İdlib Propagandaları ve Gerçekler

Not: Bu makale ABD, Suriye’ye füze saldırısı gerçekleştirmeden hemen önce klavyeye alınmıştır. Makale hazırlandıktan birkaç saat sonra füze saldırısı gerçekleşmiştir.

Başlığı ilk gören okuyucularımın aklına belki “Halep propagandaları ve gerçekler” adlı yazım gelmiştir. Evet, bu makale serinin ikincisi ama mecburiyetten. Zaten her iki şehir içinde benzer süreçleri yaşıyoruz ama şuan ki durum çok daha vahim. Halep kurtarılırken kimse uluslararası müdahale seçeneklerini değerlendirmiyordu ama şimdi Rusya’ya rağmen bu ihtimal konuşuluyor.  

                          

ABD Başkanı Donald Trump’ın önce “Esad’ın iğrenç faaliyetlerini sürdürmesi kabul edilemez, Suriye’de kimyasal saldırıya karşı harekete geçme sorumluluğum var.” Sonrada “Suriye’deki kimyasal saldırı sonrası Suriye’ye fiili müdahaleyi gözden geçiriyoruz.” demesini ve ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’in “BM harekete geçmezse biz geçebiliriz.” demesi bu yüzden önemli. Üstelik bunun lafta kalmamasının istenmesi de oldukça trajik. Tıpkı Cumhurbaşkanının bizde üzerimize düşeni yaparız demesi gibi.

Hatırlatmakta fayda var; daha öncede tıpkı Donald Trump gibi popülaritesi tehlike altında olan Ronald Wilson Reagan gibi bir başkan(1981-1989) vardı ve bu eski Hollywood yıldızı, 1983 yılında Grenada’yı işgal edip buradaki komünist hükumeti yıkmıştı. Üstelik bahaneleri, inşa edilmekte olan bir havalimanının pistinin normalden fazla geniş olması sebebiyle, Sovyetler Birliği’ne bir askeri üs inşa edildiği fikriydi. ABD’yi bir muhafazakar kalesi haline dönüştüren bu başkan, bu işgalin ardından ihtiyacı olan güçlü ve sert adam algısını yerleştirmiş ve bir sonraki seçimleri de kimse ihtimal veremezken kazanmıştı. Hayalindeki muhafazakar ABD’ye giden yolun taşlarını da çoğunlukla başkanlığının ikinci döneminde döşemişti zaten. Bu örnekten yola çıkarak tıpkı Ronald Wilson Reagan gibi cumhuriyetçi partiden olan ve yine onun gibi popülaritesi gittikçe azalan Donald Trump’ın bir savaşa ihtiyacı olabilir. Yinede ben şimdilik böyle bir deliliğin olabiliritesini düşük görüyorum.

Bu sert ve güçlü başkan algısı için zaten sürekli “IŞİD’i yok edeceğim” diyordu. Fakat karşısına Güney Kore ve El-Nusra tarafından daha iyi fırsatlar çıkartılmış gibi. Güney Kore tarafından çıkartılan fırsattan kastettiğim Güney Kore’nin gerçekleştirdiği Kim Jong-Nam suikasti. Donald Trump’ın “Eğer Kuzey Kore işini Çin çözmezse biz çözeceğiz. Şimdilik size bu kadarını söylüyorum” yönündeki açıklaması ve ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın “Kuzey Kore’nin nükleer silah geliştirmeye devam etmesi halinde askeri müdahale seçeneğinin gündeme gelebileceği” uyarısı dikkate değer.

El-Nusra’nın ortaya çıkardığı fırsatsa, onlara bağlı Oscar ödüllü Beyaz Miğferler örgütünün yeni kimyasal saldırı iddiası.

İtiraf etmek gerekirse korkuyorum. Korkum şu ki; tıpkı Irak’ın kimyasal silah barındırılıyor diyerek işgal edilmesi gibi Suriye’nin de kimyevi bahaneler üzerinden müdahaleye açık hale gelmesi. Irak hakkındaki bu iddialar doğruydu elbet ama Saddam, elindeki bütün kimyasal silahları işgale bahane vermemek için işgal öncesinde imha etmişti bile. Zaten bu yüzden bahsi geçen silahlar işgal sırasında bulunamadı.

Bugünde El-Kaide’nin Suriye kolu El-Nusra’nın(Yeni adıyla Şam fethi Cephesi) kontrol ettiği İdlib üzerinden yürütülen çalışmanın aslında 2013’teki propagandadan hiçbir farkı yok. O zamanda Han Al-Asal üzerinden bu denenmişti. 2013 yılında muhaliflerin kendi içlerindeki anlaşmazlıkları yüzünden parçalanmış halleri, Baas rejiminin kaybettiği kimi yerleri geri alabilmesine imkan sağlamıştı ve o yıl Hizbullah önderliğinde Şii milislerde müdahaleye başlamıştı. Bu yüzden muhalifler için ABD müdahalesi daha önemli bir hale gelmişti. İşte tıpkı Han Al-Asal’daki gibi bugünde aynı beklenti için Han Şeyhun’da aynı amaç üzerinde çalışılıyor.

Henüz saldırıyla ilgili soruşturmalar bile başlamadan ve kanıtlar ortaya çıkmadan, Avrupa Birliği Dış İşleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, “Esad rejimi bu ‘korkunç’ ‘kimyasal’ saldırıdan sorumludur” diyerek Suriye hükümetini kınadı. Hemen ardından İsrail Cumhurbaşkanı Benjamin Netanyahu ve Uluslararası Af Örgütü kınama merasiminde sıraya geçtiler. Mogherini gibi AB’nin üst düzey bir yetkilisinin neredeyse anında yaptığı bu suçlama, trajedinin arkasındaki gerçek henüz anlaşılmadan kamuoyunun feryadını tetikleyen tehlikeli bir emsal oluşturdu.

Öncelikle El-Kaide bağlantılı Beyaz Miğferlerin ilettiği görüntülerin hepsinin tek bir kavşak noktasından aktarıldığını hatırlatmak gerek. Bu görüntülerde Beyaz Miğferler, insanların ölü bedenlerini gerekli güvenlik önlemleri olmadan, özellikle sürekli kullanılan maskelerle ve eldivensiz tutuyorlar. Bunlar önemsiz gibi görünse de, kullanıldığı iddia edilen sarin gazının neye benzediğini anlamak soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Sarin gazına maruz kalınmasıyla başlayan birkaç saniye içerisinde, gazın etkileri kas ve sinir sistemini vurmaya başlıyor. Bağırsak ve idrar torbasının neredeyse hemen gevşemesi ve kusmanın başlaması söz konusu. Sarin gazının yoğun bir yerde kullanılması, binlerce kişinin ölümüne sebep olabiliyor ve İdlib şu aralar Suriye’nin en yoğun şehri. Ancak bu kadar tehlikeli bir gaz varken, Beyaz Miğferler cansız bedenlere açık derileri ile müdahale ediyorlar. Bu durum, birçok soruyu ortaya çıkarıyor. Zaten bu yüzden Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Bu videolar, provalarının önceden yapıldığı izlenimini veriyor. Tüm bunların açık bir biçimde provokasyon amacı taşıdığına ilişkin şüphemiz yok.” açıklamasında bulunuyor.

Tabi ki İnsanoğlunun çoğunun, sarin gazının ne etkisi olduğuna bakmak yerine sadece video izleyerek ve sadece öksüren birini görerek kimyasal saldırıya ikna olması kaçınılmaz bir şey olduğu için, malum tarafların kamuoyu algısı oluşturmak için pekte zorlanmasına gerek kalmayacağı açık.

El-Mecdel ve Hattab’ta yaklaşık 250 kişinin, geçen hafta El-Nusra militanları tarafından kaçırıldığı biliniyor. Yerel kaynaklar, kimyasal silahlardan ölenlerin birçoğunun El-Mecdel ve Hattab’tan kaçırılanlardan olduğunu iddia ediyor. Buradan çıkarılacak sonuç, yeni barış görüşmelerinin arifesin de teröristlerin yine bir yanıltma senaryosu yarattığıdır. Bu durum, 2013’te Birleşmiş Milletler’e bağlı silah denetçilerinin Şam’a geldiği gün, Suriye Ordusu’nun kitle imha silahı kullanmakla suçlandığı Han el-Asal kimyasal silah saldırısı ile benzerlik gösteriyor. Olaydan sonra BM silah denetçisi Carla del Ponte, bunu Baas rejiminin gerçekleştirdiğine dair bir kanıt bulunamadığını söylemişti. Ancak bu, Suriye’ye müdahale çağrılarını tabiî ki de durdurmadı; militanların da Han el-Asal’da sivillere karşı kullandıkları kimyasal silahların neticesinde umdukları tamda buydu işte.

Bu yüzden Dubai merkezli Orient TV’nin, Rusya ve Suriye’nin Hama’da teröristlere karşı düzenlediği hava saldırıları için, hava kuvvetlerinin kimyasal silah kullandığına dair suçlamalar içeren bir “medya kampanyasını” zaten hazırlamış olması hiç sürpriz değil.

Mevzu bahis kavşaktaki cesetlerin yer aldığı fotoğraflara bakarak, neden sarin gazlı saldırı yapılmış bir yerde insanların korunmasız dolaştığı ve vücudu saniyeler içerisinde etkileyebilen bir gazdan neden etkilenmedikleri sorulmalıdır. Ayrıca görünen kamyonetler, yerel kaynaklarında iddia ettiği gibi ölenlerin birçoğunun hükümet yanlısı Hama köylerinden El-Kaide’nin kaçırdığı insanlar olduğu konusu ile tutarlılık gösteriyor.

En önemli mesele olarak şunu sormamız gerek: Suriye’de şuan köşeye sıkışmış olan taraf hangi taraf? Bu soru görünmesi gereken tabloyu çok netleştiriyor bence.

Suriye Ordusu ve müttefikleri, Suriye’de rahat bir pozisyonda, ülke topraklarında ilerlerken ve Hama’nın kırsal kesimlerinde kaybedilen yerleri geri almışken, neden kimyasal silah kullanmaya girişsin? Buna ihtiyacı var mı? Zaten ihtiyaç duysa bu hamleyi birkaç ay önce Halep’te de yapması gerekmez miydi? Nede olsa Halep operasyonunda belli bir zaman hedefi vardı ve bu aşılmıştı. İdlib ve hama kırsalı için böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi şuan gündemde buraya yönelik bir operasyon bile yoktu. Buradaki çatışmalar Muhaliflerin saldırısıyla başladı.

Brüksel’de gerçekleşecek Suriye konferansının arifesin de ve barış görüşmelerinin devamından bir hafta önce Suriye hükümetinin neden pervasızca kimyasal silah kullandığına dair hiçbir mantıklı açıklama yok. Tüm işaretler bu olayın, tıpkı 2013’te terörist grupların Obama’nın “kırmızı çizgisini” geçmesi ve Suriye hükümetine ABD müdahalesi gelmesi umuduyla planladıkları Han Al-Asal gibi sahte bir kimsayal saldırı suçlaması olduğunu gösteriyor.

Ancak söylenilenlere göre en son haberler, hükümetin Han Şeyhun’u vurduğunu reddetmediğini gösteriyor. Al-Masdar’dan Yuşa Yusuf’un Suriye Ordusu’ndan aldığı bilgiye göre, hava kuvvetleri Rus yapımı Su-22 uçağıyla Han Şeyhun’da bir füze fabrikasını hedeflemiş. Daha da önemlisi, Su-22’nin bombaları, saldırı helikopterlerinden atılan bombalardan farklı olarak, herhangi bir kimyasal madde ile doldurulamıyor. Yusuf, Suriye Hava Kuvvetleri’nin Han Şeyhun’daki füze fabrikasında kimyasal maddelerin olup olmadığını bilmediğini öğrenmiş. Hava saldırılarının hedefindeki fabrikada gerçekten kimyasal olup olmadığı veya teröristlerin hükümet yanlısı köylerden kaçırdıkları siviller üzerinde kimyasal gaz kullanıp, onları kamyonetlerle hava saldırılarının yapıldığı yere getirip getirmedikleri henüz bilinmiyor.

