Tarihin Yakın Penceresi: 93 Harbi (1877-1878)

Okunma Süresi: 7 dk 8 sn

19. yüzyılın son çeyreğinde dünyada bir güç değişimi yaşanıyordu. Sömürgeleriyle dünyanın her bölgesinde var olan İngiltere, kendisine büyük bir rakip potansiyeli olan Çarlık Rusyası’nın farkındaydı. Rusya, askeri anlamda güçlü bir imparatorluktu. İngilizlerin ise en büyük kozu; silahı olabildiğince az kullanarak, daha çok diplomasi alanında bir başarı sağlamalarıydı. Rusya’nın sıcak denizlere inmesini engellemek ve sömürge yollarını kaybetmemek için İngiltere, özellikle Osmanlı İmparatorluğu ile (zaman zaman) yakın ilişkiler kurmuştur.

93 Harbi’ne Doğru Yaşanan Süreç

1853 yılına gelindiğinde Çarlık Rusyası, Balkanlardaki Ortodoksları koruma bahanesiyle Osmanlılara savaş açtı (Kırım Savaşı). Kendilerini Ortodoksların temsilcisi olarak gösteren Rusya, İngilizlerin Osmanlı’ya vereceği desteği gözardı etmişti. Osmanlı Devleti; İngilizlerin, Fransızların ve başka milletlerden yaklaşık 25 bin gönüllünün desteğiyle bu savaştan galip ayrıldı. İngilizlerin Osmanlılara destek vermesinin amacı belliydi: Büyüyen bir Rusya’nın önünün açılmasını engellemek ve ticaret yollarındaki hükmünü sürdürmek.

Rusya, aldığı mağlubiyete rağmen ideallerinden vazgeçmedi. Kafkasya’daki müslümanlara büyük acılar çektirildi, milyonlarca insan göçe zorlandı: Çerkesler, Gürcüler, Çeçenler, Kırım Türkleri… Mevcut Padişah II.Abdulhamid bu göçler üzerine “Devletimiz hudutları dâhiline ancak kendi milletimizden olanları ve bizimle aynı dini inançları paylaşanları kabul edebiliriz. Türk unsurunu kuvvetlendirmeye dikkat etmeliyiz. Muhaceret yalnız milli kudreti artırmakla kalmayacak, aynı zamanda imparatorluğumuzun iktisadi kudretini de fazlalaştıracaktır. Rumeli’de ve bilhassa Anadolu’da Türk unsurunu kuvvetlendirmek şarttır.” ifadelerini kullanmıştır. Osmanlı açısından bakıldığında ise durumlar pek iç açıcı görünmüyordu. Kırım Savaşı sonrası tarihinde ilk dış borçlanmasına giren Osmanlı, ekonomik açıdan zor günler geçiriyordu. Bu gidişat doğrultusunda halktan vergileri arttırma politikası uygulandı. Balkanlarda isyanlar, Rusların da desteğiyle artmıştı. Bunun sonucunda Sırplar, 30 Haziran 1876 tarihinde Osmanlı’ya savaş ilan etti.

İsyanlar sırasında Avrupa medyası; Osmanlı’nın aleyhine haberler yapıyor, bu da toplumda büyük yankı uyandırıyordu. Savaş sırasında Rusya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ittifak teklif etti. Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, İtalya ve Prusya’ya ile yaptığı savaşlarda büyük yara aldıklarını dile getirdi ve bu çağrıyı reddetti. Ruslar, Sırplara ne kadar destek verse de Osmanlı bu savaştan galip çıktı.

Le Perroquet

Ateşkes için Sırplar, Avrupalılardan yardım istedi. Osmanlı Devleti ateşkesi kabul etti ve İstanbul’da bulunan Tersane-i Amire’de bir konferans yapıldı (Tersane Konferansı). Bu konferansta Balkanlardaki Hristiyanlar üzerinden baskı yapılması bekleniyordu. II.Abdulhamid, konferansın yapıldığı 23 Aralık 1876 tarihinde ivedilikle I.Meşrutiyet’i ilan etti. Buna rağmen ağır kararların önüne geçilemedi. Osmanlı Devleti için yeni bir anlaşma gerekliydi; ortak siyaset anlayışı içinde İngiltere, Londra Konferansı’nı düzenlemede önayak oldu. Ancak burdan da Osmanlı beklediğini alamadı ve “İçişlerine müdahale” nedeniyle protokolü reddetti. Panslavist akımları bahane sürerek protokolün reddini bir savaş nedeni olarak sayacağını önceden bildiren Rusya, 24 Nisan 1877’de Eflak ve Boğdan’a girerek Osmanlı’ya resmen savaş ilan etti.

Savaşın Başlaması ve Yapılan Hamleler

Öncelikle şunu belirtelim; bu savaşa “93 Harbi” denilmesinin sebebi, Rumi Takvim’e göre 1293 yılına denk gelmesidir.

Sultan II.Abdulhamid, her ne kadar savaşa girmemek için Londra Konferansı’nda telgraf yayınlasa da, diğer ülkeler tarafından kabul edilmedi. Osmanlı Devleti bu sefer savaşa tek başına girmek zorunda kalmıştı. İngiltere ve diğer müttefik devletler, diplomatik olarak çözüme gidilmediği için Osmanlı’nın yanında yer almadı. Rusya ise; Romanya, Sırbistan, Karadağ ve Bulgar gönüllülerle birlikte savaşa girmiştir.

Rusya, Eflak ve Boğdan’ı zorlanmadan ele geçirdi. Osmanlı Devleti’ni hem doğudan hem batıdan baskı altına almak isteyen Ruslar; önce Romanya’ya girmiş, ardından ise Osmanlı’nın doğu sınırındaki Doğubayazıt’a girmiştir. Böylelikle bu savaşın iki cephede sürdürüleceği ortaya çıkmıştır: Kafkasya ve Tuna.

Kafkasya Cephesi

Rusya, burada da yalnız değildi. Rus Ordusu’na ait 75.000 askerle beraber Gürcüler, Ermeniler ve Terek Kazakları; Rusya’yla beraber savaşıyordu. Osmanlı Ordusu, 80.000 askere sahipti. Teçhizat ve asker bakımından güçlü olan Rusya, kritik nokta olan Doğubayazıt’ı ele geçirdi. Bu işgalin ardından yerel müslüman halk; işgale boyun eğmedi, gruplaşarak Ruslara ve müttefiklerine rahat geçiş imkanı vermedi. Uzun süren bir direnişin ardından Rusya, 17 Mayıs’ta Ardahan’a girmeyi başardı. Bu işgalin peşi sıra kritik bir konumda bulunan Kars, 2 hafta içerisinde Rusların eline geçti. Kars’ın gerisinde bulunan muharebelerde başarıya ulaşan Osmanlı Kuvvetleri, 15 Ekim’de Digor’da gerçekleşecek Alacadağ Muharebesi’nde iyice dağılacaktı. 17 Kasım tarihinde Kars, yeniden kuşatıldı. Kars-Erzurum arasında kurulan savunma hattı; Nene Hatun ve onun gibi binlerce halk kahramanının da direnişiyle birlikte, Rusların Erzurum’a girmesi engellendi. Ancak ordunun güç yitirmesiyle beraber Erzurum’dan geri çekilme kararı alındı.

Buna rağmen Ruslar, şehrin merkezine girmedi. Direnişle karşılaşma korkusu Rusları, şehri çevreleyerek ele geçirmeye sevk etti.

Tuna Cephesi

Osmanlı Ordusu; henüz gönüllü asker alımına devam ederken Rus müttefiki Rumen topçuları, Tuna Nehri’ndeki Osmanlı gambotlarını bombalamaya başladı. Osmanlı’nın deniz gücü böylelikle yok oldu. 21 Haziran’da Ruslar, savunmaya geç dahil olan Osmanlı kuvvetleri sayesinde nehri rahatlıkla geçti. 27 Haziran gecesinde Ziştovi’ye, bağlantı kurmak amacıyla bir köprü inşa edildi. Rusların önünü kesebilecek bir güç henüz yoktu, Ziştovi ve Niğbolu’yu rahatlıkla ele geçirdi. Bu gelişmelerin ardından Başkomutan Abdulkerim Nadir Paşa görevinden alındı, yerine Mehmet Ali Paşa getirildi. Mehmet Ali Paşa’nın genç ve tecrübesiz olması ordu içinde huzursuzluğa yol açtı. 1876 yılında yapılan ihtilal nedeniyle zaten orduda liyakat sistemi tamamen bozulmuştu. Bu gelişmelerin ardından Osmanlı’nın gardı iyice düştü, 17 Temmuz’da Şıpka Geçidi de kaybedildi. Vidin’de bulunan Osman Nuri Paşa ve askerleri, Plevne’ye doğru hareket edecek ve Plevne’yi savunacaktı.

93 Harbi Avrupa Cephesi haritası

Plevne’de Destansı Savunma

Osmanlı’daki asıl hedef Niğbolu’yu kurtarmaktı fakat oraya Rus ana ordusunun girmesi ve Şıpka Geçidi’nin düşmesi, planları alt üst etmişti. Kuzey’de direnç gösterebilen Osmanlı’nın, çok kritik bölgeler olan Lofça ve Plevne için hâlâ bir şansı vardı. Osmanlı birlikleri Şıpka Geçidi’ni geri almak için taaruz ederken diğer yandan Ruslar, Plevne’yi abluka altına almaya başladı. 4000 Rus askerine karşı 1000 Osmanlı askeri vardı. Burada hiç kimsenin beklemediği, olağanüstü bir savunma gerçekleşti. İlk taarruzun başarıyla püskürtülmesinin ardından Avrupa’da Rusların yenileceğine dair söylentiler yayılıyordu. Osmanlı’nın Lofça’dan cephane ve asker takviyesi alması, Avrupa’da yayılan bu söylentilerle beraber Ruslar iyice moral kaybetmişlerdi. 2. taaruzun olacağını önceden tahmin eden Osman Paşa, birliklerini hazır hâle getirmişti. 2. taarruzda da Ruslar başarıyla geri püskürtüldü. 3. taaruzda da sonuç değişmedi; Osman Paşa ve kahraman ordusunun bileği bükülemedi.

Padişah II.Abdulhamid; Plevne’deki bu direnişin başarılı olmasını kullanarak savaşı diplomasi yoluyla kazanmak istedi ancak, Ruslar bu teklifi geri çevirdi. 24 Ekim’de Gorni Dubnik Muharebesi’nin kaybedilmesiyle Osmanlı’nın tek lojistik yolu da kesilmiş oldu. İyice bunalan Ruslar, son çare olarak topyekûn saldırıya geçti. Dört bir yandan, teçhizat ve asker takviyelerinin yapılmasıyla, Plevne kuşatıldı. Bunca olumsuzluğa rağmen Plevne’de direniş devam etti. Osman Paşa, Şıpka Geçidi’nin geri kazanılması halinde kendilerine destek geleceğini biliyordu ve ümitliydi. Bu son beklenti de hüsranla sonuçlandı, Plevne’ye destek gelemedi. Osman Paşa, son çare olarak 9 Aralık günü yarma harekâtına geçti. Bu zamana kadar savunma yapan askerler, Rusların ilk saflarını kahramanca yarmayı başardı. Ancak sayıca çok üstün olan Ruslara daha fazla direnemediler; 10 Aralık 1877’de Osman Nuri Paşa, teslim bayrağını çekti.

Plevne savunması

Tam 5 ay boyunca olağanüstü bir savunma yapan Osman Paşa ve askerleri, dile kolay 35.000 Rus askerini etkisiz hâle getirdi. Dünya Savaş Tarihi’nde eşine çok ender rastlanan bu savunma; günümüzde bir kahramanlık öyküsü olarak anılır ve ilelebet anılmaya devam edecektir.

Savaşın Sona Ermesi ve İmzalanan Antlaşmalar

Plevne’nin de kaybedilmesiyle Osmanlı’nın bu savaşı kaybedeceği anlaşılmıştı. 31 Ocak 1878’te Osmanlı ateşkes teklif etti ve Ruslar tarafından kabul edildi. Ateşkese uymayan Rus birlikleri, Ayastefanos(Yeşilköy)’a kadar girdi. Avrupa ve özellikle İngiltere, Rusların bu ilerlemesinden oldukça rahatsızdı. Bunun üzerine İngiltere, İstanbul Boğazı’na filosunu gönderdi. İngilizler, Paris Antlaşması’nı öne sürerek Rusların İstanbul’u işgal etmeleri halinde müdahale edeceklerini bildirdi. Çarlık Rusyası daha fazla risk almayarak ateşkesi kabul etti. 3 Mart 1878 tarihinde Ayastefanos Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın şartları Osmanlı için çok ağırdı. Zira Karadağ ve Sırbistan tamamen özgür olacak ve sınırları genişleyecekti. Bulgaristan özerkleşecek, Romanya da bağımsız olacaktı. Osmanlı temsilcileri bu antlaşmayı kabul etse de Sultan II.Abdulhamid, bu ağır koşulları kesinlikle kabul etmedi. İnglizlerin de desteğini alan Osmanlı, Kıbrıs’ı bu desteğin karşılığında İngilizlere geçici olarak bırakmak zorunda kaldı.

Avrupalıların arabuluculuğuyla, 13 Temmuz 1878 tarihinde Berlin Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma sonucunda Romanya ve Sırbistan bağımsız, Bosna-Hersek imtiyazlı bir devlet olarak kurulacaktı. Doğuda ise Kars, Ardahan ve Batum; Ruslara bırakılıyordu. Osmanlı’nın lehine olan durumlar da vardı. Ayastefanos Antlaşması’na oranla çok daha az vergi verilecek; Selanik, Üsküp, Manastır Osmanlı’da kalacak, Erzurum ve Doğubayazıt geri alınacaktı. Bu harp, Osmanlı için artık sona yaklaşıldığının bir nevi kanıtı oldu.

Taha Yazıcı

Stratejik Ortak Misafir Yazar 

KAYNAK

https://tr.wikipedia.org/wiki/93_Harbi
https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1r%C4%B1m_Sava%C5%9F%C4%B1
http://bursagocmuzesi.com/osmanli-rus-savasi-ve-93-harbi-sonrasi-kafkas-gocleri/
https://tr.euronews.com/2020/03/03/rusya-dan-osmanlinin-agir-yenilgi-aldigi-93-harbi-hatirlatmasi
https://www.dunyabulteni.net/olaylar/93-harbi-1877-78-osmanli-rus-savasi-h406060.html

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir