Çin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Küresel ve Kirli Oyunu’

Okunma Süresi: 7 dk 6 sn

Koronavirüsü ilk defa Çin’in doğu kısmında yer alan Wuhan şehrinde ortaya çıkmış ve oradan da neredeyse tüm dünyaya yayılmıştır. Çin’de başlayıp dünyaya musallat olan bu pandemi boyutundaki salgının ne hikmetse Çin’de neredeyse sona erdiğini düşünmek, belki de kulaklarımıza pek de mantıklı gelmeyecektir. Fakat gerek Çin’in Dünya Sağlık Örgütü’ne sunduğu raporları ve istatistikleri, gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin hakkında yaptığı açıklamalar beraberinde soru işaretlerini getirir cinstendir. Bu yazımızda, Çin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün salgının belirmesi ve yayılmasından sonraki tutumlarını inceleyeceğiz. Gerek Çin’in Dünya Sağlık Örgütü ile olan ilişkisine, gerekse Çin’in Dünya Sağlık Örgütü ile olan sistematik politikalarına değineceğiz.

Virüsün Şaibeli Ortaya Çıkışı

Koronavirüsünün ilk uyarıcılarından biri 34 yaşındaki Çinli doktor Li Wenliang 6 Şubat 2020 tarihinde hayatını kaybetmişti. Doktor Li Wenliang, Aralık 2019 tarihinde sosyal medya aracılığı ile yeni bir virüs hakkında çarpıcı ve uyarı mahiyetinde bilgiler vermişti. Fakat doktor Li Wenliang ölümünden önce Çin otoriteleri tarafından pek çok susturulmaya çalışılmıştır. Çin hükümeti tarafından halkı paniğe sürükleyen eylemlerden ve sosyal düzeni ciddi şekilde rahatsız etmekle suçlanan doktor Li Wenliang, Çin hükümeti tarafından bir özür metnini yazmaya bile zorlanılmıştır. 30 Aralık 2019 tarihinde doktor Li Wenliang’ın yeni bir virüs salgınından bahsetmesiyle birlikte bu durum uluslararası toplumda ciddi bir infial yaratmıştır. Doktor Li Wenliang’ın bu uyarı mahiyetindeki açıklamalarından sonra Çin, karşılaştığı ulusal ve özellikle uluslararası baskı sonrası Dünya Sağlık Örgütü’ne bir rapor sunmuştur.

Li Wenliang

Fakat 31 Aralık 2019 tarihinde sunulan bu raporda sadece Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve kökeni bilinmeyen pnömoni vakaları zikredilmiştir. Yani doktor Li Wenliang bu uyarıyı yapmasaydı belki de Çin bu vakalardan bahsetmeyebilirdi bile. Doktor Li Wenliang ilerleyen zaman diliminde, Ocak 2020 tarihinde virüse yakalandığını ilan etmişti. 6 Şubat 2020 tarihinde ise hayatını kaybetmiştir. Çinli otoriteler tarafından ölüme mahkum mu edildi ya da kasıtlı bir şekilde virüse mi mahkum edildi, bu bir muamma olarak kalacaktır.

Burada yeni bir soru ihtiva etmişti. Hayvanlardan hayvanlara bulaşan bu virüs, insanlara bulaşıyor mu? Çin bu soruya olan cevabını biliyordu fakat Çin bu açıklamayı 10 Ocak 2020 tarihinde yapmıştır. Yani Çin, 10 gün boyunca belki de tüm dünyanın hunharca aradığı cevabı bilerek gizlemiştir. 4 gün sonra, 14 Ocak 2020 tarihinde ise Dünya Sağlık Örgüt; Twitter üzerinden resmi hesabıyla şu açıklamayı yapmıştır: “Çinli yetkililer, yaptığı ön soruşturmada Wuhan’da tespit edilen ‘yeni tip Corona Virüs’ün’ insandan insana bulaştığına dair kesin bir kanıt bulamadı.”

Üstelik 20 Ocak’ta Çin’de 200 küsür vaka ve 3 ölü vardı. Çin hükümeti, tüm bu bilgilere rağmen Ocak 2020 tarihinde Çin’in yeni yıl kutlamalarını 40.000 insanla, kapalı bir alanda kutlamıştır. Yani Çin, Aralık 2019 tarihinde yeni bir virüsün ortaya çıkmasından haberdar edildikten sonra ve 10 Ocak 2020 tarihinde ise virüsün insandan insana geçtiğini bildiği halde kapalı bir alanda 40.000 kişiyle yeni yıl kutlamalarını yapmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin ile Olan İlişkisi

Tüm bu olaylara rağmen Dünya Sağlık Örgütü’nün Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Çin hakkında övgüyle bahsetmiştir. Peki Dünya Sağlık Örgütü, virüsü dünyaya yaymalarına rağmen, Çin hakkında neden bu kadar pozitif bir tutum sergilemektedir? Bu sorunun cevabı belki de Çin’in Dünya Sağlık Örgütü üzerindeki nüfusu ve etkisinde saklıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Etiyopya’da doğmuştur. Etiyopya ise Çin için son zamanlarda pek önemli bir yatırım üssü haline gelmiştir. Ayrıca Çinli diplomatlar, uluslararası platform ve kuruluşlarda Tedros Adhanom Ghebreyesus’un genel direktörlüğü için çeşitli kampanyalar başlatmışlardı. Yani Çin yumuşak gücünü kullanıp, kendi menfaatlerine yakın olan bir adı genel direktörlüğe alenen getirmiştir. Üstelik bu şahıs göreve gelir gelmez Zimbabve’nin eski devlet başkanı Robert Mugabe’yi, ki kendisi bir diktatör idi, Dünya Sağlık Örgütü iyi niyet elçisi olarak atamıştır. Sağlık Örgütü gibi ciddi, önemli ve kritik bir uluslararası kuruluşa eski bir diktatörü iyi niyet elçisi olarak atamak, gerçekten beraberinde soru işaretlerini getiren bir faaliyettir. Her ne kadar artan baskılar ve tepkiler sonrası Robert Mugabe görevinden alınsa bile, bu kabul edilemez bir atamaydı. En temel ve basit bir meselede bile varlığını ve pozisyonunu sorgulattıran Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Ghebreyesus, küresel bir kriz yaratacak kapasiteye sahip olan bir pandemiyle nasıl mücadele edecek? Yoksa Ghebreyesus’un amacı sadece Çin’e yardım etmek midir? Bu noktada özellikle ABD ve AB’ye karşı bir üstünlük sağlamaya çalışan Çin, küresel yumuşak gücünü kullanarak gerek Afrika’da gerekse uluslararası örgütlere olan ağırlığını daha da büyük ölçüde hissettirmeye çalışmaktadır. Arkasına nüfus ettiği uluslararası aktörleri alan Çin bu bakımdan belki de Trump’un Çin’e uyguladığı ticaret savaşlarından daha büyük ve tahripkâr bir darbe indirmiştir.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ve Çin Devlet Başkanı Cinping görüşmesi.

Bu konuyla ilgili çeşitli ülkelerden yükselen ve artan eleştiriler mevcut. Mesela Japonya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Aso Taro, Dünya Sağlık Örgütü’nün Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un istifasını isteyen seslerin giderek yükseldiğini söyledi. Japonya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Aso, “Kısaca söylersek, DSÖ Dünya Sağlık Örgütü mü yoksa Çin Sağlık Örgütü müdür? DSÖ’nün Çin Sağlık Örgütü olarak revize edilmesiyle ilgili sesler çok fazla duyuluyor.” dedi. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump, koronavirüs salgını için kendilerine yanlış tavsiyelerde bulunduğunu öne sürdüğü Dünya Sağlık Örgütü’nü sert bir dille eleştirdi. Trump, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nü, koronavirüs salgınında “Çin yanlısı bir tutum sergilemekle” suçladı. Ayrıca ABD Başkanı Trump, Dünya Sağlık Örgütü’ne sağlandığı fonu da durdurdu.

Başka bir mesele daha var ki, bu da pek düşündürücü bir husustur. Hong Kong yayın kuruluşu RTHK, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktör Yardımcısı Bruce Aylward ile gazeteci Yvonne Tong arasında gerçekleşen bir röportaj yayınlamıştı. Gazeteci Tong, Dünya Sağlık Örgütü’nün Tayvan’ın örgüte katılmasına izin vermeyi yeniden düşünüp düşünmeyeceğini soruyor. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktör Yardımcısı Aylward bu sorudan sonra gazeteci Tong’u duymadığını söyleyerek başka bir soruya geçmek istediğini söylemiştir. Gazeteci tekrar Aylward’a aynı soruyu sorduğunda Aylward şöyle cevap verdi: “Çin hakkında zaten konuştuk.”Aylward’ın cevabı, Çin’in Tayvan konusundaki tutumunu yansıtıyordu. Yani Tayvan’ın Çin’e bağlı bir ayrılıkçı eyalet olması durumundan bahsediyoruz. Ancak Tayvan kendisini bağımsız bir ülke olarak görüyor ve Çin’in diğer devletlere yaptığı baskılar yüzünden Tayvan çoğu ülke tarafından tanınmıyor.

Asıl sorulması gereken şudur; Çin’in adeta sözcülüğünü yapan bir Dünya Sağlık Örgütü’nün, dünyaya sağlık bakımından nasıl bir yararı olsun? Bu noktada ulus devletler, küreselleşmeye karşı daha büyük bir tavır ve tepki ortaya koyarlar mı?

Çin’in ABD ile Olan Rekabeti Nasıl Sonuçlanır?

Çin uzmanı Ties Dams, Hollanda devlet kanalı NOS’e verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:

“Çin Komünist Partisi her zaman krizleri iyi yönetmeyi başarmıştır. Çin son otuz yıldır her zaman bu türden bir kaostan kâr elde etmeyi başardı. Örneğin 2008’de mali krizi ele alın. Hızlı teşvik önlemleriyle Çin sadece kendi işini kurtarmaya çalışmıyordu. Hollanda ve Almanya, Yunanistan’a öfkeli bir şekilde baktıklarında, Çinliler şunları söyledi: Pire limanına yatırımı biz yaparız. Bunun jeopolitik değeri var. An itibariyle, korona krizinde, Çinli yatırımcılar uygun sektörlerdeki Avrupalı ​​şirketleri devralmaya hazırlar. Sadece kendi ülkelerindeki ateşi söndürmüyorlar, krizi aynı zamanda dünya sahnesinde zemin kazanmak için kullanıyorlar.”

Ve şimdi Çin büyük ölçüde kendi ülkesinde koronavirüs krizini kontrol ettiği gibi görünüyor, üstelik diğer ülkelere yardım etmeye çalışıyor. Çinli doktorlar ekipmanlarıyla son 1 ayda dünyanın her yerinde, özellikle Avrupa’da ortaya çıktı.

Ties Dams, şöyle devam etti: “Bunun etkisini hafife almayın. Doğu Avrupa ülkelerinin insanları Çin’in şu anda en fazla yardım sağladığını düşünüyor. Durum böyle değil, ancak paylaşılan birçok fotoğraf ve video yüzünden öyle görünüyor.” (NOS, 2020)

Göründüğü gibi tehlikeyi başlatan da Çin, fakat kontrol altına alıp dünyadaki nüfusunu arttırmak isteyen de yine Çin’dir. ABD’nin uzun yıllar boyunca, sert güç kullanarak jandarmalığını yaptığı dünya, artık yumuşak güçle etkisini arttırmak isteyen Çin’in jandarmalığına mı soyunuyor?

KAYNAK

Godement, François (2020), “Fighting the Coronavirus Pandemic: China’s Influence at the World Health Organization”, Institut Montaigne.

Teer, Joris (2019), Xi Jinping: Europe’s New Emperor?, Are We Europe

Brands, Hal (2020), China’s Global Influence Operation Goes Way Beyond the WHO, Bloomberg Opinion

Garret, Laurie (2020), “How China’s Incompetence Endangered the World, As the deadly coronavirus began to spread, Beijing wasted the most critical resource to fight it: trust, Foreign Policy

Welke supermacht komt als winnaar uit de crisis? ‘China kan in vacuüm springen’ (2020), NOS

Wong, Tessa (2020), Why Taiwan become a problem for WHO, BBC News

Dams, Ties (2018), De nieuwe keizer: Xi Jinping, de machtigste man van China

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir