Uluslararası Toplumun Türkiye’yi Yalnız Bıraktığı Sorun: Göçmenler

Okunma Süresi: 4 dk 26 sn

27 Şubat 2020 tarihinde İdlib’de Rusya destekli Rejim saldırısı sonucu verilen onlarca şehidin (Şubat ayı boyunca İdlib’de şehit asker sayısı 54’tür) ardından Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan sınır kontrollerini gevşeterek aslında Türkiye açısından reel bir sorun olan göçmenlerin uluslararası düzeyde artık daha görünür hale gelmesinin önünü açmıştır. Bu doğrultuda hâlihazırda var olan bir problem özellikle Türkiye açısından bir başka durumu daha gözler önüne sormuştur: göçmen politikasında uluslararası toplumun Türkiye’yi desteklememesi. Bu yazıda sınır geçişlerinin izin verilmesinin ardından Yunanistan başta olmak üzere Avrupa’nın Türkiye’ye karşı aldığı siyasi tavır tartışılacak, Batı medyasının ve politikacılarının tutumlarından örnekler verilecektir.

Yunanistan ve Avrupa’nın Tutumu

Batı Avrupa’nın entelektüel gelişiminde oldukça önemli bir rol oynayan Rönesans hareketinin esasen Antik Yunan filozoflarının metinlerinin tekrar yorumlanması ile sağlandığı artık bir klişe olarak bizzat Avrupalılar tarafından her fırsatta savunulur. Her ne kadar Goody bu tarih tezini sağlam kanıtlarla çürütse de Batı medeniyetine ait kendini merkezde gören toplumlara mensup bireyler, aile ve okul sosyalizasyon süreçlerini bunun üzerine inşa ederler. Öyle ki, Batı dünyasının sıkıca sarıldığı ve dahi bütün dünyada görmek istediği eşitlik, özgürlük, insan hakları ve demokrasi gibi unsurların temelini de bu kültürel birikime dayandırırlar.

Ancak Türkiye sınırlarında “serbest geçiş” uygulamasının ardından bu değerlerin ne kadar kırılgan ve sadece kendi coğrafyalarını kapsayıcı olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Türkiye’de kimi kaynaklara göre dört milyon, kimi kaynaklara göre beş milyon düzensiz göçmenin olduğunu varsayarsak Yunanistan sınırına dayanan yaklaşık 10-15 bin göçmen Batı tarafından insan hakları sözleşmelerine ve uluslararası hukuk ilkelerine aykırı muameleye maruz kalmıştır. Nitekim sınır bölgelerinde ikamet eden Yunan ahalisine mensup kimselerin bile mülteci botlarını batırmaya çalıştığını içeren videolar sosyal medya platformlarında dolaşımdadır. Bunun yanında zaten mülteci botu batırmak Yunan hükümetinin neredeyse de facto düzeyde resmi politikası haline gelmiş durumda. Göçmenlere atılan gaz bombaları, sahte ve gerçek mermiler, göçmenlerin kıyafetlerine ve paralarına el koyarak sınırın diğer tarafına, Türkiye’ye gönderilmesi bu zihniyet çarpıklığının ise somut göstergeleri olmuştur. Sonuç olarak bu şiddete maruz kalan göçmenlere ilk yardımı yine Türk makamlarının yaptığına ve yine yörede yaşan Türk vatandaşlarının göçmenlere yemek götürdüğüne şahit oluyoruz. Tüm bunlara rağmen Batı medyasında ve siyasetinde en çok eleştirilen yine Türkiye olmuştur:

