Donald Trump’ın ABD Başkanlığı Serüveni

Okunma Süresi: 60 dk 53 sn
2016’daki seçimlerden beri ABD Başkanlığı görevini yürüten Donald Trump; politikaları, özel yaşamı ve söylemleriyle birçok kez gündeme geldi. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak seçimlere katılan ve rakibi Hillary Clinton’la kıyasıya bir seçim dönemi yaşayan Trump’ın politik geçmişi eskilere dayanıyor.
İlk olarak 1987’de Cumhuriyetçi Parti’ye kaydolarak siyasete atılan Trump, Ronald Reagan’ı destekledi. Gazetelere verdiği reklam ve demeçlerle Amerika Birleşik Devletleri’nin dış politikalarını eleştirdi. Sovyetler Birliği ile olan ilişkilere değindi. Bu süreçte kendisinin Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak başkanlık seçimlerine katılacağı söylense de Trump bu iddiaları yalanladı. Ünlü danışmanlık şirketi Gallup’un anketine göre ABD’de en çok beğenilen on kişiden biri olarak gösterildi. Bir süre politikadan uzak kaldıktan sonra Ross Perrot’un iki güçlü partiye karşı bir alternatif olarak kurduğu Reform Partisi’ne katıldı. 1999’da parti komitesine başvurarak bir yıl sonraki seçimler için Reform Partisi’nin başkan adayı olmak istediğini belirtti. Temmuz 1999’da gerçekleşen anketlerde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı George W. Bush ve Demokrat Parti’nin adayı Al Gore’un gerisinde kalarak oyların %7’sini alabildi. Anket sonuçlarının ardından adaylık ısrarını fazla sürdürmedi ve başvurusunu geri çekti. 2001’de de bu partiden ayrıldı. Hemen ardından Demokrat Parti’ye katıldı ve 2004 yılındaki başkanlık seçimlerinde aday olmak istediğini belirtti fakat yeterli desteği bulamadı. 2008’deki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı John McCain’i destekleyerek tekrardan Cumhuriyetçi eksene kaydı. 2012’de tekrardan Cumhuriyetçi Parti için başkan adayı olmak istediğini ifade etti ve parti kongrelerine katıldı.
Yine yeterli desteği bulamamasından ötürü 16 Mayıs 2011’de yarıştan çekildiğini açıkladı. 2012 seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı olan Mitt Romney’i destekledi. Romney’in karşısına başkan adayı olarak çıkan ve seçimleri kazanan Barack Obama’ya karşı çok sert bir muhalefet yürüttü. Obama’nın başarılı bir başkan olmadığına dair demeçler verdi.

