Hava Hâkimiyet Teorisi Nedir?

Okunma Süresi: 2 dk 40 sn

II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan bu teori, Mackinder’in “heartland” teorisine karşı olmamakla beraber, kara ve deniz gücünü savunan teorilerin doğruluğunu kabul eder. Bunlara istinaden, hava gücünün, kara ve deniz gücünü kontrol altına alabileceğini belirtir. Teoriyle ilgili ilk çalışmalar İtalyan Douhet tarafından yapılmasına rağmen, asıl inşa eden isimler General William Mitchell ile hava albayı Harry Sachaklian’dır.[1]

Sachaklian’a göre, “heartland” için yapılan mücadelede karacı ve denizci unsurlar çatışma halindeyse, kazanan taraf havaya hâkim olandır. Üçüncü bir savaş gücü olarak ortaya çıkan hava kuvvetleri belirleyici bir rol oynayacaktır.[2]

Sachaklian ve Mitchell’in teoriyi inşa etmelerinden sonra, konuyla ilgili bir çok teorisyen Hava Hâkimiyet Teorisine yönelik katkılarda bulunmuştur. Katkıda bulunan ve teoriyi geliştiren en önemli isimlerden biri olan Seversky’ye göre, kara ve deniz hâkimiyetini esas alan teoriler niteliğini kaybetmiş, havacılıktaki gelişmeler ulaşım zorluklarını ortadan kaldırarak zaman ve uzaklık terimlerinin niteliğini değiştirmiştir. Maddiyat olarak güçlü olan bir ülke, yer yüzünün neresi olursa olsun mesafe kavramını ortadan kaldıracak ve dünyaya hâkim olacaktır.[3]

https://www.researchgate.net/profile/Cagdas_Duman/publication/322701816/figure/fig3/AS:631578346663985@1527591420976/figure-fig3.png [Erişim Tarihi: 13.01.2020]

Teorisyenlerin ortaya koydukları düşünceler neticesinde şekillenen Hava Hâkimiyet Teorisi özellikle II. Dünya Savaşından sonra dünya düzeninin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu doğrultuda II. Dünya Savaşının gidişatını değiştiren hava saldırıları, hava kuvvetlerinin önemini büyük ölçüde hissettirmiş, küreselleşen dünyada bir devlet için hava kuvvetlerine sahip olmanın gerekliliğini ortaya koymuştur.

Gelişen teknoloji ile havacılık ve uzay alanında yaşanan gelişmelerle beraber teorinin günümüze yansımaları büyük ölçüde hissedilmektedir. Günden güne gelişen hava teknolojisi ileride de etkisini fazlasıyla gösterecek, hâkim güç olma noktasında etkisini yineleyecektir. Modern çağda meydana gelen çatışmalarda askeri kaybın en az verildiği hava saldırıları, etkisinin kara ve deniz savaşlarına nispeten fazla olması sebebiyle tercih edilmektedir.

Yalnızca askeri olarak değil; casusluk, iletişim ve keşif gibi faaliyetler için de kullanılabilen hava sahası, küresel dünya içerisinde değerlendirildiğinde hâkim güç olmak isteyen devletlerin ana önceliği konumundadır. Siber dünyanın hayret verici gelişimi ile önemini daha da artıran havacılık alanı, uzaya uyduların gönderilmesinden, keşif yapılmasına kadar uçsuz bucaksız bir alanı kapsamaktadır. Bu bağlamda ortaya koyulan bu teori, uzunca bir süre geçerliliğini kaybetmeyecek gibi görünmektedir.

KAYNAK

[1] İsmail Hakkı İşcan, “Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları”, Uluslararası İlişkiler, C.1, S.2 (2004): 66.

[2] Osman Coşkun, “Türkiye’nin Jeopolitik ve Stratejik Konumuna İlişkin Öğrenci Görüşleri (Gazi Üniversitesi Örneği)”, (Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2015),  37.

[3] Abdullah Ural, “ABD’nin Enerji Hâkimiyeti Projesi ve Büyük Ortadoğu Projesi”, Akademik ORTA DOĞU, C.3, S.2 (2009),  135.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

  Mackinder’in Kara Hâkimiyet Teorisi Nedir?

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments