Küresel İklim ve Küresel Göç

Okunma Süresi: 5 dk 9 sn

Tüm dünyanın ortak problemi olan küresel iklim değişikliği etkisini sanayi devriminden itibaren göstermeye başlamış ve bugüne kadar etkisini artırarak devam ettirmiştir. Bu bağlamda öncelikle iklim değişikliğini iklim koşullarındaki küresel ve de yerel etkisi olan, uzun süren ve yavaş gelişen değişiklikler şeklinde ifade edebiliriz. Günümüzde karbondioksit, metan ve kloroflorokarbon salınımları atmosferde güneşin zararlı ışınlarının direkt yeryüzüne gelmesini engelleyen sera etkisini oluşturmuş ve yeryüzünün belirli bir sıcaklık seviyesinde olmasını sağlayan ozon tabakasının da incelmesine sebebiyet vermiştir. Bu olgular sonucunda iklim değişikliği gündeme gelmiş ve küresel sorunların başlıca konuları arasına girmiştir. Sanayileşme, kentleşme, ormansızlaşma ve fosil yakıtların kullanımının artması 20.yüzyılın son çeyreğinde oldukça yoğunlaşarak iklim değişimindeki tehlikenin fitilini ateşlemiştir. Keza sıcaklık ve deniz seviyesindeki artış, şiddetli yağışlardaki belirgin değişimler gibi atmosfer olayları iklim değişikliğinin belirtileridir ve ekolojik sistemi olumsuz anlamda etkilemektedir.

İklim değişimindeki bu bilimsel temel göstergeler küresel bir problem olarak atfedildiği için küresel anlamda da bir dizi anlaşmalar, protokoller ve projeler ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda iklim müzakerelerindeki ülkeler dört temel görüş etrafında toplanmışladır. İlk grupta sanayileşmiş, zengin ve gelişmiş ülkeler, ikinci grupta zenginleşmeye çalışan yani yüksek oranda kirletme potansiyeline sahip gelişmekte olan ülkeler yer almıştır. Üçüncü grupta ise iklim değişiminden çokça zarar görecek az gelişmiş ülkeler yer alırken diğer grupta ise deniz seviyesinin yükselmesi sonucu sular altında kalacak olan ada devletler vardır. İklim müzakerelerinde her ne kadar çevrenin korunması esas alınsa da taraflar ülkelerinin kalkınmasına verdikleri önemi ilk sırada tutmaktadırlar. Küresel ısınmayı yavaşlatmaya yönelik sera gazlarının azaltılması ve kontrol altına alınması gibi küresel politikaların oluşturulması büyük önem arz etmektedir. Fakat iklim değişikliğinde tam olarak bir başarı sağlanamamasının en temel nedenlerinden biri küresel çapta iş birliğinin gerçekleştirilememiş olunmasıdır. Çevrenin küresel kamusal mal olarak ifade edilmesi de küresel sorunların ancak küresel iş birliği ile sağlanacak olmasını işaret etmektedir. Bu hususta küresel karbon vergisinin uygulanması tüm ülkelerce onaylandığında verginin etkisi bakımından son derece önemlidir. Bu vergi sisteminin başarılı olması ülkelere adil vergilerin uygulanması açısından önemli bir noktadır. Vergi uygulamalarından dolayı mağduriyet yaşayacak olan ülkelere yardım içerikli yapılar oluşturularak destek verilmelidir.

Küresel iklim değişikliği bağlamında yaşanan bir başka korkunç durum ise iklim mülteciliğidir. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarında küresel iklim değişikliğindeki etkiler göçün temel sebepleri arasında gösterilmektedir. Fakat ne yazık ki iklim göçleri ile alakalı olumlu gelişmeler yeterince kaydedilmemiştir. Bu sorunun çözümünün küresel nitelikte ele alınması ve uzun vadeli çözümlerin üretilmesindeki gereklilik gözler önündedir. İklim değişikliğinde doğal afetlerin artarak devam etmesi, sıcaklık ve kuraklıklar, kaynaklara olan rekabetin artması ve buna bağlı olarak çatışmalardaki sıklık, deniz seviyesindeki yükselme sonucu adaların yok olması gibi son derece hayati sebepler insan hareketliliğine neden olan başlıca faktörlerdir. Çevresel felaketlerin yaşanmasını insan faaliyetlerine bağlamayan, her doğa olayının sonucunu iklim değişikliği ile ilişkili bulmayan ve bu bağlamda yaşanan iklim göçünün bu manada değerlendirilmesini uygun bulmayan gruplar da vardır. Lakin sanayi devriminden sonra küresel dengenin bozulmaya başlaması ve doğal felaketlerin artarak çoğalmasının insan faaliyetleri sonucunda olduğu bilimsel bulgularla kanıtlanmıştır. Yine bu doğrultuda insan faaliyetlerinin tahrip edici etkinlikleri ve doğal dengenin daha da bozulması sonucu yağış düzeninin değişmesi, kıtlıklar, kuraklıklar sonucu göç hareketliliğinin de devam edeceği ortadadır. Asya-Pasifik ülkeleri küresel iklim değişikliğinden oldukça fazla etkilenmişlerdir. Zira 2011-2012 senelerinde Çin ve Pakistan’da yaşanan sel felaketleri sonucu insanların yaşadıkları bölgelerden ayrıldıkları görülmüştür. Buna ek olarak 2050 yılına kadar yapılan bir öngörüde Bangladeş’te kıyı bölgelerinde yaşayan yaklaşık 30 milyon insanın erozyonlar, seller ve içme sularının tuzlanması sebebiyle göç edeceği yer almaktadır. Kuraklığın şimdi olduğundan çok daha fazla yaşanacağı Afrika’da dört yüz milyon kadar insanın tehdit altında olması sebebiyle ABD ve Avrupa’ya doğru kitlesel göçler olacağı ifade edilmiştir. Gelişmiş ülkeler yaşanacak olan bu göçleri engellemek amacıyla set ve duvarlar örmelerinin yanı sıra İskandinav gibi kuzey ülkelerden güney ülkelere insan hareketliliğinin yaşanacağı öngörülerin arasındadır.

Sonuç olarak iklim mülteciliği küresel ısınmanın yarattığı sosyal bir problem olup uluslararası hukukun da içine bulunduğu konulardan biridir. Günümüzde iklim mülteciliği hususunda görüşmeler yapılsa da veya iklim mülteciliğine yönelik söylemlerin güçlü olduğu ifade edilse de devletlerin çıkarları her zaman için ön planda olmuştur. Daha doğru bir ifade kullanılacak olursa tüm dünyanın öncelikle küresel iklim değişikliğine odaklanmaları ve dolayısıyla iklim değişikliği için radikal çözümler üretmelerinin mantıklı olacağı aşikardır. BMMYK verilerinde açıklanan rakama göre 10 milyon mültecinin ve 43 milyon üzerinde zorunlu olarak yer değiştiren insanlardan söz edilmiştir. Yapılan milletlerarası anlaşmalardan ziyade öncelikle zor durumda kalan insanlara çözüm politikaları üretmek gerekirken aslında devletlerin yapılan bu anlaşmalar ile bireysel sorumluluğu uluslararası bir sorumluluk olarak yansıtma amacı güttükleri vurgulanmıştır. Keza Almanya’nın 2020 yılında yaptığı açıklamada iklim değişikliği sebebiyle yapılan ilticaları kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Konu ile herhangi bir yasal düzenleme yapmayacaklarını da ifadelerine eklemişlerdir. Ek olarak, ekolojik sorunlardan dolayı topraklarından olan insanlar 2018 Küresel İlkeler Sözleşmesinde iklim mültecileri şeklinde tanınmıştır. İklim değişikliğinin ortaya koyduğu tahrip edici etkilere çözüm niteliğinde sorunun temel sebebi olan kapitalist üretim ve tüketim modeline sahip küresel sistemde yer alan adaletsizliğe ve eşitsizliğe duvar örülmesidir. İnsan hakları ilkelerinin de iklim politikaları içerisinde vuku bulmasının hayati öneme sahip olduğu anlaşılmalıdır. Demek ki, sorunun vehameti, daha radikal, bütüncül ve uygulanabilir ekolojik çözüm politikalarına ihtiyaç vardır. Ancak kapitalist üretimin küresel iklim değişimine yol açacak ve küresel ısınmayı tetikleyecek büyümesini dizginlemek maalesef hiç kolay değil.

Elif Nur Kaya
Stratejik Ortak Misafir Yazar

  İklim Değişikliği Değil 'İklim Krizi'

KAYNAK



ATABAY, Semra, vd., Küresel İklim Değişikliği ve Geleceğimiz, İstanbul, Yıldız Teknik Üniversitesi, 2014.

Sera Etkisi Nedir?



KAYA, Hulusi E., “Kyoto’dan Paris’e Küresel İklim Politikaları”, Meriç Uluslararası Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 10, 2020.

YILMAZ, F.H. ve Navruz M., “Küresel İklim Değişikliği, İklim Mültecileri ve Güvenlik”, ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi.

BİLBEN, Ilık Merve Suzan, “Antropojenik İklim Değişikliği Bağlamında Göç Tartışmaları”, Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, Sayı: 75, 2018.

Dr. İlhan Kayan’a Armağan Kitabı, İzmir: Ege Üniversitesi Yayınları, 2013.



BİTER, Nermin, “İklim Değişikliğine Bağlı Göç Hareketleri ve İklim Göçmenleri”, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Akademi, İzmir Dayanışma Akademisi, Cilt: 34, Sayı: 6, 2019.

KADIOĞLU, Mikdat, “Günümüzden 2100 Yılına Küresel İklim Değişimi”, TMMOB İklim Değişimi ve Türkiye, İstanbul: İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü, 2008.

ŞAHİN, Meltem, “İklim Değişikliği ve Bilim Gazeteciliği: Avustralya Yangınları Haberlerinde Bilim İzi”, Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 2, 2020.

DEMİRBAŞ, Maide ve Aydın, Rozelin, “21.Yüzyılın En Büyük Tehdidi: Küresel İklim Değişikliği, Ecological Life Sciences (NWSAELS), Cilt: 15, Sayı: 4, 2020.



E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.





E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

1 YORUM

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here