İsmi Az Bilinen 4 Zalim Lider

Okunma Süresi: 5 dk 8 sn

Dünyamız, üstünde hakimiyet mücadeleleri sürdüğünden beri hep katliamlara sahne olmuştur. Ne yazık ki ölenler hep masumlardı. Gerek insanları kontrol etmek gerek de sömürgecilik amaçlı bu katliamlar, kandan ve ölümden başka bir şey getirmemiştir. Bu yazımda Hitler ve Stalin gibilerden ziyade ismi daha az bilinen zalimleri yazacağım. Başlayalım…

Belçika Kralı II. Leopold

Kral II. Leopold, diğer Avrupa ülkelerinin yöneticileri gibi Afrika kıtasının zenginliklerinden faydalanmak istiyordu. Bu sebepten ötürü 1876 yılında Kral’ın girişimleriyle Uluslararası Afrika Birliği kuruldu. Tabii ki bu birliğin amacı Afrika’yı medenileştirmek ve köle ticaretine son vermek değildi. Oranın tüm zenginliğinden faydalanmak idi. Belçika bu süreçte İngiltere ve Fransa gibi ülkelerle dostluk ilişkileri kurarak kendini ön plana çıkarmıştır. Ulusal komite atayan ilk ülke olan Belçika’dır ve Kral II. Leopold bu komiteyi kendi servetinden bizzat finanse etmiştir.

II. Leopold’un zengin toprakları ele geçirme isteği, Afrika’da araştırma yapmaya giden gazeteci Henry Stanley ile birleşti. Stanley Afrika’da, ticarî ağlar oluşturmuş, su kanalları yapmış, ticareti geliştirmiş ve okuma-yazma bilmeyen şefler II. Leopold ile anlaşma imzalamaya ikna edildi. Tabii bu anlaşmalar Kral’ın istekleri doğrultusunda uygulamaya kondu. 1884-1885 yılları arasındaki Berlin Konferansı’nda Belçika’nın Kongo üzerindeki hakimiyeti tanındı ve bağımsız Kongo Cumhuriyeti kuruldu.

Kral II. Leopold, Avrupa’da gelişen sanayi ile birlikte kauçuk kullanımına büyük ihtiyaç doğdu. Büyümesi yıllar alan kauçuk ağacını bünyesine fazlasıyla bulunduran Kongo, Belçika için gelir kaynağı oldu. Kauçuğun üretiminde tabii ki Avrupa’nın modern(!) insanı değil, yerel halk acımasızca çalıştırıldı. Çok ağır şartlarda çalışan işçilerin isyan ettikleri zaman elleri ve ayakları çapraz şekilde kesilerek itaat etmeleri sağlanıyor. Kauçuk fiyatı arttıkça kotalar da artıyor ve bu kotaları dolduramayanların elleri ya da ayakları kesiliyordu. Kotaları dolduramayan bulunamazsa ya da iki elini kullanması gerekiyorsa bunlar yerine eşlerinin ya da çocuklarının elleri ve ayakları kesiliyordu.

Çıkan isyanları bastırmak için ateşli silahlar kullanıldı. Fazla mermi kullanımını önlemek amacıyla vahşi bir yöntem izlendi. Kongolu askerler, öldürdükleri her kişinin ellerini kesip beyaz bir subaya teslim edeceklerdi.

Hideki Tojo

1919 yılında Almanya ve İsviçre’de ataşelik yaptığı sırada Naziler ile tanışan Tojo, adını ilk olarak Mançurya’da duyurdu. Kwangtung ordusunun başında aldığı hızlı ve etkin kararlar sayesinde kendisine jilet (razor) lakabı verildi. 1939 yılında ülkenin 40. Başbakanı olarak atandı. Tojo, militarist bir siyaset anlayışı yürüterek Çin’de ve Güney Asya’da 5 milyon kişiye soykırım yaptığı Birleşmiş Milletler (BM) raporuna girmiştir. Amerika donanmasına karşı yapılan Pearl Harbor baskınının karar verenidir.

II. Dünya Savaşı’nın ardından gelen başarısızlıklar sebebiyle 1944’te istifa etti. Atılan atom bombalarından sonra Japonya’nın tümüyle teslim olması üzerine General McArthur, Tojo’nun yakalanmasını emretti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra askerî ceza mahkemesinde savaş suçlusu olarak yargılandı. 12 Kasım 1948’te idam cezasına çarptırılan Tojo’nun infazı 23 Aralık 1948’te Sugamo hapishanesinde gerçekleşti. Ölmeden önce işlediği suçlar ve zulümler nedeniyle özür dilemiş ve Amerika hükümetinden merhamet beklemiştir.

Saloth Sar (Pol Pot)

Nisan 1975’te darbe ile başkenti ele geçirdikten sonra Demokratik Kamboçya’yı kurduğunu ilan etti. Komünist düşünceye sahip olan Sar, aklındaki siyasî ve sosyal düzeni kurmak için kolları sıvamaya başladı. Kapitalizme ait ne varsa kaldırmak istiyordu. Para, din, teknoloji… Halk zorunlu olarak şehirlerden köylere göç ettirildi ve ülkedeki üniversiteler, okullar, bankalar, gazeteler, fabrikalar kapatıldı. Aklındaki komünist düzeni kurmak için her türlü zulmü gerçekleştirdi. Eğitimi olan herkesi ağır işkencelerden geçirerek katletti. “Burjuva medeniyeti” dediği şeyi yok etmek isteyen Sar, bu uğurda elini kana bulamaktan vazgeçmedi.

Çiftçilik haricinde her işi ve mesleği yasaklayan Sar, aile fertlerini birbirinden ayırarak tarlalarda çalışılmasını zorunlu hale getirdi. Pol Pot yani Sar, ülkede eskiye dair ne varsa silmek ve sıfırdan bir ülke kurmak istiyordu. Sar’ın bu yıkım dalgası tarihe Sıfır Yılı olarak geçti.

Halkı eski değerlerinden koparıp, sınıfsız bir köy toplumu ve yeni bir nesil oluşturmak için karşısına çıkan her şeyi zulümle bastıran Pol Pot, bu ideolojisine Potansiyel Politik adını verdi. Bu rejim, Ölüm Tarlaları olarak geçen sistematik katliamlar gerçekleştirmiştir.

3 yılda 3 milyona yakın Kamboçyalıyı katleden Pol Pot’un hakkında sınır komşusu Vietnam geldi. 1979 yılında Kızım Kmerler’i yenilgiye uğrattılar ve Kamboçya’ya girdiler. Yönetimi kaybeden Pol Pot, Tayland’ın ücra köşelerinde gerilla hareketi sürdürdü. 1997 yılında Kızıl Kmerler başarısız bir darbe girişimi denediler. Kendi yandaşları tarafından ev hapsine mahkûm edilen Pol Pot 1998 yılında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Mengistu Haile Mariam

1974 yılında Etiyopya’da krala darbe yapılıp monarşinin yıkılmasının ardından PMAC isimli geçici bir hükümet kuruldu. Mariam, bu darbeci subaylardan sadece biriydi fakat en zeki olanıydı. PMAC içinde başkan yardımcılığı yaparken, zekice taktikler izleyerek yönetim için sivrilerek kilit haline geldi ve başkan dahil 60 kişinin infaz emrini verdi. Böylece yetkili kişi olarak sadece kendisi kaldı.

Yönetimi ele geçirmesinin ardından sol görüşlü bir yönetim anlayışı belirledi. Sanayi, tarım ve çiftlikler millileştirildi. Etiyopya kendi içine kapanarak adeta inzivaya çekildi. Fakat halk için görünürde değişen bir şey yoktu. Monarşi yıkılmıştı ama bu sefer de “sol monarşi” gelmişti. Halkın refah düzeyi yükselmiyor, önceki monarşi döneminden farksızdı durum.

Hal böyle olunca halkın içinden muhalif bir grup çıktı. Kendilerine Beyaz Terör diyorlardı. Buna karşılık Devlet Başkanı Mariam, Kızıl Terör adında bir yıkın hareketine girişti ve bunun sonunda yaklaşık 400 bin kişinin öldürüldüğü söylenmekte.

Muhalifleri temizleyen Mariam, daha da güçlenerek Sovyet Rusya ve Küba ile yakın ilişkiler içine girdi. 1977 yılında Somali’nin Etiyopya’ya düzenlediği askerî harekâtı, Sovyet Rusya’dan aldığı silahlar ve Küba’dan aldığı lojistik desteği ile bertaraf etti.

Mariam, sürekli olarak kıtlık olaylarıyla mücadele etti. Diğer yöneticiler gibi lüks içinde yaşamayı değil, daha mütevazı bir hayat yaşamayı seçmişti.

Sovyet Rusya dağıldıktan sonra Rusya, Etiyopya’ya desteğini kesti. Yeterli güç bulamayan Mariam, istifa etti ve 1991 yılında Zimbabwe’ye kaçtı. 2006 yılında Etiyopya’da, Kızıl Terör yıllarından dolayı yargılandı ve soykırım suçundan ömür boyu hapse mahkûm edildi.

KAYNAK

afam.org.tr/belcikanin-kara-tarihi-kral-ikinci-leopoldun-kongo-katliami/

tarihkomplo.com/2015/07/cinde-5-milyon-kisiye-soykrm-yapan.html

ilimvemedeniyet.com/kambocyada-pol-pot-rejimi.html

tarihkomplo.com/2016/06/etiyopyann-kzl-teror-ile-anlan.html

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir