Irak – İran Savaşı ve Türkiye’ye Etkileri

Okunma Süresi: 7 dk 37 sn

1980-1988 yılları arasında yaklaşık sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı’nda bir milyondan fazla insan hayatını kaybetmiş, iki milyondan fazla insan da yaralanmıştır. Savaş yaklaşık 150 milyar dolarlık hasara yol açmıştır. Savaş, yenişemeyen iki ülkeyi de yıpratmış ve her iki ülkede de ağır yıkımlara sebep olmuştur. 1980 yılının eylül ayında başlayan savaş, her iki ülkenin de Bileşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 598 sayılı kararını kabul etmesiyle, 1988 yılının ağustos ayında sona ermiştir. İran ve Irak’ın sınırını oluşturan Şattü’l Arap suyolu, Dicle ve Fırat Nehirlerinin birleşmesiyle meydana gelmektedir. 1970’li yılların başlarından itibaren iki ülke arasında gerilmeye başlayan ilişkilerin temel sebebi, daha öncelerden beri mevcut olan sınır anlaşmazlığına yani suyoluna dayanır. Irak’tan önce de suyolu Osmanlı İmparatorluğu ve Safevi İmparatorluğu arasında sınır anlaşmazlıkları doğurmuştur. 1937 yılında İran, Irak, Türkiye ve Afganistan arasında imzalanan Sadabad Antlaşması görüşmelerinde İran ve Irak masaya oturarak sınır antlaşması imzaladılar.

İran İstediğini Alamadı

Ancak antlaşma sonrası dönemde Irak’ta yönetimin darbelerle sık sık değişmesi İran’a yeni taleplerde bulunma fırsatı verirken, II. Dünya Savaşı’nın yaşanması da imzalanan antlaşmanın uygulanmasını güç hale getirdi. Sınır antlaşması devam ederken İran’ın Hürmüz Boğazı’nda Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait Ebu Musa, Küçük Tunb ve Büyük Tunb adalarını 1971’de işgal etmesi de Irak’ın menfaatlerini tehdit etti. İran bu adaları işgal ederken kıta sahanlığını genişletip petrol rezervlerini elde etmek ve adalara sahip olarak boğazdaki gemi trafiğini kontrol etmek istiyordu. Ancak İran’ın bu faaliyetleri karşısında Irak, İran sınırları içerisinde bulunan Huzistan bölgesindeki Arapları kışkırttı.

OPEC

İran hem o bölgedeki kışkırtmayı önledi hem de Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürtlere silah ve cephane yardımı yaparak Mustafa Barzani’yi destekledi. İki ülke arasındaki bu gelişmeler 1975 yılında Cezayir’de düzenlenen OPEC Zirvesi’nde çözüme kavuşturuldu. 1979 yılına kadar sınır sorunu rafa kaldırılsa da, İran’ın tatmin olmaması ve Emirliklere korku salması, körfezdeki ülkelerin Irak’a yakınlaşmasına sebep oldu.

Yıkılan Rejim ve Sonrası

1979 yılında İran’da şah rejimini devrilerek Ayetullah Humeyni liderliğinde İslam Cumhuriyeti kuruldu. İsrail ve Mısır arasında 1948 yılından beri kesintili olarak devam eden savaş da aynı yıl imzalanan anlaşma ile sonlandırıldı. Mısır’ın İsrail ile barış yapması, Arap ülkelerini sinirlendirdi ve onların Mısır’ı dışlamalarına sebep oldu. Mısır’ın Arap dünyasından dışlanması, Arap dünyasında lider boşluğu oluşturdu. Irak, Suriye ve Suudi Arabistan liderlik için kolları sıvayan ülkelerdi. İran’ın devrim ihracı politikaları ise liderliğe aday ülkelere karşı tehdit oluşturmaktaydı. Mısır’ın yerini almak isteyen Irak, arkasına Amerika Birleşik Devletleri’ni almak maksadıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesini sert bir dille kınadı ve İsrail’le olan diplomatik ilişkilerini tekrar kurdu. Humeyni yönetiminin politikaları da ABD’yi Irak ile iyi ilişkiler kurmaya yöneltti.

Hassan Al Bakr ve Saddam Hussein

Hasan el-Bekr’den iktidarı devralan Saddam Hüseyin ABD ile ilişkilerini sağlama aldıktan sonra parlamentoda yaptığı konuşmasında Cezayir Antlaşması’nın o günün şartlarında zorla kabul ettirildiğini, Şattü’l Arap’ın Irak’a ait olduğunu ve İran’ın sınır ihlalleri gerçekleştirdiğini belirtti. Konuşmasından birkaç gün sonra 22 Eylül 1980’de İran’a savaş ilan edildi. İran’ın Cezayir Antlaşması’na uymadığı gibi Kürdistan Demokrat Partisi’ne yardım yapması, sınır çatışmalarını tahrik etmesi, antlaşma gereği Irak’a verilmesi gereken sınır bölgelerinin verilmemesi gibi durumlar savaş nedenleri olarak açıklandı. Savaş kararının alınmasından sonra Arap-Acem düşmanlığı tekrardan körüklendi. Saddam Hüseyin, gelişmiş ülkelerin İran’a destek vermeyeceğini ve kısa süre içinde İran’ın yenileceğini düşünüyordu. Humeyni’nin Irak’ın doğusundaki Şiiler açısından kutsal kabul edilen Kerbela ve Necef’te on üç yıl yaşaması ve bu bölgelerin İran’a ait olması gerektiği görüşü, nüfusunun yarısından fazlasını Şiilerin oluşturduğu Irak’ı tedirgin etmekteydi. Irak’ın bu savaşı kazanması ayrılıkçı görüşteki Şiilere gözdağı vermek adına önem teşkil etmekteydi. Irak, İran’ı etkisiz hale getirerek Hürmüz Boğazı’nda hâkimiyet kuracak, petrol gelirlerini arttıracak, Kürtlere verilen desteği kesecek, Şiileri yatıştıracak ve sınır sorununu çözecekti. İran’ın silahlı kuvvetlerinin devrim sonucu yeterince hızlı organize olamamaları, ordudan terhis edilen komutanların eksikliğinin hissedilmesi gibi çeşitli durumlar savaşın başlarında Irak’a üstünlük sağladı ve Irak adına olumlu gelişmeler yaşandı. Ancak İslami inanç, milliyetçilik ve devrimci ruh gibi manevi özellikler İran’ın hızlıca toparlanmasını sağladı. İran’ın savaştaki amacıysa Irak’ta Şii merkezli İslami bir cumhuriyet kurmaktı.

ABD Tedirgin Oldu

Arap devletlerinden savaş boyunca İran’ı destekleyen iki devlet, Hafız Esad’ın yönetimindeki Suriye ve Arap liderliğini Irak’a kaptırmak istemeyen Muammer Kaddafi yönetimindeki Libya olmuştur. Ürdün ve Mısır, Suudi Arabistan ve Kuveyt Irak’ı desteklemişlerdir ve savaş boyunca çeşitli yardımlarda bulunmuşlardır. Körfez ülkeleri; Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE, Bahreyn ve Umman, körfezde beliren Şii tehdidine karşılık daha savaşın başında Körfez İşbirliği Konseyi’ni kurmuşlardır.