2016 SEÇİMLERİ

2013’te yaptığı bir açıklamada, yasa dışı göçlerin önünün alınması gerektiğini ve Irak’ta ölen askerlerin aileleri için ödenen paranın az olduğunu ifade etti. Barack Obama’yı Ortadoğu’yu karıştırmakla suçladı. 2016’daki başkanlık seçimleri için geniş bir bütçe ayırdı ve kamuoyu araştırmaları yaptı. Ekim 2013’te Cumhuriyetçiler, Donald Trump’ın New York Valiliğine aday olmasını istediyse de Trump bu isteği geri çevirerek valilikte gözü olmadığını söyledi. 16 Haziran 2015’te, sahibi olduğu Trump Towers’da basın açıklaması yaparak 2016’daki seçimler için Cumhuriyetçilerin başkan adayı olacağını açıkladı. Başkan adaylığı boyunca göçmen karşıtlığı, terörizm, Amerikan ekonomisi ve ulusal borçlar üzerinde durdu. Daha öncesinde ABD Başkanı Ronald Reagan’ın da benimsediği “Make America Great Again” sloganını seçim kampanyalarında kullandı. Çeşitli kaynaklarca kendi kampanyasını yine kendisinin finanse ettiği iddia edildi. Ön seçimlerde Trump, Cumhuriyetçi Parti içerisindeki on altı başkan aday adayından biriydi. İlk başlarda ciddiye alınan bir aday olmadıysa da kamuoyu yoklamalarında ve seçim anketlerinde Trump’ın öne çıktığı görüldü ve adaylığı ciddileşti. Trump’ın en önemli rakipleri olan Ted Cruz ve John Kasich’in adaylıktan çekilmeleriyle birlikte Cumhuriyetçi Parti’nin 2016’daki seçimler için başkan adayı oldu. Başkan adaylığının kesinleşmesinin ardından rakibi olan Hillary Clinton’a karşı geniş çaplı bir kampanya başlattı. İlk yapılan anketlerde Hillary Clinton’un bariz üstünlüğü görülse de seçim yaklaştıkça iki aday arasındaki makas kapandı. Trump, başkan yardımcısı olarak Mike Pence’yi açıklamasının ardından kampanyalara devam etti ve Clinton’la arasındaki farkı kapatmak için uğraştı. İki aday, ilk kez 26 Eylül 2016’da Hofstra Üniversitesinde karşı karşıya geldi. Trump, Hillary Clinton’un eşi olan Bill Clinton’a yönelik çeşitli suçlamalar yöneltti. Meksika sınırına duvar öreceğini, Çin’le olan ticari ilişkileri yeniden gözden geçireceğini, göçmenlik yasalarını katı bir şekilde uygulayacağını ve Amerikan ekonomisini güçlendireceğini vaat etti. NATO’nun modasının geçtiğini ve dış politikada müdahaleciliği benimsediğini söyledi. Terör örgütü DAEŞ’i bitireceğinin sözünü verdi. Amerikan medyasını taraflı olmakla itham etti. Medya ise, Trump’ın çoğu vaadinin gerçeği yansıtmadığını ve tamamen popülist söylemler olduğu kanısındaydı. Ünlü Amerikalı siyaset bilimci Michael Barkun, Trump’ın aşırı sağcı örgütlere destek verdiğini ve beyaz üstünlükçüsü olan Ku Klux Klan’ı gizliden gizliye desteklediğini ima etti. Nitekim Trump, başkanlık adaylığı boyunca Twitter üzerinden birçok kez ırkçı olduğu bilinen hesapların yazılarını paylaştı. Ku Klux Klan’ın önemli liderlerinden biri olan David Duke’la ilgili demeç vermekten kaçındı. Duke da seçimde Trump’ı destekleyeceğini söyledi.
Yine aynı şekilde göçmen karşıtı, beyaz üstünlükçüsü ve sağcı birçok oluşum seçimde Donald Trump’a oy vereceğini açıkladı. 8 Kasım 2016’da gerçekleşen seçimlerde, iki lider arasında kıran kırana bir yarış yaşandı. Oy sayımları bittiğinde her iki adayın da birbirilerine oldukça yakın olduğu açıklandı. Sonuçlar bittiğinde oy bazında Hillary Clinton’un önde olduğu görülse de Trump, Seçiciler Kurulu’nda 304’e 227’lik üstünlüğü sağladığı için ABD Başkanı olmaya hak kazandı. Eyalet bazında Cumhuriyetçiler, beklenenin çok üzerinde destek gördü. Demokratların kalesi olarak görülen Michigan, Pensilvanya ve Wisconsin eyaletleri el değiştirdi. Clinton’un seçmenleri büyük hayal kırıklığına uğradı ve anketlere nazaran Demokrat oylarında düşüş görüldü. Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından Trump, birçok konuda ilklerin başkanı oldu. Amerikan tarihindeki en zengin başkan olma unvanını elde etti. Bu göreve seçilen en yaşlı başkan olma sıfatını da kazandı. Seçimin ardından Clinton taraftarları tarafından geniş çaplı protesto mitingleri düzenlendi. Bu mitinglerde Ortadoğu’da PKK/YPG’ye verdiği destekle bilinen “ANTİFA” ve türevi solcu örgütlerin de yer aldığı görüldü.

2020 SEÇİMLERİ

Yaklaşık dört senedir ABD Başkanlığı görevinde olan Donald Trump, 2020’de gerçekleşecek seçimlerde de adaylığını açıkladı. İki ay sonra gerçekleşecek seçimlerde Trump’ın en güçlü rakibi ise Demokratların adayı olan Joe Biden. Uzun yıllar senatörlük yapan ve Obama döneminde ABD Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Biden’in Trump’la çekişmeli bir seçim süreci geçirmesi bekleniyor.
  ABD'de ki Seçim Sistemi nedir?

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments