‘Ekonomik Güç’ Çin Afrika’da Ne Yapıyor?

Çin geçtiğimiz aylardan itibaren Afrika’daki yoğunluğunu git gide artırdı. Afrika, Çin ve Hindistan’ı urbanizasyon yani şehirleşme konusunda geride bıraktı ve IMF tarafından dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi olarak belirlendi. Çinliler Afrika’da demiryolları, köprüler ve geçitler inşa ediyorlar. Aslında Avrupalı koloniyalistlerin çok daha önce yapması gereken şeyleri şu an Çin yapmakta.

Çin 2018’de Çin-Afrika kooperasyon forumunda Afrika’ya tam 100 milyar finansal yardım yapacağını söyledi. Peki ya bütün bunlar neden?

Buz dağının görünen kısmında bulduğumuz cevap şu şekilde; Çin, Afrikalı ülkelerin küresel sahneye çıkmaları ve sağlam altyapılara sahip olmaları için onlara yardımcı olup yatırım yapıyor. Bunlar Afrika ülkelerinin ekonomik büyüme yakalaması ve küresel ekonomik sahneye çıkması için elzem olan konular.

Buz dağının görünmeyen kısmında ise cevap bambaşka. Çin, Güneydoğu Asya’da yaptığı gibi burada da siyasi ve diplomatik güç elde etmek için bu ülkelere yatırım yapıyor. Çin’den gelen krediler, işçiler ve müteahhitlerle bu projeler yapılsa da asıl amaç; Afrika ülkeleri ile uzun vadede siyasal ve diplomatik anlamda ilişkiler kurmak, para kazanmak değil.

Çin bu diplomatik ilişkileri mesela Birleşmiş Milletler oturumlarında “Tayvan ve Güney Çin Denizi” gibi hassas konularda bu ülkelerin oylarını almak için de kullanabilir.

Ancak bu yatırımlar ekonomik anlamda uygulanabilir mi?

Bu projeler ekonomik anlamda Afrika ülkeleri için uygulanabilir ancak asıl soru burada, “arka plandaki varsayımlar doğru çıkacak mı?” olması gerekir. Örnek verecek olursak; Çin, Kenya’da Nairobi ve Mombasa arasında 3.6 milyar dolarlık demir yolu inşa ediyor ve yeri geldiğinde yeniliyor. Performans beklentileri de hem yolcu hem yük birimleri anlamında göz dolduruyor. Bu olay, Kenya’nın Doğu Afrika’nın en büyük ekonomisi olarak meydana girmesine de şüphesiz büyük katkı sağlar bu olay.

Yine de bu kuraldan ziyade bir istisna olabilir. Çin’in yatırımlarının merkezi olan ülkeler Nijerya ve Angola, gaz ve petrol endüstrileriyle dikkat çekiyor. Bu alanlarda da bir takım Çinli iktisadi yatırımlar görüyoruz. Bu ülkelerdeki enerji sektörlerinde Çinli proje yatırımları, hükümetin tüm yatırımlarının %30’unu oluşturuyor. Çinli şirketlerin bu bölgelerdeki yatırımları ise tüm Çinli şirketlerin yatırımlarının %60’ını oluşturuyor.

Bu vaziyet Afrikalı enerji şirketlerinin geleceği hakkında ne diyor bize?

Pekin yönetiminin bu bölgede devlet tarafından fonlanan altyapı projelerini, Çinli şirketlerin olası Afrika enerji dominasyonu için kapıların açılması amacıyla kullandığı aşikar. Böylesine bir durum Afrikalı şirketler için fazlasıyla dezavantaj doğurabilir, bilhassa Çin hükümeti Afrika petrolünün Çin’e daha ucuza satılması için bu hamleleri yapıyorsa bu Afrikalı şirketler için zor günler getirecektir.

