Kral’ın Mısır ve Türkiye Ziyaretleri Ne Anlama Geliyor?

Suudi Arabistan Kralı Selman

Kral Selman’ın Mısır ve Türkiye Ziyaretleri Ne Anlama Geliyor?

Bilindiği üzere Suudi Arabistan Kral’ı Selman, 11-13 Nisan tarihleri arasında ülkemizle resmi temaslarda bulunmak üzere ziyarete geldi. Ziyaret, ülke içerisinde büyük yankı uyandırsa da, Ortadoğu denklemi açısından da geniş yankı uyandıracak bir ziyaret idi. Bu ziyaretin önemli yapan hadise ise, Kral Selman’ın Türkiye’den önceki durağının Mısır olması idi. Peş peşe gelen bu ziyaretlerin anlamını okumak için Ortadoğu denklemindeki ahvali ve ülkelerin karakteristik kodlarını iyi bilmek gerekmektedir. Mısır’da 5 gün boyunca temaslarda bulunan Kral, darbe sonrası Sisi’ye verdikleri desteğin arkasında durduklarını ve İran’a karşı en sadık müttefiki ile bir nevi safları sıklaştırdığını beyan etmiş oldu. Suriye ve Yemen’de İran yayılmacılığına dur diyemeyen Suud’ların, en iyi iki müttefikinin Türkiye ve Mısır olduğunu söyleyebiliriz.

Bu açıdan baktığımızda, Ortadoğu’nun ara bulucu devleti olarak anılan Türkiye’nin, Arap Ayaklanmaları ve sonucunda darbe ile yoluna devam eden Mısır ile arasının bozuk olmasını en az isteyecek olan devlet Suudi Arabistan’dır. Bu yüzden, bu iki ziyareti bir nevi arabuluculuk ziyaretleri olarak algılamamız gayet normaldir. Tahmin edileceği üzere de, kapalı kapılar ardında Erdoğan-Selman arasında bu mevzu mutlaka konuşulmuştur. İlerleyen süreçte ne olur, kestirmek mümkün olmasa da, Türkiye-Mısır ilişkilerinin rayına oturması, en azından bakanlıklar arası iletişimin ve devletler arası ilişkilerin normalleşmesini görmek, muhtemeldir.

Ortadoğu’daki kaosun başlıca sebebi olan otorite boşluğu ve istikrarsızlık, Ortadoğu’nun liderliğe soyunan devletlerinin iştahını kabartmıştır. Özellikle ABD’nin kaya gazı çalışmaları sonrası Arap Petrolüne ihtiyacının kalmaması ve yönünü Asya-Pasifik’e çevirmesi, bu kaosun alevlenmesine sebep olmuştur. En kötü yönetim, yönetimsizlikten iyidir kabilince, yöneticisiz kalan Ortadoğu, bugün alev çemberi halinde en acılı dönemini yaşamaktadır. Otorite boşluğunu doldurma konusunda Türkiye’nin hamlesi İsrail’e kafa tutarak başlamıştır. Irak, Suriye ve Yemen’de alan genişleten İran, buna karşılık olarak tarihi Fars Hilali hayalleriyle cephe almıştır. Suudi Araistan’ın ise Kral Selman’ın başa geçmesi ile atağa kalkarak bir yarış içerisinde olduğunu görmekteyiz. Mısır ise, eski günlerinin arar hale gelmiştir. Bu yarışın yanı sıra İran’a karşı da ayrı bir Türkiye-Suud-Mısır-Katar ittifakı mevcuttur. Her ne kadar Türkiye-Mısır ilişkileri yolunda olmasa da, soyut bir ittifak olduğunu söylemek gerçekçi olacaktır.

Kral Selman’ın Mısır-Türkiye ziyaretleri, İran’a büyük bir mesajdır. Sünni hattı çizen Suudlar, Yemen ve Suriye’deki  birlikteliğimiz devam etmektedir mesajı vermektedir.

Sonuç olarak; Ortadoğu ittifaklar ve savaşlar merkezi haline gelmiştir. Kimsenin tek başına güçlenmesine izin verilmiyor, kimse de müttefiksiz kalmıyor prensibi geçerli haldedir. Yakın bir zamanda bölgenin normalleşme sürecine gireceğini söylemek, gerçekten hayli uzak bir hayaldir. Ortadoğu’nun eski günlerine dönmesinin yolu, parçalanması ile de mümkün değildir. Tek çare, ya bölge dışından büyük bir gücün müdahalesi ile doldurulacak otorite boşluğu ya da Ortadoğu’nun bağrından çıkacak tek bir güç, otoritedir.

Emre Amir

StratejikOrtak.com Yazarı

 

3 YORUMLAR

  1. Eski günler; Totaliter ama İstikrarlı günler
    Büyük güç konusunda ise ABD Obama devri itibariyle Ortadoğu’da Cumhuriyetçiler kadar etkin değildir. Irak’a girişi vahşet yarattı ama çıkışı daha da büyük vahşetler yarattı. ABD olur, başkası yada başkaları olur bilemeyiz, bir otoritenin müdahalesi şart.

  2. Eski günlerden kastınız nedir? Büyük güç olarak da ABD mi mesela? ABD zaten fazlasıyla etkin ortadoğuda sizce şuan otoriret diyebilir miyiz?

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here