Çin Ejderhasının Alevleri

Okunma Süresi: 4 dk 50 sn

Çin Ejderhasının Alevleri

Genellikle sessiz bir güç olarak algılanan Çin, savaşla doğmuş ve geleceğini güvence altına alabilmek için savaşa girmekten tereddüt etmemiştir. Bu ülkenin hangi durumlarda çatışma ve savaş seçeneğini kullandığını anlamak için yaşanan olayları incelemek gerekmektedir. Bu yazıda merceğimizi Çin ejderhasının alevlerine tutacağız.

Herşeyden önce Çin Halk Cumhuriyetinin kırmızı çizgisi, kendi mıntıkası olarak gördüğü alanı bilmemiz gerekir. Çünkü şimdilik Çin, bölge-ötesi operasyonlardan uzak durmaktadır. Tek Çin, yani Çin’in kendi bölgesi dediğimiz alan Tibet, Hong Kong, Makau ve Tayvan’dır.  Ayrıca komşu ülkelerin neredeyse hepsiyle sınır anlamsızlıkları yaşamaktadır. Bu topraklar nedeniyle oluşan gerilimler süresince savaş ihtimalinden kaçınmadığı gözlenmektedir.

 

Kore Savaşı'nda savaşmak için Yalu Nehri'ni geçen Çin birlikleri 1950.
Kore Savaşı’nda savaşmak için Yalu Nehri’ni geçen Çin birlikleri 1950.
https://www.wilsoncenter.org/blog-post/china-north-korea-and-origins-korean-war

Kore’ye sıçrayan alevler

1950 yılında patlak veren Kore savaşına ilk başta ilgisiz olan Çin, ABD öncülüğündeki BM Kuvvetlerinin 38. Enlemi geçip Çin sınırına yakınlaşmasıyla kararı değişti. Yüzbinlerce asker “Çin Halk Gönüllüleri” ordusu adıyla Kore sınırından içeri girip düşmanı püskürttü. Öyle ki ABD öncülüğündeki müttefikler savaşı kazanma pozisyonundayken, şimdi tüm adadan atılma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. ABD, savaşa daha fazla ülkeyi ve kaynak artırımını sağlayarak savaşı dengelemek zorunda kaldı. Böylece ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti ve ABD karşı karşıya geldi

Savaş sonunda Çin Halk Gönüllüleri anakaraya geri dönerken Çin, savaşın bekledikleri siyasi faydalarını elde edemedi (Murat, 2021).

 

Potala Sarayı 'Barışçıl Kurtuluş Anıtı' önünde nöbet değişimi yapan Çin Askerleri.
Potala Sarayı ‘Barışçıl Kurtuluş Anıtı’ önünde nöbet değişimi yapan Çin Askerleri.
https://www.ankasam.org/chinas-tibet-challenge-peak-of-the-snowy-region-2021

Tibet alevi

Ejderhanın ilk alevi Kore yarımadasını sardığı süreçte Çin, ülkesinin güneyinde kendi için daha esas bir hedef belirledi.

Kuruluşundan itibaren Çin, Tibet’i kendi toprağı olarak görmekteydi. Kore’de devam etmekte olan savaşı fırsat bilerek 1950 tarihinde ülkeyi işgal etti. Tibet bu savaşta Hindistan’dan yardım istediyse de aradığını bulamadı. Günümüzde Tibet, Çin sınırlarının bir parçası olarak tanınmaktadır (Aydın, 2020).

Tibet topraklarının ele geçirilme sürecinde Hindistanın sessiz kalması, Çin ejderhasının kendi hinterlandında saydığı Nepal, Bhutan ve Ladakh’a doğru yayılmasının önünü açmıştır. Fakat Tibet sorununu görmezden gelen Hindistan için bu kez sorun daha büyüktü çünkü bu topraklar Hindistan için tampon bölgeydi. Dönemin konektörünü anlamak isteyenler için “Tibet’te Yedi Yıl” filmi tavsiye edilmektedir.

 

Xi Jinping ve Narendra Modi, Çin’in Xiamen kentinde düzenlenen BRICS Zirvesi sırasında. 4 Eylül 2017. https://foreignpolicy.com/2022/06/14/india-china-policy-ladakh-border-clash-quad-modi/

Hindistan Savaşı

Çin yönetimine göre Hindistan, Batılı emperyalistlerin bir piyonuydu. Bu yüzden zaman zaman Hint sınırlarına girerek çatışmalar çıkardılar ve kendi gayelerine uygun bazı haritalar yayınladılar. 20 Ekim 1962’de Çin, Hindistan’ı iki koldan işgale başladı. Saldırı karşısında ağır yenilgiler alan Hindistan, Çin’in ateşkes ilanını kabul etmek zorunda kaldı. Bu savaşta Hindistan, bağımsız ve bloksuz politikasının bedelini öderken Sovyetler Birliğinden de aradığı yardımı alamadı (Armaoğlu, 2014). Çin ise amaçladığı iki stratejik bölgeyi ele geçirdi. Daha büyük kazanımı ise Hindistan’a mesaj vermesiydi.

 

Çin-Sovyet İttifakının, kalıcı dünya barışını teşvik etmesini anlatan bir kartpostal 1950. https://dasreispapier.at/2021/cossacks-of-the-kuban/

Sovyetler Birliği Çatışması

Sovyetler Birliği, Asya’nın dev ülkesini diğer küçük sosyalist ülkeler gibi yönetemeyeceğini biliyordu. Moskova için, kontrolü altında olmayan Çin muhtemel tehlikeydi. Elbette Pekin, Moskova’ya bağlı bir rejim olarak kalmayı hayal etmiyordu.

İlginçtir ki ilişkilerin ilk kırılma noktası 1957 yılında Sputnik füzesinin uzaya fırlatılmasıyla oldu. Moskova artık bu füze teknolojisiyle ABD’yi rahatlıkla vurabilecek kapasiteye ulaşmıştı. Çine göre bu stratejik üstünlükle Sovyetler Birliği, Batıya karşı daha saldırgan bir politika sürdürmeliydi. Sovyetler Birliği buna karşı çıkarak Batı ülkelerinin de elinde nükleer güç olduğundan dolayı yaşanacak nükleer savaşın çok yıkıcı olacağını düşünüyordu.

Sovyetler Birliği, atom bombası yapabilmesi için Çine verdiği nükleer bilgileri kesti. Bu çerçevede bilimsel ve teknik işbirliği için yapılan 343 sözleşme ve 257 proje iptal edildi. Bütün bu gerilimlerin çatışmaya dönüşmesi 1969 yılında gerçekleşmiştir. İki ülke arasında uzun süredir devam eden sınır anlaşmazsızlıkları 2 Mart – 11 Eylül tarihleri arasında Çin-Sovyet tartışmalı sınır hattında zaman zaman yükselen çatışmalar yaşandı (Gerson, 2010). Daha sonra 1969 Küba krizi, Arnavutluk meselesi, beyaz ırkın komünistleri-renkli ırkın komünistleri gibi birçok konuda fikir ayrılıkları yaşandı.

Çin-Vietnam Savaşına Ait Cephe İçerisinden Bir Fotoğraf 1979.
https://militaryhistorynow.com/2012/11/01/red-vs-red-chinas-bloody-month-long-war-with-vietnam/

Vietnam Savaşı

Vietnam, Amerika ile giriştiği savaşından zaferle ayrılmasının ardından yayılmacı bir politika izliyordu. Vietnam’ın Kamboçya’yı işgal etmesi ve Ruslarla anlaşması, Çin’i harekete geçirdi. 17 Şubat 1979’da 100 bin kişilik Çin ordusu, Kuzey Vietnam’ı bir ay içinde işgal etti. Bu savaşta ciddi bir dirençle karşılaşmayan Çin, Vietnam’a karşı adeta gövde gösterisi yaptı.

Çin, yukarıdaki çatışmalarının yanında birçok çatışmaya dahil olmuştur. Bu çatışmalarda ağırlıklı olarak Vietnam, Burma, Tayvan gibi yakın çevresinde gerçekleşmektedir.  Özellikle Hindistan ile Çin arasında yaşanan gerilim büyük çaplı savaşa dönüşmesinden tedirgin olunmaktadır.

Soğuk Alevler

Çinin ekonomik kalkınması, birçoğu başarıyla geçen savaşlar herşeyi başarıyla yerine getirdiği gibi bir algı oluşturmaktadır. Fakat Çinin gelişmesi konusunda eleştirilerde mevcuttur. En önemli eleştirilerden birisi George Friedman’a aittir. Ünlü düşünür Çin’in zamanla çöküşe doğru geçeceğini ifade etmiştir. Bunun nedeni olarak şunları sıralar;

Çin, tarihi boyunca ne zaman kapılarını dışarıya açsa doğu kıyıları zenginleşmektedir. Bugün Çin’de olanda aynı durumdur. Şangay, Hong Kong, Shenzhen, Makao, Guangzhou hep Çin’in doğusunda yer almaktadır. Çin aslında Sibirya, Himayalalar gibi doğal nedenlerle bu bölgede sıkışmış bir ülkedir. Batı ve kırsal bölgeler ise oldukça fakirdir.

Ayrıca Çin’in tarih boyunca güçlü donanmaya sahip olmaması bu ülke için büyük bir handikaptır (Friedman, 2009). Rakibi olan süper güçlere karşı rekabet edebilmesi için bu alanda gelişmesi gerekmektedir. Örneğin Çin için öncelikli hedefi Tayvan adasının ele geçirilmesi olmasına rağmen henüz başaramamıştır. 1954 yılından beri yapılan askeri ve diplomatik girişimler ABD’nin Tayvan’ı desteklemesi nedeniyle henüz net sonuç göstermemiştir. Bu durumun oluşmasında Çin donanmasının ABD donanmasına karşı nitelik ve nicelik eksikliği önemli bir rol oynamadığı düşünülmektedir.

Sonuç

Çin, kendi mıntıkasında gördüğü, topraklarının içerisinde tanımladığı Tibet, Hong Kong, Makau, Tayvan gibi yerler bu ülkenin gerektiğinde savaşı göze alabileceği kırmızı çizgisidir.

Kore savaşında gördüğümüz üzere yakın bölgesinde yaşanan çatışmalara kayıtsız kalmamakta, tehlikeyi sınırlarına yaklaşmamasına gayret etmektedir. Çin askeri stratejisi Rusya ile benzer şekilde yakın bölgeler ve Çin menfaatleri üzerine odaklanmaktadır. Fakat tüm dünya’yı endişelendirecek adımlardan da kaçınmaktadır. Fakat bu durum ne kadar süre devam edeceğini zaman bizlere gösterecektir.

Çin Halk Cumhuriyetinin “Tek Çin” politikası uzun yıllara yayılan bir stratejidir. Uygun koşullar oluştuğunda Çin ejderhasının alevlerini çevresindeki ülkeler birçok kez hissetmiştir. Fakat bu politikaya karşılık ABD’nin Tayvan’ı destekleme, hatta bir sorun olması durumunda Çin anakarasına atom bombası atmayı bile göze alması Çin’i engellemektedir (Deccanherald, 2021).

Büyüyen her güç dışa doğru yayılma gösterir. Ekonomik ve askeri olarak daha fazla güçlenecek bir Çin, uzak coğrafyalara da ateşini püskürtmesi olasıdır. Sonucun nasıl olacağını zaman bizlere gösterecektir.

KAYNAK



Kaynakça

 

Cihat Aydın, Tibet’in gölgesi Çin’e mi Hindistan’a mı düşüyor?. Mücerret.



Deccanherald, Did the US plan to nuke China over Taiwan in 1958?. 2021.

Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, İstanbul: Timaş Yayınları, 2014.

George Friedman, Gelecek 100 Yıl, Çev. İbrahim Şener, Enver Günsel, İstanbul: Pegasus Yayınları, 2009.

Turgay Murat, Kore Savaşı Ve Çin, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 9, Sayı: 115, Nisan 2021, S. 179-198.



Michael S. Gerson, The Sino-Soviet Border Conflict: Deterrence, Escalation, and the Threat of Nuclear War in 1969, Center for Naval Analyses, 2010.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.





E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here