PYD ve DAEŞ Denkleminde Fırat Kalkanı Harekatı

Suriye iç savaşında bölgeye en büyük zararı veren terör örgütlerinin başında şüphesiz PYD ve DAEŞ gelmektedir. Buna rağmen , bahse konu örgütlerin son dönemlerde özellikle de Fırat Kalkanı operasyonu çerçevesinde büyük kayıplar verdikleri gözlemlenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Sayın Fikri Işık’ın yaptığı bir açıklamada, Fırat Kalkanı harekatı ile 1294 DAEŞ, 306 PYD mensubu teröristin etkisiz hale getirildiği belirtilmektedir. Şüphesiz bu mücadele sürdürülecektir.

Terörist grupların esas niyeti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verme niyeti FETÖ, PKK ,DAEŞ veya PYD olsun farklı strateji ve saldırılar ile gerçekleşmesine rağmen amaçlarına ulaşamamaları, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Türk Devlet geleneği çerçevesinde kendi bekasını tehdit eden unsurları etkisiz hale getirme kabiliyetinin operasyonel anlamda devam etmesi ile görülmektedir. Hatırlanacağı üzere, 1974 Mutlu Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleşmeden evvel, Kıbrıs’ta Türklere yapılan saldırılar, silahlı ve gerilla taktiği çerçevesinde pek çok sivil soydaşımızın ölümüne sebep olsa dahi, neticede Rum terör örgütü EOKA’nın gerek adadaki Mücahitler gerekse Türkiye’nin askeri müdahalesi ile hedeflerine ulaşması engellenmiştir. Bu açıdan da bakıldığında bugün gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Operasyonu bir askeri müdahale niteliğinde olması ve bölge güvenliğini tesis etmesi açısından oldukça önem arz etmektedir.

Türkiye 24 Ağustos saat 04.00’de Cerablus bölgesinin DAEŞ terör örgütünden temizlemek için askeri harekat başlatmıştır. İlk hedef 5 bin kilometre karelik alanın terörden temizlenmesiydi. Türkiye ve koalisyon öncülüğündeki ÖSO kuvvetleri ile icra edilen bu operasyon daha sonralardan koalisyon devletlerinin desteğini çekmesine rağmen bugün halen devam etmektedir. Devletimiz tam bir kararlılıkla güneyde El Bab kurtarılmadan başarı elde edilemeyeceğinin farkındadır. Nitekim, Fırat Kalkanı Harekatında gelinen son noktada Azez ve Cerablus hattını geçerek sınırdan 25 km içerideki El Bab şehri , Türk silahlı Kuvvetleri tarafından kuşatılmış durumdadır. Bu şehir DAEŞ örgütünün Rakka’dan sonra ikinci başkent olma özelliğine sahiptir. Son derece önemli stratejik bir yeri vardır. Membiç ve Halep şehirlerini birbirine bağlamaktadır.  TSK böylesine önemli bir bölgeyi operasyona başlamadan önce her açıdan değerlendirerek operasyona başlamış ve bugün gelinen aşamada anılan bölgelerin kuşatmasında bulunan teröristleri tamamıyla temizleme safhasına gelmiştir.

Fırat Kalkanı kapsamında alınan yerler

Fırat Kalkanı Harekatı sadece DAEŞ’e değil PYD/YPG terör örgütünü de kapsamaktadır. Türkiye devletinin güneyinde kurulması hedeflenen sözde bir “Kürdistan devleti”, her zaman Türkiye’nin toprak bütünlüğüne tehdit teşkil etmesiz söz konusudur. Zira ayrılıkçı terörist Kürtlerin hedefinde Türkiye Cumhuriyeti’nin doğusunun da sözde “Kürdistan” bölgesi içerisine dahil edilmesi hedefi yatmaktadır.

Tüm bu art niyetli adımların önüne geçilmesi, gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Operasyonu ile mümkün olmuştur. Şüphesiz, Tarih boyunca Türk devletlerinin bekasına tehdit oluşturan unsurlar yok olmuştur olmaya da devam edecektir. Böylesine hayali ve sözde  “Kürdistan devletinin” kurulması için ayrılıkçı teröristlerin hedefi Afrin ve Membiç kantonlarını birleştirme adımı ile söz konusu olabileceği değerlendirilmiştir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Fırat Kalkanı operasyonu  ile hem PYD/PKK hem de DAEŞ terör örgütlerine darbe indirmiştir.

Türkiye’nin müttefiki durumunda olan NATO hiçbir şekilde bu operasyona destek vermemesi düşündürücüdür. Özellikle de ABD’nin YPG’ ye uçak dolusu mühimmat ve silah yardımı yapması ve buna devam etmesi son derece talihsiz bir durumdur. Amerika kendini savunma adına ortaya koyduğu “DAEŞ ile mücadele ediyor” gerekçesi tamamı ile altı boş bir savunmayı ortaya koymaktadır. Özellikle de ABD yapımı MANPAD hava savunma füzeleri yardımının tespit edilmesi neticesinde DAEŞ’in f-16 uçakları mı var? sualini sormak gerekmektedir.

Hakikaten de bugün Türkiye’nin elinde  YPG’ ye silah yardımı konusunda son derece önemli deliller bulunmaktadır. Tüm bu bilgi ve belgelerin ilk fırsatta uluslararası camia ile paylaşılacağı beklenmektedir. Pek tabi ki gelinen bu sürece değin Türkiye Cumhuriyeti’nin her fırsatta ABD’li yetkilileri YPG konusunda uyarmasını dikkate almayan Amerika, bugün terörist YPG’nin Fırat’ın batısını geçememesi karşısında Türkiye’nin kendi ve bölge ülke güvenliğini sağlamada göstermiş olduğu kararlılığı ve kabiliyeti kabullenmesi gerekmektedir.  DAEŞ’in sınırımızdan çekilmesi konusu da ayni netice ile sonuçlanacaktır. Türkiye hiçbir surette haklarının gaspına müsaade etmeyecek,teröristlerin hedeflerini ve amaçlarını kabul etmeyecektir.

Düşündürücü olan NATO’nun  müttefiki olan Türkiye’ye destek vermemesi ancak terörist YPG’ ye silah yardımı yapıp her türlü desteği sağlamasıdır.

Bu durum hiçbir surette anlayış ile kabul edilecek durumu yansıtmamaktadır. Öte yandan bugün Suriye’de ateşkes ilan edilmiş ve bunun garantörleri Türkiye ve Rusya olmuştur. Batı’nın ve ABD’nin dahil isimleri  anılmamıştır. Bu Türkiye ve Rusya’nın batıya rağmen iş birliklerini geliştirmesiyle gerçekleşmiştir. Rus jetleri ateşkesin ardından ilk defa El Bab‘da DAEŞ hedeflerini vurmuş ve vurmaya da devam etmektedir. ABD’nin yapamadığını yapmaktadır.

Tüm bu başarının neticesini Fırat Kalkanı Harekatı’na bağlamak  ve kararlı duruş ile mücadeleye devam etmeye bağlamak yanlış olmayacaktır. Nitekim, Astana zirvesini yeniden şekillenmeye başlayan yeni dünya düzenin ilk adımı olarak yorumlaya biliriz. Tüm bu süreçte, El Bab sonrasında Türkiye’nin hedefinde YPG kontrolündeki doğuda Membiç, batıda Afrin olacaktır. Bu hususla, ABD Rakka operasyonunu YPG’ ye yaptırmaktan vazgeçmediği sürece Türkiye büyük risk alarak Rusya ile Rakka’ ya yürüyeceği aşikardır.  İlerleyen günlerde taraflar net bir şekilde saflarını belirleyecektir.

3 YORUMLAR

  1. Samet beyin yazdıklarında haklılık payı vardir.Bu konuları ülkemizin menfaatlerini gozeterek yorum yapmalıyız.Su anda ulkemiz 4 bir yandan terör orgutleriyle sarilmistir.Partizan tutumlarımizi bir kenara birakmali objektif çözüm onerileri yapilmali.Askeri operasyonlar yerindedir.Uluslararasi camiada da caydırıcılığımızın artmasi adina rusya ile yakinlasma elzemdir.Ama hassas bi denge bu.Tam bu siralar baskanlikla gerilime mahal verilmemeliydi.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here