Kuzey Afrika’da Unutulmuş Türk Varlığı: Kuloğlu Türkleri

Okunma Süresi: 3 dk 19 sn

Tolunoğulları devrinden beri Kuzey Afrika’da var olan Türk hakimiyeti, 13. Yüzyılda başlayan Memlükler hakimiyeti ve ardından 16. Yüzyılda Kuzey Afrika’nın Osmanlı egemenliğine girmesinden sonra doruk noktasına ulaşmıştır.

Bölgedeki diğer unsurlardan Hanefi mezhebine bağlı olmaları ve Türkçe kökenli soyisimleri sayesinde ayırt edilebilen Kuloğlu Türkleri, bugün Libya başta olmak üzere Tunus ve Cezayir’deki Türk kökenli kişileri belirtmek için kullanılan bir tabirdir. Yerel dillerdeki bozulmuş haliyle Köroğlu Türkleri olarak da adlandırılan topluluğun bu ismi taşımasının sebebi ise çok farklıdır. Osmanlı zamanında bölgeye yerleşen yeniçerilerin ve Anadolu’dan toplanarak bölgeye getirilen leventlerin bölgedeki yerli kadınlarla evliliği sonucu doğan erkek çocuklarına Kuloğlıu Türkleri adı verildiği belirtilir.

Yerlilerin örgütlenme ve savaşçılık düzeylerinin çok ilkel olması kadar denizcilik alanında da sınırlı bilgiye sahip bulunmaları sebebiyle gerekli kadrolar birkaç yıl aralıklarla Anadolu’dan devşirilmekteydi. Garp ocaklarında diğer bölgelerdeki yeniçeri ocaklarının aksine Türk menşeli olanların devşirilmesine özel bir önem gösteriliyordu. Devşirilen askerlerin çoğunluğu Anadolu’nun kıyı şeridindeki illere mensuptular. Garp ocaklarının içişlerinde teferruata girmek istemeyen İstanbul, buralarda divanlar kurmuştu. Divana bölgenin ileri gelenleri katılır, aralarından birini reis seçerler, dayı unvanını alan bu reis de kendi adamlarını tayin ederek mahalli bir hükümet kurar ve eyaletin hákimi kabul edilirdi. Bu eyaletlerde İstanbul’dan gönderilmiş beylerbeyileri de vardı fakat bunlar işlere pek karışmayarak padişahı temsil etmek ve dayının kararlarını tasdik etmekle yetinirlerdi.

Düzenli askeri birliklere yardımcı olarak görevlendirilmelerinin dışında yerli ahaliden toplanan vergi tahsilinde görevlendirilen Kuloğulları bu görevler karşılığında vergiden muaf tutulmak başta olmak üzere çeşitli özel muafiyetlere sahiptiler. Anadolu’dan gelen babalarına kıyasla daha iyi eğitim görme imkanına sahip olmaları yanında yıllar içinde vergi muafiyetleri ve çok çeşitli geçim kaynaklarına sahip olmaları sayesinde zenginleşen Kuloğulları, eyaletlerindeki çevreler tarafından kıskanılmış ve idari mevkilerden dışlanmaya başlamışlardır. Eyalet idarelerini ele geçirmelerine duyulan kuşkudan ötürü sur içinde yaşamalarına izin verilmeyen Kuloğulları, ağırlıklı olarak kıyı şeridindeki kasabalara yerleşmişler ve zamanla ziraat ve ticaretle uğraşmaya başlamışlardır. Kendilerine özel hakları Genç Osmanlı dönemine kadar muhafaza ettikleri Libya’da bile askerlikte en fazla yüzbaşılığa kadar terfi etme imkanına sahiptiler.

Annelerinin Türk olmaması ve bölgede yaygın olan dilin Arapça olması yüzünden Arapçayı anadili olarak kullanan Kuloğulları’nın tamamına yakını bu dili konuşmaktadır. İçlerinde azınlıkta olmakla birlikte bugün dahi Arapça’yla karışmış melez bir Türkçe konuşan insanlara rastlanılmaktadır. Garp ocakları zamanında İstanbul ile yapılan yazışmalar, mahallî yönetimin tuttuğu Türkçe kayıtları ihtiva eden belge ve defterler; günümüzde Cezayir, Tunus ve Libya Devlet arşivlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ayrıca Garp ocaklarında özellikle yeniçeriler ve denizciler arasında birçok halk şairi yetişmiştir. Bu halk şairleri de günümüze çeşitli edebiyat ürünleri bırakmışlardır. Bu gibi etkiler sayesinde Mağribi Arapçaya pek çok Türkçe kelime geçmiştir. En fazla Mısır ve Cezayir’de konuşulan Arapçada etkisini hissettiren Türkçe kelimeler Osmanlı hakimiyetinin olmadığı diğer kıta ülkelerinde dahi kullanılmaktadır.

Orhan Koloğlu’nun tahminlerine göre 300 yıl içinde yaklaşık 1 milyon Osmanlı askerinin Cezayir, Tunus ve Trablusgarp eyaletlerine nakledildiği beyan ediyor. [1]

Garp Ocaklarına yerleşen askerlerden başka özellikle Osmanlı hakimiyetinin Akdeniz’de güçlü olduğu zamanlarda pek çok denizci, korsan ve tüccar ciddi bir nüfus birikiminin sağlanmasına katkıda bulunmuşlardır.

Garp ocaklarında çeşitli tarihlerde farklı sayıda Türk askeri gücü bulunmuştur. Tahminlere göre bu sayı Cezayir’de 15,000-20,000, Tunus’ta 6,000-8,000, Trablusgarp’ta ise 6000 civarındaydı. Ocakların disiplini ve güçlü yönetimi Osmanlı hakimiyetinin asırlar boyu sürmesinde önemli rol oynamıştır. [2]

KAYNAK

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/Kouloughlis

[2] https://www.sabah.com.tr/sozluk/tarih/garp-ocaklari-nedir

https://islamansiklopedisi.org.tr/kuloglu–garp-ocaklari

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
3 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Hikmet Bayındır

Sabah gazetesinin tarih bölümünden kaynak almak, Boğaziçili Stratejik Ortak yazarına yakışıyorsa sözüm yok. Vikipedi’de cabası, Kuloğullarını lekelemeye çalışanlar bile Vikipedi’de yazabiliyorlar( Bu her konu için geçerlidir. Kuloğulları tekelinde değil). İngilizce olması mı kaynağı güvenilir kılıyor? Maalesef yazarın kendini geliştirmesi açısından bunları yazmam gerektiğini hissediyorum. Umarım gelişim süreci sade ve içi boş çalışmalarla kalmaz. Kuloğulları gibi bir konuyu anlatmak için muhteva gerek. BİLGİ gerek. Yalın, kısa süreli internette sörf etmek yerine Kuloğulları acaba kimlerdi diye yazıp aklına her esen kopyala yapıştırın bir kaç kelimesini, noktalama işaretlerini değiştire değiştire makale yazılmaz. Önce insanın içine sinmeli çalışma. Ben bu çalışmanın yazarın ve yönetimin… Daha fazlasını oku

Arif

 
 
Vikipedinin kaynak olarak gösterildiği, kabul edildiği bir akademik üslup var mıdır?
 
Tarih araştırması yaparken haber sitesinden kaynak göstermek neyin nesidir ?
 
*Köroğlu Türkleri kavramı bir dil bozulması sonucu oluşmuş değildir. Bölgeye dair ufak bir bilgi kırıntısına sahip kişiler dahi bunu bilebilir.
 
*Kuloğlu kavramı bölgedeki Türk kökenlilere denmez, yalnız Kuloğlu hasleti taşıyan Türklere denir.
 
**Yazarın diğer yazılarını bilmiyorum fakat konuda yazmaya çalışması büyük bir talihsizlik olmuş.
 
 

A. Karahanlı

Kaynaklar fecaat. Sitedeki diğer yayınlara haksızlık niteliğinde.