Koronavirüs Krizinin Ulus Devlet-AB İlişkisine Olan Etkisi

Okunma Süresi: 5 dk 46 sn

Bugüne kadar Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik hastalık olarak kabul edilen koronavirüsü hakkında pek çok teknik yazı kaleme alınmış bulunmaktadır. Bizim kaleme aldığımız bu yazı, herhangi bir tekniksel açıdan virüsün izahı mahiyetinde olmayıp, virüsün meydana getirmiş olduğu politik sonuçları ele alan bir yazıdır. Yazımız özel olarak koronavirüsünün Avrupa’daki ulus devlet anlayışına olan etkisi üzerine duracaktır.

Koronavirüsüne Karşı Ulus Devletçi Önlemler

Koronavirüsü, son yıllarda hali hazırda yükselen ulus devlet anlayışını tekrardan virüsün yayılma hızına paralel bir hızla güçlendirmiş bulunmaktadır. Özellikle Avrupa eksenli ulus devlet anlayışına sahip aktörlerin söylemleri tekrardan büyük bir güçle gündeme geldi ve en önemlisi bu söylemler, soyut bir takım muhalif propaganda hüviyetinden sıyrılıp bizatihi devlet ve hükümet politikaları kapasitesine erişmiş bulunmaktadırlar. Yıllardır Avrupalı sağcı partiler tarafından gündeme getirilen sınırların kapatılması, sınırların kontrol edilmesi ve Schengen Antlaşması’nın gözden geçirilmesi gibi hususlar belki de ilk defa Avrupalı devletler tarafından gündeme gelebilir. Mevcut Avrupalı hükümetlerin bu söz konusu “ulusalcı” devlet politikalarını hayata geçirmemeleri sonucunda, politik sağcılığın bünyesindeki muhafazakarlık, milliyetçilik, ulusalcılık gibi akımlar belki de ilerleyen seçim dönemlerinde kendilerini daha da güçlenmiş bulabilecekler.

Avrupa sağcılığın savunmuş olduğu bu değerler, dünyadaki mevcut küreselleşmeye karşı inşa edilmektedir. Koronavirüsü öncesinde özellikle Suriyeli mülteci sorunu karşısında epey güçlenen Avrupa sağcılığı, şimdi de Koronavirüs olayı ile müthiş bir etki sağlamıştır. “Her devlet kendi içine dönmeli, sınırlarını, kültür ve müktesebatını kontrol etmeli ve egemenliğini daha fazla Brüksel’e (AB) devretmemeli” düsturunu izleyen çoğu Euroskeptik Avrupa sağcıları, Koronavirüs olayı sonrası kendi politikalarını bulundukları ülkelerin mevcut hükümetlere dayatmaya başladılar bile.

Virüse karşı verilen mücadele kapsamında izole edici önlemlerin alınması belki de söz konusu hükümetler açısından zaruri hale gelmiştir. Sınırların kapatılması, kontrol edilmesi ve Schengen Antlaşması’nın tabiri caizse tahrip edilmesi elbette Avrupa sağcılığın politik gündemlerinde olan hususlar şeklindedir.

Henüz bulundukları çoğu ülkelerde muhalefette bulunan ve ulus devlet anlayışını savunan Avrupa sağcılarının politikalarını incelediğimizde, etki-tepki yasasının varlığına rastlayabiliriz. Kısa vadede Suriyeli göçmenler ve koronavirüsüne, uzun vadede ise küreselleşmeye karşı çeşitli tepki politikaları üreten Avrupa sağcıları belki de uzun yıllar sonrası çok güçlü bir şekilde sahaya geri dönmüş bulunacaklardır. Yukarıda da saydığımız gibi koronavirüsüne karşı hayata geçirilen önlemler, en nihayetinde Avrupa sağcılarının geçmişte ya da günümüzde önermiş oldukları politika enstrümanlarıdır. Peki koronavirüs tehdidi sona erdiğinde ne olacak?

Avrupa’da aşırı sağ partiler güçleniyor – Mayıs 2019

Koronavirüsü Sonrası Avrupa’daki Ulus Devletlerin Akıbetleri

Hali hazırda güç kazanan Avrupa sağcıları, Avrupa ülkelerindeki seçimlerde yüksek oy oranlarıyla iktidarı zor duruma getirebilir ya da iktidara gelebilirler. Mevcut başbakanın muhafazakar Boris Johnson’un olduğu Birleşik Krallık’ta bu durum söz konusu değildir. Fakat Hollanda, Belçika, İtalya, Avusturya, Fransa hatta küçük bir ihtimal dahi olsa Almanya gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde bu durum söz konusu olabilir. Avrupa sağcılarının güç kazandığı bir Avrupa, esasında bolca reform ve “öze dönüş” politikalarının olacağı bir Avrupa demektir.

Reformların hüviyeti, gerek devlet içi sağcı politikalar şeklinde ihtiva edeceği gibi, devlet dışı da sirayet edebilecektir. Devlet içi sağcı politikalardan kısaca bahsedecek olursak eğer; yukarıda zikrettiğimiz Avrupa ülkelerine daha muhafazakar, ulusalcı ve milliyetçi politikalar gelebilir. Bu söz konusu Avrupa ülkelerinde bireyden ziyade aile kuramına daha fazla önem atfeden, ülkeye giriş ve çıkışları kontrol edecek bir devlet mekanizmasını inşa eden, kontrolsüz bir şekilde ilerleyen ve genişleyen küreselleşmeye karşı önlemler alan bir politikalar silsilesi ile karşılaşabiliriz.

