Yeşil Partiler ve Türkiye’deki Siyasallaşmaları

Okunma Süresi: 6 dk 34 sn

Yeşil siyaset, 20.yüzyılın sonlarına doğru kurulmaya başlayan yeşil partilerin ve çevresel sorunların dile getirilmesinde baskı ve çıkar grubu olma özelliğine sahip, yeşil anlayışa odaklı sivil toplum örgütlerinin benimsedikleri değerler ekseninde şekillenmiştir. Uluslararası ve ulusal alanda çevre korumacı veya radikal çevreci anlayışa sahip çok sayıda sivil toplum örgütü mevcuttur (Bozkır, 2018, s. 61). Ekolojik hareketin, içinde geliştiği şartlar doğrultusunda partileşmeye gittiğini söylemek yanlış olmaz. Partileşme sürecinin en önemli nedeni mevcut kurumsal partilerin ekolojik taleplere cevap veremiyor olmasıdır. Siyasal çatışmanın sağ ve sol kanadındaki hiçbir parti çevresel sorunlarla mücadele konusunda duyarlılık göstermemişlerdir (Göktolga, 2013, s. 132). Yeşiller partisi tüm dünyada çevreci hareketin en önemli siyasi temsilcilerinden birisi olarak kabul edilir.

Ağırlıklı olarak Avrupa’da olmak üzere tüm dünyada Yeşiller adıyla anılan bir çevreci hareket söz konusudur. Bu hareket bazı ülkelerde siyasi parti formunda örgütlendiği gibi, bazı ülkelerde ise sadece bir sivil toplum örgütü şeklinde örgütlenmiştir (Tuna, 2015, s. 307). Yeşil partiler, önce fikir kulüpleri olarak ortaya çıkan ve daha sonra siyasal partiye dönüşen bir gerçeklik gösterdiğinden “parlamento dışından kurulan partiler” sınıflaması içinde yer almaktadır (Üste, 2015, s. 40). Geleneksel siyasetten dışlanmasının nedenlerinden biri, yeşil hareketin endüstri karşı tavrının işçi sınıfının çıkarları ile çelişmesidir. İkinci neden ise, bu partilerin hiyerarşik ve bürokratik yapılanmanın yeşil taleplerin gerektirdiği politika değişikliklerini yapmaya izin vermemesidir (önder, 2010).

Yeşil siyaset kendine yakın bulduğu ideolojilerle bağlantı halindedir. Yeşil siyaseti daha çok sol ideoloji içinde değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda yeşil partiler, çevresel gayelere değer veren, toplumsal adaleti, katılımcı demokrasiyi, şiddet karşıtlığını benimsediklerini ve güçlerini temelde üç unsurdan aldıklarını ifade ederler. Bunlar; çevrecilik, demokrasi ve sosyal adalettir. Ayrıca demokrasi ve çevre ile ilgili çalışmalarının dışında sivil haklar, pasif direniş, toplumsal direniş, toplumsal eşitlik, sosyal ilerleme, âdem-i merkeziyetçilik gibi konularda da çalışma yaparlar (Bozkır, 2018, s. 62). Yeşiller Partisinin evrensel yeşil ilkeler olarak belirttiği bazı ilkeler vardır. Bu ilkeler  (Tuna, 2015, s. 310);

 

  1. Doğaya Uyum:  İnsan doğanın bir parçasıdır ve doğaya zarar verebilecek her türlü insan merkezli dünya görüşünden uzak durulmalıdır. Ekolojik dengenin sağlanması ve biyolojik çeşitliliğin sağlanması her şeyden önemlidir.
  2. Küresel Mücadele:  Kapitalizmin insana ve doğaya karşı olan sömürüsüne karşı çıkarlar. Kar elde etme güdüsü ile donatılmış kapitalist sisteme ve sermayenin sınırsız bir şekilde küreselleşmesini amaçlayan neoliberalizme karşı, küresel anlamda bir mücadele vermektedirler.

3. Sürdürülebilirlik: Yeşiller için endüstriyalizm en yıkıcı sistemdir. Yeşiller yıkıcı toplum sistemine karşı gelecek kuşakların haklarını gözeten, doğayı koruyan, yaşamı sürdürülebilir kılan ve insani ölçütlerde işleyen bir ekonomik sistemi savunurlar.

4. Erkek Egemenliğinin Reddi: Yeşillere göre kadınlar toplumda ikinci sınıf vatandaş yerine konmaktadır. Ayrıca kadınların gerek ekonomik, gerekse sosyal anlamda sömürüldüğünü düşünmektedirler. Yeşiller bu durumlara karşı çıkarak kadınların yanında yer alırlar. Böylece kadınların ürettikleri özgürleştirici politikalara destek verirler. Bunların soyut ilkeler olarak ortaya konmasının yeterli olmadığı, aynı zamanda günlük yaşam pratiklerinde de hayata geçirilmesi gerektiğini savunurlar.

5. Şiddetin Reddi: Yeşiller, hangi nedenle olursa olsun, uygulanmış veya uygulanabilecek her türlü şiddeti reddederler. Yaşamın ve doğanın baş düşmanı olan ve tümüyle reddedilmedikçe asla yok edilemeyecek olan savaşa karşı koşulsuz barışı ve silahsızlanmayı savunurlar.

6. Doğrudan Demokrasi: Yeşiller, toplumun doğrudan demokrasi temelinde örgütlenmesi gerektiğini ve karar mekanizmalarına doğrudan etki edebilecekleri bir sistemi savunurlar. Bunun yanı sıra temsili ve katılımcı demokrasinin de siyasetin tabana yayılmasını sağlayacak, doğrudan demokrasi uygulamalarıyla paralel olarak ve birbirlerini destekleyerek işlemesi gerektiğini savunurlar.

7. Yerellik: Yeşiller, geleneksel siyasal hareketleri ve partilerin merkeziyetçi, hiyerarşik, erkek egemen, kişileri putlaştıran, liderlik mekanizmalarına dayalı ve katılıma kapalı örgütlenme tarzını reddeder. Yerel yapıları öne çıkaran yatay, merkezsiz, ağ tipi örgütlenme tarzını hayata geçirmeyi planlar.

8. Adil Paylaşım: yeşiller, toplumun hem ekonomik hem de cinsiyete, yaş, kişilerin sahip olduğu diğer kimliklere dayalı eşitlik temelinin kurulması ve yaşatılması idealine sahip çıkarlar. Sosyal adaleti savunurlar. Ekonomik ve sosyal politikalar bireylerin özgürlüklerine ve farklılıklarına zarar vermeyecek şekilde tasarlanmalıdır.

9. Özgür Yaşam: Yeşiller, insanların kontrol altında tutulmasına, özgürlüklerin bastırılmasına ve ekonomik anlamda sömürüyü destekleyecek her türlü otoriter ve dayatmacı yapılara karşı çıkarlar. İnsanlığın tarihsel mücadelesinin vazgeçilmez bir ürünü olan insan haklarının tüm unsurlarıyla savunulmasını ve geliştirilmesini amaçlar. Aynı zamanda insanın diğer türler üzerindeki baskısını reddederek hayvanların özgürleştirilmesi için verilen mücadeleyi destekler ve hayvan haklarını savunur.

10. Çeşitliliğin Korunması: Yeşiller; ırkçılık, milliyetçilik, köktendincilik ve cinsiyetçiliği reddeder. İnsanların ve halkların kültürel, dinsel, etnik, dilsel, cinsel ve düşünsel farklılıklarını ve çeşitliliğini tanır. Bu çeşitliliğin bütünlük içinde korunması ve geliştirilmesi gerektiğini savunur.

Yeşil düşünce, sorunları çözebilmek için oluşturulmuş klasik anlayışın dışına çıkarak mevcut ekolojik sisteme ve değerlere eleştiriye ağırlık vererek, çevre korumacılığı değil, insanların içinde yaşadıkları doğal, kentsel, toplumsal çevrenin ve bu çevreyle ilişkilerin niteliğinin tartışıldığı bir platformdur. Yeşiller Partileri’nin temelinde, özgürleştirici bir çevrenin sorgulanarak, bütünlükçü bir eleştiri ile programın oluşumu söz konusudur (Üste, 2015, s. 43).

Yeşil Hareketin Türkiye’deki Siyasallaşması

1980’li yılların sonlarında Türkiye’de çevre hareketi siyasallaşmaya başlamıştır (Duru 2002:183). Bu durum etkinlik biçimlerinin farklılaşmasından ve hareketin benimsediği düşüncenin kaynağının değişmesinin gözlemlenmesinden anlaşılmıştır. Çevre hareketlerinin siyasallaştığı yıllarda kurulması tasarlanan Yeşiller Partisi, diğer partilerin oluşumundaki süreçten farklı olarak kendisine göre bir yöntem geliştirmiştir.

Türkiye’de Yeşiller Partisi

O dönemdeki siyasi parti geleneklerine göre çok daha farklı bir konumda bulunmaktadır. Söz konusu yapının parti mi yoksa dernek mi olacağını belirlemek için pek çok toplantı yapılmış, alınan karar sonucunda anket yapılarak parti kurulmasına karar verilmiştir. 1988 yılında da Yeşiller Partisi kurulmuştur (Kaya, 2011: 9). Yeşiller partisinin amacı demokratik bir topluma ulaşmayı ve yurttaşların yaşamın farklı alanlarındaki önceliklerinin oluşmasını sağlanması, dünya barışına katkı sağlanması, ekolojik dengenin korunması ve bozulmasının önlenmesi olarak sıralamıştır (Üste,2015: 49).

Yeşiller partisinin oluşturduğu programdaki siyasi amacı, iktidar ya da koalisyon ortağı olmak değildir. Sadece devleti ve kurumlarını eleştirmeyi, muhalefet olmayı temel görev olarak kabul eden bir parti olacaklarını belirtmişlerdir (Kaya, 2011:9). Parti içerisinde bazı muhaliflerden dolayı çıkan ikilikler yüzünden uzlaşmaya varılamaması sonucunda 1994 yılında kapanmıştır (Kaya, 2011: 11). 1994’te kapanan Yeşiller Partisi 2008 yılında kurucuları arasında eski yeşillerden isimlerin de bulunduğu kırk kişilik bir kurucular grubunun başvurusuyla tekrardan kurulmuştur. Parti, insanların geleceğinin, yeryüzünün geleceğinden farklı olmadığını, küresel iklim değişikliğinin her geçen gün artış gösterdiğini, şiddetin, eşitsizliğin, yoksullaşmanın ve ayrımcılığın yaygınlaştığını vurgulamaktadır.

Toplumun sorunlarının çevrenin sorunlarından, ekolojinin ise politikadan bağımsız olmadığını dile getirmiş ve Yeşil politikanın yaşamsal bir zorunluluk olduğunu dile getirerek amaçlarını belirtmişlerdir (Yeşiller Partisi, 2016:1-2). Partinin ilkeleri olarak; doğayla uyum içinde olma, doğa ve insan yaşamının dengeli olması, küresel mücadele, erkek egemenliğinin ve şiddetin reddedilmesi, doğrudan demokrasi, özgür yaşam ve ekolojik çeşitliliğin korunması olarak açıklanmıştır (Kaya, 2011: 13). 2008 yılında kurulan parti 2012 yılında kapatılmıştır. Kapatılmasının ardından Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ile Yeşiller Partisi birleşerek ‘Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni kurduklarını kuruluş kongresinde duyurmuşlardır. Kurulan yeni partinin programı da açıklanmıştır (http://www.agos.com.tr). Türkiye’de ve dünyada yaşanan olayların günümüzdeki durumunun incelenmesi ile başlanılan parti programında, azınlık hakları, tarihle yüzleşme, çevre, hayvan hakları, yaşlılar ve engellilerin sosyal hakları ile Türkiye için öngörülen yeni yönetim modelleri yer almaktadır. Partinin amacı ise insanın, doğanın ve emeğin haksızca kullanılmadığı, insanların kendi geleceğine ve ekosisteme sahip çıktığı, şiddetin olmadığı, doğrudan demokrasiyi savunan, sürdürülebilir, çevreye uyumlu bir düzen kurmak ve cinsiyet eşitliği için mücadele etmektir (Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Tüzüğü, 2012: md. 3).

  Azınlıkların Elindeki İktidar: Baas Partisi'nin Suriye Kolu

KAYNAK



Bozkır, Özge(2018), “Çevreci Anlayışın Siyasallaşması: Yeşil Siyaset ve Türkiye”, Uluslararası Batı Karadeniz Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, ss.56-69.

Duru, Bülent (2002), Türkiye’de Çevrenin Siyasallaşması: Yeşiller Partisi Deneyimi, Mülkiye Dergisi, Cilt 26, Sayı 236, Ankara.

Göktolga, Oğuzhan(2013),”Yeni Siyaset ve Ekolojik Hareketler”, Birey ve Toplum Dergisi, ss. 127-136.



Kaya, Ramazan (2011), Bir Ekoloji Hareketi Olarak Yeşiller ve Türkiye’de Yeşiller Partisi, Yeşil Düşünce Broşür Dizisi-2.

Önder, Tuncay(2010), Ekoloji, Toplum ve Siyaset, Opus Yayıncılık, İstanbul.

Tuna, Muammer, Toplum ve Çevre. İ. Sezai içinde, Sosyolojiye Giriş, Beta yayıncılık, İstanbul, 2012.

Tuna, Muammer(2015), “Türkiye’de Çevre Toplum İlişkisi ve Çevre Sosyolojisi”, Sosyoloji Konferansları, ss. 291-318.



Üste, Rabia Bahar (2015), “Doğanın Siyaset Paradigması: Yeşil Siyaset”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimleri Dergisi, cilt: 7, S. 2, ss. 38-54.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Program ve Tüzüğü, 2012.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.



Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here