Çevre Kirliliği, Nüfus Artışı ve Göç Sorunu

Okunma Süresi: 6 dk 33 sn

İnsanoğlu dünya kaynaklarının fütursuzca harcamaktır. Bu fütursuzluk çevreyi, çevreyi oluşturan canlı- cansız varlıkları son derece kötü etkilemektedir. Müthiş bir hızla gelişen sanayi ve teknolojiler insan ihtiyaçlarını daha da arttırmaktadır. Bu durum üzerinde bulunduğumuz dünyaya ciddi zararlar vermeye devam etmektedir. Kıt kaynakların bu denli yok edilmesi beraberinde birçok sorunu da getirmektedir. Nitekim nüfus artışı, savaşlar, bölgesel çatışmalar, enerji mücadeleleri ve artan göçler sonucu çevre kirliliği artmaktadır. Bunun dışında yüksek hızla artan sanayileşme, küresel ısınma ve iklim değişikliğini de artırmaktadır.

Ozon Tabakasının yıllara göre değişimini gösteren görsel

Ozon tabakasının incelmesi, doğaya salınan zararlı gazlar, ormanların tahrip edilmesi, su kaynaklarını kullanılması ve kirletilmesi gibi konular küresel düzeyde tehditler oluşturmaktadır. Tüm bu süreç sanayi devrimi ile birlikte artan sanayileşmenin bir sonucudur. Kapitalist düzen olarak da adlandırılan süreçte devletler gelişme mücadelesi içindeyken çevreye verdikleri zararı da uzun süre görmezden gelmişlerdir. [1]

İnsanlığın bu vurdumduymazlığı görmezden gelinmesinin artık mümkün olmadığı noktada, 1972 yılında Stolchom’de BM bünyesinde toplanan konferansta çevre krizi global düzeyde münakaşa edilmeye başlanmıştır. Bu konferansta dikkat çeken en önemli çevre sorunları; Ozon tabakasının incelmesi, mevsimlerde yaşanan değişiklikler, ormanların fütursuzca yok edilişi ve en önemlisi buzulların erimesidir. Konferanstan sonra farkındalık oluşmaya başlamıştır.[2]

Nüfus

Çevre kirliliğinin artmasının önemli nedenlerinden olan nüfus artışı yaşlı dünyamızın önem arz eden tehditlerindendir. Nitekim 1000 yıllık geçmişe baktığımızda stabil olarak ilerleyen nüfus artışında özellikle sanayi devrimi sonrasında önemli hareketlenmelerin olduğu görülmüştür. Milenyum sonrasında ise bu artışın müthiş bir hızla yükseldiği görülmüştür.[3] Günümüzde ise Dünya nüfusu 7,9 milyara yaklaşmış durumdadır. Yapılan çalışmalar sonucunda 2100 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 10 milyarı geçeceği tahmin edilmektedir. Artış hızının özellikle Afrika, Asya ve Latin Amerika’da gözle görülür büyüklükte olacağı tahmin edilmektedir. Bu durum gelişmiş olan Kuzey bölgeleri ile gelişmekte olan Güney bölgelerindeki eşitsizliklerin daha da artması anlamına gelmektedir. Aynı şekilde nüfus artışı en çok çevreyi etkilemektedir. Nitekim kıt olan kaynakların kullanımı artmakta, kirlilik, adaletsizlik ve doğal dengesizlik artmaktadır.[4]

Göç

Bir diğer önemli tehdit de göç sorunudur. Göç kavramı insanlık tarihi kadar kadim bir geçmişi olan kavramdır. Göç kavramı; ekonomik, siyasi ve sosyal sebeplerden ötürü insanların/toplumların sürekli veya geçici, iradi veya zorunlu olarak bir bölgeden başka bir bölgeye gitmesi anlamına gelmektedir. IOM gibi kurumların raporlarına baktığımızda, dünya üzerinde bir bölgeden/ülkeden başka bir bölgeye/ülkeye giden göçmenlerin sayısı yaklaşık olarak 300 milyondur. Yani dünya nüfusunun yaklaşık %4’ünü kapsamaktadır. Bu göçmenlerin en çok bulunduğu kıtalar Avrupa (87 milyon) ve Asya (86 milyon) bölgesidir. Bu da göçmenlerin sayısının %61’ini oluşturmaktadır.

 

3. sırada ise Kuzey Amerika bulunmaktadır. Bu bölge göçmenlerin %21’ini barındırmaktadır. [5]Yukarıda istatistikleri verilen göçmenler irade ve zorunlu olarak ikiye ayrılır. Zorunlu olanlar genelde Orta Doğu ve Afrika’da yaşanan çatışma, savaş, ekonomik sorunlar ve daha iyi yaşam umudu ile yaşanan göçlerdir.

Son yıllarda ise giderek önem kazanan iklim mültecilerini de   zorunlu kategoride değerlendirmek yerinde olacaktır. Bu büyük hareketlilik beraberinde birçok çevre sorununu salgın hastalıkları, eşitsizlik, çatışma ve düzensizliği de beraberinde getirmektedir. Bu konuda en yakın örnek Türkiye’dir. Türkiye 6 milyon ‘mülteciye’ ev sahipliği yapmakta ve bir geçiş Köprüsü olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple göç kaynaklı sorunların birçoğuna yakından şahit olmaktayız.

  ABD-Çin Rekabeti: ABD'nin Yeni Çevreleme Politikası

KAYNAK



KAYNAKÇA

TUNA Muammer, “Çevresel Sorunların Küreselleşmesi”, Muğla Üniversitesi SBE Dergisi, C.1, S.2, 2000, ss.1-16

BAYKAL Hülya ve BAYKAL Tan, “Küreselleşen Dünya’da Çevre Sorunları”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.5, S.9, 2008, s.1-17



Our World in Data, 27.05.2021, https://ourworldindata.org/world-population-growth

Population Matters, 27.05.2021, https://populationmatters.org/resources-consumption

IOM, World Migration Report, 27.05.2021, https://worldmigrationreport.iom.int/wmr-2020-interactive//

[1] TUNA Muammer, “Çevresel Sorunların Küreselleşmesi”, Muğla Üniversitesi SBE Dergisi, C.1, S.2, 2000, ss.1-16, ss. 1-4



[2] BAYKAL Hülya ve BAYKAL Tan, “Küreselleşen Dünya’da Çevre Sorunları”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.5, S.9, 2008, s.1-17, ss. 1-7

[3] Our World in Data, 27.05.2021, https://ourworldindata.org/world-population-growth

[4] Population Matters, 27.05.2021, https://populationmatters.org/resources-consumption

[5] IOM, World Migration Report, 27.05.2021, https://worldmigrationreport.iom.int/wmr-2020-interactive//

E-BÜLTENE ABONE OLUN



Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here