Ortadoğu ve Afrika Özelinde Siyasi Merkezin Önemi

Uluslararası ilişkilerde çokça gözden kaçırılan nokta olan siyasi merkez, bir ülkedeki ekonomik, tarihi, sosyal ve politik olaylara dair ilk elden fikir elde edilmesi açısından öneme haizdir. Bu yazıda, fazlaca detaya girilmeden siyasi merkezin ne olduğunu tanımladıktan sonra, esasen bu tip merkezin varlığının zayıflığı ya da yokluğu Ortadoğu ve Afrika’da olup bitenlerin temel nedenlerinden birisi olarak değerlendirilecektir.

Siyasi Merkez Nedir?

Siyasi merkez; çeşitli bileşenleri arasında koordinasyonun zayıf ancak önceden belirlenmiş bir toprak parçasına hâkim gücün belli değerler etrafında bağımsız bir toplumun genel örgütlenmesini sağlaması ya da kurumlarını inşa edebilmesi manasına gelmektedir. Bu doğrultuda kurumlaşma, kültürel bir kimliğin oluşturulması, ortak amaçların belirlenmesi, gruplar arası ilişkilerin ve güç kullanımının düzenlenmesi yukarıda not edilen bileşenlere işaret eder [1]. Bu açıdan, merkez ve çevre ilişkileri sosyoloji ve siyaset biliminin ana konularından birisi haline gelirken, E. Shills her toplumun bir merkezi bulunduğunu, açıkçası toplumların içinde merkezi bir alanın bulunduğunu savunarak, merkez ya da bu bölgenin değerler ve inançlar bütününün bir olgusu olduğunu vurgular [2]. Nitekim, çevreyi oluşturan güçler merkezin hâkim kıldığı inançlar, semboller ve değerler sistemini sorgulayabilir. İşte bu sorgulamanın şiddeti merkezin ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu belirleyen yegâne unsurdur. Şerif Mardin ve Metin Heper’in Türk siyaseti üzerine yaptıkları merkez-çevre çalışmaları konuya pratik açıdan ışık tutmaktadır [3-4].

Siyasi Merkez Kapsamında Ortadoğu ve Afrika’da Yaşananlar

Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin içinde bulunduğu duruma bakıldığında siyasi merkezin önemini daha iyi anlıyoruz. Her zaman belirtildiği üzere cetvellerle çizilmiş sınırlara sahip olan özellikle Ortadoğu ülkelerinde iç karışıklıklar bu noktada siyasi merkezin yokluğuna ve bunun yarattığı yıkıcı sonuçlara örnek teşkil etmektedir. Suriye ve Irak’ın içinde bulunduğu durum, öncesinde Lübnan’da yaşananlar, Israil’in bir siyasi merkez olarak ortaya çıkmaya çabalarken bu coğrafyada yarattığı yıkım, ABD ve İran arasındaki gerilim bilinen basit örnekler olarak sıralanabilir. Burada istisna olarak Türkiye karşımıza çıkmaktadır. İmparatorluk geleneğinden gelerek, bağımsızlık mücadelesini nihayete erdirmiş ve yine o imparatorluğun paşalarının kurduğu ülkede, yani yeni topraklarda, siyasi merkezinin varlığını sürdürmeyi bilmiştir. Nitekim Cumhuriyetle kurulan yeni siyasi merkezin değerlerinin, inançlarının ve sembollerinin değiştiğini belirtmek gerekir. Ancak yine de tüm bu sıralanan unsurlar, içlerinde Osmanlı İmparatorluk geleneğinden gelen izleri muhafaza etmektedir. Esasen Türkiye’deki siyasi merkez ve aktörlerinin değişimi Ekim Devrimi Rusya’sı kadar sarsıcı olmamıştır. Bunun ana nedenini yeni merkezin Anadolu’da yine bizzat Osmanlı devlet adamları tarafından kurulması olarak tespit edebiliriz.

  Yemen'de Son Durum Haritası (2016)

O halde devletin çekirdeğini oluşturan siyasi merkezin varlığı ülkelerin ve toplumların daha istikrarlı bir ortamda gelişebilmeleri için önemli bir noktayı teşkil etmektedir. Duruma Avrupa Birliği oluşumu çerçevesinde bakacak olursak, her ne kadar ulus devlet geleneğine zarar verdiğini düşünen kesimler olsa da Avrupa’da yüzyıllar boyunca gelişimini sürdüren siyasi merkezlerin, asgari müşterekler üzerinde uzlaşarak daha da stabil işleyişe sahip olan bir iktisadi-siyasi yapılanma kurması kendi merkezlerinin kuvvetlenmesine katkı sağlamıştır diyebiliriz. Dolayısıyla, kutuplaşmadan vazgeçilerek ortak değerler etrafında toplanmak ve bunların gelişimi için çabalamak merkezlerin daha kuvvetli ve dayanıklı yürümesini sağlamaktadır.

Dr. Galip Emre Yıldırım

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAKLAR

[1] Badie, Bertrand. Le développement politique. Economica (programme ReLIRE), 1994.

[2] SHILS Edward, « Centre and periphery », in The Logic of Personal Knowledge: Essays Presented to Michael Polanyi, Routledge & Kegan Paul, 1961.

[3] MARDİN, Şerif, « Center-Periphery Relations: A Key to Turkish Politics? », in Daedalus, Vol. 102, No. 1, Post-Traditional Societies, Winter, 1973, pp. 169-190.

[4] HEPER, Metin, « Center and Periphery in the Ottoman Empire: With Special Reference to the Nienteenth Century », in International Political Science Review, Vol 1. No.1, Studies in Systems Tranformation, 1980.

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here