Rusya Federasyonu Raporu

Okunma Süresi: 21 dk 51 sn

Uluslararası sistemin en önemli aktörlerinden birisi olan Rusya Federasyonu, sahip olduğu çeşitli güç unsurlarıyla son derece dikkat çekici bir aktör olma özelliğini taşımaktadır. Putin dönemiyle birlikte Rusya kapasite olarak bir artış yaşamış, çeşitli alanlardaki caydırıcılığını bir adım daha öteye taşımıştır. Rusya yapmış olduğu gerek enerji gerek askeri gerekse politik alanlarda kritik düzeydeki taktiksel hamleleriyle SSCB dönemindeki gücünü ve nüfuzunu yeniden kazanmayı ve bu gücün de ötesine geçmeyi hedeflediğini göstermiştir.

Bu çalışma Rusya hakkında çeşitli alanlardaki bilgileri bir araya getirerek Rusya’yı daha iyi tanımak ve analiz edebilmek istemi güdülerek hazırlanmıştır. Söz konusu çalışmada Rusya’nın yurtdışındaki askeri üslerine, savunma sanayisine, önemli doktrinlerine, siber alandaki faaliyetlerine, jeopolitik teorilerde Rusya’nın konumuna yer verilmiş, Rusya’nın NATO’yla olan alansal mücadelesi mercek altına alınmıştır.

Rusya’nın Askeri Üsleri

Askeri üsler, bir devletin ulusal veya uluslararası düzeydeki çıkarlarının hayata geçirilmesi ve korunması açısından büyük bir öneme sahiptir.  Bu bağlamda askeri üsler, ülke sınırları içerisinde kurulabileceği gibi ülke sınırları dışarısında da yani diğer ülke toprakları üzerinde de kurulabilir. Askeri üslerin kurulmasının çeşitli amaçları vardır. Bu amaçlardan bazıları şunlardır: (dış ülkelere kurulan askeri üsler kastedilmektedir.)

  • Askeri üssün bulunduğu bölge ve yakın çevreden istihbarat toplama, istihbari faaliyetler yürütme.[1]
  • Askeri üssün bulunduğu ülkedeki rejime politik ve askeri açıdan destek verme, gerekli görülen durumlarda bizzat ülkenin ve rejimin güvenliğine doğrudan katkıda bulunma.[2]
  • Tehdit unsuru olarak görülen devletin askeri faaliyetlerini ve bu kapsamdaki mekânsal yayılımını sınırlandırma.[3]
  • Sınır dışına yapılacak operasyonlarda zamandan kazanma, lojistik gereksinimleri daha hızlı bir şekilde temin etme.
  • Devletin psikolojik moral faktörler bağlamındaki gücünü diğer aktörlere gösterme, güçlü bir devlet imajı oluşturma.
  • Enerji gibi stratejik öneme sahip kaynakları devletin kendisi açısından güvence altına alma.[4]
  • Müttefikleri için güvenlik bağlamında bir güvence oluşturma ve askeri ittifak ilişkilerini derinleştirme.

Kırgızistan: 2003 yılında Kırgızistan’da Kant askeri üssünü açmış olan Rusya Federasyonu, üssün açılmasından üç yıl sonra üssün kapasitesini arttırmıştır. Kant askeri üssünün en temel amacı: Bölgedeki hava sahasını denetim altında tutmak ve bölgesel güvenliği sağlamaktır. Bu üssün haricinde Rusya’nın Isık Gölde bir de deniz filosu bulunmaktadır.[5]

Tacikistan: Rusya açısından Tacikistan’daki 201. Askeri üs büyük bir öneme sahiptir. Çünkü bu üs Rusya’nın kendi sınırları dışındaki en büyük askeri üssü olma özelliğini taşımaktadır.[6] Bunun yanında Rusya, Tacikistan’ın kendisine olan 242 milyon dolar tutarındaki borcunu silmiş; karşılığında ise Tacikistan’daki Optik-Elektronik merkezini kendi bünyesine katmıştır. Rusya bu merkez sayesinde uzay nesneleriyle ilgili çeşitli araştırma faaliyetleri yürütmektedir.[7]

Kazakistan: Rusya, Kazakistan’la 2004 yılında yapmış olduğu anlaşma neticesinde Baykonur uzay üssünü 50 seneliğine kiralamıştır.[8] Rusya Federasyonu uzay görevlerinde en çok bu üssü kullanmaktadır. Öyle ki Rusya, uzay görevlerinin %60’tan fazlasını bu üs sayesinde gerçekleştirilmektedir.[9]Ayrıca üs askeri faaliyetler için 10’un üzerinde fırlatma sistemine de sahiptir.[10] Bu nedenle Baykonur uzay üssü Rusya’nın uzay alanındaki faaliyetleri açısından oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Rusya’nın ayrıca Kazakistan toprakları üzerinde Balhaş-9 isimli radyo teknik dinleme merkezi de bulunmaktadır.[11]

Belarus: Rusya’nın önemli müttefiklerinden birisi olan Belarus’da Rusya’nın radar istasyonu ve iletişim merkezi bulunmaktadır.[12]

Ermenistan: Rusya’nın Ermenistan’da 102. Gümrü askeri üssü bulunmaktadır.[13]

Güney Osetya ve Abhazya: Güney Osetya’da Rusya’nın 4. askeri üssü bulunurken Abhazya da ise 7. Askeri üssü vardır.[14]  Gürcistan’ın NATO’ya üyelik süreciyle ilgili olarak Rusya’yla yaşamış olduğu kriz düşünüldüğünde Rusya, Gürcistan sınırına askeri üsler kurarak NATO’nun olası genişlemesine karşı Güney Kafkasya’da askeri olarak önlem almaya çalışmıştır. Diğer bir yandan Hazar Denizindeki enerji kaynakları üzerinde ABD-Rusya stratejik rekabeti hesaba katıldığında, Rusya’nın kendi enerji güvenliğini sağlama açısından Güney Osetya-Abhazya-Ermenistan üçgenindeki askeri üslerinin stratejik değeri bir kat daha artmaktadır.

Suriye: Akdeniz, Rus stratejik düşünce geleneğinde önemli bir yere sahiptir “Sıcak denizlere ulaşma arzusu” geçmişten günümüze Rus dış politikasının temel bir yapı taşı olarak süregelmiştir. Bu bağlamda en kritik adımlardan birisi 1971 yılında atılmıştır. SSCB ile Suriye arasında 1971 yılında yapılmış olan anlaşma neticesinde Tartus Limanı, Rusya’nın kullanımına verilmiştir.[15] Böylece Rusya, Akdeniz’de hem bir tutunma noktası elde etmiş hem de yüzyıllardır süregelen tarihsel arzusunu pratikte hayata geçirme noktasında ciddi bir adım atmıştır. Rusya bu üssü günümüzde de kullanmaktadır. Bunun yanında 2015 yılında Rusya’yla Suriye arasında yapılmış olan anlaşma çerçevesinde Hmeymim hava üssüne Rus hava kuvvetlerinin konuşlandırılması kararı alınmıştır.[16] Rusya, Tartus deniz üssü ve Hmeymim hava üssü hamleleriyle Akdeniz’de hava-kara ve deniz unsurlarıyla bütünleşik bir şekilde yer alarak hem Akdeniz’deki stratejik pozisyonunu güçlendirmiş hem de Suriye krizindeki belirleyici aktörlerden birisi olmayı başarmıştır. Rusya’nın yurtdışındaki askeri üslerinin coğrafyasal dağılımına bakıldığında askeri üslerin coğrafi olarak ana sıklet merkezinin Orta Asya olduğu görülmektedir. Orta Asya’yı ise Güney Kafkasya takip etmektedir.

Rusya’nın Savunma Sanayisi

Savunma sanayi, devletlerin hem ulusal hem de uluslararası düzeydeki güvenliklerini garanti altına alma, ekonomik ve politik düzlemde diğer aktörler üzerinde etkide bulunma, asimetrik bağımlılık ilişkileri kurma ve geliştirme, ticari kazanç sağlama gibi başlıca sebeplerden ötürü oldukça stratejik öneme sahip bir sektördür.

Kendi ulusal savunma sanayisini geliştirememiş, büyük oranda dışarıya bağımlı olan devletler, silah tedarikçisi devletlerden zaman zaman ekonomik, politik ve askeri düzlemde baskı görebilmektedir. Örneğin silah ambargoları bu hususa örnek verilebilir. Bu bağlamda bir devletin dış politikasını kendi çıkarları doğrultusunda hayata geçirebilmesi, bu süreçte karışılacağı dış baskılara daha güçlü bir şekilde göğüs gerebilmesi açısından savunma sanayisindeki yerlilik oranını arttırması zorunlu bir durumdur.

Ayrıca uluslararası sistemi yüksek düzeyde etkileme kabiliyetine sahip devletlerin en temel ortak özelliklerinden birisi, güçlü bir savunma sanayiye sahip olmalarıdır. ABD ve Rusya gibi aktörler bu hususa örnek verilebilir.

Rusya’nın Başlıca Savunma Sanayi Şirketleri

Rusya Federasyonu’nun başlıca savunma sanayi şirketleri şunlardır: Su serisi jetlerinden tanıdığımız Sukhoi firması, Almaz-Antey, Antonov, Sevmash firmalarıdır.[17]

Stockholm International Peace Research Instıtute’nin 2020 en iyi 100 silah üreticisi ve askeri hizmet veren şirketi listesinde, Rusya Federasyonu dokuz şirketiyle listede yer almıştır. Bu şirketlerden bazıları ve liste içerisindeki sıralamaları şöyledir: 17. Sırada Almaz-Antey, 21. Sırada United Aircraf Corp.  33.Sırada United Shipbuilding, 38. Sırada Tactical Missiles Corp.  United Engine Corp.  ise listede 44. Sırada yer almıştır.[18]

Rusya’nın Silah İhracatı ve İthalatı 

[19]

2000-2018 yılları arasında Rusya’nın silah ihracat ve ithalat değerlerine bakıldığında Rusya’nın silah ihracatında genel olarak dalgalı bir seyir gözlemlenmektedir. 2010-2014 yılları arasında Rusya’nın silah ihracatındaki gelirleri gözle görülür bir şekilde artmış; 2016 yılına gelindiğinde ise Rusya, silah ihracatından 13,3 milyar dolarlık bir gelir elde etmiştir.[20] Rusya’nın silah ithalatı ise genel olarak istikrarlı bir şekilde azalış göstermiştir. Rusya’nın silah ihracatının, ithalatından fazla olması bütçesine olumlu bir katkı sağlamıştır.

Rusya Federasyonu, Stockholm International Peace Research Instıtute’nin verilerine göre 1999-2020 yılları arasındaki en büyük silah ihracatçısı 50 ülke arasında ikinci sırada yer almaktadır. Birinci sırada ise ABD bulunmaktadır.[21]

Rusya’nın Silah Pazarındaki Başlıca Ülkeler

1992 ile 2009 yılları arasında Rusya’dan en fazla silah ithal eden ülkeler sırasıyla: Çin, Hindistan, Cezayir, İran, Venezuela ve Malezya olmuştur.[22]

Suriye: Suriye ile Rusya ilişkileri SSCB dönemine kadar uzanmaktadır. Günümüzde Suriye de yaşanan iç savaş sürecinde Rusya açık ve aktif olarak Esad yönetimini özellikle askeri ve politik açıdan desteklemektedir. Dolayısıyla Suriye, Rusya’nın hem silah pazarı hem de yeni silahlarının aktif olarak test edildiği bir ülke konumundadır. Nitekim Rusya’nın önemli silah şirketlerinden birisi olan Rostech sözcüsü Viktor Kladov: düzenlenen operasyonlar sebebiyle diğer aktörler tarafından Rus silah sistemlerine yönelik artan bir ilgi olduğundan bahsetmiştir.[23] Suriye’de iç savaş çıkmadan önce 2005 ile 2010 yılları arasında Rusya, Suriye’ye yaklaşık 3 milyar dolarlık silah ihracatında bulunmuştur. Rusya’nın Suriye’ye sattığı silahlardan bazıları: MİG-29S bombardıman uçakları, Mİ-24 ve Mİ-17 helikopterleri, Pantsyr-S1 gibi silah sistemleridir.[24]

Cezayir: Cezayir ile Rusya arasında çeşitli silah antlaşmaları yapılmış bu bağlamda Cezayir 2006 yılında Rusya ile 1,5 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamış; 2011 yılında 900 milyar dolar tutarında 16 adet Cezayir hava kuvvetlerine verilmek üzere SU-30MKI jeti satın almıştır.[25] Cezayir ile Rusya arasındaki askeri savunma iş birliği ilerleyen yıllarda da artarak devam etmiş, Cezayir, 2012 yılında 4,2 milyar dolarlık yeni bir sipariş vermiş, bu da Şeker’in çalışmasında belirttiği üzere Rusya’nın Ortadoğu silah pazarında aldığı en büyük siparişlerden birisi olmuştur. Cezayir’in, Rusya’dan aldığı silah sistemlerinden bazıları şunlardır: SU-25, Mi-35 ve Mİ-28 Helikopterleri Tos-1 Çok namlulu roketatar sistemleri ve çok sayıda tank.[26]

İran: İran, 1979 yılında ülkesinde gerçekleştirdiği devrim neticesinde özellikle ABD ile ilişkileri bozulan bir aktör olmuştur. İlişkilerin bozulmasının ana nedenleri: İsrail’in güvenliğinin ABD dış politikasındaki önemi, İran’ın nükleer güç olma hedefi ve ideolojik faktörler gibi nedenler sayılabilir. ABD ile İran ilişkileri son dönemlerde oldukça gergin bir seyirde ilerlemektedir. ABD, İran’a ekonomik ve politik baskı yaparak İran’ı bölgede izole etmeye çalışmış bu da İran’ın bölgede yalnız kalmasına neden olmuştur. İran da bu sebeple özellikle Çin ve Rusya ile yakın ilişkiler sürdürmeye çalışmaktadır. Rusya açısından İran Ortadoğu coğrafyasında önemli bir müttefik olmasının yanı sıra iyi bir silah müşterisidir de. 2005 yılında Rusya, İran’a 700 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirmiş; söz konusu silah satışında İran’a: Tor-M1 füzeleri verilmiştir.[27]