Hedefteki alanın teröristlerin yeri olduğu, bu yerinse doğu Halep’in kurtarılmasından sonra açığa çıktığı gibi Beyaz Miğferler’in El-Nusra gibi terörist grupların karargah olarak kullanmasına açık olduğu kesinleşmiş oluyor. Siviller dahil bölgede mücadele yürüten birliklerin hepsi, İdlib, Hama ve Halep’in kırsal bölgelerindeki teröristlerin daha öncede kimyasal silah kullandığını iddia etmişti. Bu yüzden savaş naraları ve yetkili mercilerin üst düzey yöneticilerinden gelen hükümet karşıtı kınamalar başlamadan önce, tüm kanıtların toplanması için zaman tanınmalı. Ancak söz konusu bu zaman, Suriye iç Savaşı’nda hiç görülmemiş önemli bir etken olduğundan terörist gruplar, masum sivillerin hayatı pahasına yapılacak olan ABD müdahalesinden umudu kesmiyorlar.

Bu kirli ve aleni ittifak aslında, söz konusu sosyalist hareketler olunca liberal dünya ve sami din geleneğinin yarattığı vebaların, birbirleriyle kavga ederken bile kavgayı bırakıp işbirliğine gidebildiklerinin bir diğer göstergesi. Zaten ancak böyle kazanabiliyorlar. Ne liberaller nede semaviler, hiçbiri tek başına baş edemediği için kavgalı olduklarıyla bile yeri gelince bu tavra bürünüyorlar. Bu bir nevi “Biz düşmanız ama daha büyük bir düşmanımız var. Bu yüzden şimdilik ara verelim, yoksa biz kavga ederken onlar aradan sıyrılacak” düşüncesi gibi geliyor bana.

Liberalizmin Baas karşıtlığı ve gericiliğin Esad karşıtlığının bir araya gelmesi karşısında bizim yapmamız gereken kesinlikle buna alet olmak değil engel olmaktır. Aksi halde adımız tarihe, bağımsız bir ülke değil kukla olmuş bir devlet olarak geçer. Gelecekte insanların tarihe bakarken bizi bir piyon veya baskıya boyun eğmiş yada kandırılmış saflar olarak görmesini kim isteyebilir ki? 1957’de Lübnan iç savaşına ABD müdahale ettiğinde ve Türkiye ABD’ye lojistik verdiğinde Türkiye hakkında ne düşünülmüştü mesela?

Acaba Suriye’nin isyancıları ABD’yi bölgeye çekmeyi başarırlarsa, Suriye’nin yeni idarecilerinin kendileri olacağını mı sanıyorlar? Hatırlarsanız Irak işgalinden sonra Irak cumhurbaşkanı Celal Talabani olmuştu(2005-2014). Ya Suriye’de de tıpkı Irak’ta olduğu gibi Salih Müslim’i başa geçirirlerse biz ne yaparız? ABD için Salih Müslim’den daha iyi bir seçenek tanıyan var mı aranızda?

40 YORUMLAR

  1. japonyaya nükleer atan abdnin iran ve kuzey koreye nükleer silah yapıyor diye kızması ve aynı abdnin vietnamı kimyasala boğmasına rağmen ırak ve suriyeyi kimyasal kullanıyor diye vurması size tezat gelmiyormu?
    nasıl olurda ben islmacıyım diyip bu yalanlara inanır ve abdnin suriyeyi vurmasına sevinirsiniz? bu nasıl riyakarlı böyle : grrr

  2. japonyayı nükleer silahla vuran abd iran ve kuzey koreye nükleer silah yapıyo diye kızıyo
    vietnamı kimyasala boğan abd ırak ve suriyeyi kimyasal kullanıyo diye vuruyo
    bunlar tam dayaklık işte

  3. her zaman olduğu gibi yine köşeye sıkışan ve kaybedeceğini bilen muhalifler bu durumu tersine çevirmek için kendilerine yardım etmesi için birini getirmeye çalışıyorlar. tıpkı el nusranın hataya ve ösonun kilise ara sıra ateş açıp türkiyeyi savaşa çekmek istemesi gibi.

  4. El Nusra nın Hama da kaçırdığı siviller ! Terörist ! Beyaz Miğferler, Amerika nın müdahalesi için sözde ! Kimyasal saldırı görüntüleri vs. Bu tarafsız bir bakış açısı ise taraflı olanı nasıl olur acaba ?

    Bir kere Beyaz Miğferler, bombaların altında görev yapan ve her türlü tehlikeye rağmen sivillere yardım eden bir oluşum. Bu oluşum üzerinden kimyasal saldırıyı sabote etmek de taraflılığın ahlaktan yoksun bir yanı.

    Yazara saygı duyarız ve ifade özgürlüğünü de hoşgörürüz lakin yazar da bazı cümleleri yazarken vicdan dan uzaklaşmamalı .

  5. sayın yazar öyle bir yazmışki karşıtları, kimyasal saldırı yapılmış bir bölgede müdahalelerin neden korunmasız yapıldığını veya bu saldırıya esadın ihtiyacı olup olmadığını cevaplamak yerine sadece hakaret ediyor veya asılsız ithamlarda bulunuyorlar 🙂 adamlar esad ajanı dedi ya o derece 🙂
    iyi çıldırtmışsınız yani 🙂

  6. Ayrı görüşlerde olsak da site yazarı olarak ben de yazar arkadaşımızı destekliyorum. Stratejik ortak kesinlikle siyasi görüş ayrımı yapmadan sadece yeterlilik esasına göre yazar alıyor. Farklı dünya görüşüne sahip birçok yazar arkadaşımız var sitede. Yazar arkadaşımıza hakaret kesinlikle kabul edilemez.

    • Hakaret? Mesela ornek versene?

      Arkadasin Halep’in esed tarafindan yikilmasina “halep’in kurtarilisi” diye bahsederken… arkadasin ölen çocuklar ve kadınlar için “öksüren insanlar” benzetmesi kullanırken… ve yine aynı arkadasın bir sıra rus yalanlarını makale diye önümüze sererken okuyuculara hakaret etmiyor da onun yazdıklarina yorum yazanlar mı hakaret etmis oluyor?

      • süleyman bey dediğim gibi yazar arkadaşımızla görüşlerimiz farklı, yazının içeriğinden ben de müteessirim, bu konularda ben de size hak veriyorum, yazının akademik anlamda makale olmadığı gibi hususlara da katılıyorum ancak ne olursa olsun “defol git”, “burayı terket” “Esad ajanı” gibi ifadeler kişilik haklarına saldırıdır ve TCK.m.125/3-b kapsamında hakaret suçunun konusunu oluşturur. iki durumu birbirinde ayırmak gerekir diye düşünüyorum.

        • Benim sana cevabimda yazdiklarim da bu beyefendinin suriyede katledilen masum insanlara hakaret ettiginin telafuzudur. Belki siz mahmut bey, bu beyefendiyi t.c. hukukuna gore savunuyor olabilirsiniz hakli yaninizin da oldugunu kabul edersek ben de insanlik hukuku geregi savunmami yapiyorum. Hickimsenin “kendisinden daha asagi gordugu” insanlari bu sekilde bir makale konusu yapacagim diye ona buna peşkeş cekerek insanlik haklarini ezmesine bu “musluman” halk izin vermeyecektir. Ne gerekiyorsa da yapacaktir. Amerika olsun rusya olsun komunistler olsun para hırsına kapılmış güce tapan insan yıgınlari ve bunların ezdikleri musluman halkların uzerinden prim yapmaya çalısan klavyeciler olsun, hepsine gerekli karsiligi ayni musluman halk her kosulda her daim cevabini verecektir.

          • İnanın görüşlerinize yürekten katılıyorum Süleyman bey. Ben Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre bir avukat olarak hukuken haklıyım siz de insani değerler ve vicdana göre haklısınız. Siz de kabul edersiniz ki dinimizde de “esası usule feda etmek” müslümanı haklı davasında haksız yapar. o yüzden kime karşı ve ne şekilde mücadele edeceksek edelim belli bir sınır içinde kalmalıyız ki haklı olan esasımızı usulümüze kurban etmiş olmayalım. Yazarı tahkir etme amacı taşıyan bu tür yorumlara karşı tepkim de bundandır. Umarım meramımı anlatabilmişimdir:) Yorumlarınızla bizleri düşünmeye sevk ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

        • Mahmut bey, son olarak da size saygilarimi sunup, bu makaleyi! Yazan kisiye cevap olarak birsey daha eklemek istiyorum. Nasil ki amerika yanlilarinin yuzunden turkiye gelecekte bir kukla devleti olarak gorunecek diyor ise, ayni sekilde tipki bu yazida her haliyle gorunen rus yanlilarinin da gelecekte bizleri bir matruskadan farkli gostermeyecegi de kesindir. Bir amerika yanlisi nasil ki turkiye nin cikarlarini hice sayiyorsa bir rus yanlisi da ayni derece de turkiyenin haklarini o derece yok sayacaktir. Halepin esed ve rusya tarafindan yikilip, icindeki insanlarin katledilmesi nasil ki halep’in kurtulusu diye tasvir ediliyorsa yarin herhangi bir sehrimizdeki rus bombardimanlari ayni yoruma maruz kalabilir!

          Saygilarimla…

          • Yaziklarinizda sonuna kadar haklisiniz mahmut bey sizin telkinleriniz tabi ki cok onemli ama sanirim bu yazida öksüren çocuklardan bahseden kisinin bir cocugu olmamis henuz. Ve o gulup oynarken birden önunde can verilisini gozunde tasvir edememis. Yazik! Iste bizim gibi muslumanlari bu dereve hakarete surukleyen yorumlarin temeli de bundan geliyot. Bu yuzden beni anlamanizi temenni ediyorum. Tabiki dogru degil ama iste damara geliyor bazen.

            Tesekkur ederim degerli yorumlariniz ve telkinleriniz icin.

          • Konuyu tatlıya bağlayabildiğimize sevindim Süleyman bey asıl ben teşekkür ederim anlayışınız ve nezaketiniz için.

  7. Bu yorumlarla yazara haksızlık ediliyor. Bir yazarın yazısını beğenmeyebilirsiniz fakat o yazarın kişilik haklarına saldıramazsınız. Yazar biçimsel olarak bazı hatalar yapmış olabilir. Ayrıca düşünceleri mantıklı ve tutarlı. Kin ve nefretle hareket ederek daha tanımadığınız bir insanı Esad’ın ajanı ilan ediyorsunuz. Sorun yazarda değil okuyan kişinin bakış açısında. Bu açıdan yazarı destekliyorum.

    • Sorun da orada zaten arkadas. Düşünceler… bu yazi sadece bu kişinin kendi düşüncelerinden (yazıda da gorulecegi gibi hicbir kaynagi belirtilmeyen, şuradan gelen bilgiler, yerel haberler, rus safsatasi vs. Gibi kaynaksiz dogru gosterilmeye calisilan bilgiler… ) olusuyor. Bu nedenle bu kisinin yazdigi 2 paragrafla bu kisi “yazar” olarak nitelendiriliyorsa, onun dusuncelerine ayni sekilde 2 paragraf yorum yazanlarda yazar kabul edilir ve ayni saygiyi hak eder. Lutfen yorum yazan “yazar”lara hakaret etmeyin!

      • Kardeşim sen dünyanın jandarması mısın? insanlar bir yazı yazarken veya işe girişirken sana mı soracak? Adamı hesaba çekiyorsun. Ayrıca her ihtimal değerlendirilmelidir. Şahsen sana hesap verme veya açıklama yapma gereği duymuyorum.

  8. Terorist esad oyle ya da boyle gidecek nusayri rejimi eninde sonunda dusecek bakin goreceksiniz parali sii teroristler ve rusya sonsuza kadar suriyede kalamaz.esadin zaten elinde savasacak adami bile kalmadi 150 000 adami coktan tahtali koyu boyladi eninde sonunda esadda cehennemi boylayacak.Ne Rusya ne iran ne de parali sii teroristler bunu engelleyemez en fazla 3 5 sene geciktirebilirler ama engelleyemezler.

    • kesinlikle. o yüzden bu yazıyı paylaşmalıyız ki daha fazla kişi görsün, bu yolla abdnin oluşturduğu algıları yıkabiliriz ancak.

  9. Sayın yazar sen esedin dilini kullanıyorsun. esed de senin gibi müslümanları savunanlara terörist diyor.
    Sana nasıl yazı yazdırıyorlar anlamıyorum. analizlerin esetin istihbarat teşkilatınında çıkmış gibi.

  10. Bu makaleyi kim yazıyorsa bilimsel gerçekler dışında konuşmaktan öte Rusya’nın kanıtı olmayan temel varsayımları üzerine yorumlarda bulunmuş yazıklar olsun bir daha bu sayfayı takip etmem 3 yaşındaki çocukların can çekişen haline tiyatro diyen zihniyeti esefle kiniyorum

    • 3 yaşındaki çocuğu o hale getiren esad mı yoksa abd müdahalesi için çırpınan muhalifler mi?
      esad rusya sayesnide yavaş yavaş ilerliyorken neden kendi meşruiyetini tehlikeye atacak böyle bir adıma girişsin?

      • Esad’ın daha önce doğu guta 1500 kişiyi kimyasal silahla vurduğu bilirsiniz bunu Esad’ın en büyük muttefigi Rusya’da kabul etmiştir ve ABD ye Suriye ye müdahale etmemesi karşılığında bütün kimyasal silahların imhasi sözü vermiştir şimdi gelelim cevaba bunu yapan adam idlibe ve bundan sonra başka yerlerde aynısını yapicaktirda Rusya bunun bir tiyatro olduğunu söylüyor ama kanitlayamiyor bölgede ki radar kayıtlarında kendisi ve Suriye ordusuna ait başka devletlerin uçağı olmadığını kendisi de biliyor zaten başka bir ülkenin uçağı ile bu olay olsaydı bunu radarlarla dünya kamuoyuna sunardi Türkiye savaş ucaklarini dusurdugunde aynısını yapmıştı Esad’ın bunu yapmasinin en büyük sebebi zaten 6 yıldır her türlü katliamı yapıyor ve kimse de ses çıkarmıyor lütfen olaya objektif bakalım madem ülkesini çok seviyor akan kanın durması onun gitmesine bağlı olduğu halde neden gitmiyor babasinin 30 yıl önce Hama’da 20 bin kişiyi katlettiği gibi oda kendi ulkesindekileri katkediyir

        Lütfen 600 bin insanın ölümüne sebebiyet olan birini savunmayin

  11. Sayın kendini KOMUNIST dusunen arkadasimiz.

    100 lerce insanin kimyasal gazdan zehirlenerek oldugu saldirinin ardindan ölen kisiler icin “iki tane video izleyip oksuren insanlari gorunce” diye bahsediyorsun.

    Ulan o insanlar o cocuklar ÖLDÜLER bee. ÖLDÜLER. ölen insanlar icin “öksüren insanlar” diye bahsetmen acaba hangi kapitalistleri hatirlatiyor sana?

    Surekli yerel kaynaklari kaynak olarak gosterip onlara inanmamizi saglamaya calisiyorsun. Yemezler.

    Senin yerel kaynak dedigin o haberlerin kaynagi nedir guzel komunist kardesim açiklar misin bize?

    Iyice PROPAGANDANI döşemişsin ama YEMEZLER.

    Tam da basligin gibi cok iyi propaganda yapiyorsun ama YEMEZLER.