Batı Medyasının ve Siyasilerinin Tutumu

Burada Batı medyasından kasıt, İngiltere, Almanya, Fransa ve ABD gibi bu makalenin üst kısmında belirttiğimiz kültürel değerlere bağlı ya da bu kültürel havzanın içinde kendini konumlandıran toplumların basın yayın organlarıdır. Tahmin edileceği gibi derinlemesine bu konu üzerine derinlemesine bilgi içermeyen yayınlar yapan bu kuruluşlar, Türk makamlarının verdiği rakam ve bilgilerin doğruluğunu sorgulamaya yönelik haberler yaptıkları gibi yine Türkiye’nin göçmenleri Avrupa’ya gitmeye zorladığından bahsedecek kadar propaganda işine girişmişlerdir. 13 Mart 2020’de Matina Stevis-Gridneff ve Patrick Kingsley’in New York Times’da yayınladıkları bir makalede Türkiye’nin sınır serbestisi politikasının, Suriye’de yürüttüğü askeri politikalar nezdinde Avrupa’dan daha fazla siyasi destek almak ve Suriyeli göçmenler için ek maddi yardım elde etmek için uygulandığını belirmektedirler. Buradaki sorun şu ki Türk medyasının sınırdaki göçmenlerle ilk elden yaptığı röportajlara istinaden, Avrupa’ya geçmeye çalışanların ekseriyetinin Suriyeli olmadığı anlaşılmaktadır. Dahası, yine aynı makalede Türk otoritelerinin göçmenleri bilerek Yunanistan’a geçirmeye çalıştığı da açıkça belirtilmektedir [1].

Aynı şekilde Fransa medyasının sözde solcu yayın medyası Libération’un, 9 Mart 2020 tarihli bir yayınında yine benzer iddialar ortaya atılarak, Türk Devletinin yoğun kamuoyu desteğini arkasına alarak göçmen sorununu Avrupa’ya karşı bir baskı aracı olarak kullandığı yazılmıştır. Dahası bu iş için otobüs ve taksilerin de organize edildiği (kim tarafından olduğu belirtilmemiştir) ima edilmiştir. Bu yayınlanan makalenin yazarlarının isimleri gizli tutularak, makale sonunda sadece Istanbul’da yaşayan iki araştırmacı (Fransızca imladan kadın oldukları anlaşılmaktadır) olduğu belirtilmiştir [2].

Bu tip asılsız iddialar Batı kamuoyunun ve STK’larının genel fikirlerini teşkil etmektedir. Uluslararası Af Örgütü yöneticilerinden Massimo Moratti, her ne kadar Avrupa’yı daha fazla sorumluluk almaya çağırsa da, bu yaşanan olayların AB ve Türkiye arasında imzalanan meşhur antlaşmanın kaçınılmaz sonucu olduğunu beyan ederken [3] AB Komisyonu da Türkiye’ye antlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunmuştur. 2 Mart 2020 tarihli tivitinde ise Macron, Yunanistan’a ve Bulgaristan’a sınır güvenliği konusunda göçmen krizini bitirmek için tam destek sağlayacaklarının garantisini vermiştir [4]. Benzer şekilde, Merkel de Türkiye’nin göçmen krizini bu şekilde yönetmesinin kabul edilemez olduğunu fikrine sahiptir [5].

Almanya şansölyesi Angela Merkel

Sonuç olarak bu gibi örnekler misliyle çoğaltılabilir. Türk Devleti ve Türk halkı iktisadi sıkıntılarına rağmen milyonlarca göçmene ev sahipliği yapmaya devam ederken insan hakları ve demokrasi savunucusu Batılıların bu konularda güttükleri çifte standart siyasetinin ne denli yıkıcı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda Türkiye, uluslararası toplumda içi boş ve herhangi bir kanıta dayanmayan iddialarla yalnız bırakılmaya çalışılırken Türkiye’nin kendi imkânlarıyla bağımsız şekilde izleyeceği politikaların önemini de vurgulamak gerekiyor.

KAYNAK

[1] https://www.nytimes.com/2020/03/13/world/europe/turkey-greece-border-migrants.html
[2] https://www.liberation.fr/debats/2020/03/09/a-la-frontiere-greco-turque-les-refugies-utilises-comme-moyen-de-pression_1781073
[3] https://www.amnesty.org/en/latest/news/2020/02/turkeyeu-refugees-must-not-pay-the-price-in-political-game/
[4] https://twitter.com/EmmanuelMacron/status/1234233225700048900
[5] https://www.dw.com/en/germanys-merkel-turkeys-handling-of-migrant-and-refugee-crisis-unacceptable/a-52688912

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

  Geri Kabul Anlaşması Bağlamında Mülteci Meselesi

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir