Stratejik Düşünce ve Büyük Strateji

Okunma Süresi: 6 dk 37 sn

Strateji ve stratejik düşünce genellikle askeri kavramlar ile özdeşleştirilmiştir. Bu kavram, askeri araçların politik amaçlar için kullanılması olarak tanımlana gelmiştir. Fakat, bu kavram zamanla diğer alanlarda da kendine yer bulmuştur ve anlam derinliğini arttırmıştır. Günümüzde, hemen hemen her konuda strateji kavramı kullanılmaktadır. Örneğin, ekonomik stratejiler küreselleşen dünyada oldukça önem kazanmıştır. Güvenlik kavramının değişmeye başlaması ile strateji kavramı da değişime uğramış ve yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşma sonucunda kavramın tanımında belirsizlikler oluşmuş ve çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır.

Strateji konusunda amaçlar önemsenmez iken araçlara odaklanılmıştır fakat, araçların bu kadar öne çıktığı bir ortamda amaçlar göz ardı edilmektedir. Bu durum sonucunda, strateji eylemini gerçekleştiren asıl öğe olan özne sürece dahil edilmemektedir. Ancak, strateji araçlar yoluyla amaçlara ulaşılan öznel ve sosyal bir kavramdır [1]. Strateji kavramının pek çok tanımı bulunmaktadır.

Bu tanımlar arasında farklılıklar olsa da temel olarak hepsi, stratejinin ana unsurlarının araçlar ve amaçlar olduğunu varsaymaktadır. Bu araçlar ve amaçların birbirleri ile uyumlu hale getirilmesi sürecine de strateji denmektedir. Stratejinin genellikle askeri strateji olarak akla geldiğini belirtmiştik. Bu noktada strateji kavramı genellikle materyal unsurlar üzerinden değerlendirilmiş ve askeri güce odaklanmıştır [2]. Burada da realizm teorisi altında incelenmeye başlamıştır, realizme göre hayatta kalmak güç ile doğru orantılıdır.

Çıkar ve güç kavramlarının önem kazandığı realizmin strateji anlayışında, çıkarlar stratejinin amaçlarına; güç amaçlara ulaşmak için kullanılan araçlara denk gelmektedir [3]. Bu tanımlamalara karşı çıkan diğer teoriler ise, kendi argümanlarını üretmişler ayrıca realizmde kendi içinde çıkan diğer akımlar altında bu kavrama farklı bakış açıları getirmiştir. Fakat, bu bakış açıları tanımlamanın özündeki güç ve çıkar kavramını çok fazla değiştirmemiştir denilebilir. İnşacı teori, bu noktada realizme karşı çıkmış ve özneler arası çatışmaların nasıl çıktığına ve stratejinin bu çatışmaların neresinde olduğu konusunda tartışma yürütmüştür [4].

Yapı-özne arası ilişkiler ile oluşan uluslararası sistemde kimliklerin ön plana çıktığını ve aktörlerin bu kimlikler neticesinde stratejilerini belirlediğini öne süren inşacı teori, stratejik kültürün varlığına dikkat çekmiştir. Bu tür çalışmalar strateji kavramının tanımını araç odaklı olmaktan çıkarmış ve öznenin daha ön plana çıktığı yaklaşımların oluşmasında önemli rol oynamıştır. Strateji kavramı özneler aracılığıyla oluşturulur ve onlar sayesinde şekillenir. Tıpkı anarşi gibi strateji ve güvenlikle devletlerin ondan ne anladığı ve nasıl algıladığı ile ilgili olmaktadır.

Büyük Strateji Kavramı

İnsanoğlunun bir otorite altında birleşip kurduğu ve diğerlerine nazaran daha büyük güç kazanan tüm yapılar veya devletler bu gücü elinde tutmak için her zaman “büyük stratejilere” (Grand Strategy) ihtiyaç duymuşlardır. Bu stratejiler bahsi geçen aktörleri dönemin en güçlü yapıları haline getirmiş ve uluslararası sistemin belirleyicisi konumunda olmuşlardır.

Tarihin en güçlü imparatorluklarından olan Roma İmparatorluğu’nun dahi bir stratejisi ve ileriye dönük bir planı var olmuştur. “Tüm yollar Roma’ya çıkar.” Sözü de bu stratejinin özüne vurgu yapmaktadır. Çünkü, Roma İmparatorluğu ordusunu ve ekipmanlarını götürdüğü her yere yol yapmakta ve bu sayede lojistik hizmetlerini sağlamaktaydı. Bu nedenle tüm yollar başkente (Roma’ya) çıkmaktaydı. Birçok bölgeyi fetheden bu İmparatorluk sahip olduğu stratejiler ve taktikler sayesinde bulunduğu konuma yükselebilmiştir.

Burada taktik ve stratejiyi birbirinden ayrı tutmak gerekmektedir. Taktikler kısa dönemli anlık hamleleri tanımlarken; stratejiler daha büyük uzun vadeli amaçları tanımlamaktadır, denilebilir. Bir diğer güçlü İmparatorluk olan, Osmanlı İmparatorluğunun da “Cihan-ı Şümul” (Küresel-Evrensel) bir imparatorluk olmak gibi büyük bir stratejisi var olmuştur ve 600 yıllık tarihinde bu stratejiyi gerçekleştirmek için hamleler yapmıştır. Strateji genellikle savaş ile siyaset arasında bir köprü görevi görmektedir. Çünkü, Savaş yönetimi de bir strateji sayılmaktadır ve stratejik hesaplamalar sadece askerlere yani savaşanlara bırakılmamalıdır. Stratejiyi sağlayan şey tek başına savaşmak veya savaş kazanmak olmamaktadır. Bununla aynı doğrultuda, idari ve siyasi güç, ekonomik ve askeri güç de paralellik göstermekte ve büyük stratejiyi gerçekleştirme konusunda katkı sağlamaktadır. Bu nokta da stratejiye dar bir kapsamdan değil de daha bütüncül bir şekilde yaklaşmak doğru olacaktır. “Savaş diplomasinin farklı araçlarla uygulanmasıdır.” Sözünü ele alacak olursak büyük strateji denilen olgu birden fazla parçanın bir araya gelerek oluşturduğu bir amaçtır denilebilmektedir [5]. Günümüzde devletler büyük stratejik hamlelerini gerek savaş gerekse diplomasi, yumuşak güç veya ekonomik güç ile yapabilmektelerdir. Bu stratejik hamleleri yapabilmenin ve hedefe bir adım daha ulaşmanın temelinde yatan şey “güç” tür. Bir devlet güçlü olduğu ölçüde bu denli büyük stratejik perspektifler kazanmakta ve bunu gerçekleştirmek için hamle yapacak yeteneklere sahip olmaktadır. İmparatorlukların yıkılmasıyla onların mirasçısı olan güçler de büyük stratejilerini oluşturmuş ve onu gerçekleştirmek için adımlar atmışlardır.

Kırım’ın ilhakı

Rusya’nın eski İmparatorluk ve SSCB bölgelerinde etkisini devam ettirmesi, Kırım’ı ilhakı, Suriye ve Libya gibi kendisine uzak yerlerde varlık göstermesi, kendi büyük stratejisinin bir parçası olmaktadır [6]. Diğer yandan, sistemin en güçlü devleti olarak öne çıkan ABD ise, Pax-Americana gibi büyük stratejilere sahip olmakla beraber kendi coğrafyasına çok uzak bölgelerde bile varlık göstermekte ve güç rekabetinde her zaman kazanan olmak istemektedir [7]. Soğuk Savaş dönemindeki, Marshall Planı, Truman Doktrini, Çevreleme Politikası, NATO’nun kurulması gibi hadiseler ABD’nin kurguladığı büyük stratejiyi hayata geçirmesi için yapılmış hamleler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Soğuk Savaştan sonra ortaya çıkan Medeniyetler Çatışması, Tarihin Sonu ya da Yeni Dünya Düzeni gibi söylemler bu stratejinin özünü bize yansıtmaktadır.  Son dönemlerde, ABD-Çin arasında yaşanan rekabet de yine ABD’nin tek başına hegemon olma ayrıcalığından vazgeçmemesi ve stratejik planlarını gerçekleştirmek için engel olarak gördüğü Çin’i caydırma politikalarının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç Yerine

Sonuç olarak, Stratejiyi belirleyen genel olarak sistemdeki aktörler yani öznelerdir. Strateji genellikle güç tanımı ile paralellik gösterdiği için askeri ve materyal güçler ile birlikte değerlendirilmiş ve hayatta kalmak için elzem olan kavramlardan biri olarak algılanmıştır. Kavram, pozitivist düşünce akımlarının etkisinde basitleştirilmiş ve indirgemeci bir tanımlama ile karşı karşıya kalsa da günümüzde daha geniş ve karmaşık bir anlama sahip olmaktadır. Amaçların mı yoksa araçların mı önemli olduğu tartışması bizi bir yere götürmeyecektir çünkü, stratejiyi oluşturan bu kavramlardan sadece bir tanesi değildir, bütünüdür. Şöyle ki ne amaçlar ne de araçlar tek başına bir stratejik eylemi belirlemede yeterli kalmayacaktır. Her ikisinin de hesaba katılması gerekmektedir. Nasıl ki yapı ve aktör arasında bir ilişki varsa ve birbirini etkiliyorsa, araçlar ve amaçlar arasında da bu tip bir ilişki mevcuttur ve birbirlerinden etkilenmektedirler. Strateji kavramı günümüzde sadece askeri güç ile ilgili olmamakta ve daha kapsamlı eylemleri içinde barındırmaktadır. Bu nedenle aktörler tarafından çok çeşitli olarak değerlendirilmekte ve sığ tanımlamalardan kurtularak kapsamlı bir çalışma alanına ihtiyaç duymaktadır.

Uluslararası anarşik düzeni temsilen

Sürekli değişen ve çeşitlenen uluslararası sistem içerisinde tek taraflı ve basitleştirilmiş hiçbir kavram kendisine yer bulamamaktadır. Bunun yerine, devletlerarası ilişkilerde olduğu gibi daha karmaşık ve kapsamlı kavramlar günümüz uluslararası ilişkilerini açıklamada daha yeterli olmaktadır. “Büyük strateji” denilen kavram tarihte “en güçlü aktör” olma unvanını hak eden her devlet için var olmuştur ve hamlelerini bu stratejiye göre gerçekleştirmeye çalışmışlardır.

İmparatorluklardan günümüz uluslararası ilişkileri oluşana kadar her dönemde stratejiler her alanda hâkim olmuş ve askeri, ekonomik, siyasi hamleler neticesinde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Geçmişte ve bugün şahit olduğumuz bölgesel ve küresel rekabetler, çekişmeler, çatışmalar ve savaşlar bu stratejik hedeflere ulaşma amacıyla devletler tarafından oluşturulan bir “güç rekabeti arenası” haline gelmiştir. Fakat, anarşik düzenin olduğu uluslararası sistemde hayatta kalmak için her devlet kendi büyük stratejisini planlamak ve bulunduğu konumun farkına varmak ile yükümlü olmaktadır. Sistemdeki her aktör de kendi çıkarları ve stratejileri doğrultusunda hamlelerini yapmakta, büyük stratejik hedeflerine ya yakınlaşmakta ya da uzaklaşmaktadırlar.

  'Devletlerin Tepkilerini Belirleyen' Stratejik İstihbarat Neden Önemlidir?

KAYNAK



Kaynaklar

  • BAUFRE, André, An Introduction to Strategy: With Particular Reference to the Problems of Defence, Politics, Economics, and Diplomacy in the Nuclear Age, Faber & Faber, Londra, 1965.
  • BAYLIS, John, James J. Wirtz ve Colin S. Gray, Strategy in the Contemporary World, 5’inci Basım, Oxford University Press, Oxford, 2016.
  • BUZAN, Barry, Ole Weaver ve Jaap de Wilde, Security: A New Framework for Analysis, Lynne Rienner, Boulder, 1998.
  • MCSWEENEY, Bill, Security, Identity and Interests: A Sociology of International Relations, Cambridge University Press, Cambridge, 1999.
  • WALTZ, Kenneth, Theory of International Politics, Addison-Wesley Publishing Company, Reading, 1979.
  • COX, Robert, “Social Forces, States and World Orders: Beyond International Relations Theory,” Millennium: Journal of International Studies, Cilt 10, Sayı 2, s.126-155.
  • COZETTE, Muriell, “Realistic Realism?: American Political Realism, Clausewitz and Raymond Aron on the Problem of Means and Ends in International Politics”, Journal of Strategic Studies, Cilt 27, Sayı 3, 2010, 423-458.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.



Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here