Putin ve Ruhani

Rusya Federasyonu’nun Doktrinleri

Yakın Çevre Doktrini

Boris Yeltsin’in döneminde (1993 yılında) ortaya atılmış olan bu doktrinde: Rusya’nın, SSCB toprakları üzerinde yaşamsal düzeyde çıkarlarının olduğu vurgulanmış; söz konusu topraklar üzerinde güvenlik ve istikrarın temin edilmesi noktasında Rusya’nın bir rol üstlenmesinin elzem olduğu belirtilmiştir.[28] Yani Rusya, SSCB’nin eskiden hakimiyeti altında tutmuş olduğu topraklar üzerinde yeniden ekonomik, askeri ve politik düzeylerde hakimiyet kurma hedefi olduğu mesajını uluslararası   topluma oldukça açık bir şekilde vermiştir.

Yakın Çevre Doktrinini önemli kılan en temel unsur, söz konusu doktrinin söylemsel boyutunun pratik düzeye aktarılmış olması (2008 Rusya-Gürcistan Savaşı, 2014 Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı) ve günümüzde de söz konusu doktrinin geçerliliğini sürdürüyor olmasıdır.

Boris Yeltsin

Enformasyon Güvenliği Doktrini

Rusya’nın 2000 yılındaki Enformasyon Güvenliği Doktrininde, enformasyon bağlamındaki tehdit unsurlarının tespit edilmesi ve tahminlerde bulunulması için ulusal düzeyde enformasyon sisteminin kurulmasının gerekli olduğu belirtilmiştir. 2016 yılında ise Rusya’nın enformasyon teknolojilerindeki üretimsel faaliyetlerini ve devletin enformasyon güvenliğinin sağlanması hususundaki rolünün daha da arttırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.[29]

Gerasimov Doktrini

Rusya Genel Kurmay Başkanı Valery Gerasimov, 2013 yılındaki “Bilimin Öngörü Yapmadaki Yeri” isimli makalesinde; savaş ve barış halleri arasındaki sınırın muğlaklaşmasından bahsetmiştir.[30]

Gerasimov Doktrinine göre: Askeri müdahale safhasına geçilmeden önce hedefe siber saldırılar düzenlenilmeli, psikolojik moral faktörler bağlamında hedef iyice yıpratılmalı, hedefin sahip olduğu kritik önem arz eden altyapılara saldırılar düzenlenilerek maddi açıdan hedef zarara uğratılmalıdır.[31] Ayrıca hedef ülkedeki sivil halkın gerçekleştireceği protestolara ekonomik politik, bilgi ve hatta askeri enstrümanlarla destek verilmesinin faydalı olacağı da vurgulanmıştır.[32]

Bu bilgilerden hareketle Gerasimov Doktrininin en dikkat çekici yönünün: Ekonomik, politik, askeri, teknolojik, sosyolojik ve psikolojik unsurları bir araya getirerek çok katmanlı bir saldırı mekanizması oluşturmuş olduğunu söylemek mümkündür.

Valery Gerasimov

Siber Alan ve Rusya

Bilgi ve haberleşme teknolojileri, günlük hayatımızın önemli ve ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Söz konusu teknolojiler kullanıcıların çeşitli işlemlerini daha hızlı ve daha kolay bir şekilde gerçekleştirebilmelerine olanak tanımaktadır.

Kullanıcılar söz konusu teknolojileri sadece ekonomi ve eğitim gibi başlıca alanlarda kullanmamakta, örneğin sosyal medya üzerinden toplu ya da bireysel bazda dijital protestolar düzenleyerek politik amaçlar doğrultusunda da söz konusu teknolojileri kullanabilmektedir.

Bilgi ve haberleşme teknolojilerinin bir de güvenlik boyutu vardır. Bu bağlamda internet gibi teknolojilerin gittikçe yaygın bir hal alması beraberinde yeni güvenlik tehditlerinin ortaya çıkmasına ve hızlı bir şekilde küresel veya yerel çapta yayılım göstermesine olanak tanımıştır. Tehditlerin hedef aldığı kullanıcı düzeyleri ve bu bağlamdaki etkileri farklılık teşkil etmektedir. Söz konusu hedeflerden birisi de devletlerdir. Devletler açısından ulusal güvenlik en önde gelen konulardan birisidir. İçerisinde yaşadığımız çağ devletlerin ulusal güvenliklerini artık sadece diğer devletlerden gelen konvansiyonel saldırılarla tehdit etmemektedir. Siber saldırılarda artık devletler için önemli bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Devletler nasıl ki sınırlarını korumak için dikenli tel, duvar örme, mayın döşeme gibi bazı tedbirler alıyorsa içerisinde yaşadığımız çağ devletlere artık siber alanda da önlemler almayı ulusal güvenlikleri açısından dikte etmektedir.

Siber alanla ilgili çeşitli düzeylerde önlemler alan devletlerden birisi de Rusya Federasyonudur. Rusya, 2016 yılının Eylül ayında kabul etmiş olduğu “Bilgi Yerelleştirmesi Kanunuyla” Rusya toprakları üzerinde faaliyet gösteren şirketlerin sitelerine Rusça dilini kullanma zorunluluğu getirmiş, söz konusu şirketlerin ellerinde tutmuş oldukları verilerin Rusya devletiyle paylaşımı hususundaki denetim mekanizmasını daha da güçlendirmiştir.[33]

Yazılım alanında ise Rusya kendi milli yazımlarını geliştirmeye önem vermektedir. Böylece Rusya hem veri sızıntılarının önüne geçmeyi hem de yazılımsal ticari faaliyetler kapsamında ekonomik bir kazanç sağlamayı amaçlamaktadır. Rusya ayrıca Yandex, Mail.ru, Vkontakte.ru gibi yazılımlarla ABD’li ve Batılı teknoloji şirketlerinin yazılımlarına alternatifler oluşturmayı hedeflemektedir.[34]

2009 yılında Rusya’nın önemli bankalarından birisi olan Siber Bank’ın, Mail.ru’nun %20’lik hissesini satın alması; dış basında Rusya’nın bilgi ve haberleşme teknolojileri üzerinde kamulaştırma politikası izlediği şeklinde yorumlanmıştır.[35]

 

Rusya ve Bazı Siber Saldırılar

Estonya: Estonya’nın 2007 yılında ülkesinde bulunan SSCB döneminden kalma askeri bir heykeli kaldırma kararı almasının üzerine, Estonya ciddi bir siber saldırıya maruz kalmıştır. Estonya’nın devlet kurumları başta olmak üzere diğer alanlarda faaliyet gösteren internet siteleri de saldırı neticesinde çökmüştür.[36] Söz konusu siber saldırı Estonya’ya 700 milyon dolar üzerinde bir tutara mal olmuştur.[37] Estonya’dan yapılan açıklamalarda saldırılarda kullanılan IP adresleri başta olmak üzere saldırının Rusya tarafından gerçekleştirildiğine dair çeşitli bulgulara rastlanıldığı belirtmiştir.[38]

Kırgızistan: 2009 yılında Kırgızistan’a yapılan siber saldırı neticesinde Kırgızistan’daki internet sitelerinin %75’ten fazla çökmüştür.[39] Saldırının temel nedeninin ise Kırgızistan’daki ABD Manas askeri üssünün varlığının Rusya açısından rahatsızlığa neden olması ve Rusya’nın Kırgızistan’a siber alanda bir gözdağı vermek istemesi olduğu düşünülmektedir.[40]

Ukrayna: 2014 yılının şubat ayında siber saldırı neticesinde Ukrayna’daki parlamenterlerin kendilerine ait cep telefonları hacklenmiştir.[41] 2015 yılında Ukrayna’nın maruz kaldığı siber saldırıda ise 200.000’den fazla Ukrayna vatandaşının elektriği kesintiye uğramıştır. Ukrayna kanadından yapılan üst düzeydeki açıklama da ülkenin maruz kalmış olduğu siber saldırıların %99 gibi neredeyse tamamının Rusya tarafından gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.[42]

Jeopolitik Teorilerde Rusya’nın Yeri

Kara Hakimiyeti Teorisi: Kara Hakimiyeti Teorisinin kurucusu olan Halfrod Mackinder teorisinde şu önemli tespitte bulunmuştur: “Doğu Avrupa’ya hakim olan, Merkez Bölgesini kontrol eder; Merkez Bölgesine hakim olan, Dünya Adasını kontrol eder; Dünya Adasına hakim olan dünyayı kontrol eder.”[43]

Kalpgah Bölgesi (merkez bölge) şu açılardan büyük bir öneme sahiptir: Sibirya’daki ormanların kerestecilik sektörü için hammadde kaynağı teşkil etmesi; Ukrayna’nın temel gıda maddelerinden birisi olan buğday açısından zengin olması, yine Ukrayna’daki Donetz Bölgesinin zengin kömür yataklarına ev sahipliği yapması, Kafkasya’nın petrol gibi stratejik bir öneme sahip enerji kaynakları açısından önemli bir bölge olmasıdır.[44] Ayrıca Mackinder’e göre: Kalpgah bölgesi deniz güçleri açısından güçlerini etkin bir şekilde kullanabilecekleri bir bölge değildir. Bu da bölgenin coğrafi olarak deniz güçlerine karşı doğal bir savunma bariyerine sahip olduğunu göstermektedir.[45]

Kara Hakimiyeti Teorisinde, Kalpgah olarak adlandırılan merkez bölge coğrafi olarak en çok Rusya’yı kapsamaktadır. Yani teorinin merkez ülkesi Rusya’dır. Bu da teorik bazda Rusya’yı hem önemli bir oyuncu yapmakta hem diğer ülkeler açısından jeopolitik hedef tahtasına oturtmaktadır.

Kenar Kuşak Hakimiyeti Teorisi: Nicholas Spykman tarafından ortaya atılmış olan bu teoriye göre: Kalpgah Bölgesinde hakimiyet kurulmasının ilk adımı onu çevreleyen Kenar Kuşak Bölgesinin kontrol altında tutulmasıdır.[46] Kenar Kuşak Bölgesi: Doğu Avrupa’daki sahilleri olan devletleri, Ortadoğu’yu, Hindistan’ı ve Çin’i coğrafi olarak kapsamaktadır. Yani kalpgah Bölgesi yan hatlardan çevrelenerek bölgesel bazda bir izolasyon stratejisi oluşturulmuş olmaktadır.[47] Spykman’a göre: ABD çıkarları açısından Kenar Kuşağa hakim olmak kritiktir. Zira buraya SSCB’nin hakim olması durumunda ABD bu durumdan ciddi ölçüde zarar görebilecektir.[48]

Bu teoride de Rusya’nın Kalpgah Bölgesinde yer alan bir aktör olduğu kabul edilirken aynı zamanda hem karalardan hem de denizlerden çevrelenmesi gerektiği de öne sürülmüştür.

Tarihin Sonu Tezi: SSCB’nin çöküşü sadece uluslararası sistemdeki başat bir aktörün bu konumunu kaybetmesi anlamına gelmiyordu. SSCB’nin yumuşak gücü olan ideolojisi de diğer aktörlerin gözünde ciddi bir darbe almış oluyordu. İşte Fukuyama, SSCB’nin çöküşünü bu düzlemde Batı’nın bir zaferi olarak yorumlamıştır. Liberal değerleri ön plana çıkartan Fukuyama, Liberalizmin en ideal yönetim sistemini meydana getirdiğini savunmuştur.[49]

Neo Avrasyacılık Teorisi: Neo Avrasyacılık Teorisine göre, Rusya ne Doğudur ne de Batı. Rusya kendisine has özellikleri olan bir Avrasya medeniyettir.[50] Avrasya vurgusu coğrafi ve kültürel öğeler açısından oldukça önemlidir. Zira bu noktada Rusya’nın, Avrupa ve Asya’da birleştirici bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Batı’nın kendisiyle özdeşleştirmiş olduğu demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin Rus dış politikasından uzak tutulmasının gerekli olduğunun altını çizen Neo Avrasyacılar,[51] bu anlayışla Batı’nın kendisiyle özdeşleştirmiş olduğu demokrasi ve insan hakları gibi değerleri öne süren müdahaleci yaklaşımını pasifize etmeyi amaçlamaktadır.

Dugin

Neo Avrasyacılığın en önemli isimlerinden birisi olan Dugin, Japonya, Almanya ve İran’ın Rusya’nın ittifak sistemine katılması gerektiğini savunmaktadır.[52] İran’ın Rusya’nın ittifak sistemine katılması ABD-İsrail-İran-Körfez ülkeleri arasındaki ilişkiler düşünüldüğünde çok da zor gözükmemektedir. Ancak Japonya ve Almanya gibi ABD’yle ilişkilerine son derece önem veren bu iki ülkenin Rusya’nın ittifakına katılması şu an ki şartlar altında zor gözükmektedir. Zaten Dugin’in stratejik hesaplamasında bu iki ülkenin Rusya kanadına çekilerek ABD’nin zayıflatılması amacı taşıdığı aşikardır. Bunun yanında Dugin, Ukrayna’dan Abhazya’ya kadar ki kıyı hattının Rusya’nın denetimi altında tutulması gerektiğini savunmaktadır.[53]

Neo Avrasyacılık Teorisi aynı zamanda Gürcistan-Azerbaycan-Türkiye gibi ülkelerde ABD karşıtlığının desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.[54] Teoride Rusya’nın pozisyonu doğal olarak merkez yani lider ülkedir.[55] ABD’yle en fazla stratejik rekabet yaşayan ülkelerden birisi olan Rusya, söz konusu teoriyle kendi ittifak sistemini güçlü bir şekilde inşa etmeyi ve dünya hakimiyetinde ABD’yi tahtından etmeyi hedeflemektedir.

Rusya’nın NATO’yla Alansal Mücadelesi

Rusya’nın NATO’yla olan mücadelesi çeşitli boyutlardan değerlendirilebilir.

Felsefi Boyut: Putin: “50 yıl önce Leningrad sokağı bana şu kavga kuralını öğretti. Eğer kavga kaçınılmazsa bu durumda ilk yumruğu sen atacaksın.”[56] Putin’in bu sözü Rusya’yla NATO arasındaki alansal mücadelenin felsefi boyutunu yansıtması açısından önemlidir. Rusya, NATO’yla daha fazla sınırdaş olmayı istememektedir. Rusya’nın NATO’ya üye olmak isteyen Gürcistan’la 2008 yılında savaşması, yine bir diğer NATO’ya üye olmak isteyen Ukrayna’nın toprağı olan Kırım’ı 2014 yılında ilhak etmesi, 2022 yılında hali hazırda Ukrayna’yla savaşa tutuşması Putin’in sözünde belirtmiş olduğu üzere kaçınılmaz olan kavgada Rusya’nın NATO’ya ilk yumruğu atmış olduğunu göstermektedir.

Stratejik Boyut: Rusya’nın NATO’yla olan mücadelesinin stratejik boyutu coğrafi açılardan sınıflandırılabilir.

a) Güney Kafkasya Hattı: Rusya’nın 2008 yılında Gürcistan’la yaşamış olduğu savaşı kazanmasının ardından Gürcistan’daki ayrılıkçı bölgeler olan Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanımıştır.[57] Rusya ayrıca bu bölgelerde askeri üsler kurarak Gürcistan özelinde NATO’ya karşı kendi tampon bölgelerini oluşturmuştur. Buna ilaveten Gürcistan’ın NATO’ya üyeliği de engellenmiş olduğundan Rusya, Karadeniz kıyılarında da NATO’nun kendisini deniz gücü açısından sınırlandırmasının önüne geçmiştir.

b) Karadeniz Hattı: Karadeniz’deki NATO üyesi devletler Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’dır.[58] Ukrayna’nın NATO’ya üye olması demek, Rusya’nın denizlerden hilal şeklinde çevrelenmesi demektedir. Söz konusu durum sadece Rusya’nın ulusal güvenliğine veya Karadeniz’deki pozisyonuna etki etmeyecektir. Aynı zamanda Rusya’nın Akdeniz’deki faaliyetleri de sekteye uğrama potansiyeli taşıyacaktır. 2014 yılında Rusya, Kırım’ı İlhak ederek denizden çevrelenmeyi savuşturmayı başarmıştır. 2022 yılındaki Rusya-Ukrayna savaşı ise halen devam etmekte olup, söz konusu savaşta Dugin’in hedef olarak belirtmiş olduğu üzere Rusya’nın Ukrayna’nın kıyı şeridini tamamen ele geçirmesi en başta Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturacaktır. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye açısından da son derece kritik bir önem taşımaktadır.

c) Baltık Hattı: Bir yandan Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Almanya, Hollanda hattı, diğer yandan da Norveç’in Baltık denizine kıyısı olan NATO üyesi devletlerden birisi olması, Danimarka ve Norveç’in Kuzey Denizine geçişteki stratejik konumları, Birleşik Krallığın bölgeye yakın olması, donanma gücü ve müttefik unsurlarla birlikte bölgeyi kontrol altına alabilme kapasitesine sahip olmasına ek olarak,  Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olduğunu varsaydığımızda Baltık Denizinin Kuzey-Güney hattının neredeyse tamamı NATO’nun denetimi altına girecektir. Rusya’nın olası bir krizde donanmasını kullanması ise söz konusu durumda oldukça zorlaşacak, Kaliningrad ise daha kolay bir şekilde çevrelenebilecektir.[59] Yani olası bir savaşta Rusya’nın donanmasını Baltık hattında devreye sokması hem daha da zorlaşacak hem de ciddi kayıplara uğrama riski önemli ölçüde artacaktır.

Hali hazırda Estonya-Letonya-Litvanya’yla sınırdaş olan Rusya’nın[60], Finlandiya’nın da NATO ittifakına olası katılımıyla karasal bağlamdaki çevrelenmişliği daha da artacaktır. Ayrıca Finlandiya’nın NATO’ya üye olması halinde bölgeye radar istasyonları ve iletişim merkezlerinin kurulması durumunda NATO istihbari açıdan önemli bir avantaj elde edecektir.

Bu bağlamda Rusya’yla söz konusu iki ülke arasındaki ilişkiler şu an gergin bir seyirde ilerlemektedir. Rusya’nın söz konusu iki ülkeye üye olmadan savaş açması teorik olarak mümkündür ancak Ukrayna’nın Rusya’ya karşı oldukça büyük bir direnç göstermesi Rusya’yı yeni bir savaşa girilmesi konusunda iyice zorlayabilir. Ancak Ukrayna’da işler Rusya’nın istediği şekilde çözümlenirse Rusya hızlı bir şekilde gözlerini bu iki ülkeye dikecektir. Rusya’nın saldırgan bir tutum sergilemesi oldukça yüksek bir ihtimal barındırmaktadır. Zira dünyanın en güçlü ordularından birisi olarak kabul edilen Rusya’nın karizması Ukrayna ordusu ve halkı tarafından ciddi bir biçimde tabiri caiz ise çizilmiştir. Askeri güç açısından Rusya söz konusu prestij kaybını gidermek, hala caydırıcı bir güç olduğunu diğer aktörlere kanıtlama isteği gibi sebepler, Rusya’yı gelecekte agresif politikalar izlemeye yöneltebilecek kritik nedenleri teşkil etmektedir.

d) Psikolojik boyut: İki ülke hayal edin. Bu ülkeler A ve B ülkeleri olsun. A ülkesiyle B ülkesi arasında savaş hali olmadığı halde A ülkesi B ülkesiyle olan sınırına tanklar konuşlandırsın. B ülkesi ilk etapta A ülkesinin bu davranışını kendi güvenliğini sağlamaya yönelik, düşük risk unsuru taşıyan bir hamle olarak görebilir. Ancak B ülkesi zamanla ya o tanklar bana ateş ederse düşüncesine kapıldığı an işte o noktada psikolojik boyut içerisinde yer alan şüphe faktörü devreye girmektedir. A böylece B’ye psikolojik açıdan kasıtlı ya da kasıtsız olarak baskı unsuru oluşturmaktadır. Bu da B devletinin karşı yönde harekete geçmesine neden olacaktır. İsveç ve Finlandiya’nın, Ukrayna-Rusya Savaşıyla birlikte NATO’ya üye olmak istemeleri veya geçmişte SSCB’nin işgaline uğramış devletlerden birisi olan Polonya’nın Ukrayna’ya 150’den fazla T-72 model tank göndermesi bu hususa örnek verilebilir.[61]

Sonuç

Rusya, askeri açıdan yapmış olduğu üs hamleleriyle Orta Asya-Güney Kafkasya hattındaki pozisyonunu güçlendirirken Suriye’de ABD’nin yapmış olduğu politik hataların da etkisiyle nüfuzunu Akdeniz’de güçlendirmiştir. Rusya’nın politikalarında Yakın Çevre Doktrini ve Gerasimov Doktrinin birbiriyle sentezlendiği ve özellikle Gürcistan ve Ukrayna’da uygulandığı görülmüştür.

Rusya’nın artan siber tehditlere karşı almış olduğu önemler ve Rusya tarafından siber saldırıya uğradıklarını belirten devletler hesaba katıldığında Rusya’nın bu alanda da önemli bir oyuncu olduğu görülmektedir.

Rusya’nın NATO’yla olan mücadelesinin bir örneği olan 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı Rusya’nın hem askeri gücündeki prestijini sarsmış hem de Avrupa, SSCB döneminden kalma güvenlik kaygılarını yeniden yaşamaya başlamıştır. Bu bağlamda Rusya’nın, NATO kendi sınırlarıma gelmesin diye Ukrayna’ya yapmış olduğu müdahale Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olmak istemesine sebebiyet vermiş, uluslararası ilişkilerdeki güvenlik tehdit algısı çerçevesinde etki-tepki prensibini harekete geçirmiştir.

Gelecekte askeri olarak Rusya’nın daha da agresif bir davranış sergileyeceği öngörülmektedir. Çünkü 2022 Rusya-Ukrayna Savaşıyla Rusya askeri açıdan ciddi bir dirençle karşılaşmış ve bu bağlamda prestij kaybına uğramıştır. Rusya’nın Ukrayna’da bir sendrom yaşamış olduğu tespitini yapmak mümkündür. Büyük güçler askeri açıdan sendrom yaşadıklarında yani kaybettiklerinde veya kazanıp ciddi kayıplara uğradıklarında bir süre geri çekilseler de sonraki süreçte daha da agresif bir tutum sergileyebilmektedirler. Bu büyük güçlerin içgüdüsel bir davranışıdır. Bu şekildeki bir yenilginin üzerine zafer kazanmazlarsa doğal olarak diğer aktörlerin üzerlerine daha fazla geleceklerini ve bu bağlamda uluslararası sistemdeki caydırıcılıklarının zayıflayacağını düşünürler. Örneğin, ABD eğer Vietnam yenilgisinden sonra hiçbir savaş yapmamış olsaydı bu diğer aktörler gözünde ABD’nin artık askeri açıdan bir süper güç olmadığı yönündeki izlenimlerini kuvvetlendirmez miydi? Acaba Körfez Savaşları ve Afganistan müdahalesinin bir boyutu da bu değil miydi?  Benzer süreç Rusya açısından da mümkün olamaz mı?, yani Ukrayna’da bir sendrom yaşamış olan Rusya, hırsını Finlandiya ve İsveç’ten çıkartarak ABD’ye bir mesaj veremez mi? Eğer Rusya, Ukrayna’da istediğini elde edene kadar Finlandiya ve İsveç NATO’ya giremezse bu hususun gerçekleşme ihtimalinin daha da artacağı öngörülebilir.

  'NATO Rusya Savaşı Avrupa'da Başlayacak'

KAYNAK



Kaynakça

Akengin, Hamza, ve Ayşe Yaşar. «Suriye’nin jeopolitik konumu bağlamında Suriye-Rusya İlişkileri.» Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2018: 25-57.

Aliyev, Bayram. Rusya’nın Orta Asya’daki Askeri Üsleri. 20 Temmuz 2016.



Çelik, Ahmet Hüsrev, ve Şahin Çaylı. «Küresel ve bölgesel krizler bağlamında Rusya ve ABD’nin silah satış rekabetinin ekonomi politik analizi.» Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 2021: 369-392.

Darıcılı, A.Burak. «Rusya Federasyonu kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırıların analizi.» U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2014: 1-16.

Darıcılı, Ali Burak, ve Barış Özdal. «Rusya Federasyonu’nun Siber Güvenlik Kapasitesini Oluşturan Enstrümanların Analizi.» Bilig, 2017: 121-146.

Demir, Furkan. «Rusya Federasyonu Teknoloji Politikaları.» TASAM. 3 Kasım 2020. https://tasam.org/tr-TR/Icerik/58711/rusya_federasyonu_teknoloji_politikalari (erişildi: Haziran 1, 2022).



Dilek, Mehmet Sait. «Rusya Federasyonu-Suriye ilişkilerinin temelleri.» Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2017: 58-82.

Erkan, Süleyman. «Güney Osetya sorunu ve 2008 Rusya Gürcistan savaşı.» Turkish Studies, 2015: 71-92.

Girgin, Osman. «Siber uzay’da üstünlük mücadelesi; Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya federasyonu.» Academic Review of Humanities and Social Sciences, 2020: 36-58.

İNSAMER. İNSAMER. 2020. https://insamer.com/tr/rus-askeri-usleri_2961.html (erişildi: Haziran 1, 2022).



işcan, İsmail Hakkı. «Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları.» Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi, 2004: 47-79.

Kalaycıoğlu, Sema. «Savaş Ekonomisi Çarklarını Döndüren Dünya Düzeni.» TASAM. 21 Ekim 2019. https://tasam.org/tr-TR/Icerik/52469/savas_ekonomisi_carklarini_donduren_dunya_duzeni (erişildi: Haziran 1, 2022).

Kamalov, İlyas. Rusya’nın Orta Asya Politikaları. Rapor, Ankara: Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, 2011.

Karabulut, Ali Nedim. «Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmibirinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve.» Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi, 2016: 25-42.



kemaloğlu, İlyas. «Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı.» Ortadoğu Analiz, Temmuz 2013: 58-70.

Keskin, Mustafa. «YAKIN ÇEVRE DOKTRİNİ BAĞLAMINDA RUS DIŞ POLİTİKASI: UKRAYNA MÜDAHALESİ.» Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 2015: 45-62.

Kurt, Selim. «Neo-Avrasyacı Perspektiften Rusya Federasyonu’nun Güvenlik Algısı.» Güvenlik Stratejileri, 2018: 91-125.

Mangır, Demet Şefika, ve Sevda Nur Küçükkırlı. «Gelenekselden Dijitale Siber İstihbarat ve Rus Dış Politikası.» Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2019: 296-308.



Marksteiner, Alexandra. «THE SIPRI TOP 100 ARMS-PRODUCING AND MILITARY SERVICES COMPANIES, 2020.» SIPRI, 2021: 1-12.

NATO. NATO ON THE MAP. tarih yok. https://www.nato.int/nato-on-the-map/#lat=62.03470063092009&lon=28.720464796517255&zoom=1&layer-1 (erişildi: Haziran 4, 2022).

Ok, Ekrem. Askeri Üslerin İşlevleri ve Türkiye’nin Denizaşırı Üs Politikası. tarih yok.

Ortak, Stratejik. «”Rusya’nın yurt dışındaki en büyük üssü olan…”.» Stratejik Ortak, 19 Temmuz 2020.



Stratejik Ortak.com. 29 Nisan 2022. https://twitter.com/stratejik_ortak/status/1520022990880137217 (erişildi: Haziran 4, 2022).

Özdal, Habibe. «PUTİN DÖNEMİNDE RUSYA’NIN GÜVENLİK DOKTRİNLERİ.» Uluslararası İlişkiler Konseyi. Şubat 2021. https://trguvenlikportali.com/wp-content/uploads/2021/02/PutinRusyasiGuvenlikDoktrinleri_HabibeOzdal_v.1.pdf (erişildi: Haziran 1, 2022).

Özey, Ramazan. «Mackinder’in Heartland teorisi’nin düşündürdükleri.» Marmara Coğrafya Dergisi, 2017: 95-100.

Serbest, M.Bürkan. «Tarihsel Süreçte Rus Avrasyacılığı: Klasik Avrasyacılıktan Neo-Avrasyacılığa.» MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2017: 285-307.

SIPRI. STOCKHOLM INTERNATIONAL PEACE RESEARCH INSTITUTE. tarih yok. https://armstrade.sipri.org/armstrade/html/export_toplist.php (erişildi: Haziran 1, 2022).

«Siyasi Coğrafyanın Gelişmesi ve Jeopolitik Teoriler.» acikders.ankara.edu.t. tarih yok. https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/119002/mod_resource/content/0/02%20Jeopolitik%20Teoriler.pdf, (erişildi: Haziran 4, 2022).

Şeker, Cafer Talha. «Ortadoğu Savaşları ve Batılı Silah Şirketleri.» İNSAMER. Haziran 2019. https://www.insamer.com/tr/uploads/pdf/rapor-ortadogu-savaslari-ve-batili-silah-sirketleri.pdf (erişildi: Haziran 1, 2022).

Şensoy, Ahmet Arda. «Rusya’nın hibrit savaş stratejisi ve Suriye örneği.» Yüksek Lisans Tezi, Sakarya, 2018.

Yılmaz, Salih. «Yeni Avrasyacılık ve Rusya.» Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, 2015: 34-111.

Dipnotlar 

[1] Ekrem Ok, “Askeri üslerin işlevleri ve Türkiye’nin denizaşırı üs politikası”, https://www.researchgate.net/profile/Ekrem-Ok/publication/338754127_ASKERI_USLERIN_ISLEVLERI_VE_TURKIYE’NIN_DENIZASIRI_US_POLITIKASI/links/5e28d3e64585150ee77b2de3/ASKERI-UeSLERIN-ISLEVLERI-VE-TUeRKIYENIN-DENIZASIRI-UeS-POLITIKASI.pdf, E.T. 01.06.2022

[2] Ekrem Ok, “Askeri üslerin işlevleri ve Türkiye’nin denizaşırı üs politikası”, https://www.researchgate.net/profile/Ekrem-Ok/publication/338754127_ASKERI_USLERIN_ISLEVLERI_VE_TURKIYE’NIN_DENIZASIRI_US_POLITIKASI/links/5e28d3e64585150ee77b2de3/ASKERI-UeSLERIN-ISLEVLERI-VE-TUeRKIYENIN-DENIZASIRI-UeS-POLITIKASI.pdf, E.T. 01.06.2022

[3] Ekrem Ok, “Askeri üslerin işlevleri ve Türkiye’nin denizaşırı üs politikası”, https://www.researchgate.net/profile/Ekrem-Ok/publication/338754127_ASKERI_USLERIN_ISLEVLERI_VE_TURKIYE’NIN_DENIZASIRI_US_POLITIKASI/links/5e28d3e64585150ee77b2de3/ASKERI-UeSLERIN-ISLEVLERI-VE-TUeRKIYENIN-DENIZASIRI-UeS-POLITIKASI.pdf, E.T. 01.06.2022

[4] Ekrem Ok, “Askeri üslerin işlevleri ve Türkiye’nin denizaşırı üs politikası”, https://www.researchgate.net/profile/Ekrem-Ok/publication/338754127_ASKERI_USLERIN_ISLEVLERI_VE_TURKIYE’NIN_DENIZASIRI_US_POLITIKASI/links/5e28d3e64585150ee77b2de3/ASKERI-UeSLERIN-ISLEVLERI-VE-TUeRKIYENIN-DENIZASIRI-UeS-POLITIKASI.pdf, E.T. 01.06.2022

[5] İlyas Kamalov, “Rusya’nın Orta Asya Politikaları”, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, Haziran 2011, s.36.

[6] Stratejik Ortak,” Rusya’nın yurt dışında…” 19 Temmuz 2020 19.00, Tweet.

[7] İlyas Kamalov, “Rusya’nın Orta Asya Politikaları”, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, Haziran 2011, s.37-38.

[8] İlyas Kamalov, “Rusya’nın Orta Asya Politikaları”, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, Haziran 2011, s.38.

[9] Bayram Aliyev, “Rusya’nın Orta Asya’daki askeri üsleri”, Bilgesam analiz, 20 Temmuz 2016, s.8.

[10] İlyas Kamalov, “Rusya’nın Orta Asya Politikaları”, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, Haziran 2011, s.38.

[11] Bayram Aliyev, “Rusya’nın Orta Asya’daki askeri üsleri”, Bilgesam analiz, 20 Temmuz 2016, s.5.

[12] İNSAMER, https://insamer.com/tr/rus-askeri-usleri_2961.html, 2020, E.T. 01.06.2022.

[13] İNSAMER, https://insamer.com/tr/rus-askeri-usleri_2961.html, 2020, E.T. 01.06.2022.

[14] İNSAMER, https://insamer.com/tr/rus-askeri-usleri_2961.html, 2020, E.T. 01.06.2022.

[15] Hamza Akengin-Ayşe Yaşar, “Suriye’nin jeopolitik konumu bağlamında Suriye-Rusya İlişkileri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 3, Sayı 32, 2018, s.39.

[16]  Mehmet Sait Dilek, “Rusya Federasyonu-Suriye ilişkilerinin temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 16, Sayı 2, 2017, s.7

[17] Prof Dr. Sema Kalaycıoğlu, “Savaş Ekonomisi Çarklarını Döndüren Dünya Düzeni”, TASAM,  https://tasam.org/tr-TR/Icerik/52469/savas_ekonomisi_carklarini_donduren_dunya_duzeni, 21 Ekim 2019, E.T. 1 Haziran 2022, s.3.

[18] Alexandra Marksteiner vd. “THE SIPRI TOP 100 ARMS-PRODUCING AND MILITARY SERVICES COMPANIES, 2020”, SIPRI, Aralık 2021, s.9-10.

[19] Ahmet Hüsrev Çelik-Şahin Çaylı, “Küresel ve bölgesel krizler bağlamında Rusya ve ABD’nin silah satış rekabetinin ekonomi politik analizi”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 20, Sayı 77, s.376.

[20] Ahmet Hüsrev Çelik-Şahin Çaylı, “Küresel ve bölgesel krizler bağlamında Rusya ve ABD’nin silah satış rekabetinin ekonomi politik analizi”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 20, Sayı 77, s.376.

[21]Stockholm International Peace Research Instıtute,          https://armstrade.sipri.org/armstrade/html/export_toplist.php, E.T. 1 Haziran 2022.

[22] İlyas Kemaloğlu, “Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı”, Ortadoğu Analiz, Cilt 5, Sayı 55, 2013, s.60.

[23] Mehmet Sait Dilek, “Rusya Federasyonu-Suriye ilişkilerinin temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 16, Sayı 2, 2017, s.72.

[24] İlyas Kemaloğlu, “Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı”, Ortadoğu Analiz, Cilt 5, Sayı 55, 2013, s.62.

[25] Cafer Talha Şeker, “Ortadoğu savaşları ve Batılı silah şirketleri”, Haziran 2019, https://www.insamer.com/tr/uploads/pdf/rapor-ortadogu-savaslari-ve-batili-silah-sirketleri.pdf, E.T. 1 Haziran 2022.

[26] Cafer Talha Şeker, “Ortadoğu savaşları ve Batılı silah şirketleri”, Haziran 2019, https://www.insamer.com/tr/uploads/pdf/rapor-ortadogu-savaslari-ve-batili-silah-sirketleri.pdf, E.T. 1 Haziran

[27] İlyas Kemaloğlu, “Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı”, Ortadoğu Analiz, Cilt 5, Sayı 55, 2013, s.64.

[28] Mustafa Keskin, “Yakın çevre doktrini bağlamında Rus dış politikası: Ukrayna müdahalesi”, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2016, s.50.

[29] Özdal, Habibe, “Putin Döneminde Rusya’nın Güvenlik Doktrinleri”, Güvenlik Yazıları Serisi, No. 56, Şubat 2021. https://trguvenlikportali.com/wp-content/uploads/2021/02/PutinRusyasiGuvenlikDoktrinleri_HabibeOzdal_v.1.pdf, E.T. 1 Haziran 2022, s.6.

[30] Ahmet Arda Şensoy, “Rusya’nın hibrit savaş stratejisi ve Suriye örneği”, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya, 2018, s.34.

[31] Ali Burak Darıcılı-Barış Özdal, “Rusya Federasyonu’nun siber güvenlik kapasitesini oluşturan enstrümanların

Analizi”, Bilig, Sayı 83, 2017, s.126.

[32] Karabulut, Ali Nedim “Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmibirinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve Ukrayna Krizi’ndeki Uygulaması”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 13, Sayı 49, 2016, s. 31.

[33] Ali Burak Darıcılı-Barış Özdal, “Rusya Federasyonu’nun siber güvenlik kapasitesini oluşturan enstrümanların

Analizi”, Bilig, Sayı 83, 2017, s.133.

[34] Ali Burak Darıcılı-Barış Özdal, “Rusya Federasyonu’nun siber güvenlik kapasitesini oluşturan enstrümanların

Analizi”, Bilig, Sayı 83, 2017, s.134.

[35] Furkan Demir, “Rusya Federasyonu Teknoloji Politikaları”, TASAM, https://tasam.org/tr-TR/Icerik/58711/rusya_federasyonu_teknoloji_politikalari, 3 Kasım 2020, E.T. 1 Haziran 2022, s.6-11.

[36] A. Burak Darıcılı, “Rusya Federasyonu kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırıların analizi”, U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2014, s.6.

[37] Demet Şefika Mangır, Sevda Nur Küçükkırlı, “Gelenekselden Dijitale Siber İstihbarat ve Rus Dış Politikası”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2019, s.304.

[38] A. Burak Darıcılı, “Rusya Federasyonu kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırıların analizi”, U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2014, s.6.

[39] Osman Girgin, “Siber uzay’da üstünlük mücadelesi; Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya federasyonu”, Academic Review of Humanities and Social Sciences, Cilt 3, Sayı 1, s.52.

[40] A. Burak Darıcılı, “Rusya Federasyonu kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırıların analizi”, U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2014, s.9-10.

[41] A. Burak Darıcılı, “Rusya Federasyonu kaynaklı olduğu iddia edilen siber saldırıların analizi”, U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, 2014, s.11.

[42] Osman Girgin, “Siber uzay’da üstünlük mücadelesi; Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya federasyonu”, Academic Review of Humanities and Social Sciences, Cilt 3, Sayı 1, s.53.

[43] İşcan, İsmail Hakkı, “Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 1, Sayı 2 (Yaz 2004), s.61.

[44] Ramazan Özey, “Mackinder’in Heartland teorisi’nin düşündürdükleri”, Marmara Coğrafya Dergisi, Sayı 35, 2017, s.97.

[45] https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/119002/mod_resource/content/0/02%20Jeopolitik%20Teoriler.pdf, E.T. 4 Haziran 2022, s.5.

[46] İşcan, İsmail Hakkı, “Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 1, Sayı 2 (Yaz 2004), s.63.

[47] https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/119002/mod_resource/content/0/02%20Jeopolitik%20Teoriler.pdf, E.T. 4 Haziran 2022, s.12,15.

[48] İşcan, İsmail Hakkı, “Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 1, Sayı 2 (Yaz 2004), s.63.

[49] https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/119002/mod_resource/content/0/02%20Jeopolitik%20Teoriler.pdf, E.T. 4 Haziran 2022, s.36.

[50] Salih Yılmaz, “Yeni Avrasyacılık ve Rusya”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, Cilt 16, Sayı 34, s.113.

[51] Salih Yılmaz, “Yeni Avrasyacılık ve Rusya”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, Cilt 16, Sayı 34, 2015, s.114

[52] M.Bürkan Serbest, “Tarihsel Süreçte Rus Avrasyacılığı: Klasik Avrasyacılıktan Neo-Avrasyacılığa”, MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 6, Sayı 3, 2017, s.304.

[53] Selim Kurt, “Neo-Avrasyacı Perspektiften Rusya Federasyonu’nun Güvenlik Algısı”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Cilt 14, Sayı 28, 2018, s.101.

[54] https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/119002/mod_resource/content/0/02%20Jeopolitik%20Teoriler.pdf, E.T. 4 Haziran 2022, s.41.

[55] Selim Kurt, “Neo-Avrasyacı Perspektiften Rusya Federasyonu’nun Güvenlik Algısı”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Cilt 14, Sayı 28, 2018, s.100.

[56] Mehmet Sait Dilek, “Rusya Federasyonu-Suriye ilişkilerinin temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 16, Sayı 2, 2017, s.69.

[57] Süleyman Erkan, “Güney Osetya sorunu ve 2008 Rusya Gürcistan savaşı”, Turkish Studies, Cit 10, Sayı 13, s.88.

[58] NATO, https://www.nato.int/nato-on-the-map/#lat=62.03470063092009&lon=28.720464796517255&zoom=1&layer-1, E.T. 4 Haziran 2022.

[59]NATO,https://www.nato.int/nato-on-the-map/#lat=62.03470063092009&lon=28.720464796517255&zoom=1&layer-1, E.T. 4 Haziran 2022.

[60] NATO,https://www.nato.int/nato-on-the-map/#lat=62.03470063092009&lon=28.720464796517255&zoom=1&layer-1, E.T. 4 Haziran 2022.

[61] Stratejik Ortak, “Polonya Ukrayna’ya…”, 29 Nisan 2022, 3:51, Tweet.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



 

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here