Avrupa Satrancı 30 Yıl Savaşları 1618-1648

Okunma Süresi: 12 dk 9 sn

Tarihte yaşanılmış ve yaşanılmakta olan her olay aslında birbirlerine geçmiş birer zincirin halkaları gibidir. Bir olayın sonucu başka bir olayın nedenini bir olayın nedeni ise başka bir olayın sonucunu doğurabilmektedir. 1517 yılından önce Papalık tarafından benimsenen dini uygulamalar, 1517 yılında Martin Luther’in Wittenberg Kilisesinin kapısına 95 Tez isimli bildiriyi asmasına sebebiyet vermiştir.[1] Martin Luther’in bildirisi zaman içerisinde Protestanlığın Avrupa’da yayılımına yol açarken bu süreç Katolikler ile Protestanlar arasında bir çatışma halinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu sürecin etkisi, aktörlerin siyasal çıkarlarını hayata geçirme amaçları ve diğer faktörlerin de birleşimiyle Avrupalı güçler arasında 30 Yıl Savaşları meydana gelmiştir. 30 Yıl Savaşları, uluslararası ilişkiler disiplininde son derece büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle bu çalışmayı benim gibi uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olmuş ve hali hazırda bu bölümde okuyan meslektaşlarıma ithaf ediyor, konuya ilgi duyan herkes için keyifli okumalar diliyorum.

Orta çağ Avrupa’sında Papalık, sadece dinsel konularda önemli ve etkin bir aktör değildi. Papalığın, imparatorlara taç giydirme, gerektiğinde ise onları tahtlarından azletme gibi yetkilere sahip olması onun, dini otoritesini siyasal iktidarlar üzerinde de tesis etmesine olanak tanımıştır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak Papalık, dini otoritesinin de getirmiş olduğu avantaj ile siyasal iktidarların politika yapım ve yürütme süreçlerine müdahil olarak bu süreçlere çeşitli etkilerde bulunmuştur.[2]

Martin Luther

Papalığın dini ve siyasi alandaki bu güçlü otoritesi 1517 yılına gelindiğinde ciddi bir darbe almıştır. Bir din adamı olan Martin Luther, günümüz Almanya sınırları içerisinde yer alan Wittenberg Kilisesinin kapısına 95 Tez isimli bildirisini asarak Katolik Kilisesine yönelik çeşitli eleştirilerde bulunmuştur.[3] Martin Luther, kilisenin Tanrı ile kullar arasındaki aracılık rolüne karşı çıkmıştır. Luther’e göre: “Tanrı ile kullar arasına kimse giremezdi”. Kulların günahlarını bağışlama kudreti yalnızca Tanrıya aitti.[4]

Bu nedenle Luther, kilisenin bir uygulaması olan Endüljans’a yani belli bir miktar para ödenmesi karşılığında kilisenin günahları affetme yetkisine şiddetle karşı çıkmıştır.[5] Luther’e göre papazların temel görevi kendi cemaatlerinin eksikliklerini belirleyerek bu eksikliklerin giderilmesi için çaba göstermekti.[6]

Martin Luther’in, Katolik Kilisesine yönelik eleştirilerinin Papalık tarafından kabul edilmesi elbette mümkün değildi. Zira bu eleştiriler Papalığın dini otoritesini sarsabilecek ölçüdeydi. Dini otoritede yaşanılabilecek bir güç kaybının etkileri siyasal alana da yansıyabileceğinden ötürü Katolikler ile Protestanlar arasında neden çatışmacı bir atmosfer meydana geldiği daha iyi anlaşılmaktadır. Bir tarafta Hristiyan dünyasında etkin ve güçlü bir otoriteye sahip olan Papalık varken diğer tarafta Papalığın kendilerine göre yanlışlıklarını ortaya koyan, onu eleştiren Luther ve onun izinden gidenler vardı. Bir taraf gücünü ve otoritesini korumaya çalışırken diğer tarafta haliyle bu otoriteyi ve gücü kırmaya çalışmaktaydı.

