Uluslararası İlişkilerde Kriz ve Kriz Yönetimi

Okunma Süresi: 11 dk 34 sn

Kriz sözcüğü Fransızca kökenli bir kelimedir. Türkçe’deki sözlük anlamı, “Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran” olarak karşılık bulmaktadır.

Kriz, tam olarak tanımlanamayan genellikle olumsuzluk ve belirsizlik ifade eden ve birden çok tanımı bulunan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Cockram ve Van Den Heuvel’e göre kriz kavramının tanımlaması ilgi ve çalışma alanına göre farklılaşmaktadır. Webster Sözlüğü’nde kriz; daha iyi veya daha kötü bir durum için dönüm noktası, bir durumun kritik bir safhaya ulaşması olarak tanımlanmaktadır.[1]

Çin düşüncesine göre krizlerin pozitif tarafı bulunmaktadır. Kriz kelimesi Çince’de “wei-ji”, olarak isimlendirilen bir kelime kombinasyonunu ifade eden iki karakterle sembolize edilmektedir. Bu karakterlerden bir tanesi tehlikeyi, diğeri ise fırsatı sembolize etmektedir.[2]

Fransız Akademisyen – Stratejist P.M. Defarges’e göre kriz; “İki veya daha çok devletin temel çıkarlarının, aralarından bir veya birden çok devletin inisiyatifiyle bir gerginlik anında tehlikeye atılmasıdır.”[3]

Luhmann’ın sistem teorisine göre krizler, sistem ve sistem öğelerinin çevreleriyle olan ilişkilerini ve varlıklarını tehdit eden bir durumdur.[4]

NATO’nun tanımlamasına göre kriz; “Önceliklere, değerlere, çıkarlara ve hedeflere tehdidin olduğu ulusal veya uluslararası bir durumdur.” [5]

Kısacası kriz, çözümü mümkün olan ancak savaşa da yol açabilecek bir uyuşmazlık durumudur.

Krizler ulusal, bölgesel ve uluslararası nitelikte olabilmektedir. Çok eskiden beri süregelen bir durum kriz oluşturabileceği gibi ani gelişen de krizler bulunmaktadır.

M.W. Seeger, T.L. Sellnow ve R.R. Ulmer’e göre krizin dört belirleyici özelliği bulunmaktadır:

  1. Spesifiktir,
  2. Beklenmeyendir,
  3. Rutin olmayan olay veya olaylar serisidir,
  4. Öncelikli hedeflere karşı bir tehdit veya belirsizlik sergiler.[6]

Karar vericilerin kriz durumundan kurtulmak için iki seçeneği vardır:[7]

  1. Kriz öncesi dengeyi bulmak,
  2. Kriz sonucu değişimle yeni bir denge bulmak.

Krizin Oluşum Süreci

Kriz durumu 4 aşamada incelenmektedir; Kriz öncesi, tırmanma, yumuşama ve patlama. [8]

Kriz Öncesi: Krizin tarafları arasındaki ilişkilerin dozu ve davranışları, bir kriz olabileceğinin sinyalini verir. İlişkiler sertleşir, karşılıklı hoş olmayan beyanlar çoğalır. Bazı uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir, taraflar arasında yaşanan bu gergin süreç kriz öncesi yaşanan tipik bir durumdur. Zira ilişkiler bu aşamada henüz kesilmemiştir. Ancak bu aşamada saldırgan davranışlar ortaya çıkabilir ve ondan sonra ilişkilerin kopması söz konusu olur. Kriz öncesi durumda ilişkilerin kopması 4 temel şekilde olabilir:

  1. Krizin taraflarından olan bir ülkenin topraklarından bir kısmının geçici olarak işgal edilmesi gibi düşmanca bir davranışta bulunması,
  2. Dengeleri bozacak bir olayın yaşanması, örneğin başbakana suikast düzenlenmesi,
  3. Taraflardan birinin diğerinin topraklarından bir kısmını ülkesine katması veya katma girişiminin olması
  4. Taraf ülkelerde içte ve dışta ciddi bir olayın meydana gelerek kopmada katalizör rol oynaması

Tırmanma: Negatif yönde gelişen olaylar krizi tırmanma aşamasına sokmaktadır. Karar vericiler üzerinde zamanın kısalığı ve savaşa girme olasılığının artmasının yarattığı baskı vardır. Tırmanmanın sonucu savaş da olabilmektedir. [9]

Krizi tırmandıran durumlar; peş peşe yaşanan olayların ilişkileri daha gergin hale getirmesi, devlet adamlarının olumsuz beyanları, milliyetçi gösteriler, taraflar arasında kabul edilmesi mümkün olmayan olayların çıkması, kamuoyunun yönlendirmesi, ansızın çıkan olaylar vb. örnek gösterilebilir.

Yumuşama: Tırmanmanın tam tersidir. Tehdit algısı azalır, düşmanca eylemler azalarak krizin sonlanmasına yol açar. Baskı ve gerginlik durumu azalmıştır. Az sayıdaki krizler sıcak çatışmaya dönüşmektedir. Bu durum taraflarca görüşme ve uzlaşma yoluyla ortak bir noktaya varma ya da bir arabulucu sayesinde olur.

Patlama: Krizlerin patlaması, savaş öncesi veya sıcak çatışma öncesidir. Taraflar eğer ki tırmanma aşamasında şiddet eylemleri uygulamışsa patlama dönemine geçilmiş demektir. Çatışmaya dönüşmemiş patlamış krizler genelde arkalarında bir iz bırakırlar. Örneğin 1958 Berlin Ablukası ve 1962 Küba Krizi bir savaşa dönüşmemiş, ancak önemli politik sonuçlar doğurmuştur. Eğer taraf ülkeler kendi rızalarıyla bir anlaşmaya varmışlarsa, ilişkileri eskisinden daha sağlam bir temele oturtulabilir. Ancak, anlaşma veya sorun bir tarafın lehine diğerinin aleyhine baskıyla çözülmüşse, dengesiz ve istikrarsız bir ortam yaratılabilir. Yeni sorunlara ve yeni krizlere açık bir durum söz konusu olur.

Kriz Çeşitleri [10]

    1. Gelişen kriz
    2. Ani kriz
    3. İstenen kriz
    4. Dolaylı kriz
    5. Planlanmış kriz
    6. Kaza krizi (Beklenmeyen kriz)

1.) Gelişen Kriz: Belli bir zaman içinde, sorunların tırmanarak birikmesi sonucunda patlayan krizdir. Bu kategoriye giren bazı krizlerin hazırlık aşaması uzun sürebilir. Bunun nedeni, krize neden olan sorunun veya tehlikenin yavaş yavaş gelişmesidir.

Gelişen krize en iyi örnek, Arap ülkeleri ile İsrail arasında sıcak çatışmaya dönüşen “Altı Gün Savaşları’nın“ öncesi ve sonrasında tırmanan olaylardır.

2.) Ani Kriz: Beklenmeyen olayların neden olduğu krizlerdir. En sık rastlanan kriz çeşididir. Krizin boyutu, taraf ülkelerin tutumuna ve güçlerine göre değişir. Ani krizlerin en önemli özelliği, daha önceden tahmin edilmediği için önleyici tedbir almanın mümkün olmamasıdır. Ani krizlere en iyi örneklerden biri 1979’da İran’da ABD Büyükelçiliği’nin personeli ile birlikte bir grup İranlı tarafından tutsak alınmasıyla patlak veren “Rehineler Krizi “dir.

3.) İstenilen Kriz: Taraflardan birisinin çıkarları gereği çıkmasını arzu ettiği ve çıkması için de provoke ettiği krizlere denir. Krizin gerçekleşmesini sağlayan taraf ülke her zaman planladığı amacına ulaşamayabilir. Çıkmasına önayak olduğu kriz, zaman zaman provoke eden ülkenin aleyhine de dönebilir. Bunun nedeni krizin iyi planlanamaması veya iyi yönetilememesidir.

Örneğin; Hitler’in 1936’da Versay Andlaşması’na göre askerden arındırılan Rehn bölgesini askerileştirmesinin ve 1938’de Çekoslovakya’nın parçalanmasını istemesinin sebebi o zamanın güçlü ülkeleri İngiltere ve Fransa tarafından tepkiyle karşılanacağını bilmesidir. Yani bir kriz çıkacağını bilerek ve bunu isteyerek yapmıştır.

4.) Dolaylı Kriz: İki ülke arasında cereyan eden bir krize istemediği halde üçüncü bir ülkenin de dâhil olduğu krizdir. Genel olarak üçüncü ülke, çıkarlarına veya güvenliğine yönelik bir riskin ortaya çıkmasıyla müdahil olur. Üçüncü ülke, bu krize dolaylı olarak karıştığı için çözümün diplomatik yoldan yapılması için uğraş verir. Üçüncü ülkelerin bu olumlu tavırları ve aracılığı bu tür krizlerin çözümünde yararlı olur. Ancak, iki ülke arasındaki krizin nedenleri ve aldığı boyut ciddi ise kolay bir şekilde savaşa dönüşebilir.

Örneğin İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Almanya ile Fransa arasındaki krizden dolayı Belçika, istemediği halde sırf iki ülkeye coğrafi olarak komşu olduğu için kendisini savaşın içinde bulmuştur.

5.) Planlanmış Kriz: Bir ülkenin çıkarına uygun bulmadığı mevcut statükoyu lehine çevirmek için planladığı krizdir. Bazı devlet adamlarının ulusal çıkar ile kendi çıkarını özdeşleştirerek kendisi ve ülkesi için yeni kazanımlar elde etmek için planlayıp hayata geçirdiği krizler de vardır. Planlanmış krizler sadece negatif yönde cereyan etmeyebilir. Herhangi bir uluslararası sorunun çözümü için planlanmış olabilir. Bu tür krizlerin ters dönmesi ve başarısızlıkla sonuçlanması ihtimali çok yüksektir. Zira belli bir çıkar için planlanmıştır. Yapılan bu plan eğer çok iyi yapılmamışsa çıkartılan kriz başka krizlerin oluşmasına neden olur. Mevcut güç ilişkisini, uluslararası dengeyi ve ülkedeki iktidarın devamını olumsuz yönde etkileyebilir.

Planlanmış krizlere örnek verecek olursak, 1962 yılındaki Küba Krizi buna örnek gösterilebilir.

Küba Füze Krizi üzerine Leslie Illingworth’un 29 Ekim 1962’de Dail Mail’de yayınladığı karikatür.

6.) Kaza Krizi (Beklenmeyen Kriz): Provoke edilmeyen, istenmeyen, beklenmeyen ve tesadüfi olarak bir kaza sonucu ortaya çıkan krizlerdir. Kaza krizleri genelde masum ve zararsızdır. Bir yanlış anlama, bir hata, talihsiz bir olay, yanlış bir değerlendirme, tesadüf, uygun olmayan bir zaman ve zemin, yanlış bilgilendirme, beceriksizlik gibi etkenlerin rol oynadığı irade dışı bir gelişmedir. Buna ilave olarak ülkelerin içinden veya ülke dışından illegal bir şekilde taraf ülkelerin bilgisi dışında, devletlerin ve devlet yöneticilerinin kriz oluşumunun hiçbir aşamasında bulunmadıkları, tamamen habersiz gelişen ve kazara olan krizler de vardır. Bu krizler arzu edilmeyen, tasarlanmayan ve desteklenmeyen krizlerdir. Bu tür krizlerin ilgili ülkelerin ilişkilerinde olumsuz etki yapma riski bulunmakla birlikte çok ciddi sonuçlar doğurmaz. Bu tür krizlerin en olumsuz yanı bir kaza sonucu meydana geldikleri için ilgili ülkelerin müzakere etme, tedbir alma gibi önleyici veya tesirini azaltıcı bir işlem yapamamasıdır.  

Kaza krizlerine en iyi örneklerden birisi Rusya ile İngiltere arasında geçen krizdir. 1904’te Rusya-Japonya savaşı esnasında Baltık Denizi’ndeki Rus savaş gemileri Japonya’ya gitmek için Kuzey Denizi’nden geçerken bu denizde balık avlayan İngiliz balıkçı gemilerine Japon gemisi sanarak ateş açmışlar ve birisini batırmışlardır. Bu olay iki ülke arasında büyük bir krize dönüşmüştür. Savaşın eşiğine gelen Rusya ve İngiltere, Fransa’nın arabuluculuğu sayesinde sorunu çözebilmişlerdir.

Kriz Yönetimi

Kriz yönetiminin tarifi, krizin tarifinden daha karmaşıktır.  Çünkü her ülkenin kendine özgü rejimi, yönetim şekli ve tarzı vardır.

Fink’e göre kriz yönetimi; “Bir aktörün kendi geleceği üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için risk ve belirsizliği yönetme sanatı, istikrarsız bir durumu yönetme ve ihtiyatlı kararlar verme yeteneğidir.”[11]

NATO’ya göre kriz yönetimi; “Krizlerin yayılmasını önlemek, silahlı çatışmaya tırmanmasını engellemek veya ortaya çıkan düşmanlıkları yok etmek için alınan koordine edilmiş eylemlerdir.” [12]

Kriz yönetimi kısaca; “Çıkmış bir krizden çıkar elde ederek krizin sonlandırılması veya krizi en az zararla kapatmak için ilgili kişi ve kuruluşların bir araya gelerek ortak karar alma veya tavsiyede bulunma sürecidir”.

Etkili bir kriz yönetiminin temel elemanları;

  • Kapsamlı bir kriz yönetim stratejisi,
  • Kriz yönetim teşkilatı- komuta kontrol,
  • Kriz yönetim teşkilatı iletişim planı,
  • Basın ve halkla ilişkiler strateji planı,
  • Kriz yönetim altyapısının hazırlanmasıdır.[13]

Krizi yönetmek için kriz merkezinin üç odası vardır.[14]

  1. Kriz anında ortaya çıkacak insani sorunlarla ilgilenen oda, yaralı, hasta vb.
  2. Operasyon odası, gerektiğinde kullanılmak üzere silah ta dâhil olmak üzere her türlü fiziki müdahalede bulunabilecek bir ekibin hazır olduğu oda
  3. Kriz de görev alan kurum ve kişilerin koordinasyonunu yapacak, lojistik destek sağlayacak ve devletlerle resmi ilişkileri yürütecek oda.

Kriz masasını iki kategoride ele almak mümkündür:[15]

a.) Ulusal Kriz Yönetim Masası

Bir ülkenin kriz durumunda bulunması esnasında kendi içinde oluşturduğu kriz masasıdır veya ülkenin doğrudan veya dolaylı olarak uluslararası bir krizin parçası olması durumunda, hem ülke çıkarlarını savunmak hem de uluslararası kriz yönetiminin eşgüdümünü sağlamak için kurulan ulusal kriz masasıdır.

 b.) Uluslararası Kriz Masası (Bürosu)

Ulusal devletlerden bağımsız olarak Birleşmiş Milletler (BM) Kuzey Atlantik Örgütü (NATO) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi uluslararası örgütlerin kendi bünyelerinde uluslararası krizlerin yönetimi için kurdukları bürodur. Bu büro, krizin taraf ülkelerinde kurulan kriz yönetim masalarıyla eş güdüm sağlayabileceği ve krizin yönetiminde ortak çalışabileceği gibi onlardan bağımsız olarak da çalışabilir. BM, NATO ve AGİT uluslararası güvenlik konularında aktif rol aldıkları için krizlerin yönetiminde ve çözümünde de aktif roller almaktadırlar.

Kriz masalarının kuruluş amacı krizi daha büyük boyutlara ulaşmadan ulusal çıkarlara uygun bir şekilde çözüme kavuşturmaktır. Bunun için zaman zaman kriz masaları olağanüstü yetkilerle donatılabilir.

Başarılı bir kriz yönetiminin belli koşulları vardır. Bunları şu şekilde maddeleyebiliriz:[16]

1- İyi bir yönetim planı.

2- Doğru, güvenilir ve zamanında istihbarat.

3- Krizi tırmandıracak davranışlardan kaçınmak.

4- Krizi her yönüyle inceleyebilecek bütün birimlerin katıldığı bir kriz masası.

5- Kriz masasının tam yetkili olması, gerektiğinde aldığı kararları uygulama olanağının olması ve kontrolü.

6- Kamuoyu oluşturmak için ulusal ve uluslararası basınla iyi ilişkiler kurmak.

7- Ülkenin ulusal gücüyle (askeri, politik, ekonomik) orantılı davranmak.

8- Ülkedeki ve ülke dışındaki güç odaklarının ve sivil toplum örgütlerinin desteğini almak, eğer bu mümkün değilse karşısına almamak.

9- Kriz küçük de olsa asla hafife almamak.

10- Sadece mevcut krizi çözmekle yetinmemek bir daha çıkmaması için gerekeni yapmak.

Devletlerin krizlere karşı geliştirdikleri bazı yöntemler bulunmaktadır. İlk olarak önleyici diplomasi sayılabilir. Önleyici diplomaside amaç daha kriz çıkmadan tedbir almaktır. Alınan tedbirlerin krizi önleyemediği durumlardaysa barışı sağlama yöntemi uygulanır. BM ya da NATO gibi örgütlerin askeri tedbirler uygulayarak krize müdahalesi buna örnek verilebilir. Yapılan müdahalenin ardından yeniden bir çatışmanın yaşanmasını önlemek için “barışı koruma” yöntemi uygulanır. Bu sayede barışın de facto kurulması amaçlanır. Bu aşamaların ardından, “barışı kurma” gelir. Çatışmanın durdurulduğu yerlerde barışın kalıcı hale gelmesi amaçlanır. Hukuksal (de jure) bir barış ortamı sağlanmaya çalışılır.[17]

Krizlerin başarılı bir şekilde yönetilmesi ve barışın sağlanması için iki temel özelliğinin bulunması gerekir:[18]

  1. Kriz masasını oluşturan elemanların yetenekli olması.
  2. Kriz yönetiminin elindeki caydırıcı unsurların güçlü olması.

Barışın kalıcı kılınması için krizin ilgili taraflarının çıkarlarının mantıklı ve uluslararası hukuk ve kurallara uygun olması gerekir. Aksi takdirde sonra gelen iktidarlar ülkelerinin aldatıldığı, ulusal çıkarlarının gözetilmediği gibi neden veya bahanelerle yeni bir kriz çıkarabilirler. Krizin ilgili ülkelerden birine veya birkaçına kalıcı yarar, zarar ve onur kırıcı, ulusal gururu zedeleyici bir durum yaratmaması gerekir. Aksi takdirde bu ülkelerin ulusal çıkarlarına uygun gördükleri bir zamanda yeni bir kriz çıkarma ihtimali vardır.

İkili veya çok uluslu krizlerin, bölgesel veya daha geniş kapsamlı uluslararası krizlerin barışçıl çözümlerinin kalıcı olmasında uluslararası örgütlerin garantörlüğü veya himayesi çok önemlidir. Uluslararası örgütlerin krizin barışçıl çözümünün içinde bulunması hem barışı kalıcı kılar hem de bu veya başka krizlerin çıkmasında caydırıcılık rolü oynar. Ayrıca, sağlanan barışa hukukilik ve meşruluk kazandırır.

En iyi kriz, çıkmayan krizdir. En iyi kriz yönetimi, barışı sağlayan ve yeni bir krizin çıkmasına yol açacak nedenleri ortadan kaldıran kriz yönetimidir. [19]

KAYNAK

AYDEMİR, Emrah, Uluslararası Krizlerde Kriz İletişimi ve Uygulaması, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi.

ÇAKMAK, Haydar, Kriz Yönetimi ve TSK, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2012

EROL, Mehmet Seyfettin- EFEGİL, Ertan, Krizler ve Kriz Yönetimi, Barış Kitapevi, Ankara, 2012

EROL, Mehmet Seyfettin, Sıcak Barış’ın Soğuk Örgütü: Yeni NATO, Barış Kitapevi, Ankara, 2012

https://sozluk.gov.tr/

[1] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.88

[2] Emrah Aydemir, “ Uluslararası Krizlerde Kriz İletişimi ve Uygulaması “, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, s.211

[3] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.27

[4] Emrah Aydemir, “ Uluslararası Krizlerde Kriz İletişimi ve Uygulaması “, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, s.207

[5] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.89

[6] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.88

[7] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.29

[8] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.30,31,32

[9] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.92

[10] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.33-40

[11] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.93

[12] Mehmet Seyfettin Erol, “ Sıcak Barış’ın Soğuk Örgütü: Yeni NATO”, Barış Kitapevi, 2012, s.148,149

[13] Mehmet Seyfettin Erol, Ertan Efegil, “Krizler ve Kriz Yönetimi”, Barış Kitapevi, 2012, s.93

[14] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.50

[15] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.50

[16] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.53

[17]   Emrah Aydemir, “ Uluslararası Krizlerde Kriz İletişimi ve Uygulaması “, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, s.215

[18] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.54

[19] Haydar Çakmak, “ Kriz Yönetimi ve TSK “, Kaynak Yayınları, 2012, s.54

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments