Terör örgütlerinin İdeolojik ve Örgütsel Yapısı-2: Hizbullah Terör Örgütü

Okunma Süresi: 6 dk 58 sn

İlk olarak PKK/KCK yapılanmasını inceleyerek terör örgütlerinin ideolojik ve örgütsel yapısını ele aldığımız çalışmamızın ikinci serisinde Marksist-Leninist ideolojinin aksine İslami değerleri referans aldığını iddia ederek Türkiye’de birtakım illegal faaliyetler gerçekleştirmiş ve hala varlığını sürdüren Hizbullah terör örgütünün Türkiye yapılanması ele alınmaya çalışılacaktır.

12.04.1991 tarihli 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. Maddesi’nde terör; “baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasa’da belirtilen Cumhuriyet’in temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirme, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devleti’nin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığını bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemdir” şeklinde tanımlanmaktadır.[1]

Türkiye jeopolitik olarak Batı’da Avrupa, Doğusu ve Güney’inde ise Arap ve Fars medeniyetlerinin sınır komşusu durumundadır. Dolayısıyla farklı kültür ve ideolojilerle yönetilen ülkelerle de karşılıklı siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkiler içerisindedir. Bu durum ülkemiz için devletler ve kültürlerarası ilişkilerde çok çeşitli bir yapı ortaya koysa da ülkemizi farklı ideolojik temeli olan terör örgütlerinin de hedefi haline getirmektedir.

Dünyada ve ülkemizde, terör örgütlerinin kuruluş ideolojileri “Marksist-Leninist, Etnik-Milliyetçi ve dini referanslı olmak üzere üç ana başlıkta toplanmaktadır. Hizbullah dini referanslı bir terör örgütüdür.

Çalışmamızın konusu olan Hizbullah gibi dini referans alarak kurulan terör örgütlerinin geçmişi ise milattan önceki yüzyıllara kadar dayanmaktadır. “Zelalot” olarak bilinen Musevi tarikatı M.Ö. 6-135 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun lejyonerlerine suikastler düzenlemiştir. Aynı şekilde M.S. 66-73 yıllarına gelindiğinde Ortadoğu’da Filistinli din adamları tarafından kurulan “Sicari” isimli terör örgütünün eşkıyalık tarzı yol kesme, adam kaçırma, haraç alma gibi eylemleri bilinmektedir. Örgüt adını infazlarda kullandığı “Sica” denilen hançerlerden almış ve eylemlerini Kudüs ve Mısır çevresindeki Yahudileri sindirmek ve yok etmek amacıyla gerçekleştirmiştir.[2]

Türkiye’nin %99’u Müslüman olan bir ülke olması, ülkemizi 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’yle siyasi tarihinde yeni bir sayfa açan İran’a dönüştürmek isteyen radikal İslamcı terör örgütlerinin hedefi haline getirmiştir. Hizbullah terör örgütü dini kullanarak Türkiye’de İslam Devleti kurmak amacıyla yapılanmıştır.

Tarihsel Arka Plan ve Fikir Oluşumu

Genel anlamda Hizbullah’ın felsefesine bakıldığında; “Kendilerinden olmayan Müslümanları kafir ve münafık etiketiyle ötekileştirme”, şiddetin sınırlarını aşan vahşete dayalı katliamlar yapma, bu hareketlerinin de meşru ve “din adına” olduğuna inanmışlık vardır. Dini kavramların ve öğretilerin istismarına yönelik bu Hizbullah ideolojisi “Frankeştayn İdeoloji” olarak da adlandırılmaktadır. Hizbullah terör örgütünün bu yönüyle İslâm’ı referans alan örgütlerden olan Hariciler ile kaynakları kullanma anlamında paralel bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir.[3]

“Hizbullah” ismi ilk olarak 1973 yılında İran İslam Devrimi’nin öncü isimlerinden olan ve hapisteyken hayatını kaybeden Ayetullah Mahmut Gaffari’nin “Bir tek parti vardır; o da Hizbullah (Allah’ın Partisi)’tır. O bir ruh gibidir; her yerdedir veya hiçbir yerde değildir.”  ifadelerinde geçmiştir. 1979 yılında devrimin ardından Humeyni, Mahmut Gaffari’nin oğlu Hadi Gaffari’yi örgütün başına geçirmiştir. Lübnan Hizbullah’ının temelleri bu şekilde atılmıştır. Lübnan Hizbullah’ı ile Türk Hizbullah’ı arasında herhangi bir bağ bulunmamakla birlikte her iki örgütün de İran’dan etkilendiği görülmektedir.[4]

Hizbullah terör örgütü (HTÖ) ‘nün fikir oluşumunda terminolojide “Hizbullahi Yol” veya “Hizbullahi Düşünce” olarak geçen fikirler esas alınmıştır. Bu terminolojide cihat kavramı hoşgörüyü içerisinde barındırmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti toprakları örgüt mensuplarınca Dar’ul Harb olarak görülmektedir. Örgüt mensuplarına göre bir yer ya Darü’l Harb yada Darü‟l-İslâm’dır. Başka bir seçenek bulunmamaktadır. Dolayısıyla Hizbullah bayrağının dalgalanmadığı her yerde cihat yapılabilir.[6]

Genel olarak dini motifli terör gruplarının örgütlenme modelleri ile ideal devlet yapılanması fikri birbirine benzerlik göstermektedir. Hizbullah Terör Örgütü de diğer İslami örgütler gibi Mısırlı yazar Abdulkadir Udeh’ten etkilenmiş, lider ve şura biçimine uygun şekilde örgüt yapısı tasarlanmıştır. Oluşturulacak liderlik ve şura sistemi kaynağını Kuran’dan almalıdır.

Hizbullah Terör Örgütü’nün Kuruluşu

Hizbullah Terör Örgütü (HTÖ) kuruluş sebeplerini “Tarihsel Süreç” ve “İslami Yükümlülükler” olarak iki başlıkta açıklamıştır. Tarihsel süreç açıklanırken Türkiye’nin kuruluş yıllarından 1950’li yıllara kadar insanlar üzerinde baskılar kurarak tepeden inmeci yaklaşımları ile milletin dini ve diyanetini hor gördüğünü, yapılan Tevhid-i Tedrisat kanunu, Tekke ve Zaviyelerin kaldırılması, harf inkılabı, ezanın Türkçe okunması, anayasaya 1937 yılında Laiklik ilkesinin eklenmesi, Şeyh Said’in idam edilmesi, şapka kanunu, İskilipli Atıf’ın şapka kanunu çıkmadan evvel yazmış olduğu “Frenk Mukallitliği” isimli kitabından dolayı idam edilmesi ve hilafetin kaldırılması gibi inkılapların milleti diniden soyutlamak amacıyla yapıldığı ve laik kesimin müslümanlara savaş ilan ettiği vurgulanmıştır.

İkinci başlık olan “İslami Yükümlülükler” kısmında ise dinin emirleri gereği ezilen müslümanların cemaatleşmesi gerektiği vurgulanarak Hizbullah terör örgütünün neden cemaatleştiğini Kuran’dan alınan ayetler eşliğinde açıklamaya çalışmışlardır. Yakalanan bazı Hizbullah terör örgütü mensuplarının alınan ifadelerinde; örgüt mensuplarına Hizbullah terör örgütünün amacının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir Kürt- İslam devleti kurulması olduğunun anlatıldığı ve örgüt içerisinde de “Kürdistan” ifadesinin sıklıkla kullanıldığı ve işlendiği görülmüştür.

Örgütün taban kazanmaya yönelik faaliyetlerinde etnik temelde propaganda yaparak “Kürtçülük” ideolojisini kullanma eğiliminde olduğu görülmüşse de terör örgütünün asıl amacının ”tüm Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsayacak bir şekilde şer-i esaslara dayalı bir İslam devleti kurma” olduğunun altı çizilmelidir.[6]

Hizbullah Terör Örgütü’nün Yapısı

Liderlik

Hizbullah dini temelli bir örgüt olduğundan dolayı Siyasi ve Dini Liderlik olmak üzere iki başlı liderlik sistemini prensip edinmiştir. Bu doğrultuda siyasi lider örgütün siyasi, askeri tüm kararlarını alan bir numaralı elebaşı iken, dini lider örgütün gerçekleştirmek istediği eylemlerin İslami boyutunu ele alır ve fetva verir. Her ne kadar örgüt, iki başlı bir yapıya sahip görünse de siyasi ve dini liderlik örgütün kurucusu olan Hüseyin Velioğlu’nda birleşmiştir. Dolayısıyla Velioğlu örgütün her alanda kilit ismi olmuş, mutlak gücü haline gelmiştir. Son kısımda değineceğimiz 2000 yılında yapılan Malazgirt Operasyonu’yla Velioğlu yakalanmış ve tüm gücü elinde toplayan tek adam olduğu için örgüt dağılma noktasına gelmiştir.

Şura

Şura; Hizbullah Terör Örgütü (HTÖ)’nün üst düzey karar organıdır. Bir nevi yönetim ya da yasama kurulu da denilebilir. Şura’da örgütün üst düzey önceliğe sahip konuları ele alınmakta ve karar verilmektedir. Örgütün lider kadrosundan oluşan Şura’nın kaç kişiden oluştuğuna dair ise net bir sayı yoktur. Şura’ya bağlı illere ve bölgelere göre alt komisyonlar vardır. Ses getirecek eylemler, askeri ve siyasi faaliyetlerin planlanması ve teşkilatın işleyişine dair kararların alınması Şura’nın görevleri arasındadır.[7]

Askeri Kanat

Hizbullah terör örgütünün belirlediği hedeflere yönelik silahlı eylemleri gerçekleştiren birimidir. Örgüt içerisinde askerî kanat sorumluluğu görevini yürüten örgüt mensubu aynı zamanda Şûra’nın daimi üyesidir. Bunun yanı sıra, her ilde o ilde bulunan örgütün hedef listesindeki şahıslara yönelik eylemleri düzenleyen, il Şûra’sına bağlı hareket askerî kanat il sorumluları bulunmaktadır. Örgütün genelinde il sorumlularına bağlı olarak hareket eden eylem gruplarından, askerî kanat sorumlusuna kadar uzanan hiyerarşik bir yapı mevcuttur. Örgüt içerisinde en önemli prensiplerden biri olan gizlilik prensibinin en sıkı uygulaması askeri kanat içerisinde görülmektedir. Silahlı faaliyetlerde tecrübeli olan, Hizbullah terör örgütü içerisinde uygulanan gizlilik prensibi gereği aynı eylem grubu içerisinde faaliyet gösterenler sadece birbirlerini tanımakta, diğer gruplarda faaliyet gösteren örgüt mensuplarını tanınmamaktadır.[8]

Örgüt içerisindeki gizliliği muhafaza etmek amacıyla; örgüt mensupları arasında sistematik bir yapı geliştirmiştir. Bu çerçevede örneğin; aynı eylem grubunda görevli örgüt mensuplarının kullandıkları kod isimlerin aynı harf ile başladığı tespit edilmiştir. Askerî kanat içerisinde görev alan örgüt mensupları, birim sorumluları ve eylem timleri olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.

Siyasi Kanat

Hizbullah terör örgütünün taban kazanmasına ve örgütün tebliğ içerikli faaliyetlerini yürütmekle görevli olan birimdir. Örgüt içerisinde bir diğer ana kol olan siyasî kanattan sorumlu olan örgüt mensubu, askeri kanat sorumlusu gibi örgüt Şûra’sının daimi üyesidir. Siyasî kanat sorumluları, ayrıca örgütün propaganda, halkla ilişkiler faaliyetlerini yönetmek ve örgütsel faaliyetler organize etmekle görevlidirler.

Siyasi kanatta bulunan örgüt mensuplarının örgütün askeri kanadından ve askeri kanat faaliyetlerinden haberleri yoktur. Bu sebeple çoğu siyasi kanat mensubu içinde bulundukları örgütün bir cemaat veya dini akım olduğu zannı ile hareket ederler. Siyasi kanatta görev yapan örgüt mensupları taban kazanma ve propaganda faaliyetlerine yoğunlaşırlar. Okul, üniversite, cami, mahalle ve köy birimleri gibi alt komisyonları vardır.[9]

Hizbullah’ın Terör Eylemleri

Hizbullah terör örgütünün en çok ses getiren terör eylemleri şunlardır; Neve Şalom Sinagogu’na Bombalı Saldırı (1992) , Süryani papazlar Lahdo Barınç ve Melki Tok’un Kaçırılması (1994) , Konca Kuriş’in öldürülmesi (1998) , Nurcu Lider İzzettin Yıldırım’ın öldürülmesi (1999) ve Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın öldürülmesi (2001).

Hizbullah terör örgütüne yönelik olarak 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul ili Beykoz ilçesinde bulunan bir villaya yapılan baskın neticesi gerçekleştirilen operasyon; güvenlik güçlerince örgütün deyim yerindeyse başının kopartıldığı önemli bir operasyon olmuştur. İstanbul ilinde Kasım 1999’dan itibaren 13 kişinin, değişik tarihlerde ortadan kaybolduklarına dair bilgilerin öğrenilmesi üzerine bu kişilerin bulunması amacıyla güvenlik güçleri tarafından yoğun çalışmalara başlanmıştır.

Bu çalışmalar netice olarak güvenlik güçlerini Hizbullah terör örgütü lideri Hüseyin Velioğlu’nun ve örgütün arşivinin de bulunduğu Beykoz’daki villaya götürmüştür. Tespit edilen adrese 17 Ocak 2000 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda örgütün lideri Hüseyin Velioğlu öldürülmüş, örgütün ikinci adamı Edip Gümüş ve üst düzey sorumlularından Cemal Tutar isimli örgüt mensupları ise sağ olarak ve örgütün arşivi ile birlikte ele geçirilmişlerdir.[10] Bu operasyonla örgüt dağılma noktasına gelmiş olsa da yurtdışına açılarak yeniden toparlanma sürecine girmiş ve günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir.

[irp posts=”29171″ name=”Hicaz Hizbullahı’nın Tarihi ve Günümüzdeki Durumu”]

KAYNAK



[1] 12.04.1991 tarih ve 3713 Kanun no‟lu Terörle Mücadele Kanununun 1. Maddesi (TMK),.

[2] Emin Demirel, Hizbullah, İstanbul, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2003.

[3] Serkan Çağlar, “Hizbullah Terör Örgütü” Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014, s. 47.



[4] Faik Bulut ve Mehmet Faraç, Kod Adı: Hizbullah, İstanbul, Ozan Yayıncılık, 1999.

[5] Ali Korani, İslami Mücadelede Hizbullahi Yol, İstanbul, Bengisu Yayınları, 1992.

[6] Demirel.

[7] Ruşen Çakır, Derin Hizbullah İslamcı Şiddetin Geleceği, İstanbul, Metis Yayınları, 2001, ss. 120-21.



[8] Gürtekin, s. 14.

[9] Gürtekin, ss. 15-16.

[10] Gürtekin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.



Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here