Körfez İşbirliği Konseyi

Türkiye savaşın başından sonuna kadar aktif olarak tarafsızlık politikası izlemiştir. Zaman zaman Türkiye’nin iki devlet arasında arabulucu olması istenmişse de tarafların tutuculuğu buna müsaade etmemiştir. İslami radikalizmin ve Şii otoritesinin Orta Doğu’daki petrol yatakları üzerinde yaygınlaşması karşısında Avrupalı devletler Irak’ı desteklemişlerdir. Orta Doğu’daki petrol arzının büyük bir kısmının Avrupalı devletlere ihraç edilmesinin bu tutumda önemli rolü vardır. Sovyetler Birliği, körfezde oluşabilecek bir Amerikan tehdidine karşılık İran’la ilişkilerini geliştirmeye çalışsa da süreç yeterince hızlı işlememiştir. İki devlet arasında savaş çıkması ABD’yi Orta Doğu petrolleri bakımından tedirgin etmiştir. ABD, tedbir ve gerektiğinde müdahale edebilecek Hızlı İntihal Kuvvetleri olarak adlandırılan iki yüz bin kişilik acil müdahale kuvvetinin teşkiline 1981 yılında karar vermiştir. İran’ın Suudi ve Kuveyt menşeili petrol tankerlerine saldırı düzenlenmesi ABD’nin körfeze yerleşmesine sebebiyet vermiştir. Belli bir süre petrol gemileri ABD donanması eşliğinde taşınmıştır. İran’ın Çin’den aldığı füzelerin tankerlere karşı kullanılması da ABD-Çin ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. 1988 yılından itibaren de ABD, bölgedeki bazı İran petrol platformlarını bombalamıştır.

3 Temmuz 1988 tarihinde ABD donanmasının İran yolcu uçağını düşürmesi üzerine Irak ve İran, 20 Temmuz 1987’de, Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararı kabul ederek savaşı sonlandırmışlardır. Uluslararası arenada yalnız kalan İran, ABD’nin bölgeye yaptığı müdahale sonucu kararı kabul ederek barış yapmak zorunda kalmıştır. Güvenlik Konseyi’nin kararı, iki tarafın savaştan önceki statükosuna dayanarak barış yapılmasını öngörmüştür. Kısacası savaştan galip çıkan olmamıştır. 1990 yılında Saddam’ın İran’a 1975 Cezayir Antlaşması’nı kabul ettiğine dair gönderdiği mesaj da savaşın ne kadar anlamsız olduğunu gözler önüne sermiştir. Uluslararası arenadaki egemen güçlerin stratejik çıkarları adına yoğunlaştığı Orta Doğu’da Türkiye’nin menfaatleri çoktur. Enerji uğruna savaşların yaşandığı ve hâkimiyet haritasının sürekli değiştiği coğrafyada, yaşayan halkların gelecekleri de egemen güçlerin elindedir. Yakın tarihte gerçekleşen Irak-İran Savaşı, Körfez Savaşları bu sebeplerle yaşanmıştır.

Körfez Savaşı

Yaşanan bu savaşlar Türkiye’yi ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri açılardan etkilemiştir. Türkiye açısından yoğunlukla Irak’ın Musul ve Kerkük şehirlerinde yaşayan soydaş Türkler önemlidir. Burada yaşayan Türkler, Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünü koruma politikası gütmesinin temel sebebidir. Ayrıca Körfez Savaşı’ndan sonra terör örgütlerinin Irak’ın kuzeyine doğru yerleşmeleri bölgeyi daha da hayati kılmaktadır. Irak-İran Savaşı’nın yaşandığı 1980-1988 yılları Türkiye açısından sorunlu zamanlardadır. Cumhuriyet tarihinin en kötü ödemeler dengesi krizinin doğurduğu ekonomik bunalımlar ve bununla eş zamanlı gerçekleşen iç siyasal krizler bu dönemde yaşanmıştır.

Savaşın başladığı 1980 yılı Türkiye’de ihracata dayalı sanayileşme reformunun yaşandığı bir yıldı. Savaşan her iki ülkenin Türkiye’ye sınırının olması, Batılı ülkelerin pahalı ürünleri yerine ucuz Türk mallarının bu iki ülkede satılmasına olanak sağlamıştır. 1985 yılıyla birlikte Türkiye’nin Irak’a olan ihracatı 961 milyon dolara ulaşmıştır. Bu rakam o dönem için Türkiye’nin toplam ihracatının %12’sini oluşturmaktaydı. 1980 öncesi dönemde ise aynı rakam 135 milyon dolarken, ihracattaki payı sadece %4,6’ydı. Savaş sürmekteyken Kerkük Yumurtalık ikinci petrol boru hattı tamamlanmıştır. Türkiye bu boruların ekonomisi için büyük önem arz ettiğini düşünerek İran’ı bu hatlara zarar vermemesi adına uyarmıştır.

Kerkük Yumurtalık Boru Hattı

Savaş sonrasında Saddam’ın Türkiye’nin Irak’a yüksek fiyat uyguladığını düşünmesi ve Türkiye’nin Irak’a verdiği kredi miktarını arttırmaması, Irak’ın Türkiye’den ithalatını azaltmıştır. Buna bağlı olarak Türkiye’nin ihracatı Körfez Savaşı öncesi ciddi miktarlarda gerilemiştir. Irak-İran Savaşı’nın bunların dışında Türkiye’ye ciddi maliyetleri de olmuştur. Irak yönetiminin Kuzey Irak’ta otoritesinin zayıflaması bölücü terör örgütü PKK’nın bu bölgeye yerleşmesine ve sınırın diğer tarafındaki Türk güçlerine yönelik terör saldırıları düzenlemesine imkân vermiştir. Bölgedeki otorite eksikliği, savaş sonrasında Türkiye ve bölge için ciddi sıkıntılara neden olmuştur. 1988 yılında 60 binden fazla mülteci Türkiye’ye göç etmiştir. Her ne kadar bir kısmı zorla geri iade edilse de Kürt mülteci sorunu Türkiye’nin başını ağrıtmıştır.

Sonuç

Türkiye, Irak-İran Savaşı’nda tarafsızlığını korumuştur. Kendi içerisinde yaşadığı sıkıntılar aktif müdahil olmasına engel teşkil etmiştir. Savaş, I. ve II. Körfez Savaşları’nı doğurmuş ve bölgenin istikrarsız kalmasına neden olmuştur. ABD’nin bölgeye yerleşerek Türk askeri üstlerini kullanması iç siyasette çeşitli tartışmalar yaratmıştır. Günümüzde dahi bölgede yaşananlar Türkiye için güvenlik sorunları doğurmaktadır. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi de bu savaşların sonucunda, otorite eksikliğinin sonucu Türkiye sınırında kendisine yer edinmiş ve çeşitli ülkelerden destek görmüştür. Yönetimin Irak’tan bağımsızlığını ilan etme amacı zaman zaman gün yüzüne çıkmaktadır ve Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmektedir.

  ABD ve İran'ın Askeri Güçleri

KAYNAK



Kaynaklar 

ABDULLAH, T. (2019). ‘‘1979-2003 Yılları Arasında İran-Irak İlişkileri’’, Journal of
DENGE, Sayı: 6, s. 59-110.
ARMAOĞLU, F. (2020). 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995). (27. bs.). İstanbul: Kronik
Kitap.
YAYCI, C. (2019). ‘‘Irak’ta Yaşanan Savaşlar ve Türkiye’ye Etkileri’’, Güvenlik Stratejileri
Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 30, s. 331-352.
YILMAZ, T. (2019). Uluslararası Politikada Orta Doğu, (5. bs.) Ankara: Barış Kitabevi.

Dipnotlar



Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), 27. bs., Kronik Kitap, İstanbul, s. 653.
Tahseen Abdullah, ‘‘1979-2003 Yılları Arasında İran-Irak İlişkileri’’, Journal of DENGE Sayı: 6, 2019, s. 2-4.
Türel Yılmaz, Uluslararası Politikada Orta Doğu, Barış Kitap, Ankara, 2019, s. 245-247.
Türel Yılmaz, a.g.e., s. 247-249.
A.g.e., s. 249-250.
Fahir Armaoğlu, a.g.e., s. 655-657.
Türel Yılmaz, a.g.e., s. 252-253.
Cihat Yaycı, ‘‘Irak’ta Yaşanan Savaşlar ve Türkiye’ye Etkileri’’, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 30, s. 333.
A.g.e., s. 334.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.





E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

1 YORUM

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here