    Amerika ya şak şak yaptigin da gozumden kacmadi hani. Yani senin yazdiklarina inanip bir dusunelim bakalim. Hmm. Demek ki bu tezgahi amerika oynamis. O bu teroristlerle beraber adam kacirtmis sonra da onlara kimyasal saldiri yaptirtmis ve sonra da suriye yi isgale hazirlatmis. Hmm. O zaman neymis? Amerika dunyanin en guclu ulkesi ve o ulke herseyi yapabilir ona gore ha akilli olun turkiye birgun gelir size de aynisini tezgahlar. Hmm tamam akilli olalim amerikaya bulasmayalim da PYD istedigi gibi cirit atsin da biz bulasmayalim ama bak idlipte naptilar. Eger bizde horozlanirsak bize de yaparlar ha.

    Arkadasim sen bizim agzimiza kirmizi biber mi surmeye mi calisiyorsun?

    Defol git komunistlerin komunist olmayan ulkelerinde yasa. Burayi terket!!!

  12. Oyle ya da boyle nusayri rejim gidecek bu ister amerikanin eliyle olacak ister muhaliflerin kendi eliyle suriyede nusayri rejimini halkin yalnizca %25 i olan nusayriler ve hristiyanlar ve durziler destekliyor ve esad rejiminin kayiplari 150 000 e yaklasti yani insan kaynaklarinin sonuna geldiler zaten rusya iran ve parali sii teroristler olmasa savasacak adam bile bulamayacaklar hapishanelerden savasacak adam toplamaya baslamislar bile rusya sahaya inmeyle rejimin dususunu en fazla 3 5 sene daha geciktirdi ama sonsuza kadar suriyede kalamazlar eninde sonunda cekilecekler ve nusayri rejim yikilacak.

    • hiç bir şey sonsuz değil ki zaten.
      eninde sonunda her siyasi rejim devrilir. bu sizinkiler içinde geçerli.
      eninde sonunda birgün körfez krallıkları devrilecek de diyebiliriz mesela

  13. abd’yi suriyeyi vurması için gaza getiren yöneticiler ve vurunca sevinen ve bunun devamının gelmesini isteyen akpliler, son paragrafı iyi okuyun.

  14. makale olduğunu iddia ettiğiniz ama makale olmaktan çok çok uzak bu yazılarınızda ne zaman siyasi görüşünüzü yansıtmadan vazgeçeceksiniz çok merak ediyorum. bir de çok önemli birşeyi bilmiş gibi yazının başına not düşmüş çok komik gerçekten. site adına çok yazık cidden.

    • ne yani bu mesele önemli bi mesele değilmi? ayrıca sen makalenin tanımını biliyomusun? sen yapsana bi zahmet. her makalenin amacı zaten bir şeyi kanıtlamak ispatlamak ikna etmek değilmi?

      • mesele tabiki önemli kastım bu değildi sanki birkaç saat öncesinden birşeyi tahmin etmiş gibi not düşmesi komik zaten saatler önce yerel kaynaklar üst düzey yetkililerin lübnana gittiğini teyit etti belliydi zaten saldırı ayrıca makale ALANINDA UZMAN KİŞİLERCE YAZILAN, bir savı öne sürüp kanıtlamak için yazılan yazılardır. ilki yazar alanında uzman değil ikincisi öne sürülen sav herkesçe aksi iddia edilemeyecek argümanlarla ispatlanmalıdır ki tanım gerçekleşsin ve biz ona makale diyebilelim şeyda hanım.

      • alanında uzman olan sağlık bakanı kimyasalın sarin gazı olduğunu söylerken alanında uzman olmayan kişinin siyasi görüşlerinin etkisiyle ortaya bir iddia atması ve bunu makale diye yutturmaya çalışması garip değil mi sizce de???

        • sanki kendi kafasından mı yazıyordur muhtemelen o da başka biryerden bakıyordur. ayrıca sağlık bakanı uzmanda olsa bu onların her dediğinin doğru olduğu anlamına mı gelir? sanki 6 yıldır akp’nin katı tutumunu bilmiyoruz.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here