Luther’in belki de en büyük başarısı Papalığın yerleşik uygulamalarını tartışmaya açmasıydı. Luther, böyle yaparak zihinlerde bir soru işareti bırakıyordu. Soru işaretlerinin olduğu yerde insan zihni bu soru işaretlerini gidermek için düşünsel bir çaba içerisine girmektedir. İşte Luther bu zincirleme reaksiyonun tarihte başarıyla gerçekleşmesine katkıda bulunmuş bir şahsiyettir.

“Protestanlığın kurucusu olarak kabul edilen Martin Luther’in görüşleri” Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan bazı Alman prensliklerinde (Palatina Brandenburg, Saksonya)[7] ve Baltık bölgesinde benimsenmiş ve yayılım göstermiştir.[8] Yukarıda bahsi geçen prensliklerin, İmparatorluğun kuzeyinde yer alması ve Baltık bölgesinde de Protestanlığın yayılım göstermesi Protestanlar arasında coğrafi bir köprünün oluşmasına ön ayak olmuştur.

Katolikler ile Protestanlar arasında bir uzlaşma durumunun oluşmamasından ötürü taraflar arasında 1529 ile 1555 yılları arasında yani 26 yıl sürmüş olan bir savaş meydana gelmiştir. Bu savaş neticesinde savaşın tarafları olan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile bu imparatorluğun bir parçası olan Protestan Alman Prenslikleri arasında 1555 yılında Augsburg Barış Anlaşması yapılmıştır. Yapılmış olan bu barış anlaşmasına göre: Hükümdarın seçmiş ve benimsemiş olduğu din-mezhep ne ise halkın dini-mezhebi de hükümdarınkiyle aynı olacaktı.[9] Augsburg Anlaşması ile Protestanlık resmi olarak Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu topraklarında tanınmıştır. Bunun yanında bu anlaşma ile prenslere kendi krallarını seçebilmelerine yönelik bir hak da tanınmıştır.[10]

Augsburg Anlaşmasıyla, Hristiyanlık dünyasındaki mezhepsel ayrım siyasal olarak da tescillenmiştir. Prenslerin kendi krallarını belirleyebilmelerine yönelik kazanmış oldukları hak ise kendi otoritelerini güçlendirmeye yönelik önemli bir siyasal kazanımdır.

30 Yıl Savaşlarını Başlatan Ana Gelişme

30 Yıl Savaşlarını başlatan görünürdeki ana gelişme dönemin Kutsal Roma Cermen İmparatoru II. Ferdinand’ın Augsburg Barış Anlaşmasını hem dini hem de siyasal olarak ihlal etmesi olmuştur. İmparator II. Ferdinand’ın Bohemya’ya, Katolik bir kral atamak istemesi, Bohemya halkı ve prensi açısından iki anlama geliyordu: Birincisi 1555 Augsburg Barış Anlaşmasındaki prensin kendi kralını belirleme hakkı imparator tarafından göz ardı edilmiş oluyordu. İkinci husus ise atanacak kralın dini Katolik olacağından ötürü Protestan halk, Katoliklik mezhebini benimsemek zorunda kalacaktı.[11] 1618 yılında Bohemyalılar, İmparator II. Ferdinand’ın temsilcilerini Prag Kalesinden aşağı atarak hem İmparatora bu kararından ötürü meydan okumuş oluyorlar hem de 30 yıl sürecek olan bir savaşın fitilini ateşlemiş oluyorlardı.[12]

[13]

30 Yıl Savaşlarında Bazı Aktörlerin Amaçları

İsveç: Baltık bölgesinde bulunan İsveç’in savaşa girmesindeki temel amacı bu bölgeyi kendi denetimi altında tutmaktı.[14]

Danimarka: Danimarka’nın da amacı aslında İsveç’inkiyle aynıydı. Bu devlette Baltık bölgesindeki etkinliğini ve gücünü arttırmak istiyordu.[15]

Polonya: Savaşa Katoliklerin yanında katılmış olan Polonya’da bu iki güce karşı Baltık bölgesindeki etkinliğini arttırmayı ve Baltık bölgesinde yeni toprak kazanımlarında bulunmayı hedefliyordu.[16]

İsveç ve Danimarka’nın Protestan kampında yer almasına rağmen aynı bölgede etkinlik kurmak istemeleri yani çıkarlarının birbirleriyle çatışması aslında uluslararası ilişkilerde devletler arasındaki ittifakların neden genel olarak uzun ömürlü olamadığı sorusuna önemli bir tarihsel yanıt vermektedir. İttifaklar içerisinde yer alan aktörler maksimum kazancı elde etmek ve çıkarlarını hayata geçirmek için gerektiğinde birbirlerine eklemlenebilmekte gerektiğinde ise birbirlerinden kopabilmektedirler. Bu savaşta ortak dini kimlik ve çıkarları gereği aktörler aynı ittifak içerisinde yer almıştır. Ancak her iki aktöründe aynı bölgede nüfuzunu arttırmak istemesi doğal olarak ittifakın bir süre sonra sonlanmasına ve aktörlerin birbirleriyle çatışabilmesi ihtimaline yol açacaktır.

Fransa: Fransa’nın Güneybatı kanadında İspanya, Doğu kanadında ise Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu vardı.[17] Gerek İspanya gerekse Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Habsburg hanedanlığı tarafından yönetiliyordu.[18]

Coğrafi olarak çevrelenmiş bir güç iseniz devletiniz içgüdüsel olarak bu çevrelenmişliği kırmaya çalışacaktır.[19] Fransız devlet aklıda bu süreçte tam olarak bunu yapmaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Fransa bu süreçte Hollandalıların, İspanyollara karşı giriştikleri bağımsızlık mücadelesine destekte bulunarak İspanyolların enerjisini ve dikkatini olabildiğince kendi üzerinden uzaklaştırmaya çalışmıştır.[20] Bununla yetinmeyen Fransa, İspanya’daki Katalan ayaklanmalarına da destek vererek İspanyolların gücünü içeriden iyice zayıflatmayı ve kırmayı hedeflemiştir.[21]

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu içerisinde İmparatora karşı ayaklanmış olan Protestan prensliklere de destek vermiş olan Fransa, ayrıca İsveç ile de askeri bir ittifak yaparak Habsburglar’la olan mücadelesinde kendisine yeni müttefikler edinmiştir.[22] Fransa’nın savaşa aktif olarak katılımı ise 1635 yılında İspanyollarla doğrudan çatışmaya başlamasıyla gerçekleşmiştir.[23]

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu

Devletler bazen savaşların ve çatışmaların ilk safhalarında olaya doğrudan müdahil olmak yerine dolaylı yollardan müdahil olma tercihinde bulunabilir. Bu tercihin çok çeşitli nedenleri olabilir. Savaşa sonradan müdahil olan aktör genellikle savaşan tarafların birbirleriyle iyice savaşarak gerek ekonomik gerek askeri güç gerekse psikolojik moral faktörler bağlamında iyice yıpranmasını bekler. Bu yıpranma savaşa sonradan katılım gösterecek devlet için çeşitli avantajlar sağlar. Yıpranmamış bir ekonomi ve ordu, savaşın gidişatını ve sonucunu belirleyebilir. Elbette savaşa giren devletin güç kapasitesinin diğer devletlerden zayıf olmaması şartıyla. Savaşa henüz girmemiş aktöre, savaşa tutuşan aktörler tarafından ittifak tekliflerinde bulunulabilir. Bu da savaşa girmemiş aktör açısından kendisine diğer aktörler tarafından çeşitli tavizlerin verilebileceği bir ortam doğuracaktır. Savaşa katılmamış bir aktör bekle-gör yaklaşımı ile savaşın genel seyrini, kimin kazanma ihtimalinin daha fazla olduğunu gözlemleyerek kazanan tarafta yer almasını olabildiğince şans faktöründen uzak tutmaya çalışır. Ancak dış politika ve savaş, içerisinde zaman zaman bilinmezlikler ve sürpriz unsurlar barındırabilmektedir. İşte rasyonel devlet adamları dış politikalarını kurgularlarken ve yürütürlerken olabildiğince işlerini şansa bırakmamaya özen göstermektedirler. Tıpkı Kardinal Richelieu’nun 30 Yıl Savaşlarında yapmış olduğu gibi.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu: İmparatorluk toprakları içerisinde ayaklanmalar var ise bu sizin gücünüzün ve otoritenizin yani hükümranlığınızın tehdit altında olduğunu göstermektedir. Ayrıca ülke topraklarınız içerisinde yaşanan çatışmalar, sizin dış dünyadaki aktörler tarafından oldukça kırılgan bir yapıya sahip olduğunuz kanısına varmalarına neden olacaktır. Bu kanı ne kadar güçlenirse devletinizin diğer devletler tarafından saldırıya uğrama riski de o ölçüde artacaktır.

İşte İmparatorun bu süreçteki temel amacı ilk olarak devlet sınırları içerisinde kendisine meydan okuyan Protestan prensliklerin gücünü kırarak otoritesini yeniden tesis etmekti. Bunun yanında imparatorun bir diğer hedefi ise İmparatorluk topraklarında eskiden olduğu gibi Katolikliğin benimsenmesini sağlamak yani Protestanlığın etkisini kırmaktı.[24]

İspanya: Tarihteki en önemli deniz güçleri denildiğinde akla gelen devletlerden birisi de İspanya’dır. O dönemde denizlere hakim olmak deniz aşırı sömürgelerin korunması, kazanılması ve ticaret yollarının denetim altında tutulması açısından oldukça büyük bir öneme sahipti. Bu bağlamda İspanya, bir diğer deniz gücü olarak öne çıkan Hollanda’nın iyice güçlenerek kendisine rakip olmasını istemiyordu. 30 Yıl Savaşları sürecinde İspanya’nın temel amaçlarından birisi Hollanda’nın denetim altında tutulmasıydı. İspanya’nın bir diğer amacı ise Hollanda’da Katolikliğin baskın mezhep olmasını sağlamak yani Protestanlığı pasifize etmekti.[25]

Fransız Devlet Aklı: Kardinal Richelieu’nun Raison d’etat Yaklaşımı

Kardinal Richelieu

30 Yıl Savaşlarına damgasını vurmuş isimlerden birisi olan Kardinal Richelieu, 1624 yılında Fransa Kralı tarafından başbakanlık görevine getirilmiştir. Fransa esasen Katolikliği benimsemiş bir devlet olmasına rağmen savaş sürecinde Protestan kampında yer almıştır. Fransa’nın böyle bir dış politika tercih etmesinde etkin olan isimlerden biri Kardinal Richeliu’dur. Richelieu’ya göre dış politikada en önemli unsur devletin çıkarlarıdır. Bu doğrultuda dış politika alanında başta dini konular olmak üzere tüm konular devlet çıkarları karşısında göz ardı edilebilecek bir mahiyettedir.[26] Bir kardinal olan Richelieu’nun dış politikayı dini meselelerden ayrı görerek ulusal çıkarlar doğrultusunda tanımlaması o döneme göre oldukça dikkat çekici bir yaklaşımdır.

Raison d’etat Üzerine Kısa Bir Fikir Jimnastiği

Eğer Fransa Katolik bir devlet olduğu gerekçesiyle Katoliklerin yanında savaşa katılmış olsaydı neler olabilirdi?

  • Rakibinizi zayıflatabilme potansiyeline sahip olan kozu kendi elinizle yok etmek.

Fransa’nın Habsburglar’la aynı safta yer alması Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu içerisinde imparatorluğa karşı bir tehdit unsuru oluşturan Protestan prensliklerle mücadele etmesi anlamını taşıyacaktı. Bu durumda en kazançlı çıkacak aktör elbette Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu olacaktı. Çünkü böylelikle kendisine yönelik kullanılabilecek bir koz bizzat kozu kullanabilecek aktör tarafından bertaraf edilmiş olacak, imparatorluk, kendi toprakları içerisinde bozulan otoritesini yeniden tesis edebilecekti.

  • Coğrafi Olarak Çevrelenmişliği Kabullenmek

Hiçbir devlet yanı başında kendisinden daha güçlü ve kendisine her an saldırabilme potansiyeli taşıyan bir devletle sınır komşusu olmak istemez. İşte bu noktada Fransa, ülkesinin Güneybatısında İspanyayla, Doğusunda ise Kutsal Roma Cermen İmparatorluğuyla sınır komşusuydu.[27] Yani ülkenin her iki kanadı da yüksek düzeyde güvenlik tehdidi altındaydı.[28] Katoliklerin yanında savaşa girmiş bir Fransa demek bu coğrafi çevrelenmişliği kabullenmek anlamına geliyordu. Zira Fransa böyle bir ittifak tercihinde bulunmuş olsaydı hem ülkesine yönelik güvenlik tehditlerini savuşturmak yerine bu durumu sürdürmüş olacak hem de kıta Avrupası’ndaki güç nüfuzunun ilerletilmesinin önünü kesmiş olacaktı.

  • Yeni Bir Saldırıya Davetiye Hazırlamak

İmparatorluk içerisinde gücünü ve otoritesini yeniden tesis edecek olan Habsburglar, İmparatorluk ve büyük güç olma güdülerininde etkisiyle gözlerini bu sefer dış dünyaya dikecek kendilerinin süper güç olma potansiyeline rakip olarak gördükleri güç veya güçler üzerine dikkatlerini ve enerjilerini harcayacaklardır. O dönemde Habsburglar’a rakip olan güçlerden birisi Fransızlardı.[29] Bu nedenle Fransızların Habsburglar’la aynı ittifak içerisinde yer alması aslında kendilerine yönelik yapılacak büyük bir potansiyel saldırıya davetiye çıkartmak olacaktı. 

Savaşın Sonu 1648 Westphalia Anlaşması

1618 yılında başlamış olan, birçok Avrupalı gücün siyasal ve dinsel çıkarlarını hayata geçirmek amacıyla birbirleriyle savaşa tutuşmuş olduğu 30 Yıl Savaşları, 1648 yılında yapılmış olan Westphalia Anlaşmasıyla son bulmuştur. Westphalia Anlaşması esasen dört anlaşmanın birleşiminden meydana gelmektedir. Bu anlaşmalar ise şunlardır: (Münster-Osnabrück-2.Münster- Pyrenees).[30]

Westphalia Anlaşmasının Öne Çıkan Hususları

  • İspanya ile giriştiği büyük mücadeleler neticesinde Hollanda, 1648 yılında yapılmış olan Westphalia Anlaşmasıyla İspanya’dan bağımsızlığını kazanmıştır.[31]
  • 1555 yılında yapılmış olan Augsburg Barış Anlaşmasında yer alan Hükümdarın benimsemiş olduğu din-mezhep ne ise halkının dini-mezhebi de hükümdarınkiyle aynı olacaktır hükmü aynen geçerli kılınmış ve bu hususa Kalvinizim mezhebi de dahil edilerek Avrupalı güçler arasındaki dinsel sorunlar çözümlenmeye çalışılmıştır.[32]
  • Westphalia Anlaşmasıyla aktörler birbirlerinin iç işlerine karışmamayı kabul etmişlerdir.[33] Bu husus devletin kendi toprakları üzerindeki mutlak egemenliğinin diğer aktörler tarafından da kabul görmesi açısından son derece önemlidir. (Ancak kabul gören bu hususa devletlerin geçmişten günümüze riayet ettikleri pek de söylenemez. Zira devlet adamları bu konuda zaman zaman birbirlerine karşı bu mesele bizim iç işimizdir bu konuya karışmayın uyarısını yapmaktadırlar.)
  • Devletlerin, birbirlerinin iç işlerine karışmamayı kabul etmesi yani devlet egemenliğinin ön plana çıkartılması, ulus devletin oluşum sürecinde önemli bir yapı taşını teşkil etmektedir.[34]

Savaşın Kazananları

Savaşlarda kazananlar kaybedenlerden genellikle bir şeyler alırlar. Bu bazen bir toprak parçası bazen tazminat bazen ise çeşitli imtiyazlar olabileceği gibi bazen de kaybeden kazanana uluslararası politikadaki etkinliğini ve hegemon güç koltuğunu gönülsüzce devreder.

Fransa

Fransa açısından savaşın sonucuna baktığımızda Fransa, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğundan Verdun, Toul, Metz gibi toprakları almasının yanında gerek 1. Dünya Savaşında gerekse 2. Dünya savaşında karşımıza çıkmış olan ve Fransız-Alman rekabetinin coğrafi olarak sembollerinden birisi olmuş olan Alsas bölgesini almıştır.[35] Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ve İspanya’nın bu savaş neticesinde güç kaybetmesi Fransa’nın coğrafi olarak çevrelenmişliğini kırmıştır. Bu da Fransa’ya kıta Avrupa’sında alan açmış ve Fransa savaştan sonra Avrupa’daki en öne çıkan güçlerden birisi olmuştur.[36]

İsveç

Savaşın bir diğer kazananı ise İsveç’tir. İsveç, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğundan Wismar ve Wilsholfen şehirlerini almıştır. Bunun yanında Werden Bremen ve Batı Pomeranya’yı da topraklarına katmış olan İsveç Baltık kıyılarındaki stratejik varlığını güçlendirmiştir.[37]

Brandenburg

Bir Alman prensliği olan Brandenburg ise Doğu Pomeranya’yı ve Madgeburg’u topraklarına katarak Alman coğrafyasındaki gücünü ve nüfuzunu daha da arttırmıştır.[38]

Savaşın Kaybedenleri

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu

Savaşın elbette en büyük kaybedeni Kutsal Roma Cermen İmparatorluğudur. İmparatorluk hem çeşitli devletlere ve prensliklere karşı topraklarını kaybetmiş hem de Kıta Avrupa’sındaki gücü ve nüfuzu derin bir şekilde sarsıntıya uğramıştır.[39]

İspanya

Savaşın bir diğer kaybedeni ise İspanya’dır. Hollandalılara bağımsızlıklarını vermek zorunda kalmış olan İspanya; böylelikle hem toprak kaybı yaşamış hem de denizlerde kendisine rakip olarak gördüğü bir gücü denetim altında tutma fırsatını kaçırmıştır.[40]

Papalık

Bu süreçten zararlı çıkan aktörlerden birisi de Papalık ‘tır. Westphalia Anlaşmasıyla artık Protestanlığın ve Kalvenizm’in devletler tarafından kabul edilmesi Hristiyanlık dünyasındaki en etkin otoriteye sahip olan bir aktör açısından hiç de olumlu bir sonuç teşkil etmiyordu. Zira böylelikle Papalığın dinsel anlamdaki ulaşacağı kitle eskiye oranla azalma göstermiş oluyordu. Westphalia anlaşması neticesinde aktörler, Papalığın özellikle siyasal alandaki yetkilerine kısıtlama getirmiştir.[41] Bu bağlamda devletlerin Papalığa yönelik bu uygulamasından siyasal alandaki ipleri kendi ellerinde tutmak istediklerini ve bu ipleri başka bir aktöre bırakmak niyetinde olmadıklarını anlıyoruz.

Sonuç

1618 yılında başlayan ve 1648 yılında sonlamış olan 30 Yıl Savaşları, her ne kadar dinsel bir karakterle anılıyor olsa da devletlerin siyasal çıkarlarının da bu savaşın yaşanmasında son derece etkisinin olduğunu söylemek mümkündür.[42]

Savaşın temelinde mezhepsel ayrımlar olsa da aktörlerin salt dini çıkarlar doğrultusunda hareket ettiğini söylemek güçtür. Örneğin Fransa, Katolik bir devlet olmasına rağmen savaş sürecinde Protestanların yanında yer alarak kendi ulusal çıkarlarını dinsel konulardan önceleyen bir tutum sergilemiştir. Kardinal Richelieu’nun devlet çıkarı her şeyin üstündedir yaklaşımı günümüzde dış politikanın değerler üzerinden mi yoksa çıkarlar üzerinden mi kurgulanması ve yürütülmesi bir devlet için daha faydalıdır sorusuna önemli bir tarihsel yanıt vermektedir. Bir devletin elbette değerleri vardır.

Ancak uluslararası politikada etkin olan aktörlere baktığımızda bu aktörlerin özellikle çıkarlarını önceledikleri ve bu nedenle de büyük güç olabilme statüsünü edindikleri görülmektedir. Büyük güçlerin temel değeri pragmatik bir dış politika yapmaktır. Eğer zaten yeterince güçlü bir aktörseniz kendi değerlerinizi ve kültürünüzü diğer aktörlere de kabul ettirebilirsiniz. Yani çıkarları önceleyen bir dış politika uygulamak bir devlete çok daha fazla kazanım sağlayabilmektedir. 30 Yıl Savaşlarındaki Fransa bu hususa verilebilecek en güzel örneklerdendir.

Çıkarları önceleyen bir dış politika uygulamak süreç içerisinde size değerlerinizi de kabul ettirme fırsatı doğurabilirken değerleri önceleyen dış politika uygulamak size çıkarlarınızı hayata geçirme fırsatı sunmayabilir. Gerçekçi bir gözle bakacak olursak uluslararası ilişkilerin yapısı haklı olanın sesine göre değil güçlü olanın davranışına göre şekillenmektedir. İdeal olan ise hem haklı hem de güçlü olmaktır. İşte böyle bir durumda hem değerlerinizi hem de çıkarlarınızı daha iyi bir eşgüdümle hayata geçirebilirsiniz.

[irp posts=”27410″ name=”Devletin ve Sınırların Westphalia Sonrası Değişimi”]

KAYNAK



Kaynakça

Akoğul, Cem. tarih dergi. Haziran 2018. https://tarihdergi.com/otuz-yil-savaslari-1618-1648/ (erişildi: Ekim 1, 2021).

Alganer, Yalçın, ve Müzeyyen Çetin. «Avrupa’da birlik ve Bütünleşme Hareketleri.» Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 2007: 285-309.



Aydın, Mahir, ve Özgür Kolçak. Avrupa Tarihi. İstanbul, tarih yok.

Britannica, BY The Editors of Encyclopaedia. Encyclopaedia Britannica. tarih yok. https://www.britannica.com/event/Thirty-Years-War (erişildi: Ekim 3, 2021).

Çiftçi, Kemal. «Westphalia-Sistemi’ne Karşı “Millet-Sistemi Söylemi” ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset.» Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 2018: 685-705.

Escape mondial L’Atlas, https://espace-mondial-atlas.sciencespo.fr/en/topic-strategies-of-transnational-actors/map-3C17-EN-europe-after-the-westphalia-treaties-1648andnbsp.html, E.T. 1 Ekim 2021. Escape mondial L’Atlas. tarih yok. https://espace-mondial-atlas.sciencespo.fr/en/topic-strategies-of-transnational-actors/map-3C17-EN-europe-after-the-westphalia-treaties-1648andnbsp.html (erişildi: Ekim 1, 2021).



Murat Yayınları. «Murat Yayınları.» Murat Yayınları. tarih yok. https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0574195001521096137.pdf (erişildi: Ekim 3, 2021).

Özbeyli, Arif. «Tarih Eğlencesi.» Tarih Eğlencesi. tarih yok. http://www.tariheglencesi.com/FileUpload/op207895/File/otuz_yil_savaslari_1.pdf (erişildi: Eylül 30, 2021).

Özdal, Barış, ve R. Kutay Karaca. Barış Özdal-R. Kutay Karaca Diplomasi Tarihi-I. Bursa: Dora Yayıncılık, 2017.

TARİHİ OLAYLAR. TARİHİ OLAYLAR. tarih yok. https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/reform-1323 (erişildi: Eylül 30, 2021).



Yiğit, Verda. 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008.

 Resim Gordon Johnson tarafından Pixabay’a yüklendi

Resim OpenClipart-Vectors tarafından Pixabay’a yüklendi

Resim OpenClipart-Vectors tarafından Pixabay’a yüklendi



Resim PIRO4D tarafından Pixabay’a yüklendi

Resim Hans Braxmeier tarafından Pixabay’a yüklendi

Resim S K tarafından Pixabay’a yüklendi

Resim Gordon Johnson tarafından Pixabay‘a yüklendi



Dipnotlar

[1] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.2.

[2] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.190.

[3] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.2.



[4] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.2.

[5] Tarihi Olaylar, “Reform”, https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/reform-1323, E.T. 30 Eylül 2021.

[6] Mahir Aydın-Özgür Kolçak, Avrupa Tarihi, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Ders Notu, s.108-109.

[7] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.2.

[8] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.266.

[9] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.263-264.

[10] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.3-7.

[11] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.8

[12]Arif Özbeyli, http://www.tariheglencesi.com/FileUpload/op207895/File/otuz_yil_savaslari_1.pdf, s.12, E.T. 30 Eylül 2021.

[13] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.279 ve Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[14] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[15] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[16] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[17] Escape mondial L’Atlas, https://espace-mondial-atlas.sciencespo.fr/en/topic-strategies-of-transnational-actors/map-3C17-EN-europe-after-the-westphalia-treaties-1648andnbsp.html, E.T. 1 Ekim 2021.

[18] Kemal Çiftçi, “Westphalia-Sistemi’ne Karşı “Millet-Sistemi Söylemi” ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 19, 2018, s.690.

[19] Kemal Çiftçi, “Westphalia-Sistemi’ne Karşı “Millet-Sistemi Söylemi” ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 19, 2018, s.689.

[20] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[21] Cem Akoğul, “OTUZ YIL SAVAŞLARI (1618-1648), Haziran 2018, https://tarihdergi.com/otuz-yil-savaslari-1618-1648/, E.T. 1 Ekim 2021.

[22] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.9

[23] Arif Özbeyli, http://www.tariheglencesi.com/FileUpload/op207895/File/otuz_yil_savaslari_1.pdf, s.14, E.T. 30 Eylül 2021.

[24] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.8.

[25] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.8.

[26] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.279, 286.

[27] Escape mondial L’Atlas, https://espace-mondial-atlas.sciencespo.fr/en/topic-strategies-of-transnational-actors/map-3C17-EN-europe-after-the-westphalia-treaties-1648andnbsp.html, E.T. 1 Ekim 2021.

[28] Kemal Çiftçi, “Westphalia-Sistemi’ne Karşı “Millet-Sistemi Söylemi” ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 19, 2018, s.689.

[29] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.279.

[30] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.283.

[31] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.10.

[32] Barış Özdal-R. Kutay Karaca, Diplomasi Tarihi-I, Dora Yayıncılık, Bursa, 2017,s.284.

[33], Murat Yayınları, Uluslararası İlişkilere Giriş, https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0574195001521096137.pdf, E.T. 3 Ekim 2021.

[34] Murat Yayınları, Uluslararası İlişkilere Giriş, https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0574195001521096137.pdf, E.T. 3 Ekim 2021.

[35] Kemal Çiftçi, “Westphalia-Sistemi’ne Karşı “Millet-Sistemi Söylemi” ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 19, 2018, s.691.

[36] Yalçın Alganer-Müzeyyen Çetin, “Avrupa’da birlik ve Bütünleşme Hareketleri”, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 23, Sayı 2, 2007, s.98.

[37] BY The Editors of Encyclopaedia Britannica, https://www.britannica.com/event/Thirty-Years-War, E.T. 3 Ekim 2021.

[38] BY The Editors of Encyclopaedia Britannica, https://www.britannica.com/event/Thirty-Years-War, E.T. 3 Ekim 2021.

[39] BY The Editors of Encyclopaedia Britannica, https://www.britannica.com/event/Thirty-Years-War, E.T. 3 Ekim 2021.

[40] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.10.

[41] Murat Yayınları, Uluslararası İlişkilere Giriş, https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0574195001521096137.pdf, E.T. 3 Ekim 2021.

[42] Verda Yiğit, 1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008, s.7.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here