Ortadoğu’yu Karıştıran Siyonist Casus: Eli Cohen

Okunma Süresi: 5 dk 58 sn

Eli Cohen, 1924 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde Yahudi ve Siyonist bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası 1914 yılında Halep’ten İskenderiye’ye taşınmıştı. 1947 yılının Ocak ayında, tüm yahudi gençlerin ödemek zorunda olduğu parayı ödemek yerine bir alternatif olarak askere yazılmayı tercih etti. Ancak sadakatinden şüphe duyulmasından dolayı reddedildi. O yılın ilerleyen zamanlarında, Müslüman Kardeşler ile girdiği tartışmalardan dolayı üniversiteyi bırakıp evden çalışmaya başladı.

İsrail’in kurulmasını takip eden yıllarda birçok Yahudi aile Mısır’dan ayrıldı. Ebeveynleri ve üç erkek kardeşi 1949’da İsrail’e gitmesine rağmen, Cohen elektronik alanındaki lisansını bitirmek ve Siyonist faaliyetleri koordine etmek için Mısır’da kaldı. 1951’deki askeri darbenin ardından Siyonizm karşıtı bir kampanya başlatıldı ve Cohen tutuklandı. Siyonist faaliyetleri yüzünden sorguya çekildi.

Cohen, 1950’lerde Mısır’da İsrail’in çeşitli gizli operasyonlarında yer aldı. Mısırlı yahudileri İsrail’e kaçırıp onları oraya yerleştirmek için düzenlenen Goshen Operasyon’u bunlardan biriydi. Mısır, Cohen’in bu operasyonda yer aldığını hiçbir zaman doğrulayamadı. İsrail, 1955 yılında Susannah Operasyon’u ile Mısır’ın batılı devletlerle olan ilişkisini yok etmek istedi. Bu olay tarihe ‘’Lavon Olayı’’ olarak geçti. Bu operasyonu İsrail gizli polisi tarafından işe alınan Mısırlı yahudiler gerçekleştirdi. Birim, Amerikan ve İngiliz tesislerini bombaladı ve bunun Mısır tarafından yapıldığının düşünülmesini istedi. Daha sonra olayın aslı ortaya çıktı ve 2 casus idam cezası aldı. Cohen de bu operasyona yardımda bulundu fakat bağlantısı kanıtlanamadı.

Süveyş Krizinin ardından Mısır hükümeti ve Yahudiler arasındaki kavga gittikçe kızışmaya başladı. Aralık 1956’da Cohen ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Yahudi Teşkilatı’nın yardımıyla Napoli’den İsrail’in Hayfa limanına seyahat eden bir gemiyle İsrail’e göç etti.

1957 yılında Cohen, İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından çağrıldı ve askeri istihbarat uzmanı olarak çalışmaya başladı. İşinden sıkılıyordu, Mossad’a başvurdu. Mossad onu reddetti ve buna çok gücendi. Askeri istihbarat uzmanlığından istifa etti.

Sonraki iki yıl boyunca Tel Aviv sigorta ofisinde dosyalama memuru olarak çalıştı ve 1959’da Iraklı Yahudi bir göçmen olan Nadia Majald ile evlendi. Sophie, Irit ve Shai adlarını koydukları üç çocukları oldu. Bat Yam’a yerleştiler.

Genel Müdür Meir Amit, Suriye hükümetine sızması için bir ajan arıyordu fakat adayların hiçbirisi uygun gözükmüyordu. Reddedilen adaylara bakarken Eli Cohen ismi dikkatleri çekti. İki haftalık gözlemin sonucunda iş için uygun olduğuna karar verildi. 6 aylık sıkı bir eğitimden sonra bir ajanın sahip olması gereken bütün özelliklere sahip olmuştu.

Daha sonra kendisine, Arjantin’de yaşadıktan sonra ülkesine dönen Suriyeli bir iş adamı kimliği verildi. Kamel Amin Thaabet adını aldı. Planı uygulamak için Cohen, 1961’de Arjantin’e taşındı. Thabet’in Suriye siyasetinin önemli isimlerine erişmesi için burada yaşayan Suriyelilerin arasına girmesi ve bağlantılar kurması amaçlanıyordu. Thabet, Arjantin’de kendini zengin bir işadamı olarak tanıttı ve bu dönemde Suriye diasporası içerisinde çok ciddi bir çevre edindi. Bu çevredeki önemli isimlerden aldığı referans mektuplarıyla 1962 yılında Şam’a yerleşti. Cohen’in Suriye’deki üst düzey politikacılar, askeri yetkililer, etkili kamu figürleri ve yerel yabancı diplomasi topluluğuyla ilişki kurduğu taktikler Mossad tarafından dikkatlice planlanmıştı.

Cohen, Arjantin’deki gibi sosyal hayatını kafelerde politik konuşmaları dinleyerek sürdürmeye devam etti. Ayrıca Suriyeli üst düzey yetkililerin, iş adamlarının, ünlü şarkıcıların ve birçok kişinin katıldığı ev partileri düzenledi. Bu partilere katılanlara olabildiğince fazla alkol aldırmaya çalışıp kendisi ayık kalıyordu. Bu şekilde siyasi bilgiler topladı. Cohen’in de aslında partilere katılanlardan bir farkı yoktu. Suriye’de 17 tane çok güzel sevgilisi vardı. Bazı kaynaklara göre Cohen, Amin el-Hafiz ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Ancak 2001 yılında Al-Jazeera ile yapılan röportajda Hafız, bu iddiaları reddetti. 1962’ye kadar Moskova’da olması nedeniyle böyle bir arkadaşlığın olmasının imkansız olacağını söyledi. Hafız’ın sekreteri reddetmesine rağmen Hafız, devlet başkanı olduktan sonra Cohen’e Suriye Savunma Bakanlığı’nı teklif ettiği söyleniyor.

Cohen, İsrail Ordusuna dört yıllık süre boyunca (1961-1965) geniş bir istihbarat sağladı. Cohen İsrail’e bazen radyo ve gizli mektuplar vasıtasıyla bazen de şahsen istihbarat gönderdi. Gizlice üç kez İsrail’e gitti.

En ünlü başarısı, Suriye surları hakkında istihbarat topladığı Golan Tepeleri turuydu. Askerlerin güneşe maruz kaldığını ve bu duruma çok üzüldüğünü belirten Cohen, askerlerin olduğu yerlere ağaç diktirdi. Ağaçlar, Altı Gün Savaşı sırasında İsrail ordusu tarafından hedef belirteçleri olarak kullanıldı ve İsrail’in Golan Tepeleri’ni iki günde kolay bir şekilde vurmasını sağladı. Cohen, güney sınır bölgelerini tekrar tekrar gezerek oralarla ilgili fotoğraf çekip taslaklar hazırladı.

Yeni atanan Suriye İstihbaratı Albay Ahmed Suedani kimseye güvenmiyordu ve Cohen’i hiç sevmedi. Bu nedenle Cohen, kimliğinin ortaya çıkma olasılığından korktuğunu ifade etti ve Kasım 1964’te İsrail’e yaptığı son gizli ziyaret sırasında Suriye’deki görevini sona erdirmek istediğini söyledi. Bu ziyaretinin amacı hem topladığı istihbaratları vermek hem de üçüncü çocuğunun doğuşuna tanıklık etmekti. Buna rağmen, İsrail İstihbaratı bir kez daha Suriye’ye dönmesini istedi. Cohen ayrılmadan önce karısına, kalıcı olarak geri dönmeden önce sadece bir yolculuk daha yapılacağına dair güvence verdi.

Suriyeli yetkililerle çok içli dışlı olmasına güvenerek İsrail’e mesajlarını evindeki telegrafvari cihazdan Morse kodunu kullanarak geçmeye başladı, ama vericisinin gönderdiği sinyaller oturduğu evin karşısında bulunan Suriye Genelkurmayı’nın radyosunun sinyalleriyle karışıyordu. Durumun farkına varan yetkililer, Sovyetler Birliği’nden yardım istedi. Cihazlar getirilip bir plan yapıldı. Plana göre bir akşam tüm yabancı misyonların katılacağı bir davet verildi. Aynı saatlerde ülkedeki tüm radyo yayınları durduruldu, tek sinyal çıkan yer Eli’nin eviydi. Baskın yapıldı ve Eli Cohen yakalandı. Tarihler 24 Ocak 1965’i gösteriyordu.

Askeri mahkeme huzurundaki duruşmada, casusluktan suçlu bulundu ve ölüm cezasına çarptırıldı. Cohen’in tekrar tekrar sorgulandığı ve işkence gördüğü söyleniyordu.

İsrail, Suriyelileri onu infaz etmemeleri konusunda ikna etmeyi umarak uluslararası yardım almaya karar verdi. İsrail Dışişleri Bakanı Golda Meir, uluslararası toplumdan Şam’ı Cohen’i asmanın sonuçlarını düşünmeye zorlaması için bir kampanya başlattı. Diplomatlar, Başbakanlar ve Papa V.Paul müdahale etmeye çalıştı. Meir Sovyetler Birliği’ne bile başvurdu. Uluslararası temyizlere ve Fransa, Belçika ve Kanada hükümetleri tarafından yapılan çağrılara rağmen Suriye ikna olmadı.

15 Mayıs 1965’te Cohen son mektubunda şunları yazdı:

“… Sevgili Nadia zamanını geçmiş bir şey için ağlayarak harcamaman için sana yalvarıyorum. Kendine konsantre ol, daha iyi bir gelecek iste!”

18 Mayıs 1965’te Cohen, Şam’daki Merce Meydanı’nda halka açık bir şekilde asıldı. İnfazın yapıldığı gün, Cohen’in hahamı görme isteği hapishane yetkilileri tarafından kabul edildi. Bir kamyonda Merce Meydanı’na giderken ona 80 yaşındaki Suriye Hahambaşı Nissim Andabo eşlik etti.

Kasım 1965’te Cohen’in karısı Nadia, Hafez el-Esad’a bir mektup gönderdi ve kocasının kalıntılarını almayı umduğunu, Eli’nin eylemlerini affetmesini istedi. Şubat 2007’de bir Türk yetkili, Türkiye’nin Cohen’in kalıntılarının Suriye’den ailesine dönüşü için arabulucu olarak hareket etmeye hazır olduğunu doğruladı.

Ağustos 2008’de, Suriyeli lider Hafız el Esad’ın eski büro şefi Monthir Maosily, Cohen’in mezar alanının bilinmediğini, Cohen’in kalıntılarının İsrail’e geri götürülmesini durdurmak için üç kez gömdüklerini söyledi.

Cohen’in kalıntılarının İsrail’e iade talepleri Suriye makamları tarafından reddedildi (Eylül 2012 itibariyle). Cohen’in kardeşleri Abraham ve Maurice aslen kampanyanın kalıntılarını iade etmesine öncülük ettiler. Maurice 2006’da öldü. Eli’nin dul eşi Nadia, o zamandan beri kampanyayı yönetiyor.

KAYNAK

https://en.wikipedia.org/wiki/Eli_Cohen

https://peoplepill.com/people/eli-cohen-3/

https://www.britannica.com/biography/Eli-Cohen

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Malkocoglu

Harika bir yazı

Leo

Yine harika bir yazı olmuş hocam kaleminize sağlık.