Uluslararası İlişkilerde Güç Transformasyonu

Okunma Süresi: 5 dk 50 sn

Uluslararası İlişkilerde Güç Transformasyonu

Güç kavramı en genel anlamıyla bir aktörün, başka bir aktörün davranışlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilme yeteneği olarak tanımlanabilir[1]. Uluslararası ilişkilerde güç üzerine çeşitli çalışmalar mevcuttur. Örneğin teorik bazda Realizm güç kavramını ön plana çıkartan bir teoriyken, Joseph Nye’nin yumuşak güç ve akıllı güç kavramları üzerine çeşitli çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmanın temel amacı ise gücün dönüştürülebilir doğasına odaklanarak güç unsurları arasındaki ilişkiyi ve bu bağlamdaki güç dönüşümlerini ortaya koymaktır. Bu husus uluslararası ilişkilerde güç transformasyonu kavramı çerçevesinde ele alınacaktır.

Uluslararası ilişkilerde güç transformasyonu: Bir devletin sahip olmuş olduğu güç unsurunu çıkarları doğrultusunda kazanç sağlamak amacıyla aynı veya farklı güç unsuru alanlarında kullanarak söz konusu güç unsurunu dönüştürmesine uluslararası ilişkilerde güç transformasyonu denir.

Güç Transformasyonunun İlkeleri

Bir güç unsuru diğer güç unsurlarından bağımsız değildir. Bu güç unsurları birbirleri içerisine geçmiş birer zincirin halkaları gibidir.
Ekonomi, bir devletin devletsel fonksiyonlarını kullanabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi açısından hayati derecede öneme sahip bir alandır. Devletin, güvenlik gereksinimlerini karşılaması, birey ve toplum sağlığının gelişmesi ve korunması bağlamında sağlık alanında yatırımlar yapabilmesi, gelecek kuşakların iyi ve donanımlı bir şekilde yetiştirilebilmesi ve insan gücü bakımından diğer devletlerle rekabet edebilir olması ekonomik çarkların iyi bir şekilde dönüp dönmemesine bağlıdır. Yani ekonomi diğer güç unsurlarıyla bağlantılığı olduğu kadar bu güç unsurlarını kapsayıcı bir işleve de sahiptir.

⦁ Güç doğası gereği dönüştürülebilir.
ABD, tarihsel süreç içerisinde sahip olmuş olduğu ekonomik gücünün bir kısmını kullanarak toprak satın almış; ekonomik gücünü mekansal yayılım çerçevesinde kullanmıştır. Bu bağlamda ABD, 1803 yılında Fransa’dan 80 milyon frank karşılığında Louisiana’yı, 1819 yılında İspanya’dan 5 milyon dolara, Florida’yı, 1867 yılında Rusya’dan 7,2 milyon dolara Alaska’yı satın almıştır. Böylece ABD, hem devletinin sınırlarını genişletmiş hem de sınırlarının yanı başında bulunan bazı devletleri ekonomik gücü vasıtasıyla toprak satın alımlarıyla yanı başından uzaklaştırarak ülkesel bütünlüğünü sağlama almıştır.

⦁ Bir güç unsuru aynı alanda kullanılarak daha fazla kazanç sağlanabilir. (Ekonomik güç unsurunun ekonomi alanında kullanılması gibi.)

99 Yıllığına Çin’e kiralanan Hambantota limanı.
(https://lloydslist.maritimeintelligence.informa.com/LL1127423/)

Günümüzde Uluslararası sistemde ekonomik güç olarak anılan devletlerden birisi de Çin’dir. Çin sahip olmuş olduğu ekonomik gücü sayesinde diğer devletlere kredi verebilme kapasitesine sahip bir devlettir. Bu bağlamda Çin’den kredi desteği alan devletlerden birisi Sri Lanka’dır. Sri Lanka, Çin’den almış olduğu 8 milyar dolarlık borcu Çin’e geri ödeme noktasında sorun yaşamıştır. Sri Lanka bu kapsamda kendisine ait olan Hambantota limanını borcunun 1,1 milyar dolarlık ödemesine karşılık olarak 99 yıl gibi çok uzun bir süreliğine Çin’e kiralamıştır[3]. Limanın işletme hakkı %80’nin üzerinde bir payla Çin’e aittir. Bu limanın yıllık geliri ise 35 milyar doların üzerindedir[4]. Çin’den kredi alan devletlerden bir diğeri ise Venezüella’dır. Venezüella, Çin’den almış olduğu borç karşılığında kendisine ait olan bir petrol şirketinin hissesinin neredeyse yarısını yani %49’luk bir kısmını Çinli şirketlere vermiştir. Böylece Çin, ekonomik alandaki üstünlüğünü devam ettirebilmesine katkı sağlayacak önemli hamleler yapmıştır.

Rusya’nın en fazla gaz ihraç ettiği ülkeler.(2020 verilerine göre)
(https://www.bbc.com/news/business-61298791)

⦁ Güç unsurunun transforme edilmesinin başarısı sadece uygulayan devlete bağlı değildir. Güç unsurunun transforme edildiği devletin direnç kapasitesine de bağlıdır.
Önemli bir enerji gücü olan Rusya Federasyonu, bu alandaki gücüne uluslararası ilişkilerde yeni kazanımlar elde etme noktasında sıkça başvurmaktadır. Ermenistan, Rusya’yla köklü ikili ilişkilere sahip olmasına rağmen gümrük birliğine katılım konusunda Rusya’ya karşı isteksiz bir tavır takınmıştır. Hatta dönemin Başbakanı Tigran Sarkisyan, Ermenistan’ın gümrük birliğine katılımının gerekli olmadığını ifade eden bir açıklamada bulunmuştur. Rusya ise Ermenistan’ın bu davranışına enerji kartını ileri sürerek cevap vermiştir. Ermenistan’a ihraç etmiş olduğu doğalgazın fiyatını arttıran Rusya[5], bu hamlesine ek olarak Azerbaycan’la silah satışı doğrultusunda bir anlaşma da yapmıştır[6]. Ermenistan ise Rusya’nın bu hamlelerine karşı koyamamış ve gümrük birliğine girmeyi kabul etmiştir. 2015 yılında ise Avrasya Ekonomik Birliğine üye olarak katılmıştır[7]. Ermenistan’ın Rusya karşısında direnç gösterememesinin temelinde enerji kaynakları açısından fakir bir ülke olması ve bu alanda Rusya’ya yüksek oranda bağımlı olması, Rusya’nın da bu gerçekten hareketle Ermenistan’ı yumuşak karnından vurmuş olması yatmaktadır.

⦁ Güç unsurlarının transformasyonunda çok çeşitli kombinasyonlar mevcuttur.
Ekonomi-Ekonomi: (Çin-Sri Lanka ve Venezüella örneklerinde olduğu üzere.)

Askeri güç- Diplomasi: Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusunun, Ermeni güçlerini yenerek taraflar arasında yapılmış olan 1920 yılındaki Gümrü Anlaşmasına göre: Ermeni tarafı, Osmanlı topraklarını parçalamayı öngören Sevr Barış Anlaşmasını tanımadığını kabul etmiştir. Ayrıca Erivan Cumhuriyeti, Türkiye aleyhine hükümler içeren anlaşmaları kabul etmeme yükümlülüğünü bu anlaşma çerçevesinde kabul etmiştir[8]. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere askeri güç başarılı bir şekilde diplomatik güce dönüştürülerek çeşitli kazanımlar elde edilmiştir.

Ekonomi-Diplomasi: 2017 yılında BM’de Kudüs ile ilgili yapılan oylamada dönemin ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin yardım yapmakta olduğu devletlere söz konusu oylamada ABD aleyhinde oy kullanmaları halinde ekonomik yardımları keseceği yönünde gözdağı veren bir açıklama da bulunmuştur[9]. Bu konuyla ilgili olarak bir diğer örnek ise I. Körfez Savaşı sürecinde BM’de Irak’a kuvvet kullanılmasına yönelik yapılmış olan oylamada Yemen’in, ABD karşısında oy kullanması üzerine ABD’nin Yemen’e yapmakta olduğu yardımları durdurma kararı almasıdır[10]. Ekonomik gücün uzay gücü alanında kullanılmasına Tacikistan-Rusya örneği verilebilir. Tacikistan, Rusya Federasyonu’na olan 242 milyon dolar tutarındaki borcunun silinmesi karşılığında Rusya’ya optik elektronik merkezini vermiştir. Rusya, bu merkez sayesinde uzay alanında çeşitli araştırma faaliyetleri yürütmektedir[11].

Güç Transformasyonu Kombinasyonları

⦁ Bir veya iki güç unsuru aynı anda kullanılarak birden fazla güç unsuruna transforme edilebilir.
Rusya Federasyonu, 2012 verilerine göre tek başına Suriye’nin %70’ten fazla silah sistemleri ihtiyacını karşılamaktadır[12]. Bunun yanında Rusya, Hmeymim Hava üssünü ve Tartus Deniz üssünü aktif olarak kullanmaktadır. Ek olarak Suriye rejimi, Suriye’nin kıyılarında enerji arama faaliyetleri için de Rusya’yla anlaşmıştır[13]. Yani Rusya, askeri ve ekonomik gücünü kullanarak hem silah satışından ekonomik fayda sağlamakta hem enerji alanında Suriye özelinde faaliyet göstermekte hem de askeri üsleri kullanarak Akdeniz ve Ortadoğu’daki stratejik varlığını güçlendirmektedir.

⦁ Uluslararası ilişkilerde güç transformasyonu açısından en önemli alan eğitimdir.
Devletler için en kritik alan eğitimdir. Eğitim sistemini sağlam temellere oturtturan, çağın gereklerine uygun dizayn eden ve gelecek nesillerin dünyadaki diğer yaşıtlarıyla rekabet edebilir olmasında onlara destek veren devletler, hem kendi insan gücünün potansiyelinden maksimum faydayı sağlarlar hem de dışarıya beyin göçü vermeyerek eğitim güvenliğini sağlama alırlar. Bir devletin ekonomi, politika, hukuk, sağlık, tarım gibi başlıca alanlarda yaşamakta olduğu sorunların temelinde eğitim sistemi vardır. Çünkü yukarıda bahsi geçen alanların yönetiminden insanlar sorumludur. Eğitim sistemi ne kadar kaliteli olursa insan bireysel gayretleriyle birlikte istihdam edildiği alana o derecede katkı sağlar. Bu katkılar zamanla birleşerek devletin gücünü bir üst seviyeye çıkartır. Milli mücadelenin devam ettiği bir dönemde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1921 yılında Maarif kongresinin toplamasına öncülük etmesi, eğitim sisteminin önemine ve eğitim sisteminin milli kültür ve tarih bilincine dayandırılmasına vurgu yapması, eğitimin hangi koşullar altında olunursa olunsun ihmal edilmemesi gereken bir alan olduğunu bizlere göstermektedir[14].

Yeni güvenlik tehditlerinin ortaya hızlıca çıktığı bu çağda, devlet güvenliği açısından yeni tehdit, beyin göçüdür. Beyin göçü veren bir devlet insan gücünü başka bir devlete kaptırıyor, mevcut insan gücünden maksimum faydayı sağlayamıyor demektir. Ulusal güvenlik politikaları hazırlanırken devletlerin özellikle beyin göçü vermeme üzerine stratejik çalışmalar yapmaları hayati derecede öneme sahiptir.

Sonuç

Uluslararası ilişkilerde pek çok güç unsuru bulunmaktadır. Bu güç unsurları, birbirleriyle sıkı sıkıya bağımlılık ilişkilerine ve etkileşimlerine sahiptir. Bir güç unsuru alanında meydana gelebilecek aksaklık diğer güç unsurlarını da çeşitli düzeylerde etkileyebilmektedir. Ekonomi alanında meydana gelen sorunların diğer alanları daha gözle görülür bir şekilde etkileyebilmesi gibi. Güç doğası gereği dönüştürülebilir bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle bir devlet güçlü olduğu alandaki avantajını söz konusu alanda veya diğer alanlarda kullanarak maksimum fayda sağlamayı hedefler. En kapsamlı güç alanı ekonomidir. En kritik güç alanı ise eğitimdir. Bu nedenle devletler ulusal güvenlik stratejilerini kurgularlarken özellikle bu alanlara özel önem vermelidirler.

KAYNAK



Dipnotlar

[1] Burak Kadercan, “Güç”, Şaban Kardaş-Ali Balcı (ed.), Uluslararası İlişkilere Giriş, Küre Yayınları, İstanbul, 2017, s.324.

[2] İhsan Burak Birecikli, “Amerika’nın Kuruluşu ve ABD-Avrupa İlişkileri (1776-1876)”, History Studies International Journal of History, 2011, s.94.



[3] Salim Top, “Çin’in “Modern Sömürge” Borçlandırma Politikası” https://www.stratejikortak.com/2020/05/cin-borclandirma-politikasi-afrika.html, E.T. 18 Ağustos 2022.

[4] Tuğba Çelik, “Çin’in Borç Diplomasisi” https://www.akademikparadigma.com/cinin-borc-diplomasisi/?doing_wp_cron=1660825644.4464728832244873046875, E.T. 18 Ağustos 2022.

[5] Elnur İsmayıl, “Rusya’nın Avrasya Birliği Politikası”, Avrasya Etüdleri, Cilt 49, Sayı 1, 2016, s.140-141.

[6] Eray Alım- Fuat Aksu, “Rusya Liderliğinde Bir Güç Merkezi Olarak Avrasya Ekonomi Birliği”, International Journal of Political Science and Urban Studies, Cilt 7, Sayı 1, 2019, s.12.



[7] Elnur İsmayıl, “Rusya’nın Avrasya Birliği Politikası”, Avrasya Etüdleri, Cilt 49, Sayı 1, 2016, s.140-141.

[8] Erel Tellal, “Sovyetlerle İlişkiler”, Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 1, Baskı 6, İstanbul, İletişim Yayınları, 2002, s.170-171.

[9] Haberler.com, “Trump’tan Dünyaya Kudüs Tehdidi: BM’de Lehte Oy Veren Ülkeye Yardımı Keserim”, (https://www.dailymotion.com/video/x6bzg5g), 2017, Dailymotion.

[10] Tüfekçi, Ö. ‘Yükselen Güçler ve Dış Politika Aracı Olarak Dış Yardımlar’, Erman Akıllı (Ed.), Türkiye’de ve Dünyada Dış yardımlar, (s.101-119), Ankara: Nobel Yayıncılık.



[11] İlyas Kamalov, “Rusya’nın Orta Asya Politikaları”, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, Haziran 2011, s.37-38.

[12] Hamza Akengin-Ayşe Yaşar, “Suriye’nin Jeopolitik Konumu Bağlamında Suriye-Rusya İlişkileri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 1, Sayı 32, 2018, s.45

[13] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.860.

[14] Mehmet Okur, “Milli Mücadele ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Milli ve Modern Bir Eğitim Sistemi Oluşturma Çabaları”, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 5, Sayı 1, 2005, s.203-204.



KAYNAKÇA 

Birecikli, İ. B. (2011). Amerika’nın Kuruluşu ve ABD-Avrupa İlişkileri (1776-1876). History Studies International Journal of History, 82-103.

Çelik, T. (2021, Aralık 21). Akademik Paradigma. Akademik Paradigma.com: https://www.akademikparadigma.com/cinin-borc-diplomasisi/?doing_wp_cron=1660825644.4464728832244873046875 adresinden alındı

Haberler.com. (2017). Trump’tan Dünyaya Kudüs Tehdidi: BM’de Lehte Oy Veren Ülkeye Yardımı Keserim. Türkiye.



Kadercan, B. (2017). Güç. Ş. K.-A. (ed.) içinde, Uluslararası İlişkilere Giriş (s. 8-752). İstanbul: Küre Yayınları.

Okur, M. (2005). MİLLİ MÜCADELE VE CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA MİLLİ VE MODERN BİR EĞİTİM SİSTEMİ OLUŞTURMA ÇABALARI. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 199-217.

Tellal, E. (2002). Sovyetlerle İlişkiler. B. O. (ed.) içinde, Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar (s. 7-900). İstanbul: İletişim Yayınları.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.



Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here