Tabii bu durum Pekin’i ve bölgede enerji sektörüne hâkim olan yerel elit kesimi pozitif anlamda etkileyecektir. Nijerya ve Angola gibi Afrikalı petrol tedarikçisi ülkelerde her zaman satış işlemlerine el koyan elit bir kesim var. Genellikle ticaret onlarla yürütülür. Bu tam olarak Çin yüzünden değil, Batı’nın buraya yaptığı yatırımlardan dolayı. Amma ve lâkin dediğim gibi, istisnalar da her zaman mevcuttur. Misal Kenya’daki demir yolu projesi gibi. Bu proje bölgeye daha geniş açık bir pazar sunuyor.

Öte yandan Afrikalı ülkelerin Pekin’in projelerinin yapılıp yapılmaması ve bu projelerin kime ve hangi amaçlara hizmet edeceği konusunda söz sahibi olması gerekir.

Afrika tam anlamıyla ekonomik anlamda yeni bir savaş alanı. Önemi çok büyük olan bu bölgede Rusya da bir yandan gücünü artırmaya çalışıyor. Türkiye ise her ne kadar Kuzey Afrika ülkelerine ve diğer Müslüman ülkelere projeler hibe etse de bu da bir nevi bir yatırım olarak görülmelidir. Zira Afrika ekonomisi genel anlamda çok hızlı büyüyor. Bölge dünyadaki platin ve kobalt rezervlerinin %90’ınını içinde bulunduruyor. Dünyadaki altın rezervlerinin yarısını, magnezyum rezervlerinin dörtte üçünü, uranyum rezervlerinin %35’ini de barındırıyor bu bölge. En önemli rezervlerden biri olan koltan rezervinin %75’i de bu bölgede. Koltan elektronik cihazlarda kullanılan bir madde ve en büyük örnek telefonumuz.

Çin, dünyanın en önemli pazarı ve en büyük ikinci ekonomisi. Böylesine bir ekonominin sağlığı tüm küresel piyasayı ilgilendirir. Dünya büyüğü Çin’in ekonomik genişlemesi sürerken Çinli liderler ülkenin gıda, ürün ve doğal kaynak pazarlarındaki tehlikeyi görüyor. Çin’in maden yatırımları, ülkenin tüm dışa yönelik yatırımlarının %30’unu oluşturuyor ki bu çok ciddi bir rakam.

Afrikalı insanlara gelirsek, tarihten gelen bir antipati var Batı’ya karşı. Bu çok normal zira Batı yüzyıllardır bu toprakları sömürüyordu, zulümle boğuyordu. Bu yüzdendir ki insanlar Çin’i tercih ediyor. Tabii Çin’i tanımıyorlar, tanısalar yukarıda anlattığım gibi çıkarları için Afrika’da olduklarını anlayacaklar. Buna karşın Türkiye’nin kara kıtada insani bakımdan bulunması ve birçok projeyi hibe etmesi bu anlamsız sempatiye karşı bir hamle gibi görünüyor. Ülkemizin tarihsel açıdan Mağrib coğrafyasındaki, yani Kuzey Afrika, Akdeniz kıyılarındaki ülkelerle bir bağı var. Bu bağ bizi bir adım öne geçiren faktörlerden. Öyle ki bölgede 11 ülkenin ordusu birinci yabancı dil olarak Türkçe’yi seçti. Türkiye’nin Somali’de, Cibuti’de, Kenya’da, Cezayir’de ne işi var, anlamışsınızdır umarım.

KAYNAKLAR

https://www.heritage.org/asia/report/chinas-influence-africa-implications-the-united-states

https://www.forbes.com/sites/panosmourdoukoutas/2019/09/21/why-is-china-building-africa/#2f1b9b07502c

  ABD, Rusya ve Çin Hangi Ülkelere Silah Satıyor?
  Hong Kong Hakkında Bilinmesi Gereken 16 Madde
  Çin-Pakistan Koridoru ve Gözden Kaçan 'Gwadar'

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here