareket etmezdiniz

  8. iran için bunları söylüyorsunuz ama bunlar Suudiler içinde geçerli. Suudilerde bir yandan yemen savaşındalar bir yandan petrol savaşı veriyorlar bir yandan Suriye ırak mısır Libya afgansitan ve pakistandaki örgütlerini besliyorlar bir yandan kendi selefi fikirlerini yaymak için para akıtıyorlar
    Suudilerin yemene yaptığı gibi iranın bir ülkeyle direk savaşı yok.
    yani bir ülkeye yük varsa asıl yük Suudilerin üstünde. İranın yükü Suudilerin yüküyle kıyaslanamaz bile. Bakın görün irandaki rejimden önce Suudi rejimi yıkılacak ahanda buraya yazıyorum. Suudi rejimi düşünce buraya gelecem ve “noldu?” diye soracam.

    • İranın direk bir ülkeyle savası yok mu dersin. Suriyede su anda savasan iranlı asker ve devrım muhafızı sayısı 20.000 den fazla adamlar suriyenin ordusunun nerdeyse 4 te 1 ini oluşturuyor.kaldiki suudi ekonomisi iranın iki katı yani senın bu ıddıan ancak boş bi hayal suudiler evet yemende savasıyor ama ıran hem surıyede hem ırakta bizzat savasıyor ve yılda mılyarlarca dolar harcıyorlar ve bunu sonsuza kadar yapamazlar surıyede dahı binlerce kayıp verdiler

      • yok tabi. Ben direk savaştan bahsediyorum iranınki dolaylı.
        O suriyedeki milislerin çoğu İranlı değilki. çoğu başta lübananlılar olmak üzere afganistandan pakistandan azerbaycandan falan toplanmış kişiler. İran kendinden ziyade başkalarını örgütlüyor
        Binlerce kayıp verdi dediğin sanki ne? 2000 falandı en son.
        Savaşın genel bilançosunun içinde bu ne ki?
        Suudi ekonomisinin son zamanlarda ne kadar cari açık verdiğine bi bak istersen bide iranınkine bak.

        • ne dolayı yaw senın gozunde bizzat savas ıcın illa resmi olarak savas ılan etmeleri mi gereklı .) adamlar binlerce miitanla ve askerle ırakta ve surıyede savasıyor hepsinin maaşları muhımmatları sılahları ırandan çıkıyor kaldıkı ıran ekonomisi 80 milyon kişiyle 450 miyar dolarken suudi ekonomisi 27 milyon kişiyle 700 milyar dolar yani suudiler iranı parasal anlamda gömer. iranın sadece surıyedekı kaybı 10.000 en fazla o 2400 rakamı ıran halkını uyutmak ıcın ıran yonetımının uydurması şu an surıyede zaten iran savasıyor esadın askeri kalmadı 6 senede esad güçleri 130 000 den fazla kayıp verdi adamları kalmadığı için rusyadan yardım istediler rusya gelmeseydi şu an Şam bile düşmüş olurdu.

  9. iran bu şii liderliği(!) için çok büyük bedeller ödüyor ve ödeyecek.Suriyedeki alevi rejimi desteklemek için yılda 20 milyar dolar para akıtıyor.hakeza ırak ve yemenede aktardığı milyarlarca doların sayısı belirsiz.sadece suriyede onlarca general binlerce asker ve devrim muhafızı hayatını kaybetti.İranın ekonomisi bakalım bunu nereye kadar taşıyabilecek.

  10. iran sünnilere saldırmıyor. vahabiler şiilere saldırıyor ve iranda şiileri koruyor.
    yani şiiliğin düşmanı sünniler değil vahabi/selefi akımlardır.
    bu akımlar zaten sünniliiğide kötü etkiliyor yani sünnilerinde şiilere şuan yardımcı olması lazım, ki beraber bu vahabiliğe son verebilelim.

  11. iranı fars milliyetçiliği ile suçlayanlar acaba iranın en güçlü adamı olan dini lider hamaneyin azeri olduğunu biliyorlar mı?fars milliyetçiliğinin olduğu yerde en güçlü adam türk. baksen şu işe!
    siz sanıyorsunuz ki farslar iranın etkin gücü ama hayır. biz azınlıkta bile olsak bu ülkede verilen davanın bayraktarlarıyız. tıpkı zamanında azeri bir hanedanlık olan safevilerin azınlıkta olup bu diyarlara hükmetmesi gibi bizde kendimizden kat kat kalabalık bu ülkenin tepesindeyiz
    iranda azeriler farslardan çok daha dindarlardır ve yurtdışına gitme eğiliminde olanlar genelde kürt ve fars olanlardır. çünkü biz ülkemizi ve davamızı sahiplenmiş durumdayız. yakında azerbaycanda kuklalarını devirecek ve bize katılacak inşallah

  12. İRAN ŞİİLİK KONUSUNDA SAMİMİ DEĞİL; SAMİMİ OLSAYDI HAÇLI ERMENİLERE DEĞİL Şİİ AZERİLERE DESTEK OLURDU. İRAN KENDİ EMPERYALİST EMELLERİ İÇİN GARİBAN ŞİİLERİ KULLANAN ŞEYTANİ BİR DEVLETTİR. YANİ ASIL BÜYÜK ŞEYTAN İRANDIR.

    • ne desteği olmuş ermenilere?
      karabağdaki azeri mevzileri mi bombalamış?
      bende azerbaycan vatandaşıyım ve senin söylediklerin irana karşı israille ortak çalışan aliyev cuntasının insanları iran etkisinden uzak tutmak için uydurduğu yalanlardan biri.
      azerbaycan sovyet etkisinden dolayı biraz dinden uzak ama yavaş yavaş insanlar dini baskıların geçmesiyle artık dini duygularını arttırmaya başladı.

  13. güzel bir analiz.
    inşallah iranda suudilerin istediği istikrarsızlık oluşmaz
    sovyetler birliğide amma abartmış belki müttefiklerini biraz kendi haline bıraksa dağılmayacaktı

  14. Yazarımızın eline, diline, kalemine kuvvet… Yapmış olduğu analiz ile beni mest etti. Olayları çok boyutlu ve güzel bir şekilde analiz etmiş. Buradan kendisini tebrik ediyorum. Ne mutlu ülkemde böyle insanda olması… Gelelim sevgili okurlarımıza, “yazarımız ne anlatmış(!), okurlarımız ne anlamış(!)”. Allah akıl-fikir versin yahuu. Biraz mantık, biraz empati kurun. Bu kadar kalın görüşlü bir okur kitlesi nasıl türemiş Güzelim Ülkemde hala anlamış değil. Allah yardımcımız olsun…

    • Arkadaşlar yazımla bir çok kişiyi xxxx xxxx xxxxx xxxxx xxxxxxxx artık kusura bakmayın. Ama şunu da belirmek isterim ki. İçinizde az da olsa güzel yorum yapan arkadaşlar var. Onları “tenzip” ederim. O kişiler kusura bakmasın…

  15. İran tarih boyunca hicbir zaman Müslümanlarin menfatine olan bir eylemde bulunmamıştır.Osmanlı haçlılarla savaşırken fırsattan istifade haçlılarla birlik olup siz batıdan ben doğudan Osmalıyı bitirelim demiştir.Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selimin İran seferlerinin nedenlerini incelerseniz çok açık bir şekilde görürsünüz.Sadece Şahkulu isyaninda 40.000 civarında müslüman Osmanlı kanı dökülmüştür.Şimdiye kadar savaştığı bütün ülkeler müslüman olan ülkeler.Örn.Osmanli,Irak,Yemen,Suriye gibi.Madem Müslüman neden Irak İşgalinde ABD ile berber Sırf Saddamı devirmek için işbirliği yapmıştır.Ama unutulmamalıdır ki hiçbir zaman mazlumun ahı yerde kalmaz.Ayrica bu site devamlı taraflı (Türkiye karşıtı) bir yol izlemekte olduğu izlenimi vermektedir.

    • safeviler osmanlılara karşı haçlılarla ittifak falan kurmadı. safevilere sefer düzenleyen osmanlıydı. hatta avrupada kutsal ittifak üyeleri osmanlıya karşı safevilere işbirliği teklif ederler ama safeviler bunu kabul etmez.
      ayrıca iranın sadece müslümanlarla savaştığı doğru değil. ruslarla komşu olmaya başladıktan sonra ruslarla tıpkı osmanlı gibi sık sık savaştılar. bunun dışında sınır komşuları zaten hep müslüman ülkelerdi.
      ayrıca osmanlınında sık sık müslümanlarla savaştığı oldu. hilafeti memlüklerden öpücüklemi aldılar sanıyorsun sen?

      • Safeviler devletini biz yarattık ama sonra kendi gayesini kaybetti. Farslaştı. Osmanlıya karşı haçlılarla evet birlik oldu, bu yüzden Papa dedi ya “Safeviler Osmanlıya karşı Tanrının Haçlı alemine bir armağanıdır”, ben de Azerbaycan türküyüm, mesela Safeviler Akkoyunlulardan Karakoyunlulardan sonra burada yaşayan tüm sünnileri katletmiştir. Tarihimiz, ve buna saygı duyuyorum tabii ki. Geri gidip yanlışlarını düzeltemem ama en azından yanlışlarını anlamamız gerek. Şahsım adına söylüyorum dünün Safevileri neydise, bu gün de İran o.

  16. Şunu iyi biliyorum ki şiilik sapkın bir mezheptir. Çünkü şiiler daha başta Kur_an’ dan binlerce ayetin Hz. Muhammed’in(sav) vefatından sonra sahabeler tarafından çıkarıldığını iddia ederler, inanırlar. Ayrıca sahabenin çok azı istisna çoğunun dinden çıktığını iddia ederler, inanırlar; dolayısıyla sahabeyi kafir olmakla suçlayacak kadar tekfircilikte ileri giderler. İran islam ülkelerindeki şiileri kışkırtırken, rusyanın kafkaslardaki, afganistandaki, abd nin afganistan ve ırak, suriye deki işgallerine çanak tuttu. sayın yazar, iran eğer gerçek müslüman olsaydı islam ülkelerini birleştirir destek olurdu, fakat ne yaptı ehli – sünnet devletlerdeki haçlı işgallerine destek vererek oraları ele geçirdi. Lanet olsun sapık, kavmiyetçi ,zalim, hain şii iran ve uşaklarına!

    • Senin bu kadar zoruna giden ne? Bu yorumun yoğun şekilde kin ve nefret söylemleri içeriyor. Bu çok tehlikeli İsrail ve ABD uşağı olduğunu anladık. Bari bu kadar belli etme.

      • Evet ben zalim sapık, hain, katil, yahudi uşağı, gizli mecusi irandan ve onun uşaklarından nefret ediyorum. Ben kendimi çok iyi biliyorum. Lakin sen abd nin afganistanı, ırakı işgal etmesi için yardım eden, rusyanın afganistanı işgaline ses çıkarmayan, çeçenistanlı müslümalara şii olmadıkları için terörist diyen iranı savunuyorsun. Eğer iran sapık olmasaydı Türkiye ile bir olur zalim eseti devrirdi.

        • Artık şu zalim esed sözünden vazgeçin çünkü gerçeği yansıtmıyor. Sapık hain katil arıyorsan suudi arabistanın başını çektiği körfez ülkelerine bak derim yıllarca işide destek veren suudi arabistan değilmiydi?

      • Şiiler zaten yıllardır mezhep savaşı yapıyorlar; biz bunu söyleyince veya karşılık verince suç mu oluyor? Yine Türkiyede bir kısım aleviler de dhkpc üzerinden dolaylı mezhep savaşı yapmıyorlar mı?

        • dhkpc içinde alevilerin oranı belki sünnilere göre daha fazla olabilir ama bu onların mezhebi fikirlerinden kaynaklanmıyor. sadece ideolojik olarak sünnilere kıyasla daha devrimciler.

  17. Türkiye nasıl ki sunnilerin koruyuculuğunu yapıyorsa iran da şiilerin koruyuculuğunu yapıyor. Türkiye’nin bu açıdan irandan bir farkı yok. Nitekim Türkiye nin beşar esada sırf alevi olduğu için düşman olması bu gerçeği doğruluyor. Arabistan ve türkiye gibi şii ve alevi düşmanı devletler olduğu sürece iran gibi devletlerde olacaktır. Bu kaçınılmaz.

      • muhalif kardeş sence akp esada diktatör diyemi yoksa alevi diyemi düşman?
        bahreynde de sünni kral çoğunluk şiileri baskı altında tutuyor hapishanelerde öldürüyor ama ona bişey denmiyor.
        türkiyenin politikasının 2 yüzlü olduğuna bir diğer işaret ise afrikada.
        sudanda iktidara darbe ile gelen el kaide destekçisi ömer el beşir türkiyede kırmızı halıda karşılanırken mısırdaki sisiye darbeci denip duruluyor. el beşire neden darbeci denmiyor o zaman.
        sudan ve mısır çelişkisi bile türkiyenin esadı diktatör değil alevi diye sevmediğinin göstergesi.

        • Eğer Ak Parti esede nusayri diye düşman olsaydı daha evvel de dost olmazdı. Ak Parti sadece haklının ve mazlumun yanında tercihini yaptı. Dikkat edersen esed zalim kafirine hem rusya, hem iran, hem abd, hem daeş, hem pkk , hem kızıl çin, hem kuzey kore, hem avrupa haçlıları kısaca tüm kafirler destek veriyorlar. Bir tek Türkiye masum Suriye halkının yanında. Zaten Allah(cc) zalimler topluluğuna hidayet vermez. Çünkü zalimler açıkça hakkı hukuku teslim etmezler.

          • Qdkwkfekfkrvk Esad’a ABD,Rusya,Işid,pkk ve Çinle AB de mi yardim ediyormuş ?? Kardeş Papua Yeni Gine ve Yeni Zelandayi da saymadin ayrica Zalim Surinam başkani da destek veriyor bence ??

          • Bu yazdıkların boş şeyler AKP nin Esad la dost olmasının sebebi sınır hattındaki mayınları temizletmek, vizeleri kaldırarak ta terörist geçişlerini sağlamaktır. Yani AKP Beşar Esad ı tuzağa düşürmüştür. O nedenle Allah ın adını kullanarak yalan söyleme.

    • Mustafa, Türkiye mezhebçi olmayan çok az sayıda ülkelerden birisidir. Sadece, bunu spyleyeceğim, bak 2008-2009larda felan NATO-AB-ABD İrana embargo koyunca Türkiye “İsrailin nükleer silahı olunca tehlike olmuyor bölge için ama bir müslüman ülkede olunca oluyormu?” diyerek Batının inadına İranla ticareti daha da arttırdı, ticaret milyarlarca dolar arttı. Sonra ne oldu? Türkiye PKK ile savaşırken İran milyonlarca gübreyi doğuya PKKya bomba yapması için gönderdi. Şimdi bile Hizbullah ve İran ateist YPG-ye destek veriyor Suriyede. Yani anlayacağın, İranın yapısı bu. Ben Azerbaycanda yaşıyorum, burada da azınlık bir şii nüfus var, eskiden baya çoktular, şimdi Allahtan ılımlı olmuş büyük çoğunluk ama inan şu azınlık bıktırdı hepimizi burada. Her Allahın günü Türkiye-Azerbeycan aleyhine o kadar şerefsiz iğrenç yalanlar uyduruyolar ki. İnan her Allahın günü diyoruz ki, lan yapmayın kendi vatanımızı milletimizi satmayın şu şiiliği oyuncak edib sizi avane edenlere ama olmuyor. şiilik bir hastalık sankı. karşısı alınmazsa gerçekten çok kötü sonuçlara sebep oluyor

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here