Devlet dışı reformlar ise daha çok Avrupa Birliği ile ilişkilendirilebilir. Euroskeptik diye adlandırdığımız Avrupa’daki Avrupa Birliği şüpheci aktörlerinin güç kazandıkları bir ortamda elbette Avrupa Birliği de bundan nasibini alacaktır. Avrupa Birliği’nin gitgide “konfederasyon şeklinde tek bir devlet” olarak evrim geçirmeye çalıştığı bu dönemde kendi ulus devletlerinin egemenliklerini Avrupa Birliği’ne devretmek istemeyen Euroskeptik politikacılar, söz konusu bulundukları ülkelerde hükümete geldikleri zaman Avrupa Birliği’nin derinleşme fikrini engelleyebilirler. Zira Avrupa Birliği’nin derinleşmesi demek, siyasi entegrasyonunun tesis edilmesi demektir. Siyasi entegrasyonun tesis edilmesi ise, Avrupa Birliği’nin belki de ABD gibi çoklu ülkelerden müteşekkil merkezi bir konfederasyon devleti demektir. Merkezi Brüksel olacak bir Avrupa Birleşik Devletleri, sağcı ve ulusalcı Euroskeptik politikacıların tasavvur ettikleri en büyük tehditlerden biridir. İşte bu sağcı politikacılar bulundukları ülkelerde başa geldikleri zaman devlet dışı reformların kısaca yukarıda izah ettiğimiz şekliyle olabileceği gibi, tıpkı Birleşik Krallık’ın BREXIT olayı gibi, bazı AB üye devletlerinin AB’den ayrılma senaryoları da ihtiva edebilir.

Koronavirüsü Krizinin İtalya Bağlamındaki Örneği

Koronavirüs salgını yüzünden İtalya’da vaka sayısı 69.000’i geçerken ölenlerin sayısı ise 6.820’ye ulaştı. Bu durum İtalya için ciddi bir krize dönüşmüş bulunmaktadır. Yaşanılan süreçte Avrupa Birliği, İtalya’ya gereken desteği vermeyerek kendi kaderine terk etmiştir. Avrupa Birliği üye ülkeleri başta Almanya ve Fransa olmak üzere kendi topraklarında koronavirüsünden korunma önlemlerini arttırdığı bir ortamda, İtalya’ya destek yönünde ortak bir adım atmamıştır.

Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar Kocamaz, koronavirüsü krizinin Avrupa Birliği’ni sorgulamaya ittiğini şöyle dile getirdi:

 “Salgın ile mücadele için ulusal çözümlerden ziyade uluslararası dayanışmanın gerekliliğinin açık olmasına rağmen bugüne kadar yapılan uygulamalar, devletlerin işbirliğine yönelmekten ziyade kendi ulusal tedbirlerini alarak ve sınırlarını kapatarak krizle baş etmeye çalıştıklarını gösterdi. AB ise uzun yıllardır ‘dayanışma’ ilkesi üzerinde varlığını sürdüren bir entegrasyon biçimi olarak bu krizde ciddi bir hasar aldı. Daha önce de Anayasa krizi, 2008 ekonomik krizi, mülteci krizi ve Brexit gibi pek çok krizle karşılaşan ve tarihinde de pek çok krizle baş etmiş olan AB için bu kez daha ciddi bir tehdit söz konusu. Dünyanın geri kalan ülkeleri gibi AB’nin de salgına hazırlıksız yakalandığını söylemek mümkün.

Aşı geliştirmek için bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve bu alana 80 milyon avro civarında bir ödenek ayrılması da ayrıca önemli tedbirlerden. Ancak önlem paketi, AB’nin dayanışma ve kriz yönetimi konularında gösterdiği kötü performansı ve imajı düzeltmeye yetecek gibi görünmüyor. Zira mesele çok daha derinde. AB’nin askeri operasyonlar yürütme, ortak dış politika geliştirme gibi alanlardaki kötü sicili malum olmakla birlikte dayanışma ilkesini çalıştırabileceği bir alan olan salgın hastalık konusunda bile ulusal düzenlemelere bel bağlaması kendisi açısından ciddi bir soruna işaret ediyor. Üstelik bu sorun taşımacılığın zarar gördüğü, malların ulaştırılmasında sorunlar yaşandığı ve açık biçimde çok yakında ekonomik bir krizle hatta kıtlık gibi sorunlarla da baş etmek zorunda kalacak Birlik için pek çok sorunu beraberinde getiriyor.”

Burada asıl sorulması ve tartışılması gereken nedir? Krizlerin zuhuru, devletlerin doğal olarak reflekslerini ulusal bir boyuta mi indirgiyor yoksa Avrupa Birliği’nin tabiri caizse pasifliği mi devletlerin bu reflekslerini doğuruyor? Tek temennimiz gerek kendi ulusumuzun gerekse tüm dünyanın en kısa zamanda bu virüs salgınından kurtulmasıdır.

KAYNAK

“Koronavirüs AB için varoluşsal bir sınav haline geldi” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/koronavirus-ab-icin-varolussal-bir-sinav-haline-geldi/1780231

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir