Dünya İletişiminin %99’unu Birbirine Bağlayan 468 Kablo

Okunma Süresi: 4 dk 24 sn

Şu anda okumakta olduğunuz bu yazı da dahil olmak üzere 2020 yılı başı itibariyle internetteki tüm uluslararası iletişimin %99’u denizlerin altına döşenmiş 468 tane kablo hattıyla sağlanıyor. Tabi bunların bazılarının uzunlukları sadece 131 kilometre, bazılarının uzunluklarıysa 20.000 km. Yine de o kablolardan birini kesseniz koskoca bir kıtanın interneti gidebilir.

Toplamda 1.2 milyon km uzunluğundaki kablolardan bahsediyoruz. Her yıl 200 civarında irili ufaklı problemle karşılaşılıyor. Bazen kablonun üstüne gemiler yanlışlıkla demir atıyor, bazen de depremler ya da su altı volkan patlamaları nedeniyle bu kablolar hasar görebiliyor.

İnternet kablosu deyince bizim aklımıza evlerimizde kullandığımız en fazla bir parmak kalınlığındaki kablolar geliyor. Bu bir ethernet kablosu. Veriyi elektrikle iletiyor. Ucuz bir yöntem ama bu tür kablolarda sinyal kaybı çok olduğu için uzun mesafelerde tercih edilmiyor. Bir de kablosuz internet var. Bu yöntemde veriler radyo dalgalarıyla iletiliyor.

Peki çok büyük miktarda veriyi, binlerce kilometre boyunca sinyal kaybı yaşamadan ve en önemlisi çok hızlı göndermek için ne yapılabilir? Verileri ışık hızında taşıyabilmek için onları ışıkla taşımak gerekiyor ve bunun için de fiberoptik kablolar kullanılıyor. Bu kabloların içinde bildiğiniz cam var. O camın içine ışığı belli bir açıyla gönderince yansıyarak ilerliyor. Aynı kablonun içine farklı açılarda ışık göndererek aynı anda farklı veriler taşınabiliyor. Yüzlerce terabitlik bilgi. Üstelik bu optik fiberlerin kalınlığı insan saç teli kadar. Saç teli inceliğindeki kabloların başına bir şey gelmesin diye etrafı jel, plastik, çelik, bakır, polikarbonat, aluminyum, polietilen gibi farklı malzemelerden oluşan 7 ayrı katmanla sarmalanıyor.

Kablolar bu şekilde üretildikten sonra çok uzun oldukları için büyük makaralara sarılıyor. Bu makaralar da yaklaşık bir ayda onları denizlerin altına döşeyecek olan gemilere yükleniyor. Çünkü bunlar gerçekten de okyanus tabanına indiriliyor. Eğer taban yumuşaksa kablo bazı noktalarda binlerce metre suyun altındaki zemine gömülüyor. Eğer taban sertse dibe bırakılıyor. Tabi burada onun ne kadar gergin olması gerektiğiyle ilgili çok dikkatli hesaplamalar yapmak gerekiyor. Ayrıca bazı yerlerde mercan resifleri ya da gemi batıkları olduğundan oralarda kablonun dolanmaması için aylar öncesinden planlamalar yapılıyor.

Her gün kullandığımız internet için böylesine zahmetli işlerin yapıldığını öğrenmek insanı gerçekten şaşırtıyor. Peki tüm bu zahmetlere, bu maliyetlere niye katlanılıyor? Çünkü internette var olmak büyük şirketlerden küçük kişisel girişimcilere kadar herkese avantajlar sağlıyor.

Haritada bu kabloların en yoğun olduğu yerlerden biri Atlantik Okyanusu. Peki o okyanusun tabanında ne var? Kuzey Kutbu’ndan başlayıp Güney yarımküredeki Bouvet Adası’na kadar uzanan sıradağlar. Evet Atlas Okyanusu’nun ortasında suyun altında tüm taban boyunca uzanan dağlar var. Hatta bunların bazılarının yüksek bölümleri yer yer su yüzeyine çıkarak okyanusta adalar oluşturuyor. İzlanda bu adalardan biri.

Okyanusun altına kablo döşerken bu bilgileri kullanarak ne kadar kabloya ihtiyaç duyulacağı ve bunların farklı yüksekliklerdeki deniz altı dağlarının üzerinden nasıl geçirileceği hep bunlara göre hesaplanıyor. Okyanusun altında uzanan bu sıradağlar 1872 yılında yine bir transatlantik kablo döşeme girişimi sırasında keşfedildi.

Suların altına kablo döşeme fikrini ilk kez uygulamaya geçiren kişi Samuel Morse. Hani telgraflarda kullanılan Mors alfabesine ismini veren kişi. İlk kez 1842’de New York’da denizin altına 3 km uzunluğunda bir kablo döşeyerek telgraf mesajının güvenli bir şekilde iletilebileceğini test etmiş. Bundan sadece 16 yıl sonra da binlerce kilometre uzunluğundaki ilk kablo Avrupa’yla Amerika kıtalarını birleştirmiş. 1858’de Atlantik okyanusunu aşan ilk telgraf mesajı Amerika’ya ulaşmış. Mesajın gönderilmesi 17 saat 40 dakikada gerçekleşmiş.

Samuel Morse

O ilk kablo döşenmeden önce herhangi bir bilginin Avrupa’dan Amerika’ya ulaşması rüzgarların ve gemilerin hızına bağlı olarak bir ay sürüyordu. O mesaja cevap vermek için bir ay daha. 163 yıl önce insanlar en fazla bu hızda haberleşebiliyordu. İnsanlığın iletişimi hızlandırma çabaları, sadece iki insan ömrü süresinde suların altına milyonlarca kilometre uzunluğunda kablolar döşetti, o kablolar döşenirken okyanusların altında dünyanın yarısını saracak uzunlukta sıradağlar keşfedildi, denizin binlerce metre derinliklerindeki yaşam hakkında bilgi sahibi olundu ve nihayet telgraf kabloları fiberoptik internet kablolarına dönüştü.

Tüm dünyayı saran kablolama sistemi Türkiye’yi de dört farklı noktada kesiyor. Bunlardan birisi Hollanda’dan başlayarak Avustralya, Güney Kore gibi ülkeleri dolaşarak bizim ülkemize de uğrayan SeaMeWe-3 isimli ağ. Bunun dışında Ege Denizi üzerinden geze geze gelen MedNautilus Denizaltı sistemi de ülkemizin en önemli ağlarından birisi olarak gözüküyor. Bu ağ, Yunanistan, İtalya, İsrail, Kıbrıs gibi bölgelere de uğrayarak geniş bir ağ oluşturuyor. Ülkemize ulaşan diğer ağlar Turcyos-1(Mersin-Girne) ve Turcyos-2(Samandağ-Kıbrıs) isimli iki kardeş ağ.

Sırada ne var? İnterneti dünya yörüngesindeki uydulara taşımak mı? Eğer bu uyduların hızı bir gün kabloların hızını geçerse işte o gün gerçek anlamda bulutlardaki internetten bahsedebileceğiz. O zamana kadar aklınızda olsun. Girdiğiniz web siteleri ya da gönderilen e-postalar bulutlardan değil aşağılardan, okyanusların binlerce metre derinliklerinden geliyor.

(Bu yazı Barış Özcan’ın ‘Denizler Altında 468 Kablo’ adlı videosundan esinlenilerek hazırlanmıştır.)

M. Taha Çalmabay

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAK

barisozcan.com/denizler-altinda-468-kablo-internetin-%99u/

webtekno.com/tum-dunyayi-bir-orumcek-agi-gibi-saran-okyanus-alti-iletisim-kablolari-ne-ise-yariyor-h33241.html#

evrimagaci.org/okyanus-alti-internet-kablolari-haritasi-3519

amfiweb.net/dunyanin-yer-alti-kablolari/

chip.com.tr/haber/internet-kablolarinin-kisa-hikayesi_60330.html

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments