Modern İpek Yolu’nun Tarihi ve Önemi Üzerine Bir İnceleme: “Bir Kuşak, Bir Yol Projesi”

Okunma Süresi: 8 dk 18 sn

Antik dünyada kurulan imparatorlukların büyük çoğunluğunun temeli Fırat ve Dicle’nin suladığı Mezopotamya olarak adlandırılan ilk tarım toplumlarının ortaya çıktığı döneme dayanır. Mezopotamya bölgesi kadim gerçeklerle sabit olunan, Asya kıtasının ortasında yer alan ve medeniyetlerin kavşak noktası olan bir bölge olagelmiştir. Bu dönem Mezopotamya’da yaşanan gelişmelerin çevresine yayılmasıyla bu coğrafya “Bereketli Hilal” adını almıştır. Böylelikle kentler ve şehirler kurulmaya başlanmış ve ardından bu büyüme imparatorluklar doğurmaya başlamıştır. İmparatorluklar beşiği olarak adlandırılan bu coğrafyada doğan en büyük imparatorluk hiç şüphesiz Pers İmparatorluğudur. Pers İmparatorluğu M.Ö. 550’de kurulmuştur.  Batıda Ege kıyılarına güneyde Mısır’a ve Basra’ya doğuda İndus Nehri’ne ulaşmış kallavi bir imparatorluktur. Bu büyüklük ile birlikte Akdeniz ve Asya arasında köprü görevi görmesi nedeniyle ‘Pers Diyarı’ nitelemesine sahip olmuştur. Güçlü yapısı diğer antik medeniyetlerin karşı pozisyon almasına ve politikalar geliştirmesine zemin hazırlıyordu. İşte bu antik medeniyetlerden en önemlisi de Makedonya İmparatorluğuydu. Babası Kral Filip’in ölümü ile genç yaşta babasının yerine geçen İskender için şan ve şöhret; şehir yerleşimi olmayan, kültürsüz ve zenginlikten yoksun Avrupa’da değil zengin ve kültürlü Doğu’da idi. Elbette ki bu zenginlik beraberinde tehditleri de getirmekteydi. Nitekim, bu tehditlerden en büyüğü hiç şüphesiz Pers İmparatorluğuydu. Aristo’nun öğrencisi olan İskender için kültür, fikir ve düşünce önemli olduğundan Doğu’nun zenginliklerini ulaşmak en öncelikli hedefti. İskender, Gaugemala’da perslere karşı aldığı büyük zaferle doğuya ilerleyişini hızlandırdı. İskender sınırları doğuya doğru genişletirken bir taraftan da kendilerine göçebe akınlarına karşı inşa ettiği Çin Seddi gibi savunma mekanizmaları kurarak sınırlarını korumaktaydı. Sınırlar Fergana Vadisi’ne kadar genişlemiş ve Pers İmparatorluğu çökmüştü. Bu genişleme Antik Yunan ile Doğu arasında çok çeşitli etkileşimin başlamasını sağlamıştı. İskender’in ölümünden sonra (M.Ö. 323) bu etkileşim daha da gelişti ve ticaret yolları üzerinden kontroller sağlanarak bu bölgelerde şehirler inşa edildi. Antik Yunan etkisi doğuda müthiş bir yayılma gösterdi. Öyle ki Yunan dili halk arasında kullanılmaya başlandı.

Mezopotamya Haritası

Bu etkileşim tüccarlar ve gezginler aracılığı ile yayılıyordu. Bu alışveriş öyle etkiliydi ki bozkır göçebelerini bile etkilemiş ve Çin’in kesişen dünyada istek ve arzularının yeniden artmasına neden olmuştu. Çin yayılmaya başlamış ve Kansu koridoru olarak adlandırılan bölgeyi ele geçirdikten sonra bölgenin batısında bulunan Pamir Dağları’nın ardındaki yeni dünyaya ulaşmıştı. Peter Frankopan’ın deyişiyle “Çin kıtalararası bir ağa giden yolun kapısını açmıştı: İpek Yolu’nun doğum anı buydu.” Böylelikle Çin yeni dünyaya açılarak ticaretini geliştirmeye başlamıştı. Ancak ticaret kervanlarının izlediği yol üzerinde Taklamakan Çölü, Tanrı Dağları ve Pamir dağları gibi zorlu engeller bulunmaktaydı. Bu yüzden tüccarlar risk barındıran bu yolculukta maddi değeri düşük ve yolculuk esnasında zarar görebilen mallar yerine maddi değeri yüksek ve yolculukta zarar görmeyecek lüks malları tercih etmekteydi. Yüksek değere sahip mallardan en önemlisi ipekti.  İpek o dönemde lüks mal sayılmakta ve bir ödeme aracı olarak kullanılmaktaydı. Öyle ki bir uluslararası para birimine dönüşmüştü. Böylelikle İpek Yolu’nun adı zamanında yüksek değerlere sahip olan bu ipekten gelmekteydi. Sonuç olarak “Antik dünya, bugün gördüğümüz-canlı, rekabetçi, verimli ve enerjik- dünyanın habercisiydi. Asya’yı boydan boya geçen bir şehirler zinciri oluşmuştu. Batı Doğu’ya, Doğu’da Batı’ya bakmaya başlamıştı. Hindistan’ı Basra Körfezi ve Kızıldeniz’e bağlayan trafiğin artışıyla beraber antik çağın İpek Yolu’nda yaşam yeşeriyordu.”[1]

Antik İpek Yolu Güzergahı

Yukarıda kısaca tarihinden bahsedilen İpek Yolu, 15. yüzyılda başlayan- yeni bir dünya düzeninin oluşmasını tetikleyen- coğrafi keşifler ile birlikte asırlardır süren önemini yitirmeye başladı. Böylelikle coğrafi keşifler gücün Doğu’dan Batı’ya kaymasına neden olmuştu. Uzun yıllar bu gücü elinde bulunduran Batı; 20. ve 21. yüzyıl olgusu olarak görünen “küreselleşme” olgusu ile birlikte gücün yeniden Doğu’ya kaymasına çare bulmakta güçlük çekmektedir. Öte yandan küreselleşme olgusu her ne kadar yeni bir olgu olarak görülse de Antik dünyada Çin’den ipeğin, Hindistan’dan baharatın ve Pers diyarından değerli madenlerin Batı’ya ulaşması ve aynı şekilde   Antik Yunan’ın fikir ve düşüncelerinin Doğu’yu etkilemesi ile ilişki ve etkileşimlerin iç içe geçmesini küreselleşme olarak nitelemek yanlış olmaz sanırım. Böyle bir potansiyele sahip olan bölge jeoekonomik, jeopolitik ve jeostratejik açıdan ezelden beri hayati öneme haizdir. İşte bu önem 2013 yılında Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping  tarafından tüm dünyaya deklare edilen “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi ile yeniden dünya gündeminde belirleyicilik kazanmıştır. Hiç şüphesiz bu proje dünya düzeninin yeni sınırlarının ve geçireceği değişimin doğru tahlil edilmesi ve konumlandırılması ile dünyanın gebe kaldığı yeni değişimin kilit noktası olacaktır. Nitekim projenin içeriklerini incelediğimiz zaman özellikle kapsadığı 60’ı aşkın ülkede gerçekleşecek olan devasa yatırımlar, altyapıları; ulaşım ve iletişim ağları ile maksadını cesurca ifade etmektedir.

Geçmişteki özelliği ile her ne kadar ekonomik amaçlar içerse de arka planda iki önemli nokta olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki; kapitalist sistemdeki güç ve zenginlik ilişkisinin, Çin’in fazla veren üretim sektörünün yeni yatırım alanları bulma çabası ile birleşmesi ve bu proje ile birlikte oluşan güçlü ağı kendine bağlayacak konjonktürü oluşturma düşüncesidir. Bir diğeri ise; asırlar önce çöller ve dağları aşarak ulaştığı fırsatlara yeniden ve bu kez daha kolay yollarla ulaşma isteğidir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu isteğin ekonomik bir isteğin önüne geçerek Ortadoğu, Afrika ve Avrupa’ya doğru medeniyetlerin ve devletlerin fıtratında daima bulunan güvenlik algılamaları ve nüfuz etme isteğinin Çin’in projesinin de temelinde yaptığı görülmektedir. Arka planda yatan bu önemli sebepler yeni dünya düzeninin jeopolitik mücadelesinde- Çin’in kendinden emin ve ayağı yere basan bir profil çizmesini noktasında- can suyu olacaktır. Ancak söz konusu mücadelede görünen ve görünmeyen tüm nedenler için jeoekonomi kavramını kullanmak daha doğru olacaktır.[2]

Günbegün büyüyen Çin ekonomisi 21. yüzyılın başından itibaren artan teknoloji ile birlikte sürekli bir büyüme göstermektedir. 2008 küresel ekonomik krize rağmen bu büyümeyi az bir oranda azalma ile devam ettirmektedir. Son zamanlarda  küresel çapta yaşanan pandemi sürecine rağmen pozitif yönde büyüme gösteren Çin, dikkatleri üzerine çekmeye devam etmekte ve işbirliği alanını genişletmektedir. Bu büyüme Çin’in cazibesini arttırırken, projeye karşı uluslararası toplumun güvenini de sağlamlaştırmaktadır. Çin, eline geçen fırsatı sonuna kadar kullanmaktan geri durmayacaktır. Bu nedenle Modern İpek Yolu (The New Silk Road) iki farklı hat olarak tasarlanmıştır. İlk hat; Çin’den Orta Asya Rusya ve Avrupa’ya ulaşan “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” (Silk Road Economic Belt) hattıdır. Bu hatta önemli nokta Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye’dir. Nitekim Sovyetler ’den bağımsızlıklarını kazanmış Orta Asya’daki Türk devletleri, barındırdıkları zengin kaynaklar ve gelişme potansiyeli ile Çin için hattın vazgeçilmez mihenk taşları olmuştur. Bu saiklerle yatırımların büyük bir kısmı Orta Asya bölgesine yapılması planlanmaktadır. Mamafih, 2016 tarihinde faaliyetlerine başlayan Asya Altyapı Yatırım Bankası, Orta Asya’nın önemini göstermek için yeterli olacaktır. Diğer bir hat ise Çin’den Hint Okyanusu’na oradan da Kızıldeniz ve Süveyş aracılığı ile hem Afrika hem de Avrupa’ya ulaşacak olan “Deniz İpek Yolu” (Maritime Silk Road) hattıdır. Özellikle Çin’de AliExpress gibi şirketlerin varlığı deniz yollarının önemini arttırmaktadır. Bununla birlikte iki hatta Çin ekonomisi için hayati öneme haizdir[3]

Modern İpek Yolu’nun Etkileri

Türkiye’den kalkıp Çin’e gitmekte olan ilk yük treni

Projenin küresel etkisi; az gelişmiş ülkelerin özellikle de Afrika ülkelerinin Çin’e bağımlılığı gün geçtikçe artması ve Çin’in bu devletler üzerinde nüfuz sahip olması nedeni ile pazar alanını genişleterek ekonomik alanda ABD’yi geride bırakacağı yönünde beklentileri açısından olumlu hava yaratmaktadır. Çin’in söz konusu bölgelerde liman ve istasyonları İşletmesiyle ABD ile olan ekonomik yarışta çok istekli olduğunu göstermeye devam etmektedir. Öte yandan SSCB’nin kontrolünde uzun yıllar kalmış Orta Asya ülkeleri, Soğuk savaş sonrasında kendi ayakları üzerinde durması ile birlikte sahip oldukları yer altı ve yer üstü zenginliklerinden faydalanma arzuları onları hem Çin hem de Batı pazarına yaklaştırmıştır. Bölge devletleri Soğuk Savaş’ın negatif etkilerinden kurtulmak ve bu kaynakları kullanmak için ortaklara ciddi manada ihtiyaç duymuştur. Bu kapsamda özellikle AB’nin geliştirdiği, doğu-batı koridoru görevi gören TRACECA ile BDT ülkelerinin Avrupa’ya bağlanması amaçlanmıştır. Aynı şekilde Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesi ve Türkmenistan ile Çin arasındaki boru hattı projeleri gibi projelerle işbirlikleri artmıştır. Bunlara ek olarak, özellikle Türkiye’nin sahip olduğu Marmaray ile Asya ve Avrupa’nın deniz altından demir yolu ile birbirine bağlanmasıyla Çin ve Türkiye ilişkilerinin gelişmesinde önemli bir koz olmuştur. Öte yandan 4 aralık 2020 tarihinde Çerkezköy’den Marmaray kullanarak Çin’e giden yük  treni Marmaray’ın stratejik bir proje olduğunu göstermiştir. Bu tür projelerin öneminin farkında olan Çin, hayata geçirmek istediği Modern İpek Yolu projesi için güzergâh üzerindeki stratejik projeler ile entegrasyonu gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bu yüzden “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi çok çeşitli ve geniş yelpazeli olarak tasarlanmıştır. [4]

Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin güzergahlarını gösteren harita

Sonuç Yerine

Sonuç olarak, Asya Kıtası bir bütün halinde -İpek Yolu’nun kurulması ve sonrasında İslamiyet ile tanışmasıyla- çeşitli zaman dilimlerinde değişimler göstermiştir. Bu değişimler dünya düzeni etkileyecek boyutlara ulaşmış değişimlerdir. Mesela İskender’in doğuya doğru genişleme politikaları ile geniş bir coğrafyaya yayılmış Pers İmparatorluğu’nun sonunu hazırlamış ve aynı zamanda Doğu-Batı etkileşimini de yeni boyutlara taşımıştır. 15. yüzyıla kadar gücü elinde bulunduran Doğu, 15. yüzyıldan sonra gücü Batı’ya kaptırmıştır. Elbette ki bu değişim gerçekleşmeden önce Batı’da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Örneğin coğrafi keşifler sonucunda  alternatif yolların keşfedilmesi değişmelerden en önemlisi idi. Bugün ise “Yeni Dünya Düzeni” söylemlerinin attığı konjonktürde Asya bölgesi benzer değişimlere şahit olmaktadır. Bu değişimlerin en önemlisi “Demir Perde” nin kalkması ile ortaya çıkan yeni devletler ve sonrasında bu devletlerin sistemi oturtmak için yaşadığı değişimler ve devrimlerdir. Renkli Devrimler olarak adlandırılan bu süreç bölgenin demokratik olarak gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Bunlara ek olarak Orta Asya ülkelerinin sahip olduğu zenginliklerden faydalanmak için oluşturulan ulaşım, iletişim ve boru hatları projeleri ile devletler büyük gelişme ve kalkınmalar yaşamıştır. Öte yandan Ortadoğu’daki istikrarsız süreç ile yaşanan ‘Arap Baharı’ ve sonrasında terörizmin yükselmesi ile dünya düzeni değişim sinyallerini vermeye başlamıştır. Söz konusu değişimin kilit noktası ise Çin’in olması beklenmektedir. Nitekim, Çin birkaç on yıl içinde ekonomik olarak ABD’ye geçmesi beklenmektedir. Çin atacağı her adımı doğru hesaplayarak atmalıdır. Bu yüzden bir “Bir Kuşak, Bir Yol” projesine devasa yatırımlar yaparak süreci devam ettirmektedir.

Nitekim “Projenin başarısının belirleyecek önemli faktörler arasında ise Türk kuşağı ve Uygur Türkleri ile kurulacak ilişki merkezi bir yer işgal ediyor. Pekin’in çözmesi gereken en önemli problemlerden biri 21. yüzyılın parametreleri ile yolunu kesebilecek yeni bir “Talas”ı dışarıda kuracağı ittifaklar ve içeride benimseyeceği politikası ile önleyebilmek.” Aynı zamanda bu konuda uygulanan politikalar Çin’in hegemonik bir güç olmasını da zora sokacaktır. Buna rağmen Çin politikalarını sonuna kadar devam ettirmek isteyecektir[5]

Sonuç olarak asırlar önce değişen güç sistemi, bu kez Batı’dan Doğu’ya doğru kayacak ve bu sistemde başat aktör Çin olacaktır. Ancak Çin sadece ekonomik olarak başlat aktör olması öngörülmektedir. Nitekim, Uygur meselesi ve Tayvan sorunu gibi nedenlerle modern dünyanın değişmez temelleri olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusunda sınıfta kaldığı görülmektedir. Bu da yumuşak güç unsurlarının yerine getirememek anlamına gelmektedir. Kısacası gelen gideni aratacak mı hep birlikte göreceğiz.

Muhammed Ali Polat
Stratejik Ortak Misafir Yazarı

KAYNAK



DİPNOTLAR

[1] FRAMKOPAN Peter, İpek Yolu, İstanbul, Pegasus, 2018, ss.1-29

[2] OKUR Mehmet Akif, ““Bir Kuşak, Bir Yol” Projesinin Jeopolitiği, Türk Kuşağı ve Uygurlar”, Akademik Hassasiyetler, cilt.4, sayı.8, s.45-55, ss.46,47



[3] TANAS KARAGÖL Erdal, “Modern İpek Yolu Projesi”, Seta Perspektif, sayı.174, s.1-7, ss.1-3

[4] KUTLUAY TUTAR Filiz ve BASİ KOÇER Fatma Şura, “Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi: Bir Kuşak, Bir Yol “, Sciences, cilt.5, sayı.17, 2019, s.618-626, ss.620-625

[5] OKUR Mehmet Akif, ““Bir Kuşak, Bir Yol” Projesinin Jeopolitiği, Türk Kuşağı ve Uygurlar”, Akademik Hassasiyetler, cilt.4, sayı.8, s.45-55, ss.46,47

KAYNAKLAR



FRAMKOPAN Peter, İpek Yolu, İstanbul, Pegasus, 2018.

OKUR Mehmet Akif, ““Bir Kuşak, Bir Yol” Projesinin Jeopolitiği, Türk Kuşağı ve Uygurlar”, Akademik Hassasiyetler, cilt.4, sayı.8, s.45-55.

TANAS KARAGÖL Erdal, “Modern İpek Yolu Projesi”, Seta Perspektif, sayı.174, s.1-7.

KUTLUAY TUTAR Filiz ve BASİ KOÇER Fatma Şura, “Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi: Bir Kuşak, Bir Yol “, Sciences, cilt.5, sayı.17, 2019, s.618-626.

E-BÜLTENE ABONE OLUN



Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here