Kobani’den Fırat Kalkanı Harekatı’na

ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri 23 Eylül‘de IŞİD’i durdurmak ve örgütün yeni işgal planlarını engellemek için, Suriye’deki örgüt mevzilerini bombalamaya başladı. 2 Ekim itibariyle Kobani ve çevresindeki 354 köyün 350’sini ele geçiren IŞİD, Kobani’yi kuşattı.

İlçe merkezindeki YPG karargahını ele geçiren IŞİD’in Suriye’de Kobani merkezini de ele geçirmesi demek, sıranın YPG kontrolündeki Haseke ve Kamışlı’ya geleceği anlamına geliyordu. ABD ve PYD güçleri bu nedenle de Kobani’nin hiçbir şekilde IŞİD tarafından işgal edilmesini kabul etmeyecekti. Aradan üç gün geçti ve PYD lideri Salih Müslim’in Ankara’ya geldiği ve dolaylı yollarla Türk hükümetiyle görüştüğü belirtildi. Bu görüşmede Türkiye’nin Müslim’e, “Suriye muhalefeti içerisinde yer alırsanız size destek verebiliriz, bunun gerçekleşmesi için de PKK ile olan bağlarını koparmanız gerekiyor” dediği iddia edildi. Hatta Müslim bunun üzerine; “Türkiye’nin şartları kabul edilemez” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Bu olaylar olurken Türkiye’deki halk konuya uzak değildi. “Medyada Kobani elden gidiyor, IŞİD sınırımıza kadar geldi” şeklinde haberler yapıldı. “Türkiye IŞİD’e destek veriyor” algısının ilk oluşma evresi bu dönemde gerçekleşti. Salih Müslim’in Ankara ziyaretinden sadece bir gün sonra da Türkiye’de PKK sempatizanlarının 50’yi aşkın kişiyi katlettiği 6-7 Ekim Olayları, namıdiğer ‘Kobani Olayları’ gerçekleşti. Sokakların yakıldığı, PKK muhalifi sivillerin öldürüldüğü Kobani olaylarında sempatizanlar, “Türkiye IŞİD’e destek veriyor, Kobani’deki Kürtlere destek vermiyor” iftirasını kullandı. Bu insanların sokağa çıkmasının ve onlarca insanın ölmesinin sebebi olarak, Selahattin Demirtaş liderliğindeki HDP’nin yaptığı ‘Sokağa Çıkın!’ çağrısı gösterildi.

Eylemlerin katliam derecesinde şiddetli bir şekilde sürmesinin arka planında, hükümeti köşeye sıkıştırıp, Türkiye’den Kobani konusunda YPG’ye destek vermesi isteniyordu. HDP’liler Kobani’den gelen binlerce sivile kapılarını açan Türkiye’nin daha fazla yardım etmesini ve IŞİD’i vurmasını talep ediyordu. Ancak Türkiye savaşın doğrudan tarafı olma konusunda temkinli davrandı. Ayrıca çözüm sürecinin olduğu bir dönemde ‘Kobani Olayları’ gibi bir kanlı eylemler silsilesinin yaşanması, hükümetin sürecin doğru bir yola gitmediğini fark etmesine de(!) vesile oldu. PKK’nın süreç boyunca nasıl güç kazandığının farkına varıldığı(!) ilk olay olan Kobani eylemleri sonucunda  Demirtaş ‘suçlu’ olarak gösterildi ve çoğu PKK’lı gözaltına alındı.

Tek başına YPG’nin ilçeyi savunamayacağının anlaşılması üzerine Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) lideri Barzani’den yardım istendi ve Barzani bu isteği kabul etti. Türkiye içerisinde koridor oluşturularak peşmergelerin Kobani’ye geçişi dile getirildi. Uzun diplomasi trafiği ve Obama-Erdoğan görüşmesi sonucu Türkiye’de bu talebi kabul etti.

Peşmergelerin Kobani’ye geçmesi konusunda bu fikri ABD Başkanı Obama’ya kendi önerdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradaki PYD ve PKK gruplarına vereceğiniz destekler bizim için kabul edilemez demiştim. Atılacak adım Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile kabul edilebilir, Peşmerge ile işbirliği kabul edilebilir.” dedi.

Ardından başlayan Kobani’yi IŞİD’den temizleme operasyonunda peşmerge, ÖSO ve PKK’nın Suriye kolu YPG karadan saldırdı. Havadan koalisyon güçlerinin destek verdiği operasyon sonucu Kobani ve çevresindeki bazı bölgeler IŞİD’den temizlendi. ABD destekli PYD güçlerinin şehri ele geçirmesinin ardından, ÖSO ve Peşmerge bileşenlerini saf dışı bırakması gecikmedi. Peşmerge’nin Suriye dışına çıkarıldığı, ÖSO bileşenlerinin de Türkiye üzerinden İdlip ve Halep’e gönderildiği bildirildi.

ÖSO ve YPG Kobani Operasyonu öncesi

Kobani Olayları ve PKK’nın Doğu ve Güneydoğu’da şantiye baskınlarına rağmen devam eden Çözüm Süreci’nde, ilk defa HDP heyeti ile hükümet yetkililerinin ortak açıklama yapacağı açıklandı. 28 Şubat 2015​’te Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Âlâ ile İmralı-Kandil arasında görüşmeleri yürüten HDP heyeti İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık çalışma ofisinde bir araya geldi. HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tarafından “Dolmabahçe Mutabakatı” adlı 10 maddelik tartışmalı metin okundu. Demokratik siyaset ve kimlik kavramları gibi başlıkların yer aldığı metinde, PKK’nın silah bırakmasına dair bir ifadenin olmaması dikkat çekti. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan​ ise aynı görüşmede “Silahların devre dışı kalması​” konusunda bir çağrıda bulundu. Dolmabahçe’deki görüşmede Öcalan’ın “PKK’nın silahlı mücadeleyi bırakma temelinde bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum.​” şeklindeki açıklamasını da bildiren Sırrı Süreyya’ya, aynı gün PKK yöneticilerinden Mustafa Karasu cevap verdi. Karasu, PKK’nın ajansı ANF’ye yaptığı açıklamada;“PKK kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir.” dedi. Bir gün sonra yine Karasu; “Hiç kimsenin PKK adına silah bırakmasından, PKK’nın kongre yapıp silah bırakma kararı alacağından söz etmesi mümkün değildir. Hiç kimsenin üzerinde böyle bir vazife yoktur!”​ diyerek çözüm sürecinin anlamsızlığından bahsetti ve PKK’nın elebaşı Öcalan’a ‘meydan okudu’.

Dolmabahçe görüşmesinden

7 Haziran Başbakanlık seçimlerinde “seni başkan yaptırmayacağız” söylemleri, seçimden tek bir partinin çıkmaması, “koalisyon mu olacak?” şeklindeki deli sorular gündemi meşgul ederken; 20 Temmuz’da Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde PKK’ya yakın dernek ve sosyalist gençlik federasyonu üyelerinin olduğu, Kobani’ye yardım için toplanılan bir kültür merkezine IŞİD’in bombalı saldırısı gerçekleşti. 34 kişinin öldüğü, 100’den fazla kişinin yaralandığı saldırıdan iki gün sonra yine Şanlıurfa’da, ama bu sefer Ceylanpınar’da, ev arkadaşı olan 2 polis, evlerinde başlarından tabancayla birer kurşunla vurulmuş bir şekilde bulundu.

Suruç’taki terör saldırısı sonrası bir görüntü

PKK’nın üstlendiği olayın üstünden 3 gün geçti ve hükümet düğmeye bastı. F-16 savaş uçakları 4 yılın ardından ilk kez PKK hedefleri vurdu.

PKK’ya 4 yıl sonra ilk hava harekatının gerçekleştiği günlerde, ABD destekli YPG güçleri Kobani’den sonra Tel Abyad’ı da IŞİD’den alarak sınır hattı boyunca topraklarını genişletmişti.

Türkiye, Suriye’de PYD/YPG’nin Fırat’ın batısına geçişini kırmızı çizgisi olduğunu ve gerekirse müdahale edeceğini Temmuz 2015 ayının ilk günlerinde duyurmuştu. Aynı günlerde IŞİD’e karşı oluşturulan ABD öncülüğündeki koalisyon savaş uçaklarına İncirlik’i açan Türkiye, karşılığında ABD’nin ‘Güvenli Bölge’ konusunda anlaştığını açıkladı. Konuya ilişkin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, “DAEŞ ve PYD Suriye sınırında oluşturulacak güvenli bölgeye girmeleri durumunda hem Türkiye, hem de ABD tarafından vurulacak” dedi. Türkiye, Azez-Cerablus hattı arasında bir ‘Güvenli Bölge’ planını her fırsatta dile getirdi. Ancak Obama yönetimi konuya hep uzak olma taraftarı oldu ve havadan destek verdiği YPG ile operasyonlarını sürdürerek PYD kontrolündeki toprakların genişlemesine vesile oldu. 30 Eylül 2015’ten itibaren de Rusya hava ve kara unsurlarıyla Suriye’ye müdahil olma kararı aldı. Rusya, Esad rejiminin ‘son çırpınışlarında’ Suriye’ye ayak basarak rejimin geleceğini ve Akdeniz’de tek varlık gösterdiği Suriye’deki limanlarını kontrol altına aldı. 24 Kasım’da Rus savaş uçağının Türk savaş uçaklarınca düşürülmesiyle birlikte Suriye’de dengeler tamamen değişti.

13 Ekim 2015 tarihinde PYD, Arap, Süryani ve Türkmenler’den oluşan grupları Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında toplayarak yeni bir ittifak kurdu. PYD ve ABD’nin bu oluşumu kurmasının en önemli sebebi; örgütün ABD ve Avrupa’dan yardımları daha sorunsuz almak istemesi ve diğer etnik kimlikteki grupları bir araya toplayarak, uluslararası medyada ‘çeşitlilik’ barındırdığını iddia ederek destek almak istemesidir.  Tarafsız kuruluşlarca yapılan yorumlarda SDG’nin yüzde 90’a yakınının YPG’lilerin oluştuğu tespit edildi. CNN’nin açıkladığı verilere göre ise Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 50 bin kişi ve bünyesinde 27 bin YPG’li, 23 bin de Arap var. YPG’nin başını çektiği SDG, 26 Aralık‘ta Fırat’ın batısındaki IŞİD kontrolünde bulunan stratejik Tişrin Barajı’nı ele geçirdiklerini açıkladı. Yani ‘Türkiye’nin kırmızı çizgisi silinmiş’ oldu. Başbakan Davutoğlu; “Fırat’ın batısına geçenlerin PYD unsurları olmadığı, daha çok Arapların olduğu” şeklinde bir açıklama yaparak Türk halkını geçiştirdi.

Obama’nın IŞİD ile mücadele özel temsilcisi Brett McGurk‘a plaket veren YPG komutanı Polat Can ise 28 Aralık 2015’te kendi twitter adresinden Fırat’ın batısına geçildiğini dalga geçerek paylaştı.

Türkiye için kara bir yıl olarak tarihe geçen 2016 yılı, daha ilk günlerden ne kadar zor geçeceğini göstermişti. Ocak ayının 18’inde IŞİD tarafından ilk roket Kilis’e atıldı. 20’den fazla insanın hayatını kaybettiği vahim saldırılar Fırat Kalkanı Harekatı’nın başladığı 24 Ağustos’a kadar devam etti. Tarihler 3 Şubat 2016’yı gösterdiğinde ise muhaliflerin Halep-Türkiye ikmal hattını kesen rejim güçleri, Suriye iç savaşının seyrini değiştiren bir operasyona imza attı. İkmal yolunu kesen rejim güçlerine Rusya’nın hava desteğiyle YPG’de destek verdi. YPG ile muhalifler arasında çatışmalar alevlenmeye başladı. YPG, Afrin kantonundan Azez ve Tel Rıfat tarafına doğru saldırıya geçti. Türkiye ise YPG’nin bu saldırılarına 13 Şubat’ta obüs toplarıyla karşılık verdi ve YPG’nin 100 bini aşkın Suriyeli’nin yaşadığı Azez yönüne saldırmasını engellemeye çalıştı. Bu saldırılar sonrasında ise Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ”Menneğ askeri havaalanından PYD derhal uzaklaşmalı” söylemleri havada kaldı ve YPG, 16 Şubat’ta Tel Rıfat ve Menneğ Havaalanı’nı tamamen kontrolü altına aldı. Türkiye sınırındaki Azez ise muhaliflerin kontrolünde kaldı. Bu saldırıyla Halep ikmal hattı, rejim ve YPG’nin ayrı güçleriyle iki taraflı kesilmiş oldu.

Halep’in Kuzeyinde Harita (16 Şubat 2016)

Fırat’ın batısına Tişrin Barajını ele geçirerek ulaşmış olan YPG güçlerine karşı Türkiye’nin sert açıklamaları devam ederken, 20 Mayıs’ta “stratejik derinliğin” üstadı Ahmet Davutoğlu yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakınındaki isimnlerin başında gelen Binali Yıldırım Başbakan oldu. ABD Türkiye’yi oyalamaya devam ederken, karada YPG güçleriyle ABD Münbiç için operasyona hazırlanıyordu.  1 Haziran’da ABD’nin hava desteğiyle YPG güçlerinin ‘Münbiç Operasyonu’ başladı. İlk önce ilçenin etrafındaki köyler bir bir IŞİD’in elinden alındı ve Münbiç’in merkezi kuşatma altına alındı. ABD’nin yoğun hava desteğiyle ilçeyi tamamen kontrol etmeye çok yaklaşan YPG güçlerine karşı Türkiye’nin nasıl bir politika izleyeceği henüz belirlenememişti. 27 Haziran’da Rusya ile yaşanan ‘uçak krizi’ konusunda Erdoğan’ın Putin’e mektup göndermesi buzları eritti ve iki ülke karşılıklı olarak ilişkilerin geliştirmesi konusunda anlaştı. Aslında bu durum hem Suriye’deki durumu hem de bölgedeki yeni diplomatik gelişmelerin farklılaşacağı anlamını taşıyordu.

Tarih 15 Temmuz’a geldiğinde ise Türkiye’de tarihinin en acı günlerinden biri gerçekleşti. FETÖ’cü askerler tarafından hain darbe girişimi gerçekleşti ve yüzlerce insan katledildi. Türkiye tarihinde bir ilk olarak hafızalarımıza kazınan bu vahim girişim, onurlu Türk milleti tarafından geri püskürtüldü.

Darbe girişiminin olduğu hafta Suriye’de rejim güçleri Halep’teki saldırılarını arttırdı. YPG de Münbiç’in merkezine doğru ilerleyişini devam ettiriyordu. IŞİD’in yer yer karşı saldırılarına karşın, yaklaşık iki buçuk ayın ardından 13 Ağustos’ta Münbiç tamamen Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin kontrolüne geçti. Operasyon sırasında ABD’den Türkiye’nin hassasiyeti doğrultusunda YPG’liler bölgeden çekilecek” açıklamaları gelse de, böyle bir şey olmadı. Hatta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Münbiç operasyonu için, “ABD, YPG’liler bölgeden çekileceği garantisini verdi” dedi. Türkiye geç olsa da Münbiç’i ele geçiren YPG’nin sıradaki hedefinin Cerablus ya da El Bab olacağının farkına vardı. ABD’nin Türkiye’yi oyalamasını daha fazla kabullenemeyen hükümet, muhalif güçlerle birlikte 24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı Harekatını başlattı. Tüm dünyanın gündemine oturan bu harekat, YPG’nin Münbiç’i ele geçirmesinden tam 11 gün sonra gerçekleşti. Harekatın başlamasından bir gün sonra ve 8 Kasım’da ki Başkanlık seçimlerine kadar Obama yönetimi tam dört kez (manidar bir şekilde)“YPG Menbiç’ten çekildi” açıklamasında bulundu.

Fırat Kalkanı Harekatı ile ilgili kısa bir değerlendirme

Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından yapılan bazı yanlışlıklar döndü dolaştı ülkemizi birinci dereceden ilgilendiren güvenlik sorununa evrildi. 40 yıldır Türkiye’de terör estiren PKK’nın Suriye bileşenleri, en uzun sınıra sahip olduğumuz Suriye’de bazı bölgelerde hakimiyeti ele geçirdi. Sınırımızda PYD’nin olması ve devletleşmesinin ülkemiz için ileri de nasıl tehditler oluşturacağını yazmaya bile gerek yok. Türkiye, PYD’nin Azez-Cerablus hattını ele geçirip Afrin ile Kobani’nin birleştirmesine ve örgütün tek taraflı ilan ettiği kantonlarının bütün olmasına karşı çıkıyor. Bu çerçevede muhaliflerle birlikte Fırat Kalkanı harekatını gerçekleştirdi. ABD’ye Adana’da bulunan İncirlik üssünü açmasına rağmen harekat boyunca elle tutulur hiçbir destek alamaması da, Türkiye’nin dış politikasındaki yegane sorunlardan birini teşkil etmektedir. Bilindiği üzere ABD’nin hava unsurları ve saha tecrübesi küresel anlamda çok fonksiyonlu ve güçlü bir yapıda bulunuyor. ABD YPG’ye verdiği hava desteğini muhaliflere vermemekle kalmıyor, yer yer Münbiç çevresindeki IŞİD mevzilerini bombalayarak YPG’nin Münbiç kırsalında ilerlemesini sağlıyor. Bilindiği gibi YPG, Fırat Kalkanı Harekatı başladıktan sonra Münbiç kuzeyinde ve batısında bazı toprakları IŞİD’den ele geçirmişti.

Yaklaşık 6 ayda Türkiye destekli muhalif güçlerin El Bab’a kadar ilerlemesi ve 3 aydır da Bab çevresinde takılı kalmasının çok farklı sebepleri var. Muhaliflerin dağınık yapıda bulunması ve harekatın başladığı ilk günden itibaren harekata sürekli yeni muhalif unsurların katılması; Türkiye’nin muhalifleri tek çatı altında toplama ve güçlendirme çalışmalarını hızlandırılması anlamına geliyor. Aynı zamanda kontrol edilen topraklarda asayişin sağlanması ve Suriyeliler’in IŞİD ve PYD’den ele geçirilen bölgelere yerleştirilme süreci, tabiri caizse de yeni bir devlet yapısının oluşturulması, El Bab’ın alınmasını geciktiren unsurların başında geliyor. Suriye’de IŞİD’in kontrol ettiği en büyük yerleşim yerlerinden olan El Bab’a ‘tam gücüyle katılamayan’ ÖSO güçleri ve Türkiye, Rusya ile bölgede anlaşarak ağır da olsa ilçeyi kontrol edileceğinin mesajını veriyor.

Cerablus ve Azez’de Türkiye’nin eğittiği polis gücünün göreve başlamasıyla bu bölgedeki silahlı askeri unsurların cephe hattına geçirilmesi planlanmaktadır. El Bab’ın muhaliflerce kontrolünün ardından ne olacağı başka bir yazının konusu olacakken, Münbiç konusunda ABD ile işbirliği denenmeli ve ABD’nin direktifiyle YPG’nin burayı boşaltması istenmelidir. Bilinmelidir ki ABD böyle bir direktifte bulunursa, SDG çatısı altındaki YPG’nin bunu kabul etmeme şansı bulunmamaktadır. Savaştan önce realist ve pragmatist diplomasinin denenmesi gerektiğini düşünerek, zor günler geçirdiğimiz şu dönemde hükümetin Suriye’de daha dikkatli ve akılcı bir politika yürütmesini temenni ediyorum.


Haber kaynakları:

aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/ypg-tisrin-barajini-isidden-aldi
diken.com.tr/suriyedeki-kurtler-yeni-guc-kurdu-abd-muhimmat-yigdi-turkiye-tavrini-degistirmeli/

cnnturk.com/dunya/sdgden-ypg-aciklamasi

ensonhaber.com/davutoglu-pyd-firatin-batisina-gecmedi-2015-12-28.html

borsagundem.com/haber/suriyede-iside-karsi-menbic-operasyonu-basladi/1042130

timeturk.com/ypg-menbic-i-ele-gecirdi/haber-247007

stratejikortak.com/2016/04/azez-cerablus-hatti-kuzey-halep-haritasi.html

hurriyet.com.tr/basbakan-davutoglu-azez-ve-civarindaki-tehdit-olusturan-guclere-karsi-

mukabelede-bulunulmustur-40054262

haberturk.com/dunya/haber/996818-pyd-lideri-ankarada

t24.com.tr/haber/abd-ucaklari-incirlikte,305654

aljazeera.com.tr/gorus/koalisyon-iside-karsi-ne-kadar-basarili

t24.com.tr/haber/disisleri-mustesari-sinirlioglu-abd-ile-guvenli-bolge-konusunda-anlastik,305897

aljazeera.com.tr/haber/ortak-aciklamanin-tam-metni

haberturk.com/gundem/haber/1002199-obamaya-ben-teklif-ettim

haberturk.com/dunya/haber/996818-pyd-lideri-ankarada

hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/yine-hdp-29670076

milliyet.com.tr/pkk-ya-ikinci-isid-e-ucuncu-dalga-gundem-2092745/

10 YORUMLAR

  1. yahu taraf olun olunda bu kadar de aşikar yapılmazki. Şimdi size o süreci baştan farklı pencereden yazarım ama zamanıma yazık. Bunu söyleyeyim sadece: İşidin türkiyedeki eylem haritasını çıkarın ve iyi bir analiz edin sonra da tırlarla giden silahları,Davutoğlunun öfkeli sunni gençlerini,sınırda elini kolunu sallayarak hastanelere gelen işidlileri,Burada hazırlanıp suriyeye gecen yamyamları inceleyin. Bu yazı sırf referandum öncesi HDP alehtarlığı için yazılmış!

    • Bu yazıda Kobani’nin IŞİD tarafından kuşatılmasından başlayarak çözüm sürecinin aşamalarıyla birlikte Fırat Kalkanı Harekatı’na nasıl gelindiği anlatılmaya çalışılıyor. Ancak siz anlamamışsınız herhalde. Yazıda hükümet övülmüyor, referanduma dem bile vurulmuyor. Site yazar alımı yapıyor diye biliyorum. İddia ettiğiniz IŞİD ve diğer olaylardan eminseniz kanıtlarıyla birlikte zamanınıza kıyın ve yazın. Facebook bilgisi dışında gerçekleri bir de sizin kaleminizden görelim 🙂

      • Sabine Abdülkerim lütfen daha az devlet gözüyle olaylarí anlamaya çalíşín. Bu tarafgirliğinizle değerinizi düşürüyorsunuz.
        Selamlar

      • “Türkiye IŞİD’e destek veriyor, Kobani’deki Kürtlere destek vermiyor” iftirasını kullandı. demişsizniz.Bu iddianıın iftira olmadığını size kanıtlamaya çalışayım:
        Columbia Üniversitesi’nin İnsan Hakları Enstitüsü’nün Barış İnşası programının direktörü David L. Phillips iddiaları ve diğer iddialar kaynaklarla birlikte aşşagıya sıralıyorum.
        1- Türkiye IŞİD’e askeri teçhizat veriyor
        2- Türkiye IŞİD savaşçılarına ulaşım ve lojistik destek sağladı
        3- Türkiye IŞİD savaşçılarını eğitti
        4- Türkiye IŞİD savaşçılarına tıbbi yardım sağlıyor
        5- Türkiye petrol alarak IŞİD’e mali destek veriyor
        6- Türkiye IŞİD’in militan toplamasına yardım ediyor
        7- Türk askerleri IŞİD’le birlikte savaşıyor
        8- Türkiye IŞİD’e Kobani’de yardım etti
        9- Türkiye ve IŞİD aynı dünya görüşünü paylaşıyor
        (bu başlıktaki iddiaları ve gerekçelerine bu kaynaktan ulaşabilirsiniz)
        http://www.diken.com.tr/amerikali-akademisyenin-gozunden-turkiye-isid-isbirligine-dair-dokuz-iddia/
        Diğer iddialar için:
        1) http://bolsevik.org/guncel/isid-turkiye-ortakliginin-yeni-belgesi-ortaya-cikti-isid-ile-askerler-telefonda-yardimlasiyor.html
        2) http://haber.sol.org.tr/toplum/gaziantepte-devlet-hastanesinde-isid-uyeleri-tedavi-ediliyor-155843
        3) http://www.haberturk.com/gundem/haber/958654-gungorende-isid-tabelasi

        • Öncelikle şunları belirtmek isterim ki, Sayın yazarımız ve sitemizin tarafsızlığı yapılan çalışmaları objektif bir bakış açısı ile kaleme alındığı kanaatindeyim. Bu calısmayı okuduğumda yazarın tarafsızlığına kanaat getirdim. Bu calışmada yapılan Şey kesinlikle yandaşlık veya birilerine yaranma çabası sözkonusu değildir şayet sitemizi ziyaret edersiniz yazarlarımızın eleştirel görüşlere sahip olduğunun farkına varacaksınız. Türkiye de medya organlarının tarafsızlığı ve dürüst gazetecilik ilkelerinin ne şartlarda olduğu herkesin malumu sizin ise bize hem tarafsızlık dersi vermeye calısıp daha sonrasında tarafları ayan beyan ortada olan gazetecilik anlayışları arızalı olan kuruluşları kaynak olarak belirtmeniz içleracısı bir durumdur. Size naçizane tavsiyemiz bu konuları değerlendirirken objektif olmanız ve bunun yanısıra sizin bu akıldışı bağnaz ve ilkel düşüncelerinizi savunmayan olaylara farklı ve bilimsel bir dille yaklaşan sayın yazarımız dan özür dilemenizi beklerim saygı ve sevgilerimi sunarım esen kalın…

          • Türkiyedeki dürüst gazetecilikten dem vurup onlarca gazetecisi cezaevine atılan gazetelere ”gazetecilik anlayışları arızalı” demek tamda size yakışan bir tutum. Gidip binbir emeklerle haber yapan insanların emeklerini çalıp yeniden yorumlayarak birkaç tanede afilli harita koyarak gazeteci olunmaz Sefa bey. İşide terörist demeye dili varmayanlar (yazarlarınızın bir çoğu) kalkıp Hdp’ye Selahattin Demirtaşın beyanlarına diyecek,sonra bunada tarafsız gazetecilik diyecksiniz!! Sen Bağnaz ve ilkel birini arıyorsan fazla uzağa değil etrafına ve kendine bakman yerterli. Öz eleştiri yapmakta gazeteciliğin ilkelerindendir,sizden beklediğimizde budur!

          • Yazdııklarım Abdulkerim Aslan bey ile alakalı değil genel bir kanıdır zira yazının birkaç yerini eleştirsemde,yazı gayet iyi yazılmış olduğunu belirtmeliyim

  2. Çok güzel bir analiz olmuş elinize sağlık. Hükümetin yine ne derece kandırıldığına bi daha şahit olduk. Gerçi sürekli kanmaktan bıkmadılar ama…

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