Rusya’nın Akdeniz Satrancı

Okunma Süresi: 57 dk 17 sn

Akdeniz, geçmişten günümüze pek çok devletin ve imparatorluğun birbirleriyle güç mücadelesi içerisine giriştikleri bir coğrafya olagelmiştir.[1] Aktörlerin Akdeniz’e verdikleri önemin sebepleri, aktörden aktöre göre değişkenlik gösterebilse de Akdeniz üzerinden aktörler arasında yaşanan güç mücadelesinin temelinde bazı ortak noktaların olduğu görülmektedir.

Uluslararası düzeyde ticareti ve ticaret yollarını kontrol etme isteği geçmişten günümüze büyük güç olmayı arzulayan aktörlerin ortak bir içgüdüsel davranışı olagelmiştir. Bu bağlamda İpek ve Baharat ticaret yollarının Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki ana bağlantı noktalarından birisini Akdeniz teşkil etmiştir.[2] Ayrıca Akdeniz; Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerinin deniz anlamında kesişim noktasını oluşturmaktadır. Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı ise Akdeniz’in diğer Okyanuslarla olan bağlantılarını meydana getirmektedir.[3]

Bu bağlamda Akdeniz’in uluslararası politikada sık sık ön plana çıkmasının temelinde Akdeniz’in geçmişten günümüze önemli bir ticaret yolu ve ulaşım merkezi olma özelliğini taşıması yatmaktadır.

Tarihsel Bir Mücadele Alanı Olarak Akdeniz

Günümüzde Akdeniz’de yaşanılmakta olan güç mücadelesinin temelleri oldukça eski dönemlere dayanmaktadır. Bu bağlamda Akdeniz’in bugününü anlamak için geçmişine bakmak son derece büyük bir önem arz etmektedir. Çalışmanın bu bölümünde Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, Britanya İmparatorluğu ve Fransa İmparatorluğunun Akdeniz özelindeki faaliyetlerine kısaca değinilecektir.

1)Roma İmparatorluğu

Roma İmparatorluğu açısından Akdeniz’e hakim olmak sadece imparatorluğun coğrafi olarak genişlemesi anlamını taşımamaktaydı. Akdeniz’de meydana gelmiş olan Korsanlık faaliyetleri, Roma’nın gerek gıda akışına gerekse ticaret akışına ciddi zararlar vermiştir. Bu zararların neticesinde ise İmparatorluk toprakları içerisinde çeşitli hoşnutsuzluklar ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Akdeniz’de var olmak Roma İmparatorluğu açısından hem bir iç güvenlik meselesi hem de bir dış güvenlik meselesi haline gelmiştir.[4]

Daha önceleri sınırlı bir deniz gücüne sahip olmuş olan Roma İmparatorluğu, denizcilik alanındaki en önemli atılımlarından birisini Oktavyus döneminde yapmıştır. Bu dönemde oluşturulan donanma gücünün de etkisiyle Roma İmparatorluğu, 200 sene gibi oldukça uzun bir süre Akdeniz’de rakipsiz bir güç olarak hüküm sürmüştür.[5]

2)Osmanlı İmparatorluğu

Üç kıtaya hükmetmiş bir İmparatorluk olan Osmanlı da Akdeniz’e özel bir önem vermiştir. Osmanlı Padişahları, Akdeniz’de Türk hakimiyetini gerçekleştirmek amacıyla Akdeniz’e yönelik pek çok seferler düzenlemiştir. II.Selim döneminde Akdeniz’in en stratejik öneme sahip noktalarından birisi olan Kıbrıs Adası, 1571 yılında fethedilmiştir.[6] Yine Kanuni Sultan Süleyman döneminde Cezayir, Trablusgarp ve Sakız Adasının alınmasıyla[7] Devlet-i Aliyye’nin Akdeniz’deki gücü oldukça yüksek bir seviyeye çıkartılmıştır.[8]

3)Britanya İmparatorluğu

Britanya İmparatorluğu açısından Akdeniz hem sömürgelerinin korunması hem de sömürgelerle İmparatorluk arasındaki ticaret akışının kesintiye uğramadan devam etmesi açısından hayati bir öneme sahipti. Bu bağlamda 1713 yılı Akdeniz’deki güç denklemi açısından son derece kritik bir yıl olmuştur. İspanya Veraset Savaşları neticesinde savaşın tarafları arasında yapılmış olan Utrecht Barış Anlaşmasına göre: Britanya, Cebelitarık’ı ve Menorka’yı topraklarına katmıştır. [9] Cebelitarık adeta Akdeniz’in giriş ve çıkış kapısıdır. Kapıyı kontrol ederseniz içeriye kimin girip kimin giremeyeceğine siz karar verirsiniz. İşte bu noktada İngilizler, Akdeniz’de son derece hayati öneme sahip bir kazanım elde etmişlerdir.

4)Fransa İmparatorluğu

Napolyon Bonapart dönemi Fransa’sında ise Fransa, Yedi Adayı ve Malta Adasını topraklarına katarak Akdeniz’deki stratejik pozisyonunu güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bunun yanında Napolyon’un Mısır’a saldırarak Britanya-Hindistan hattını kesintiye uğratmak amacıyla yapmış olduğu girişim ise Fransa açısından başarısızlıkla sonuçlanmıştır.[10]

1812 yılının Avrupa siyasi haritasına bakıldığında ise Fransa’nın, İtalya ve İspanya toprakları üzerindeki etkinliği göze çarpmaktadır. İspanya ve İtalya’nın Akdeniz’e kıyısının olduğu düşünüldüğünde Fransa’nın Akdeniz’e ne derecede önem verdiği açık bir şekilde görülmektedir.[11]

Akdeniz’in Stratejik Önemi

Deniz Hakimiyeti Teorisinin kurucusu olarak kabul edilen Alfred Thayer Mahan’ın da belirtmiş olduğu üzere: Eğer bir aktör uluslararası sistemde etkin ve güçlü olmayı hedefliyorsa bu hedefini hayata geçirebilmesi için denizler üzerinde kendi hakimiyetini tesis etmelidir.[12] Tarihsel sürece bakıldığında Mahan’ın haklılık payının son derece yüksek olduğu görülmektedir. Zira Fransa, İspanya ve Britanya gibi geçmiş dönemlerde uluslararası sisteme damgasını vurmuş olan aktörlerin hepsinin ortak noktalarından birisi, güçlü donanmalara sahip olmaları ve bu donanma gücünü denizlerde etkin bir şekilde kullanmış olmalarıdır. Günümüzde ise ABD’nin durumu bu hususa örnek olarak verilebilir.

Mahan, bir gücün uluslararası ticareti kendi kontrolü altında tutabilmesi açısından bazı stratejik deniz geçiş güzergahlarının kontrolünün öneminden bahsetmiştir. Söz konusu güzergahlardan bazıları: Cebelitarık Boğazı, Türk Boğazları ve Süveyş Kanalıdır.[13] Mahan ayrıca Akdeniz’i üzerinde hakimiyet kurulması elzem olan bir coğrafya olarak tanımlamıştır. Çünkü Mahana göre Akdeniz, dünyanın deniz anlamındaki merkez noktalarından birisini teşkil etmektedir.[14] Bahsi geçen stratejik deniz geçiş güzergahlarının Akdeniz’de bulunması Akdeniz’in küresel ticaret ve ulaşımdaki stratejik önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.[15]

Ayrıca tarihteki önemli liderlerden birisi olan Napolyon Bonaparte’de “Denizlere hakim olabilseydim bütün Doğu’nun da hakimi olurdum” demiştir.[16] Napolyon’un bu sözü denizlerde hakim güç olmanın önemini bizlere hatırlattığı gibi aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte hakimiyet hedefleyen aktörler açısından da Akdeniz’in taşımış olduğu önemi deniz hakimiyeti bağlamında bizlere göstermektedir.

Tarihsel Süreç İçerisinde Rusya’nın Karadeniz ve Akdeniz’e Yönelik Stratejileri

Bir devletin güç karakterini belirleyen temel unsurlardan birisi coğrafyadır. Bir devletin sahip olduğu yer şekilleri, iklim şartları, konumu gibi coğrafi unsurlar devletin tarım politikasından tutun silahlı kuvvetlerini dizayn etmesine, ekonomi politikalarının ve dış politikasının belirlenmesine kadar geniş bir yelpazede devletin karakterine etki etmektedir.

Bir devletin güç karakteri dinamik midir yoksa statik midir? Yani bir devletin güç karakteri zamanla değişkenlik gösterebilir mi? Evet, pek tabi değişkenlik gösterebilir. Örneğin bir kara devleti zaman içerisinde denize kıyısı olan bölgeleri ele geçirir ve topraklarına katarsa bu bölgeleri elinde tutması için mevcut kara ordusunun yanına bir de donanma gücü eklemek ve bu gücü geliştirmek zorunda kalacaktır. Yani güç karakteristiğindeki dönüşümler bir özelliği ortadan kaldırmaktan ziyade o özelliğin yanına bir yenisi eklemek şeklinde cereyan edecektir.

“Rusya Federasyonu coğrafi güç karakteri açısından bir kara devletidir”. Bu bağlamda Çar I. Petro, Rus devletinin coğrafya sal karakterinin çeşitlendirilmesi noktasında oldukça önemli bir rol oynamıştır. Çar’a göre bir devletin ticari anlamda gelişim göstermesi ve devletin daha da güçlenmesi açısından denizler, üzerinde hakimiyet kurulması gerekli olan yerlerdi.[17] Bu bağlamda Çar I. Petro, 1697 yılında Hollanda’ya 1698 yılında ise İngiltere’ye giderek dünya tarih sahnesinde denizcilik alanında öne çıkmış olan bu iki devletten denizcilik hakkında önemli bilgiler edinmiştir.[18] Yine bu doğrultuda Çar döneminde oluşturulmuş olan Rus donanması ile Ruslar, denizler üzerindeki stratejik emellerinin gerçekleştirilmesi noktasında oldukça kritik bir adım atmışlardır.[19]

Çar I. Petro’ya göre “Sıcak Denizlere” inmek için ilk yapılması gerekli olan şeylerin başında, o bölgede etkin bir güç olan Osmanlı Devleti’nin bertaraf edilmesi gelmekteydi.[20] Bu bağlamda Ruslarla-Osmanlılar arasında meydana gelmiş olan savaşlar düşünüldüğünde Çar I. Petro’nun “Sıcak Denizlere” inmek için hazırlamış olduğu reçetenin diğer Rus liderler tarafından da benimsendiği görülmektedir.

Çariçe II. Katerina döneminde ortaya atılan Grek Projesini de bu bağlamda değerlendirmek mümkündür.[21] Bu projeye göre: Osmanlı içerisinde yaşamlarını sürdüren Rumlar ve Slavlar Osmanlı’dan ayrılacak, Osmanlı toprakları üzerinde Doğu Roma İmparatorluğu tekrardan kurulacaktı.[22] Osmanlı’nın Akdeniz’deki hakim konumu, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını elinde bulundurduğu düşünüldüğünde, Rusların en çok da bu nedenle bu projeyi hayata geçirmek istediğini söylesek sanırım yanılmış olmayız.

Tarihsel süreç içerisinde Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya’sı arasında Karadeniz üzerinden büyük bir mücadele yaşanmıştır. Bu mücadeleye örnek olarak Rusların Azak Kalesi hamlesi örnek gösterilebilir. Çar Petro komutası altındaki Rus ordusu, 1695 yılında Azak Kalesini ele geçirmeyi başarmış olsa da 1711 yılında yapılmış olan Prut Anlaşmasıyla Osmanlı Devleti, bu bölgeyi yeniden hakimiyeti altına almış; Rusların Karadeniz’deki bu taktiksel hamlesini boşa çıkartmıştır.[23]

Karadeniz’deki bir diğer mücadele örneği ise 1768-1774 yıllarında Osmanlılar ile Ruslar arasında cereyan etmiş olan savaştır. Bu savaşın neticesinde taraflar arasında yapılmış olan Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla, Ruslar hem Kerç Boğazını hem de Kırım’ı ele geçirerek Karadeniz üzerinde son derece stratejik bir kazanım elde etmişlerdir.[24]

Rusların, Karadeniz üzerinden yapmış olduğu bu hamleler Akdeniz stratejilerinden bağımsız değildir. Zira coğrafi olarak Rusların, Akdeniz’e inmeleri için öncelikli olarak Karadeniz’de etkin olmaları ve bu yerde tutunmaları elzemdir. Bu hususu bir kum saati örneği üzerinden anlatmak mümkündür. Ruslar süreç içerisinde Karadeniz kıyılarının bir kısmına egemen olarak Akdeniz stratejilerinin ilk ayağını gerçekleştirmişlerdir. Bu noktada Rusların, Akdeniz’e erişmesi için geçmesi gereken kritik eşik noktası ise Türk Boğazlarıdır.

