‘Türkiye Libya’daki Savaşı Kazandı, Rusya’ya Ne Kaldı?’

Okunma Süresi: 5 dk 9 sn

Rus “topcor.ru” isimli haber sitesinde yer alan “Türkiye Zaten Libya İçin Savaşı Kazandı; Rusya’ya Hangi Seçenekler Kaldı” başlıklı makalede Türkiye’nin BM tarafından tanınan meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyerek Hafter güçlerini yenilgiye uğrattığı, Ankara’nın Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere Akdeniz’de de büyük avantaj sağladığı ve Hafter güçlerini destekleyen Rusya’nın politikasında değişikliğe gitmesi gerektiği belirtiliyor.

Türkiye’nin savaşa doğrudan müdahalesinden sonra Libya’daki durum önemli ölçüde değişti. “Dost Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan”, Kremlin’in Suriye’de resmi düzeyde Şam’ı desteklediği gibi aynı stratejiyi Trablus’ta yaptı. Görünüşe göre, Libya topraklarının bir sonraki yeniden dağılımının sonuçlarına göre ana kazanan Ankara olacak.

Şimdi, dolaylı bir biçimde üç deniz üzerinde bir savaşa sürüklenmiş olan ülke tarafından yapılacak ne var?

Rusya’nın oldukça başarılı Suriye deneyimini takdir eden Ankara da aynı şekilde, Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) resmi davetiyle askerlerinin yanı sıra bir “vekil” olarak Libya’ya gitti. Şu andan itibaren Mareşal Halife Hafter’in ve arkasındaki uluslararası koalisyonun yenilgisini saymaya başlayabiliriz. Bu devletlerin birleşik gücüne rağmen, her şeyini kaybettiklerini itiraf edebiliriz.

Hafter’in Libya Ulusal Ordusu, aynı anda birçok ülke tarafından desteklenmektedir.

  • Mısır, sınırlarındaki İslamcıların ortaya çıkmasına karşı “uzak yaklaşımlarla” mücadele ediyor.
  • Suudi Arabistan ve BAE, Müslüman Kardeşler’i Trablus’tan çıkarmak için Mareşal’in ordusunu finanse ediyor.
  • Fransa, Kuzey Afrika’da daha da güçlenebilmek için İtalya’yı eski kolonisinin dışına itmekten kaçınmıyor.
  • Rus yönetimi Hafter’e açıkça sempati duyuyor ve iktidara gelirse Kremlin’e yakın oligarşistler için minnettarlık ve bir takım kazançlı sözleşmelere girişilebilir.

Ve şimdi hepsi kaybetti. Güçlerine rağmen aralarında birlik yok ve BM tarafından Trablus’ta resmen tanınan hükümete karşı Hafter’in tarafında doğrudan yer alamazlar. Onlar için geriye kalan tek şey finansman, silah temini, askeri eğitmenlerin yardımı ve paralı askerlerin birkaç birliğidir. Daha önce ifade edildiği gibi, Libya’nın “bilinmeyen havacılık” adı altında sunduğu son fikir dürüst olmak gerekirse, savaşın kızışmasına yol açacak. Gerçek şu ki, Türkiye Trablus’ta ciddi bir bahis yaptı.

Türkiye Libya’daki Zafer ile Neler Kazandı?

İlk olarak, bölgenin ve sahilin kontrolünün Ankara’ya verilmesi, Avrupa pazarına kolayca teslim edilen Libya’ya hidrokarbon rezervlerine erişim sağlıyor.

Libya’da doğal gaz ve petrol sahaları, kabileler ve nüfusun yoğun olduğu bölgeler. – Harita: Clash Report

İkincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, UMH Başkanı Serraç ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası sayesinde, deniz sahasının büyük bir parçasını aldı ve Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’ya boru hattı projesine karşı bir “kalkan” koydu.

Üçüncüsü, Libya’da kontrolü ele geçiren Ankara, Afrika ve Ortadoğu’dan Avrupa Birliği’ne kadar tüm büyük göçmen akınının kontrolünü ele geçirdi ve bu da Ankara’ya büyük bir siyasi baskı aracı kazandırdı.

Son olarak da, Türklerin eski Osmanlı İmparatorluğu’nun bir diğer eyalet zaferlerine geri dönmesi, Recep Erdoğan’a puan katacaktır.

Trablus’un hiçbir durumda Ankara’nın desteğiyle teslim olmayacağı anlamına geliyor. Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), Birleşmiş Milletler tarafından tanınıyor, bu da Türkiye’nin askeri birliğini keyfi olarak konuşlandırma hakkına sahip olduğu anlamına geliyor. Bu bağlamda, “bilinmeyen uçakların” Libya’ya transferi aslında Hafter’in kendisine karşı olumsuz bir durum yaratıyor, çünkü buna karşılık Türkler kendi savaş uçaklarını ve hava savunma sistemlerini Kuzey Afrika’da konuşlandırıp, Libya topraklarında uçuşa yasak bölge ilan edebilirler. Hem de bu konuda yasal olarak haklı olacaklar.

Halife Hafter ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov

Adını koymak gerekirse artık Türkiye kazandı, çünkü uluslararası hukuk ve yasal olarak gruplaşmasını artırma olanakları, Hafter’i temsil eden tüm koalisyondan kıyaslanamayacak kadar yüksek. Evet, birlikte Türkler için sorun yaratabilirler; ancak Ankara’nın Trablus’u güçlendirmesi ve Serraç’ın kişisel güvenliğini sağlayarak kendi çıkarlarını gerçekleştirmesi yeterli.

Rusya’nın Libya’da Hangi Seçenekleri Kaldı?

– Mareşal Hafter üzerine bahis oynamanın biraz farkına varabilir, kayıpları düzeltebilir ve diğer sorunlara odaklanarak Libya’dan ayrılabilirsiniz. Türkleri sıkıştırmayı bırakabilir, durduk yere onlarla olan ilişkilerin kötüleşmesini engelleyebilirsiniz.

– Aksine hareket edebilirsiniz, ama o zaman Libya’nın anahtarı Trablus’ta yattığı için küçük düzensiz güçler tarafından ele alınması sorununun nasıl çözüleceği düşünmelisiniz ve ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarafında, yandaş uluslararası hukuk ve düzenli bir ordu yer aldığını unutmamalısınız.

– Son olarak, orijinal bir ihtilaf yapabilirsiniz: Moskova’nın Serraç hükümetini tanıdığını ve eski gizli koalisyon ortaklığını Türkiye ile başlatıp ve bunun karşılığında da ülke içinde bir dizi iş ortamında söz sahibi olabilirsiniz.

Çeviri: StratejikOrtak.com

  Libya Son Durum Haritası (Temmuz 2020)
  Libya'da Bir Türk Gücü: Kuloğulları

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments