Büyük Petro’dan 1917 Ekim Devrimine Kadar Rus Modernleşmesinin Ana Hatları

Okunma Süresi: 11 dk 36 sn

1. Petro Dönemi (1682-1725) ve Rus Modernleşmesinin Başlaması

Rusya tarihinde “Büyük” lakabıyla birlikte anılan 1. Petro, iktidara geldiğinde Rusya Avrupa devletlerine oranla oldukça geri kalmış görünmekteydi. Petro, Rusya’yı modernleştirmek adına oldukça önemli bir adım atmış ve Avrupa’yı ziyaret eden ilk Rus çarı olmuştur.[1] Petro’nun Avrupa gezisi 18 ay sürmüştür. Bu gezi boyunca Hollanda’da gemicilik alanında gözlemler ve çalışmalar yapmış buna ek olarak tıp ve astronomi gibi alanlarda da gözlemler yaparak geriye döndüğünde bu gözlemlerini Rusya’da uygulamaya çalışmıştır.[2] Petro iktidara geldiğinde Avrupa aydınlanma çağına girmiş bulunmaktaydı. Buna karşın Rusya devlet sistemi ve toplumsal yapısı Ortaçağ izlerini barındırmaktaydı.

Ortaçağ’ı temsil eden bir görsel

Avrupa seyahati boyunca bu geri kalmışlığı tespit eden Petro ülkesine döndüğünde Rus devletinin tüm sektör ve alanlarını kapsayan bir dizi reform hareketlerine başlamıştır. Petro bu reform sürecini gerçekleştirirken batı devlet sistemlerini taklit etmemiş, aksine batılı tarzda yenilikler ile geleneksel yapıyı harmanlayarak Rusya’ya özgü bir siyasal sistemin kurucusu olmuştur. Büyük Petro’nun giriştiği bu köklü modernleşme hareketlerinin simgesi kuşkusuz St. Petersburg şehri olmuştur.

Petro, ülkesine Baltık Denizi üzerinden bir çıkış noktası sağlayabilmek adına İsveçlileri bölgeden çıkartmış ve Avrupa gezileri sırasında bulunduğu Amsterdam şehrini örnek alarak buraya St. Petersburg şehrini inşa ettirmiştir[3]. Petro bu şehri tamamen batılı tarzda kurmak ve devletin merkezini bu yeni kurulan şehre taşımak istiyordu. Bu amaçla Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen mimar ve mühendisler şehrin yeniden imarında görevli olmuş ve ilerleyen yıllarda St. Petersburg hem görünüm hem de nüfus açısından gelişmiş bir şehir görünümüne kavuşmuştur. Petro, Petersburg’un merkez haline gelmesi amacıyla devletin önde gelen soylularını bu yeni şehre göç etmeye zorlamıştır ve bu özelliği ile Petro’nun reformları tepeden inme uyguladığı ve despot bir yönetim tarzı izlediği söylenebilmektedir[4].

Büyük Petro’nun modernleşme yolunda en önem verdiği alanlardan biri eğitim olmuştur. Petro, Bilimler Akademisi kurdurarak teknik eğitim modelini geliştirmek istemiş ve önde gelen bilim adamlarının eserlerinin Rusça’ya tercüme edilmesine olanak sağlamıştır[5]. Bunun yanında yine halkın eğitimine önem vermiş ve bu konuda önemli bir adım atarak kiril alfabesini sadeleştirme çalışmaları başlatmıştır. Petro daha sonra ilk Rus gazetesini bastırmış, sadeleşen alfabenin de yardımı ile çeşitli edebiyat ve bilim çalışmalarının çevirilerini yaptırmış ve ilk Rus tiyatrosunun sahnelenmesine öncülük etmiştir[6]. Petro bu reformlara ek olarak Jülyen takvim sistemini kabul etmiş, üst sınıfa mensup kadınların sosyal hayata katılımını savunmuş ve Rus vatandaşının görünüş özelliklerini değiştirmeye çalışmıştır. Bu amaçla saç ve sakal kanunu düzenlemiş ve halkın kılık kıyafeti üzerinde ciddi değişikliklere yönelik kanunlar çıkartmıştır.

Jülyen takvimi sistemi 2021

Petro modernleşme hareketlerine geleneksel Rus kurumlarını da ekleyerek bu kurumlarda da ciddi dönüşümlere zemin hazırlamıştır. Özellikle yönetimin laikleştirilmesi amacıyla kilisenin devlet yönetimi üzerindeki baskısı giderek azaltılmıştır. Bunun yanında ülkenin idari sistemi üzerinde İsveçlileri örnek alarak ülkeyi soylu bürokratların denetime altına girecek il ve ilçe gibi idari bölgelere bölmüştür[7]. Petro’nun uygulamaya çalıştığı bu modernleşme hareketlerine bir diğer perspektiften bakmak gerekirse, reformların çoğu tepeden inme ve zorla uygulanmıştır. Avrupa ekonomik sisteminin Rus coğrafyasında uygulanmaya çalışılması köylülerin ciddi vergi yükleri altında ezilmesine sebep olmuş ve reformları tatbik etmekte zorlanan köylü sınıfı ve yüksek soylu zümre arasındaki yaşam farkı giderek artmıştır[8].

Petro döneminde başlayan bu tepeden inme reform hareketlerinin ve toplumsal sınıflar arasındaki farkın giderek belirginleşmesi Rus modernleşmesinin temel karakteristik özelliklerinden biri olmuş ve ilerleyen yıllarda da devam etmiştir. Büyük Petro’nun başlatmış olduğu modernleşme ve reform hareketleri Rus toplumunun bir kısmı tarafından eleştiri ile karşılanmıştır. Bunun nedeni olarak özellikle Ortodoks Kilisesi’nin gözden düşürüldüğü bir dönemde bilim ve reformların yabancılar tarafından topluma sokulması, Petro’nun tanrısızlık ile suçlanmasına sebebiyet vermiştir[9]. Bu düşünce özellikle köylü Rus halkı üzerinde etkili olmuş ve reformların kabul edilmesini zorlaştıran bir etken olmuştur. Bunun aksine bu dönemde Rus eğitim modeli giderek gelişmiş ve dünyadaki en iyi eğitim modellerinden biri halini almıştır bu sayede devlet harcamalarında öncelikli bir konuma yükselmiştir[10]. Petro, Avrupalı devletlere elçilikler atama yolu ile oradaki gelişmeleri yakından takip etmiş ve sonuç itibariyle Rusya’nın Avrupa diplomasisi içinde büyük bir oyuncu olarak yer almasının temellerini atmıştır.

2. Katerina ve 18. Yüzyıl Modernleşmesi

Rus modernleşmesinin genel hatları dikkate alındığında Büyük Petro sonrası modernleşme geleneğinin Çariçe 2. Katerina tarafından devam ettirildiği görülmektedir. Petro ve Katerina’nın Rus modernleşmesinin sembol isimleri olduğu söylenebilir. Bu anlamda Rus olmamasına rağmen Rusya’nın ilerlemesi ve modernleşmesi adına yaptığı reformlar ile Katerina Rus tarihinin önemli isimlerinden biri olmuş ve Petro gibi “büyük” ünvanını almıştır. Katerina Rus devlet idaresini anayasaya dayalı bir sisteme dönüştürmeye çalışmış ve liberalizm ve özel mülkiyet gibi kavramların Rus toplumunun zihninde oluşmasına imkan tanımıştır[11].

Çariçe 2. Katerina

Bunun yanında Katerina’nın en önem verdiği alanlardan biri eğitim olmuştur. Eğitim alanında Rusya’da faaliyet göstermekte olan kurumları bir arada toplayarak bir Milli Eğitim Enstitüsü kurulmasını sağlamıştır[12]. Bu anlamda çeşitli kademelerde eğitim veren kurumların müfedatları hazırlanmış ve öğrencilere temel ve kapsayıcı eğitimler verilmesi istenmiştir. Bunun yanında 2. Katerina kadınların eğitim alanına dahil olması için çalışmalar yapmış ve kadınlara eğitim veren kurumların açılmasını sağlamıştır. Eğitim alanındaki çalışmaları karşılaştırıldığında 1. Petro zamanında ülke genelindeki eğitim kurumlarının sayısı elli iken, Katerina döneminde bu kurumların sayısının üç yüze kadar yükseldiği görünmektedir[13].

Eğitim alanındaki modernleşmeye ek olarak toplumsal alanda da reformlar yapılmıştır. Buna göre Katerina halkın ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına huzurevleri, bakımevleri, yetiştirme yurtları ve hastaneler açmıştır[14].

Katerina 1. Petro’nun gerçekleştirmiş olduğu idari reformları devam ettirmiş ve geliştirmiştir. Dönemde hakim olan rüşvet ve keyfilik gibi uygulamaların önüne geçmek istemiş ve bu nedenle 1775 yılında yerel yönetimler reformu yapmıştır. Bu reform sayesinde vilayetlerin mevcut sayısı artmış ve yönetim alanında güçlü bir yapı modeli ortaya konmuştur[15]. Bu model ile birlikte yerel yönetimlerin merkeze olan bağı güçlenmiş ve böylece Katerina’nın gücü de artmıştır.

Hermitage Müzesi – St. Petersburg

Katerina bilim, felsefe, sanat, edebiyat ve tarih gibi pek çok alanda Rus kaynaklarının oluşmasını teşvik etmiştir. Bu anlamda ilk kapsamlı Rus tarihi eseri bu dönemde yazılmıştır. Rus resim sanatı büyük ölçüde bu dönemde gelişmiş olup dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Hermitaj Müzesi’nin ilk eserleri 2. Katerina döneminde bir araya getirilmeye başlanmıştır. Buna ek olarak klasik Rus edebiyatının da bu dönemde başlamış olduğu görülmektedir.

Bu dönemde Fransa başta olmak üzere Avrupa üzerinde yayılmaya başlayan eşitlik ve özgürlük gibi söylemlerin Rus toplumu üzerine de yansıdığını söylemek mümkündür. Bu nedenle iktidarının son günlerine doğru ayaklanmalar ve isyanlar çıkacağından endişe duyan çariçenin daha despot emirler verdiği görülmektedir[16]. Tüm bu gelişmeler dikkate alındığında Rusya tarihinde 1. Petro ve 2. Katerina’nın Rus aydınlanması döneminin iki önemli hükümdarı olduğu görülmektedir. Bu anlamda Katerina, Petro’nun başlatmış olduğu batılılaşma ve modernleşme hareketlerini desteklemiş ve devamını getirmiştir.

3. Yüzyıl Modernleşme Hareketleri

4. yüzyılın Rus modernleşme tarihi açısından bir duraklama dönemi olduğu kabul edilmektedir. Bu dönemde yapılması gereken reformlar gecikmiş ya da bir türlü uygulama imkanı bulamamıştır. 19. yüzyılın ilk Rus çarı 1. Aleksandr’dır. Aleksandr döneminde Rusya, Napolyon Fransa’sına karşı savaşmış ve bu savaşta galip gelmesi ile Rusya Avrupa siyaseti üzerinde dinamikleri belirleyici bir oyuncu olma konumuna yükselmiştir[17]. Aleksandr iktidara geldiğinde yenilikçi ve reformist düşüncelere sahipti. Özgürlükçü eğilimleri olduğu için öncelikle ülke genelinde köylü serfliği sistemini kaldırmak istemiştir[18]. Planları bu yönde olmasına rağmen uygulamaları bu kadar ileriye gidememiş ve 1803 yılında yalnızca çiftçilerin serbestliğine dair bir yasa çıkarabilmiştir. Bu dönemin en önemli reformlarından biri kuşkusuz anayasa çalışması olarak görülebilirdi. Buna karşın yapılan çalışmalara rağmen halkın yönetime katılması ve yasaların üstünlüğü gibi maddeleri de içerebilecek olan anayasa tereddütle karşılanmış ve hayata geçirilememiştir[19]. Buna rağmen bir takım idari reformlar hayata geçirilmiş ve önce bakanlıklar ardından da 1810 yılında Rusya Devlet Konseyi kurulmuştur. Bu gelişmelere rağmen Aleksandr planladığı köklü reformları hayata geçirememiştir. Buna ek olarak 1. Aleksandr dönemi Rusya’da milliyetçi ideolojinin geliştiği bir dönem olmuş ve slovofil düşünce popülerlik kazanmaya başlamıştır. Bu düşüncelerin temel kuramcılarından biri olan Karamzin, Çar 1. Aleksandr’ın resmi tarihçisi olmaktadır. Bu tarihlerden itibaren uzun yıllar Rus siyasetine yön verecek ve çekişmesi günümüzde dahi devam edecek olan Slovofil ve Batıcı düşünceler arası rekabet başlamıştır. Bu anlamda Rus çarları genel olarak slovofil çizgiye yakın durmuş ve anayasal monarşi taleplerini bastırmışlardır[20].

1. Aleksandr

Rus modernleşme tarihi açısından en önemli isimlerden biri de Çar 2. Aleksandr’dır. 2. Aleksandr Rus tarihi içinde en özgürlükçü çar olarak kabul edilmektedir[21]. Bunun başlıca nedeni kuşkusuz çarın 1861 yılında serfliğin kaldırılması kanununu yani Kurtuluş Fermanı’nı ilan etmiş olmasıdır. Serfiliğin kaldırılmasına rağmen beklenen sonuçlar tam anlamı ile alınamamış ve serflerin ekonomik köleliği bu dönemde de devam etmiştir[22]. Bu reform sayesinde köylüler hukuksal haklarına ve vatandaşlık haklarına kavuşmuş oldu. Buna ek olarak serfliğin kaldırılmasından memnun olmayan soylu kesim de reformlara karşı cephe almaya başlamıştır. Ayrıca köylüler de vatandaşlık haklarına kavuşmuş olmalarına rağmen çok ağır vergiler ile karşılaşmış ve bu durum karşısında pek memnun olmamışlardır.

2. Aleksandr modernleşme hareketlerini hukuk, idari ve askeri alanda da devam ettirmiş ve “zemstvo” adı verilen il ve ilçe meclislerinin kurulmasını sağlamıştır. Buna ek olarak 25 yılı bulan askerlik hizmetleri, askerden kaçışlara zemin hazırladığı için Rus askeri sistemi yeniden düzenlenmiştir.[23] Sık sık savaşların yaşandığı bu dönemde askeri olanakları geliştirmek ve insan gücünü daha etkili kullanabilmek adına demiryollarının geliştirilmesi sağlanmıştır. Hukuk alanında ise özellikle Fransız yargı kanunlarından esinlenerek yeni yargı sistemleri geliştirilmiştir. Bu yeni yargı sisteminde yürütme ve yargı birbirinden ayrılmış ve daha şeffaf bir sistem oluşturulmasına çaba gösterilmiştir.[24] Bu reformlar sayesinde yargı önünde vatandaşların eşitliği kabul edilmiş olsa da bu reform kapsamının oldukça dar olduğu ve köylülerin bu reform kapsamı dışında tutulduğu görülmüştür. Bu dönemin özelliklerine bakıldığında çeşitli reformlar yapılmasına rağmen 1. Aleksandr döneminde devlete yerleşmekte olan Slovofil ideolojinin devam ettirildiği görülmektedir. Bu nedenle modernleşme çabalarına rağmen 2. Alexandr anayasal reformlar yapmaktan kaçınmış ve bu dönemde anayasal yönetim taleplerinin karşısında yer almıştır. Zamanla ağır vergilere maruz kalan köylülerin yaşam standartları daha da düşmeye başlamış ve şehirde yaşayan işçi kesim de oldukça ağır çalışma şartları karşısında sömürülmek ile karşı karşıya gelmişti. Bu gelişmelere paralel olarak basın ve yayın özgürlüğüne kısıtlamalar getirilmeye başlanmış ve muhalif örgütlenmelerin önü sert bir şekilde kesilmeye başlanmıştır.[25] Buna rağmen çeşitli örgütler arasında Çar muhalifi hareketler gittikçe zemin kazanmaya başlamış ve nihayetinde 2. Alexandr’a suikast girişimi başarı ile sonuçlanmıştır. 2. Alexandr iktidarı milliyetçi politikaların gittikçe daha baskın olmaya başladığı bir dönem olmuş ve özellikle Rus olmayan vatandaşlar üzerindeki baskı artmış ve Ruslaştırma politikaları uygulanmaya başlanmıştır. Bu dönemde eğitim alanında oldukça sınırlayıcı politikalar hayata geçirilmiş ve kilisenin toplumsal alandaki rolü gittikçe arttırılmıştır.[26] Ülke genelinde başlayan bu kısıtlama hareketleri ve kıtlığın baş göstermesi devrimci hareketlerin gelişmesine olanak sağlamıştır. Bunun neticesinde 1872 yılında Karl Marx’ın Kapital kitabı Rusça’ya tercüme edilmiş ve bu dönemde sosyalist hareketler zemin kazanmaya başlamıştır.[27] Bu nedenler ile bu dönemde modernleşme ve reform hareketleri uygulanamamış ve devrimci hareketler popülerlik kazanmaya başlamıştır. Bu hareketlere karşı 3. Alexander oldukça sert tedbirler alarak karşılık vermiştir. Buna ek olarak daha önceki dönemlerde yapılan reformlar daha muhafazakar ve milliyetçi ilkeler ile yeniden şekillendirilmiştir.[28]

3. Alexander

1890 yılından itibaren ülke genelinde sanayileşme hamleleri başlatılmış fakat istenilen ekonomik hedeflere ulaşılamamıştır. Bunun yanında aydınlar ve bürokrasinin arası gittikçe bozulmaya başlamış ve aydınlar ülkenin durumundan modernleşme hareketlerini sorumlu tutmaya başlamış ve Çara muhalefet etmeye başlamışlardır.[29] Bu muhalif grupların modernleşmeyi sorumlu tutmalarının sebebi başlıca reformların yukarıdan aşağıya gerçekleşmesi ve zora dayanıyor olmasıydı. Bunun bir sonucu olarak batı karşıtlığı zemin kazanamaya başlamış ve bu karşıtlık gerçekleşecek olan devrimin altyapısını beslemeye devam etmiştir. Çarlık Rusya’nın son imparatoru 2. Nikola iktidarı devraldığında batı ile Rusya arasındaki gelişmişlik farkı oldukça belirgin bir düzeydeydi. Bu nedenle Nikola’nın en büyük ideallerinden biri ülke genelinde endüstrileşme ve sanayileşme hareketlerini desteklemek olmuştur. Bu dönemde yaşanan nüfus artışı ve ekonominin büyümesi arasında bir orantı olduğu görülmektedir. Buna göre nüfus artışı ekonomik gelişmeye yol açarken, ekonomik gelişme de daha iyi yaşam koşullarına yol açmış ve teknolojik gelişmeyi ve ulaşım modernizasyonu da beraberinde getirmiştir.[30] Buna karşın dönemin rakiplerine bakıldığında Rusya’nın hala gelişmekten oldukça uzak bir ülke portresi çizdiği de görülmektedir. Buna ek olarak oldukça otokratik ve baskıcı bir rejim anlayışının hüküm sürmesi reform hareketlerinin başarısızlık ike sonuçlanmasına neden olmuştur. Bu başarısız reform girişimleri, artan ekonomik sıkıntılar ve Nikola’nın gittikçe daha otokratikleşen yönetim tarzı 20. yüzılın başında eşine rastlanmamış bir devrim hareketine yol açmış ve nihayetinde imparatorluğun sonu olmuştur.

Sonuç

Kiev Knezliği’nin güçlenmesi ile başlayan devletleşme sürecinde, ilk önce ortodoksluğun resmi din olarak kabul edilmesi ve sonrasında kiril alfabesine geçilmesi gibi gelişmeler Rusya ve Avrupa toplulukları arasındaki toplumsal farklılıkları derinleştirmiştir. Çarlık Rusya’nın gittikçe büyüyen yapısı onun aynı zamanda reforma duyduğu ihtiyacı da arttırmıştır. Özellikle 1. Petro iktidarı Çarlık Rusya için bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Petro Avrupa ziyareti sırasında görüklerinden dersler çıkarmış ve döndüğünde ülkesini büyük ideallere kavuşturabilmek adına modernleşme hareketlerini başlatmıştır. Petro ile başlayan modernleşme hareketleri sonraki yüzyıllarda da gerçekleşecek reformların temel karakteristik yapısı üzerinde belirleyici olmuştur. Öyle ki Rusya İmparatorluğu tarihi boyunca reformlar tepeden inme bir şekilde uygulanmış ve adeta kabulü zora dayalı bir şekilde gerçekleşmiştir.

Reformların doğasının yüzyıllar boyunca bu doğrultuda şekillenmesi batı değer ve yargılarına uymadığı için kısmen başarılı olsa da genel bir çerçevede beklenen başarıya ulaşamamıştır. Zaman ile aydınlar ve halk arasındaki kültürel fark gittikçe açılmış ve bu toplumsal ayrışmadan modernleşme hareketleri sorumlu tutulmuştur. 19. yüzyıl boyunca modernleşme hareketlerinin batı değerleri ile uygun olmaması Rusya ve Avrupalı ülkelerin arasının açılmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda Avrupa tarafından dışlanan Rusya’da milliyetçi ve slovofil düşünceler zemin kazanmaya başlamıştır. Bu düşüncelerin zemin kazanması ile batı karşıtlığı artmaya başlamış ve ileride gerçekleşecek devrimin köklerini beslemeye başlamıştır. Bu tarihten sonra gerçekleşen hızlı ekonomik sıkıntılar, savaşların başlaması ve rejimin otokratikleşmesi toplumda muhalif seslerin yükselmesine neden olmuş ve nihayetinde Çarlık Rusya’nın sonu olmuştur.

Ayşe Zümra Mert 

Stratejik Ortak Misafir Yazarı 

  1998 - 1999 Kosova Savaşı Ekseninde Rusya’nın Balkanlar Politikası

KAYNAK



Dipnotlar 

[1] Ozan Örmeci, Sina Kısacık, Rusya Siyaseti ve Rus Dış Politikası, Ankara, Seçkin Yayınları, 2018, s.30

[2] İlber Ortaylı, “Deli mi Büyük mü?” Hürriyet Gazetesi, 31 Mayıs 2020, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/deli-mi-buyuk-mu-41529429 ( Erişim Tarihi 17.04.2021)



[3] Örmeci, Kısacık, a.g.e., s.30

[4] Esra Atalı, “1905 Rus Devrimi ile 1908 Jön Türk Devrimi’nin Karşılaştırılmalı İncelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002, s.12

[5] Ümmet Erkan,”Rus Modernleşmesinde Batı Karşıtlığının Tarihsel Temelleri”, Bartın Üniversitesi Çeşm-i Cihan:Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 2017, Cilt4, sayı 1, s.57

[6] Erkan, a.g.m., s.57



[7] Örmeci, Kısacık, a.g.e., s.30

[8] Atalı, a.g.t., s.13

[9] Geoffrey Hosking, Rusya ve Ruslar Erken Dönemden 21. Yüzyıla, Çev. Kezban Acar, İstanbul, İletişim Yayınları, 2006, s.292

[10] Hosking, a.g.e., s. 292



[11] Erkan, a.g.m., s.59

[12] Zulfiya Şahin, “18. Yüzyılın İlk Yarısında Rusya’nın Kültürel Gelişimi ve Batıya Uyum Çabaları”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2014, s.177

[13] Şahin, a.g.m., s.178

[14] Dilek Yiğit Yüksel, “Rus Modernleşmesi ve Türkiye (1682 – 1905)”, Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, 2006, s.145



[15] Yüksel, a.g.t., s.140

[16] Şahin, a.g.m., s.190

[17] Erkan, a.g.m., s.60

[18] Melih Coşkun, “Ekim Devrimine Açılan Kapı: Rus Modernleşmesi”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 44, 2014, s.8



[19] Coşkun, a.g.m., s.8

[20] Örmeci, Kısacık, a.g.e., s.31

[21] Örmeci, Kısacık, a.g.e., s.31

[22] Örmeci, Kısacık, a.g.e., s.31



[23] Erkan, a.g.m., s.64

[24] Erkan, a.g.m., s.64

[25] Atalı, a.g.t., s.24

[26] Yüksel, a.g.t., s.249

[27] Atalı, a.g.t., s.27

[28] Erkan, a.g.m., s.67

[29] Erkan, a.g.m., s.67

[30] Yüksel, a.g.t., s.259

Kaynaklar 

Atalı Esra, “1905 Rus Devrimi ile 1908 Jön Türk Devrimi’nin Karşılaştırılmalı İncelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002

Coşkun Melih, “Ekim Devrimine Açılan Kapı: Rus Modernleşmesi”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 44, 2014

Erkan Ümmet, ”Rus Modernleşmesinde Batı Karşıtlığının Tarihsel Temelleri”, Bartın Üniversitesi Çeşm-i Cihan:Tarih, Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 2017, Cilt4, sayı 1

Hosking Geoffrey, Rusya ve Ruslar Erken Dönemden 21. Yüzyıla, Çev. Kezban Acar, İstanbul, İletişim Yayınları, 2006

Ortaylı İlber, “Deli mi Büyük mü?” Hürriyet Gazetesi, 31 Mayıs 2020, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/deli-mi-buyuk-mu-41529429 ( Erişim Tarihi 17.04.2021

Örmeci Ozan, Sina Kısacık, Rusya Siyaseti ve Rus Dış Politikası, Ankara, Seçkin Yayınları, 2018,

Şahin Zulfiya, “18. Yüzyılın İlk Yarısında Rusya’nın Kültürel Gelişimi ve Batıya Uyum Çabaları”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2014

Yüksel Dilek Yiğit, “Rus Modernleşmesi ve Türkiye (1682 – 1905)”, Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, 2006.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here