Öncü Arap-Sosyalist Hareketler ve Baas

1960’lı yıllarda işgalden kurtulan Arap devletlerinde sosyalizm birçok farklı zeminde oluşmaya başlamıştır. Avrupa’da eğitim alan Arap fikir önderleri sosyalizmi, neredeyse yüzyılı bulan ve ülkelerini adeta kurutmuş olan emperyalizmin elinden kurtaracak tek çare yol olarak görmüşlerdir. Her ne kadar coğrafyada sözü geçen İslam alimleri sosyalizmi ve komünizmi dini açıdan bağdaşlaşmayacı hakkında fetvalar verse de özellikle yoksul işçi ve köylü sınıfında sosyalist söylemler karşılık bulmuştur.

Suriye’de 1940’lı yılların başlarında, Fransız işgali altındayken, Mişel Eflak ve Selahaddin el-Bitar tarafından temelleri atılan Baas partisi; ideolojik açıdan farklı dinlere ve etnik kimlikleri tek bir çatı altında toplayan Arap sosyalizmini benimsedi. Ebedi misyonu olan tek bir Arap devleti kurmayı hedefleyen Baas hareketi, emperyalizm ve siyonizmin prangalarından kurtulmayı hedefliyordu. Parti, Osmanlı Devleti’nin bölgeyi yüzyıllar boyunca süren egemenliğini ve ardından Fransa ve ABD’nin bölgeyi ekonomik ve siyasi olarak etkisi altına almasını büyük bir sömürgecilik faaliyeti olarak tanımladı. 1953 yılında Arap Sosyalist Partisi ile birleşen Baas Partisi günümüzde de devam eden iktidarına 1963 yılında askeri bir darbeyle başladı.

Irak’ta ise 1951 yılından itibaren etkisini arttıran Baas hareketi 1963 yılında iktidara geldi. Kısa bir süre sonra görevden uzaklaştırılan Irak Baas Partisi 1968 yılında tekrardan göreve geldi. Bu yıldan itibaren 35 yıl boyunca ortadoğu coğrafyasında birçok problematik ve büyük bir Irak-İran savaşını çıkaracak olan Irak Baas Partisi, 2003 yılında Amerikan müdahalesiyle Saddam Hüseyin’in devlet başkanlığından devrilmesiyle  resmi varlığına son verdi.

Mısır’da Hür Subaylar Grubu’nun Krallık yönetiminin devrilmesiyle oluşan siyasi boşluğu, içinde Arap milliyetçiliğinin ağır bastığı bir sosyalizm  dolduruldu. Cemal Abdülnasır liderliğindeki Mısır, özellikle 1960 ların ilk yarısında yaptığı reform ve kamulaştırmalar ile Arap sosyalizminin en büyük devrimlerini gerçekleştirdi. Öyle ki, komünizmin din karşıtlığını görmezden geldiği yeni bir tür sosyalizmi geliştirdi. Nasırcılık denilen bu akım özellikle özellikle Kuzey Afrika coğrafyasında hızla karşılık buldu ancak, Mısır’da Enver Sedat’ın iktidara başlamasıyla sosyalist devrimler bir anda kesilmiş ardından batı yanlısı dış politikaları benimseyen ve serbest piyasa ile kapitalist bir mısır devleti kurulma aşaması başlatıldı.

Cemal Abdülnasır

Libya’da ise 1969’da darbeyle devlet başkanlığına geçen Albay el-Kaddafi, önce fikri babası gördüğü Abdülnasır ideolojisini uygulamaya başladı. 1975’te yayınladığı ‘Yeşil Kitap’, kapitalist ve komünist bloğun dünyayı daha kötü bir geleceğe sürüklediği ve tüm milletlerin, başta Araplar olmak üzere, her iki bloğa karşı birleşmesi çağrısında bulundu. Libya’nın gerek jeopolitik gerekse de Sahra Altı Afrika’ya olan etkisi nedeniyle yıllarca bölgeyi domine etmesi özellikle batı devletleri arasında çok büyük bir hoşnutsuzluğa neden oldu. Enerji kaynaklarının devletleştirilmesi ve yabancı sermayenin kısıtlanması Libya’yı ekonomik olarak bağımsızlaştırdı. Arap Baharı etkisiyle başlayan  protestolar kısa bir süre içinde büyük çatışmalara ardından da birçok kıyıma neden olan bir iç savaşa evrildi. 2011 yılında başını ABD ve Fransa’nın çektiği BM gücü Libya’ya askeri bir müdahaleye başladı. Ekim ortasında ise bir hava saldırısı sonrasında kendi halkı tarafından linç edilen Kaddafi ile birlikte neredeyse 42 yıllık İslamcı Arap sosyalizmi de Libya’da son buldu.

  Libya'da Ateşkes için Toplanan Berlin Konferansı

Tunus ise 1956’da Fransız işgalinden kurtularak bağımsızlığını ilan etti. 1960’lı yılların başında ise görece kademeli olarak sosyalist sisteme geçildi. Sosyalist bir politikacı olan Habib Burgiba islam karşıtı politikalar benimseyen az sayıda ki Arap sosyalistlerinden birisi oldu. Diyalogcu siyasetten vazgeçerek sosyalist düzenlemeler yapan Burgiba, dini kurumların birçoğunu kapatarak kendine muhalif olan onlarca siyasetçiyi ve binlerce vatandaşını hapse attı.

Muammer Kaddafi

Günümüzde ise Baas, Neo-Baas ve Arap sosyalizminin yok olduğu söylenemez. Birçok isim değişikliğine rağmen bu politik iklimde ve yoğun propaganda döneminde yetişmiş kişiler fikri ve siyasi zeminini bu ideoloji üzerine kurmuşlardır. Özellikle Arap Baharı’nın yıkıcı sonuçları sonrası Liberal devletlerin özgürlük ve demokrasi vaatlerinin yerine gelmemesi ardından devam eden iç karışıklar hem ABD eksenli politikaların içini boşaltmış hemde Rusya’nın bölgede yıllardır aradığı desteğe sonunda karşılık vermiştir. İsim olarak ayakta kalan tek sosyalist parti olan Beşar Esad yönetimindeki Suriye Baas Partisi ise yıllar süren iç savaşı neredeyse 60 yıllık köklü mazileri olan Rusya sayesinde atlatmaktadır. Irak’ta ise Saddam Hüseyin bakış açısıyla Arap sosyalist hareketini benimseyen ve ABD işgaliyle bir anda ortadan yok olan Irak ordusu bölgedeki farklı fraksiyonlar ile hem siyasi hemde silahlı birçok oluşum kurmuştur. Halihazırda Ortadoğu’da yaşanan çoğu problemi daha anlaşılabilir kılan Arap sosyalizm ve Baas tarihi ileride kurulacak yeni yapılar içinde öngörüler yapmamızı da kolaylaştıracaktır.

Emre Topcu

Stratejik Ortak Misafir Yazarı

KAYNAKLAR

https://islamansiklopedisi.org.tr/sosyalizm
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/640225
http://file.setav.org/Files/Pdf/20121126132435_seta-suriye_de_iktidar_mucadelesi.pdf
https://tr.wikipedia.org/wiki/2011_Libya_askerî_müdahalesi

1 YORUM

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here