I.Dünya Savaşı devam ederken 1915 yılında Çarlık Rusya’sı ile müttefikleri arasında yapılmış olan ve gizli bir nitelik taşıyan İstanbul Anlaşmasına göre: Savaşın bitiminde Türk Boğazları, Çarlık Rusya’sının himayesi altına verilecekti. Ancak Rus toprakları üzerinde gerçekleşmiş olan ihtilal sürecinin ve Türklerin güçlü direnişinin de etkisiyle bu plan hayata geçirilememiştir.[25]

Rusların bu stratejik hedeflerini gerçekleştirme isteğinin SSCB döneminde de devam etmiş olduğunu görmekteyiz.  Öyle ki 1945 yılının Temmuz ve Ağustos ayları arasında gerçekleştirilmiş olan Postdam Konferansında, SSCB, Türk Boğazlarının Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle birlikte ortak bir şekilde savunulmasını ve bu doğrultuda boğazlarda SSCB’ye askeri üsler tahsis edilmesine yönelik taleplerini dile getirmiştir.[26]

Bu talepler iki açıdan değerlendirilebilir. Birincisi SSCB, bu talepleriyle Akdeniz stratejisini hayata geçirme noktasında bir sürprizle karşılaşmayı istememiş; olabildiğince bu doğrultudaki riskleri minimize etmeye çalışmıştır. Türk Boğazları üzerinde askeri üs kurma isteğini dile getirmiş olan SSCB, bu üsler vasıtasıyla Karadeniz-Akdeniz hattında güçlü bir tutunma noktası oluşturmayı hedeflemiştir. İkincisi ise bu talebin Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından hem bir egemenlik ihlali hem de Türkiye’nin donanma gücünün arttırılması noktasında Türkiye’ye tarihsel bir uyarı niteliği taşımasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylemiş olduğu gibi: “Hudutlarının mühim ve büyük bir aksamı deniz olan Türk devletinin donanması da mühim ve büyük olmak gerektir.”[27]

Rusya’nın Akdeniz’e Yönelik Politikaları

Uluslararası sistemde daha da etkin bir aktör olmayı arzulayan Rusya, Putin dönemiyle birlikte Akdeniz’deki varlığını gerek ekonomik olarak gerek askeri olarak gerekse stratejik olarak bir üst seviyeye taşımıştır. Bu bağlamda Rusya’nın bölgedeki varlığını koruması ve daha da geliştirmesi açısından Suriye kritik bir öneme sahiptir.

SSCB ile Suriye arasındaki askeri ilişkiler Soğuk Savaş dönemine dayanmaktadır.  Bu bağlamda 1971 yılı Rusların Akdeniz’de oldukça önemli bir stratejik kazanım elde etmesi açısından son derece kritik bir yıl olmuştur. Suriye, 1971 yılında ülkesinde bulunan Tartus limanını SSCB’nin kullanımına vererek adeta Ruslara Akdeniz’in kapısını açmıştır.[28]

2000’li yıllara gelindiğinde ise Rusya, “Sıcak Denizlere” inme hedefini rafa kaldırmadığını yavaş yavaş diğer aktörlere göstermeye başlamıştır. Bu hedefi gerçekleştirme arzusu Rus karar alıcıların söylemlerinde ve eylemlerinde çok net bir şekilde görülmektedir.

Örneğin: 2007 yılında Rus Deniz Kuvvetlerinden Oramiral Masorin, Rus Deniz Kuvvetlerinin, Karadeniz’den Okyanuslara kadarki alanlarda askeri harekat kapasitesini arttırdığını bu nedenle de Akdeniz’de Rusya’nın bir deniz üssüne gereksinim duyduğunu belirtmiştir.[29] 2013 yılında ise Rusya’nın Savunma Bakanı olan Sergei Şoygu, Oramiral Masorin’in 2007 yılındaki açıklamasına paralel bir şekilde Akdeniz’de Rus deniz gücünün teşkil edilmesine yönelik bir karar aldıklarını açıklamıştır.[30]

Bu noktada Tartus deniz üssü, Rusya’nın söz konusu stratejik gereksinimlerinin Akdeniz’de karşılanması açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. Rusya ayrıca Tartus deniz üssünün kapasitesel artırımına da oldukça büyük bir önem vermektedir. Öyle ki Federasyon Konseyi Savunma Başkanlığı görevinde bulunmuş olan Viktor Ozerov, Tartus deniz üssünün altyapısına yönelik yapılacak çalışmaların ardından üsse uçak gemileri başta olmak üzere nükleer yeteneklere sahip denizaltılarında konuşlandırılmasının mümkün olabileceğini belirtmiştir.[31]

2017 yılının Ocak ayına gelindiğinde ise Rusya Federasyonu ile Esad Rejimi arasında imzalanan anlaşma gereğince, Tartus deniz üssündeki Rus donanmasının geliştirilmesi yönünde taraflar birbirleriyle anlaşmışlardır.[32] Yine aynı yıl içerisinde Rusya üssün, balistik füzelere sahip olan savaş gemilerine ev sahipliği yapabilmesi için kolları sıvamıştır.[33]

Rusya kendi yapımı hava savunma sistemleri olan S-300 ve S-400’leri de Tartus deniz üssüne konuşlandırarak Akdeniz üzerindeki operasyonel kapasitesini arttırmıştır.[34] Rusya sadece Akdeniz üzerinde deniz kuvvetleriyle varlık göstermemektedir. 2015 yılının Ağustos ayında Esad Rejimiyle yapılmış olan anlaşma neticesinde Rus Hava Kuvvetleri, Hmeymim hava üssüne konuşlandırılmıştır. Rusya yapılan bu anlaşma çerçevesinde üssün kullanımı için Suriye’ye para ödememiştir.[35]

Rusya, Suriye üzerinden Akdeniz’de varlık göstererek:

  • Rusya ile Suriye arasında 2005 ile 2010 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan silah ihracatından Rusya, yaklaşık 3 milyar dolar kazanmıştır.[36] Yani Rusya yapmış olduğu silah satışlarıyla hem önemli bir pazar hem de ekonomik bir kazanç sağlamıştır.
  • Rusya, Suriye iç savaşı sürecinde rejimin yanında bir pozisyon alarak rejimin devrilmemesinde önemli bir oynamıştır. Böylece Rusya, potansiyel müttefiklerine benimle olursanız askeri açıdan korumam altında olursunuz işte örneği Suriye mesajını vermiştir.
  • Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün 2012 yılındaki raporuna göre: Rejime ait Suriye Silahlı Kuvvetlerinin silah ihtiyacının %78 gibi oldukça yüksek bir oranını Rusya tek başına karşılamaktadır.[37] Bu rapor, Rejimin, askeri olarak Rusya’ya ne derece bağımlı hale geldiğini çok açık bir şekilde göstermektedir.
  • Suriye üzerinden deniz, kara ve hava kuvvetleriyle varlık gösteren; Tartus deniz üssünün kapasitesini arttırarak operasyonel kabiliyetlerini geliştiren Rusya, ABD’ye ve NATO’ya adeta meydan okuyarak Akdeniz’i kolay kolay bırakmayacağını hatta bırakma gibi bir niyetinin olmadığını göstermiştir.
  • Oramiral Viktor Chrikov, Akdeniz’deki donanmanın, sadece okyanuslar da değil dünyanın geri kalan bölgelerinde de verilen görevleri yerine getirebileceğini, bu amaç doğrultusunda donanma gücünün oluşturulduğunu belirtmiştir.[38] Yani Rusya ne Baltık’a ne Karadeniz’e ne de Akdeniz’e hapsolmak istememektedir.
  • Rusya ile rejim arasında yapılan anlaşma neticesinde Rusya, Suriye kıyılarında enerji kaynakları arama iznini de elde etmiştir. Böylece Rusya, Akdeniz’deki enerji oyununa da dahil olmuştur.[39]

Söz konusu kazanımları elde etmiştir.

Rusya’nın Mısır’a olan ilgisi oldukça eski dönemlere dayanmaktadır. 1784 yılında Çarlık Rusya, Mısırda bulunan Memlüklerin bağımsızlığını kazanması konusunda kendilerine destek olabileceklerini karşılığında ise Mısır’da Rusya’ya ait askeri bir üs istediklerini belirtmiştir. Ancak söz konusu bu girişim Ruslar açısından başarısızlıkla sonuçlanmıştır.[40]

Nasır’ın, Mısırda iktidara gelmesiyle SSCB-Mısır ilişkileri büyük ölçüde ilerleme kaydetmiştir. Nasır, ülkesinin Soğuk Savaş dönemindeki ittifak sistemi tercihini Doğu Blokundan yana kullanmış; SSCB’yi Mısır’ın önemli bir müttefiki olarak nitelendirmiştir. Bu da SSCB’ye Mısır özelinde politik bir alan açmıştır.[41] SSCB’nin, Süveyş Kanalı Krizinde Mısır’ı işgal eden Fransa ve İngiltere’ye karşı 1956 yılının Kasım ayında Nükleer füzeler kullanarak vurma tehdidi, ABD’nin de araya girmesiyle Mısır işgalini sonlandıran kritik bir dönüm noktasını oluşturmuştur.[42] SSCB bu hamlesiyle Mısır’ın güvenini daha da çok kazanmıştır.

Enver Sedat döneminde ise SSCB ile ilişkiler gözle görülür bir şekilde gerileme kaydetmiştir. 1972 yılında SSCB’nin askeri danışmanları Mısır’dan sınır dışı edilmiştir.[43] Enver Sedat bu hamlesiyle Batı blokuna göz kırparak Mısır’ın blok değiştirmesinin önünü açmıştır. Bu tercihin bir sonucu olarak Mısır ile SSCB arasındaki askeri ilişkide zayıflamıştır. Öyle ki 1981 yılında Mısır Kara Kuvvetlerinin sahip olduğu tank sayısının %90’ından fazlası SSCB yapımıydı. Bu oran 9 yıl sonra yani 1990 yılına gelindiğinde %51’e gerilemiştir. ABD ise SSCB’nin çöküş sürecinden istifade ederek Mısır savunma sanayisi üzerindeki etkinliğini daha da arttırmıştır. 1990-1994 yılları arasında Mısırın yapmış olduğu silah ithalatının %80’den fazlasını ABD silah sistemleri olmuştur.[44]

2013 yılında darbeyle yönetime gelen Sisi döneminde ise Rusya ile Mısır arasındaki ilişkiler yeniden ivme kazanmıştır.[45]

2017 yılında iki ülke arasında yapılmış olan anlaşma çerçevesinde tarafların, birbirlerinin askeri üslerini kullanması yönünde anlaşmaya varılmıştır. 2018 yılına gelindiğinde ise Rusya’nın silah pazarı bağlamında Mısır’da artan bir etkisinin olduğu ve ABD’yi  bu bağlamda geride bıraktığı görülmüştür. Zira 2018 yılında Mısır silah ithalatının %50’den fazlasını Rusya’dan temin ederken ABD’nin payı %10’un üzerinde seyretmiştir.[46] Rusya aynı zamanda Mısır’ın enerji sektöründe de rol oynamaktadır. Bir Rus şirketi olan Rosneft, Zohr bölgesindeki gaz üzerinde %30’luk bir paya sahiptir.[47] 2020 yılında ise Rusya ve Mısır silahlı kuvvetlerinin müşterek katılımıyla “Dostluk Köprüsü” isimli bir tatbikat gerçekleştirilmiştir.[48]

Söz konusu gelişmelere bakıldığında Moskova yönetiminin Akdeniz’deki varlığının Suriye’yle sınırlı kalmasını istemediği, alternatifler oluşturarak Akdeniz’deki nüfuzunu geliştirmeyi, başta ABD olmak üzere diğer aktörlerin Akdeniz özelindeki gücünü gerek ekonomik gerek askeri gerekse enerji bağlamında kırmayı amaçladığı görülmektedir. Bu hususa verilecek somut örneklerden birisi Rusya ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında 2014 yılının Ocak ayında yapılmış olan ve Rusya’nın Andreas Papandreu  ile Evangelos Floakis askeri üslerinin kullanmasına izin veren anlaşmadır.[49]

GKRY ve Yunanistan gibi aktörlerin en temel ortak noktalarından birisi savunma güçlerini daima başka güçlere dayandırmalarıdır. Bu güçler arasında bazen ABD bazen Fransa bazen ise Rusya baskın rol oynamaktadır. Ancak değişmeyen husus mutlaka bu iki aktörün büyük bir güce bel bağlamaya çalışmasıdır. Bu nedenle de ABD, Fransa ve Rusya gibi büyük güçler, kendisinin koruyucu kanatlarının altına girmesini isteyen bu aktörlerle iş birliği yapmada çok da zorlanmamaktadır. ABD’nin Türkiye’yi karşısına almak pahasına Doğu Akdeniz’de Yunanistan-GKRY’yi önceleyen Türkiye’yi ise dışlayan politikalar benimsemesinin karşılığında olabilecek en muhtemel senaryo Rusya’nın bu politik çatlaklardan sıyrılarak kazanımlarını maksimize etmesi olacaktır.

GKRY’nin Rusya’yla böyle bir iş birliği içerisine gitmesi aslında çok da şaşırılacak bir husus değildir zira bu aktörün ve Yunanistan’ın politik tavırlarında nasıl olsa Batı bizim arkamızda rahatlığını ve cesaretini görmek mümkündür. Ancak Tarih bize hatırlatmaktadır ki kendi öz gücüne dayanmayan her aktör başka bir gücün boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

Rusya’nın Akdeniz’deki Enerji Hamleleri

Rusya, zengin enerji kaynaklarına ve bu kaynakları çıkarma, işleme ve dağıtımını yapma gibi teknik kapasiteye sahip bir ülkedir. Bu bağlamda Rusya, tıpkı ABD gibi enerjinin olduğu her yerde var olmayı istemektedir. Çünkü Rusya’nın en büyük diplomatik kozlarından birisi enerjidir. Rusya yeri geldiğinde bu kozunu oynamaktan çekinmemektedir. Bu hususa örnek olarak Ermenistan  verilebilir: Ermenistan’ın Gümrük Birliğine ilk başta girmeyi istememesi üzerine Rusya, Ermenistan’a ihraç ettiği doğalgazın fiyatına %50 oranında zam yaparak Ermenistan’ı bir nevi enerji üzerinden cezalandırmıştır. Rusya’nın bu hamlesi karşılık bulmuş Ermenistan hem AB ile imzalayacağı Doğu Ortaklığı programından vazgeçmiş hem de Gümrük Birliğine katılmayı kabul etmiştir.[50]

Bir diğer örnek ise Kırım ilhakı sürecinde yaşanmıştır. AB’nin Kırım İlhakı nedeniyle ekonomik olarak Rusya’yı yıpratma girişimlerine enerjiyle karşılık veren Rusya, Güney Akım Projesini iptal ederek AB’yi yaklaşık 2,5 milyar dolar zarara uğratmıştır.[51] Bu bağlamda bu örneklerden görüleceği üzere aktörler Akdeniz üzerindeki enerji oyununda hem birbirlerine olan bağımlılığı azaltmaya çalışmakta (örneğin AB’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmaya çabalaması gibi[52]) hem de Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olarak diğer aktörleri kendilerine bağımlı hale getirmeye, diplomatik manevra alanları kazanmaya çalışmaktadırlar.

Rusya’nın Akdeniz’deki enerji yatırımlarına bakıldığında ilişkilerinin gayet iyi olduğu Suriye ile 2013 yılında yaptığı anlaşma neticesinde Soyuzneftgaz şirketi, Akdeniz’de enerji kaynaklarını 25 yıllığına arama iznini elde etmiştir.[53] Bunun yanında Rusya’nın Letterone şirketi de Mısır’ın West Nile Delta enerji projesine dahil olmuştur.[54] Ayrıca Rus şirket Novatek’de Lübnan’daki enerji kaynaklarının araştırılmasındaki konsorsiyumun %55’lik hissesini elinde bulundurmaktadır.[55] Rusya’nın özellikle Mısır ve Suriye ile kurduğu güçlü ikili ilişkiler onun Akdeniz’deki enerji denklemine girmesinde kendisine büyük bir kolaylık sağlamıştır.

Türkiye Açısından Rusya’nın Akdeniz’de Varlık Göstermesinin Kısa Bir Değerlendirmesi

Akdeniz’deki önemli güçlerden birisi olan, sahip olduğu Çanakkale ve İstanbul Boğazlarıyla Karadeniz-Akdeniz hattının açık veya kapalı tutulmasında kilit bir rol oynayan Türkiye açısından, Rusya’nın bu derece bölgede güçlenmesi ciddi bir rekabet ve tehdit unsuru teşkil etmektedir. Bu tehditin nedenlerini gerek tarihsel açıdan taraflar arasında meydana gelmiş olan savaşlar ile gerek sahip olunan kimliksel farklar ile gerekse dış politika algılamaları ve tercihlerindeki farklar ile açıklamak mümkündür. Ancak bu aktörler arasında bir iş birliği olmayacağı anlamına da gelmemektedir. Zira İki aktör yeri geldiğinde birbirleriyle iş birliği de yapabilmektedir.

Nasıl ki Rusya, yanı başındaki Ukrayna’nın kıyısında NATO’nun bir limanını görmek istemiyorsa, bunu milli bir güvenlik sorunu olarak görüyorsa Türkiye neden yanı başında nükleer başlıklı füzelere sahip bir gücün varlık göstermesinden ve ayrıca bu güce yönelik kurulmuş askeri bir ittifakın üyesi olarak da Rusya’nın Akdeniz’deki yayılımından rahatsızlık duymasın. Ayrıca Rusya gibi bir gücün Akdeniz’de faaliyet göstermesi Türkiye’nin hareket serbestesine de ciddi bir tehdit oluşturabilir.

Örneğin: Suriye’deki hava sahası meselesi ve Libya’daki Rusya’nın politik tutumu bu duruma örnek gösterilebilir. Bu  tehdit durumu sadece Rusya’ya has bir durum değildir. Türkiye herkese ve her şeye karşı her an tetikte olan ve olması da gerekli olan bir devlettir. Siyasi tarih okumalarında sıkça görüleceği üzere ittifak sistemlerinin zemini kaygandır ve her an her şey değişebilir. Bugün müttefik olarak görülen aktör yarın düşman olabileceği gibi bugün düşman olarak görülen aktör yarının müttefiki olabilir.

Sonuç

Rusya Federasyonu gerek Rus Çarlığının gerekse SSCB’nin tarihsel ve politik mirasçısı olarak uluslararası politikada etkin bir aktör olma çabasını somut adımlarla sürdürmektedir. Rusya’nın sahip olduğu enerji kartı ve askeri kabiliyetleri bu ilerleyişinin en temel iki unsurunu oluşturmaktadır. Rusya gerektiğinde sert güç enstrümanlarını tereddüt etmeden Suriye’deki ve Akdeniz stratejinin Karadeniz bağlamındaki uzantısı olarak nitelendirilebilecek Ukrayna politikasındaki gibi uygulayarak diğer aktörler nezdindeki caydırıcılık algısını yüksek bir seviyede tutmaya özen göstermektedir.

Rusya’nın tarihsel algılamasında Akdeniz daima önemini korumuştur. Bu bağlamda Rusya’nın Suriye özelinden Akdeniz’e yayılmaya çalışması bu algılamanın devam etmesinin bir sonucudur. Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde de yerini alan Rusya, Avrupa’nın kendisine olan enerji bağımlılığını sürdürmeyi istemektedir. Bu bağımlılık Rusya’ya özellikle ciddi bir diplomatik manevra alanı kazandırmaktadır.

Örneklerini günümüzdeki Ukrayna krizinde görmek mümkündür. ABD ve müttefiklerinin gelecek dönemde Akdeniz üzerinden uygulayacakları politikalar, Rusya’nın Akdeniz’deki pozisyonunu etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle aktörlerin hepsi Akdeniz satrancında şah-mat olmak istemiyorlarsa Akdeniz satrancını çok dikkatli bir şekilde oynamak mecburiyetindedirler.

Dipnotlar

[1] Sina Kısacık-Gamze Helvacıköylü, “Doğu Akdeniz’deki Enerji Temelli Askeri Güvenlik Gelişmelerinin Türkiye’nin Doğu Akdenizli Komşuları ve Küresel Güçlerle Olan İlişkilerine Yansımaları”, UPA Strategic Affairs, Cilt 1, Sayı 1, 2020, 88-89.

[2] Miraç Özpolat, “Doğu Akdeniz’in Tarihi, Stratejik, Askeri ve Ekonomik Açıdan Önemi”,2020, http://odtuadt.com/dogu-akdenizin-tarihi-stratejik-askeri-ve-ekonomik-acidan-onemi/, E.T. 21 Ocak 2022.

[3] T. C. Milli Savunma Bakanlığı Haritalar Genel Müdürlüğü, https://www.harita.gov.tr/uploads/files/products/dunya-siyasi-haritasi–1562.pdf, E.T. 21 Ocak 2022.

[4] Emre Baysoy, “Antik Dönem Doğu Akdeniz Jeopolitiği”, Balkan Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 8, 2015, s.18-19.

[5] Emre Baysoy, “Antik Dönem Doğu Akdeniz Jeopolitiği”, Balkan Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 8, 2015, s.18-19.

[6] Miraç Emre Bulut, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu”, Academia, 2020, s.5.

[7] Hasan Buran, “Kanuni Dönemi Akdeniz Hakimiyeti için Yapılan Seferler”, https://tarihportali.net/kanuni-donemi-akdeniz-seferleri, E.T. 21 Ocak 2022.

[8] Sina Kısacık-Gamze Helvacıköylü, “Doğu Akdeniz’deki Enerji Temelli Askeri Güvenlik Gelişmelerinin Türkiye’nin Doğu Akdenizli Komşuları ve Küresel Güçlerle Olan İlişkilerine Yansımaları”, UPA Strategic Affairs, Cilt 1, Sayı 1, 2020, s.89.

[9] Caner Asal, “İspanya Veraset Savaşları ve Avrupa Güç Dengesi”, https://www.academia.edu/43356977/%C4%B0spanya_Veraset_Sava%C5%9Flar%C4%B1_ve_Avrupa_G%C3%BC%C3%A7_Dengesi , E.T. 21 Ocak 2022.

[10] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.331-332.

[11] BY The Editors of Encyclopaedia Britannica, https://www.britannica.com/event/Napoleonic-Wars , E.T. 21 Ocak 2022.

[12] Murat Ercan-Betül Algür, “Deniz Hâkimiyet Teorisi Kapsamında Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Jeopolitiği’nin Türkiye’ye Etkileri”, Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 3 Sayı 2 s.198.

[13] Mustafa Kocakenar, “Amerikan Dış Politikasında Jeopolitik Teoriler ve Pratikler”, 2015, TASAM, https://tasam.org/Files/Icerik/File/amerikan_d%C4%B1%C5%9F_politikas%C4%B1nda_jeopolitik_teoriler_ve_pratikler.pdf_bbb8f41e-d1bd-47e0-9202-38be4882d7b8.pdf, s.5.

[14] Mustafa Kemal Öztopal- Levent Yiğittepe,” Türkiye’nin Enerji Güvenliği Bağlamında Doğu Akdeniz’de Enerji Rekabeti”, Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 259, 2020, s.264.

[15] Milli Savunma Bakanlığı Haritalar Genel Müdürlüğü, https://www.harita.gov.tr/uploads/files/products/dunya-siyasi-haritasi–1562.pdf, E.T. 21 Ocak 2022.

[16] Fahir Armaoğlu, “19.Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914)”, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2003, s.56.

[17] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.852.

[18] Halit Hamzaoğlu, “Rus Jeopolitiğinde Deniz Gücünün Önemi ve Rusya Federasyonu’nun Güncel Akdeniz Stratejisi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2021, s.169-170.

[19] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.853.

[20] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.852.

[21] Emruhan Yalçın, “Yunanların Bitmeyen İdeali: “Megali İdea”, Toros Üniversitesi İİSBF Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 7, 2017, s.35.

[22] Hakan Uzun, “1919-1950 Yılları Arasında Türkiye – Yunanistan İlişkileri”, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2004, s.37.

[23] İlyas Topsakal, “Tarihi Süreçte Rusya-Türkiye İlişkileri”, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2016, s.37-38.

[24] İlyas Topsakal, “Tarihi Süreçte Rusya-Türkiye İlişkileri”, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2016, s.40-41.

[25] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.853.

[26] Erel Tellal,  “1945-1960 Batı Bloku Ekseninde Türkiye-1”, Baskın Oran (ed.), Türk Dış Poltikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler,Yorumlar Cilt (1 1919-1980), İletişim Yayınları, İstanbul, 2016, s.502-503.

[27] Murat Ercan -Betül Algür, “Deniz Hâkimiyet Teorisi Kapsamında Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Jeopolitiği’nin Türkiye’ye Etkileri”, Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 3 Sayı 2 s.198.

[28] Halit Hamzaoğlu, “Rus Jeopolitiğinde Deniz Gücünün Önemi ve Rusya Federasyonu’nun Güncel Akdeniz Stratejisi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2021, s.177.

[29] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.860.

[30] Halit Hamzaoğlu, “Rus Jeopolitiğinde Deniz Gücünün Önemi ve Rusya Federasyonu’nun Güncel Akdeniz Stratejisi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2021, s.177.

[31] Mehmet Sait Dilek,” Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt, 16, Sayı, 2, 2017, s.70.

[32] Halit Hamzaoğlu, “Rus Jeopolitiğinde Deniz Gücünün Önemi ve Rusya Federasyonu’nun Güncel Akdeniz Stratejisi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 16, Sayı 1, 2021, s.178.

[33] Çağatay Özdemir, “Rusya’nın Doğu Akdeniz Stratejisi”, Ocak 2018, https://setav.org/assets/uploads/2018/06/Analiz_230Rusya.pdf, E.T. 29 Ocak 2022.

[34] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.864.

[35] Mehmet Sait Dilek,” Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt, 16, Sayı, 2, 2017, s.71.

[36] İlyas Kemaloğlu, “Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı”, Ortadoğu Analiz, Cilt 5, Sayı 55, 2013, s.62.

[37] Hamza Akengin-Ayşe Yaşar, “Suriye’nin Jeopolitik Konumu Bağlamında Suriye-Rusya İlişkileri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 1, Sayı 32, 2018, s.45.

[38] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.859.

[39] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.860.

[40] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.856.

[41] Ömer Osman Umar-Turgay Murat, “Sovyet Rusya’nın Mısır Üzerinden Ortadoğu’ya Girişi”, Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, Cilt 7, Sayı 1, 2010, s.121.

[42] Ömer Osman Umar-Turgay Murat, “Sovyet Rusya’nın Mısır Üzerinden Ortadoğu’ya Girişi”, Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, Cilt 7, Sayı 1, 2010, s.128.

[43] Melih Yıldız, “Mısır-Rusya İlişkilerinde Askeri Boyut”, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Bakış, Mart 2021, https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/misir-rusya-iliskilerinde-askeri-boyut.pdf, E.T. 29 Ocak 2022.

[44] Melih Yıldız, “Mısır-Rusya İlişkilerinde Askeri Boyut”, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Bakış, Mart 2021, https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/misir-rusya-iliskilerinde-askeri-boyut.pdf, E.T. 29 Ocak 2022.

[45] Mansur Bakır, “Nasır’dan Sisi’ye Mısır-Rusya İlişkilerinin Tarihsel Bir Özeti”, https://www.academia.edu/39519131/NASIRDAN_S%C4%B0S%C4%B0YE_MISIR_RUSYA_%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0LER%C4%B0N%C4%B0N_TAR%C4%B0HSEL_B%C4%B0R_%C3%96ZET%C4%B0, ACADEMIA, E.T. 29 Ocak 2022.

[46] Mansur Bakır, “Nasır’dan Sisi’ye Mısır-Rusya İlişkilerinin Tarihsel Bir Özeti”, https://www.academia.edu/39519131/NASIRDAN_S%C4%B0S%C4%B0YE_MISIR_RUSYA_%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0LER%C4%B0N%C4%B0N_TAR%C4%B0HSEL_B%C4%B0R_%C3%96ZET%C4%B0, ACADEMIA, E.T. 29 Ocak 2022.

[47] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.860.

[48] Melih Yıldız, “Mısır-Rusya İlişkilerinde Askeri Boyut”, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Bakış, Mart 2021, https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/misir-rusya-iliskilerinde-askeri-boyut.pdf, E.T. 29 Ocak 2022.

[49] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.867.

[50] Elnur İsmayıl, “Rusya’nın Avrasya Birliği Politikası”, Avrasya Etüdleri, Cilt 49, Sayı 1, 2016, s.140-141.

[51] Merve Suna Ozel Özcan, “Rus Dış Politikasında Ukrayna Krizi ve Türkiye’ye Etkileri”, ACADEMIA, https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/40762325/Rus_Dis_Politikasinda_Ukrayna_Krizi_ve_T-with-cover-page-v2.pdf?Expires=1643446485&Signature=QaGTUuCBuc-o9AKbPpe3XHR0bKSFsVpzSz2VNVMdvbvemTkMFCkImLYKPPBDr~aZArrH~cGT-mh84aCSL2o7cYn64LHWbvA36KB0r6s67sX0IpSbl5IoAIS4v2LUO8daRYp1AcQ6Wh0P5ah-l6kXnu-qtuf0xsaTnOd8dOBA-5kiOTMyLtMoNa9DrP~tzvubf–oypK6xMoWM3c6-uQTk1T5g5iNRzSzA~oT0vsuj8iYahOlJwmIDW0cnEndTG-HXa8QsMc5iZiR~u4N~~deVGRanY5xsTA6s2SqVttVqm1ZvDw8TEkzqiM8idbcyzytY7bDA-p~T7o9LGI1pTy1gA__&Key-Pair-Id=APKAJLOHF5GGSLRBV4ZA, E.T. 29 Ocak 2022.

[52] Tuğçe Dündar, “Levant Düğümü ve Doğu Akdeniz’de Enerji Güvenliği”, Mesleki ve Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, 2018, s.44.

[53] Mehmet Güneş-Tayfun Arslan, “Enerji Bağımlılığında Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye Üçgeni ve Doğu Akdeniz Alanı”, Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi, Cilt 4, Sayı 7, 2018, s.47.

[54] Mehmet Güneş-Tayfun Arslan, “Enerji Bağımlılığında Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye Üçgeni ve Doğu

Akdeniz Alanı”, Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi, Cilt 4, Sayı 7, 2018, s.49.

[55] Mustafa Üren, “Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 31, Sayı 2, 2021, s.860.

Kaynakça

Akengin, Hamza, ve Ayşe Yaşar. «Suriye’nin Jeopolitik Konumu Bağlamında Suriye-Rusya İlişkileri.» Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2018: 25-57.

Armaoğlu, Fahir . 19.Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914). Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2003.

Asal, Caner. İspanya Veraset Savaşları ve Avrupa Güç Dengesi. tarih yok.

Bakır, Mansur. «Nasır’dan Sisi’ye Mısır-Rusya İlişkilerinin Tarihsel Bir Özeti.» ACADEMIA. tarih yok.

https://www.academia.edu/39519131/NASIRDAN_S%C4%B0S%C4%B0YE_MISIR_RUSYA_%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0LER%C4%B0N%C4%B0N_TAR%C4%B0HSEL_B%C4%B0R_%C3%96ZET%C4%B0 (erişildi: Ocak 29, 2022).

Baysoy, Emre. «Antik Dönem Doğu Akdeniz Jeopolitiği.» Balkan Sosyal Bilimler Dergisi, 2015: 13-21.

Britannica, BY The Editors of Encyclopaedia. Napoleonic Wars European history. tarih yok.

Buran, Hasan. Kanuni Dönemi Akdeniz Hakimiyeti için Yapılan Seferler. tarih yok.

Dilek, Mehmet Sait. «Rusya Federasyonu-Suriye İlişkilerinin Temelleri.» Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2017: 58-82.

Dündar, Tuğçe. «Levant Düğümü ve Doğu Akdeniz’de Enerji Güvenliği.» Mesleki ve Sosyal Bilimler Dergisi, 2018: 39-47.

Ercan, Murat, ve Betül Algür. «Deniz Hâkimiyet Teorisi Kapsamında Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Jeopolitiği’nin Türkiye’ye Etkileri.» Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi, 2021: 192-206.

Güneş, Mehmet, ve Tayfun Arslan. «Enerji Bağımlılığında Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye Üçgeni ve Doğu Akdeniz Alanı.» Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi, 2018: 32-60.

Hamzaoğlu, Halit. «Rus Jeopolitiğinde Deniz Gücünün Önemi ve Rusya Federasyonu’nun Güncel Akdeniz Stratejisi.» Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 2021: 166-185.

İsmayıl, Elnur. «Rusya’nın Avrasya Birliği Politikası.» Avrasya Etüdleri, 2016: 125-151.

Kemaloğlu, İlyas. «Ortadoğu Silah Pazarında Rusya’nın Payı.» Ortadoğu Analiz, 2013: 58-70.

Kısacık, Sina, ve Gamze Helvacıköylü. «Doğu Akdeniz’deki Enerji Temelli Askeri Güvenlik Gelişmelerinin Türkiye’nin Doğu Akdenizli Komşuları ve Küresel Güçlerle Olan İlişkilerine Yansımaları.» UPA Strategic Affairs, 2020: 85-145.

Kocakenar , Mustafa. «Amerikan Dış Politikasında Jeopolitik Teoriler ve Pratikler.» TASAM. 2015.

https://tasam.org/Files/Icerik/File/amerikan_d%C4%B1%C5%9F_politikas%C4%B1nda_jeopolitik_teoriler_ve_pratikler.pdf_bbb8f41e-d1bd-47e0-9202-38be4882d7b8.pdf (erişildi: Ocak 21, 2022).

Ozel Özcan, Merve Suna Suna. «Rus Dış Politikasında Ukrayna Krizi ve Türkiye’ye Etkileri.» ACADEMIA. tarih yok.

https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/40762325/Rus_Dis_Politikasinda_Ukrayna_Krizi_ve_T-with-cover-page-v2.pdf?Expires=1643446485&Signature=QaGTUuCBuc-o9AKbPpe3XHR0bKSFsVpzSz2VNVMdvbvemTkMFCkImLYKPPBDr~aZArrH~cGT-mh84aCSL2o7cYn64LHWbvA36KB0r6s67sX0IpSbl5I (erişildi: Ocak 29, 2022).

Özbulut, Miraç Emre. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu. 2020.

Özdal, Barış, ve R. Kutay Karaca. Diplomasi Tarihi-I. Bursa: Dora , 2017.

Özdemir, Çağatay . «Analiz: Rusya’nın Doğu Akdeniz Stratejisi.» www.setav.org. 18 Ocak 2018. https://setav.org/assets/uploads/2018/06/Analiz_230Rusya.pdf (erişildi: Ocak 29, 2022).

Özpolat, Miraç. Atatürk Düşünce Topluluğu. 2020. http://odtuadt.com/dogu-akdenizin-tarihi-stratejik-askeri-ve-ekonomik-acidan-onemi/ (erişildi: Ocak 21, 2022).

Öztopal, Mustafa Kemal, ve Levent Yiğittepe. «Türkiye’nin Enerji Güvenliği Bağlamında Doğu Akdeniz’de Enerji Rekabeti.» Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi, 2020: 259-272.

T.C. Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü. «T.C. Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü.» https://www.harita.gov.tr/. tarih yok. https://www.harita.gov.tr/uploads/files/products/dunya-siyasi-haritasi–1562.pdf (erişildi: Ocak 21, 2022).

Tellal, Erel . «1945-1960 Batı Bloku Ekseninde Türkiye-1.» Türk Dış Poltikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler,Yorumlar Cilt (1 1919-1980) içinde, yazan Baskın Oran vd. (ed.), 7-881. İstanbul: İletişim Yayınları, 2016.

Topsakal, İlyas. «Tarihi Süreçte Rusya-Türkiye İlişkileri.» Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2016: 33-53.

Umar, Ömer Osman, ve Turgay Murat. «Sovyet Rusya’nın Mısır Üzerinden Ortadoğu’ya Girişi.» Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, 2010: 119-144.

Uzun, Hakan. «1919-1950 Yılları Arasında Türkiye – Yunanistan İlişkileri.» Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 2004: 35-50.

Üren, Mustafa. «Küresel Güç Olma Hedefi Bağlamında Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası.» Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2021: 851-874.

Yalçın, Emruhan. «Yunanların Bitmeyen İdeali: “Megali İdea”.» Toros Üniversitesi İİSBF Sosyal Bilimler Dergisi, 2017: 33-48.

Yıldız, Melih. «Mısır-Rusya İlişkilerinde Askerî Boyut.» Ortadoğu Araştırmaları Merkezi. 25 Mart 2021. https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/misir-rusya-iliskilerinde-askeri-boyut.pdf (erişildi: Ocak 29, 2022).

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here