Diplomaside Bir Ekol: Ahmet Vefik Paşa

Tezatların adamıdır Ahmet Vefik Paşa. Moderleşmeyi savunan bir muhafazakar, Osmanlıyı ayakta tutmak isteyen bir Türkçü, Eski ve Yeni Yunancayı çok iyi bilen bir Helen düşmanı. Tezatların adamı olduğu kadar ilklerin de adamıdır Ahmet Vefik Paşa. İlk başbakan, ilk edebiyatçı siyasi, ilk tiyatrocu, Osmanlının ilk Türkçüsü.

Hariciye’de memur olan Rûhuddin Mehmed Efendi’nin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitimlerini İstanbul’da gördükten sonra babası ile Paris’e gitti. Orada Saint Lou Lisesinde eğitimine devam etti. Lisede iken Alexandre Dumas-Fils ile tanıştı, arkadaşlıklar kurdu. Fransa’da iken Fransızca, Grekçe ve Latince öğrendi.

Memlekete döndüğünde ilk görev yeri dedesinin ve babasının uzun yıllar hizmet ettiği Hariciye’ye bağlı Tercüme Odaları idi. Sonralarında kademe kademe yükselerek Tahran Büyükelçiliği, Paris Büyükelçiliği, Bakanlık, Müsteşarlık, Valilik, Sadrazamlık,Mebusan Meclisine Başkanlık, Başbakanlık ve daha nice görevleri yerine getirdi. Londra görevinde iken İngilizce öğrendi. Kariyerinin son safhasına doğru sivri dili sebebiyle ordan oraya sürgün edildi. Sürgün edildiği bölgelerde görevini layığıyla yerine getirmiştir. Paris tahsili sırasında Fransızların dile olan şefkatini görmüş, Türkçe içinde bir model ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Halkı eğitmek amacıyla Bursa Valiliği sırasında tiyatro kurdurtmuş, çeviri ve adapte oyunlar yazmıştır.

Paris Büyükelçiliği süresince çok mühim başarılara imza attı. Bunların hiç şüphesiz en önemlilerinden biri Şam Meselesidir:

Paris Büyükelçisi olan Ahmet Vefik Paşa, görevinin getirdiği sıradan işleri yaparken İstihbarat kaynaklarından biri geldi. Fransızların Şam’a asker göndermek üzere olduğunu bildirdi. Ahmet Vefik atik davranarak önce İstanbul’a haber gönderdi. Sonrasında Osmanlı ordusuna vakit kazandırmak amacıyla kayıplara karıştı. Osmanlı ordusu çoktan Şam’a varmış gerekli vazifeyi yerine getirmişti. Bölgede ki askeri varlığı işiten III. Napolyon Ahmet Vefik Paşa’dan randevu istemeye kalkmıştır ancak ortada Paşa yoktur ve Napolyon çileden çıkmıştır. Paris’in sert ortamı biraz yumuşadıktan sonra Napolyon’un huzuruna çıkan Ahmet Vefik Paşa, önce  Hükümdarı selamlamış ancak selamlaması henüz bitmişken ‘Kendini Yavuz’un Sefiri mi sanıyorsun?’ sözlerine muhatap olmuştur. Ahmet Vefik Paşa’da soğuk kanlılığı koruyarak ‘’Eğer Yavuz’un sefiri olsaydım saygı değer şahsınız o tahtta oturamazdı’’ diyerek karşılık vermiştir.

Bir diğer önemli olay ise Fayton-Kayık hadisesidir:

Fransızların İstanbul Büyükelçisi kayığındaki kürek sayısını 10’dan 14’e çıkartmıştır. Türk geleneklerine göre 14 kürek ancak Saltanat Kayığında bulunabilirdi. Bunu gören Osmanlı halkı Saltanat Kayığı zannediyor ve selamlıyordu ancak kayığın içindeki Fransız Büyükelçiydi. Kural ihlal edilmesine rağmen Fransız Büyükelçisine Osmanlı tarafından bir uyarı dahi yapılmıyordu çünkü o dönemde Fransa’ya yüklü borçları vardı. Çaresizce beklerken Osmanlı, bu konu Ahmet Vefik Paşa’nın kulağına gitti. Bunu duyan Paşa derhal İmparator III. Napolyon’nun tıpkısı bir fayton yapılmasını emretti. Yapıldıktan sonra Paris’in sokaklarında mekik dokudu. Bunu gören Fransız tebaası faytonu III. Napolyon’nun ki sanıp selamlıyordu. Bu hadise derhal İmparator III. Napolyon’a iletildi. İmparator süratle Paşa’nın mevkidaşlarını gönderip bu arabanın halini düzeltmesini istedi. Ahmet Vefik Paşa’nın cevabı ise kısa ve özdü:  ‘‘Önce siz kayığınızın küreklerini  7 çiftten 5 çifte indirin sonrasında ben arabayı eski haline getiririm.’’ O cevabın sabahında İstanbul’da sadece bir tane 7 çifter kürek olan kayık vardı o da Saltanat Kayığıydı.

  Türkiyeli Şiilerin Mezhep Gerilimine Yönelik Endişeleri

‘’O çatırdama Osmanlı’dan değil sizin imparatorluğunuzdan gelmektedir’’

İmparator III. Napolyon bir kabul düzenler ve çeşitli devletlerin bir çok üst düzey yöneticileri kabule iştirak eder. Osmanlı’yı temsilen Paris Büyükelçisi Ahmet Vefik Paşa katılır. Hırsını alamayan İmparator, çeşitli ülke temsilcilerinin olduğu bir kabulde Ahmet Vefik Paşa’yı ezmek ister. Paşa’nın yanına gider ve ‘’İmparatorluğunuzdan çatırdama sesleri geliyor’’ der. Paşa ise her zaman ki soğukkanlı duruşu ile ‘’Çatırdama seslerini ben de işitmekteyim ancak benim imparatorluğum buraya çok uzaktır. Bu çatırdama sesleri ancak sizin imparatorluğunuzdan gelmektedir.’’ Dedi. Sinir küpüne dönen Napolyon o taraftan uzaklaştı. Söylediği sözleri duyanlardan biri İngiliz Büyükelçiydi. Hemen gelip Ahmet Vefik Paşa’nın elini sıkıp tebrik etti. Ancak Paşa mutlu değil gibiydi. Başladı konuşmaya ‘’ Bu sözleri sizler etseydiniz kralınız ve sadrazamınız sizi tebrik eder ve arkanızda dururdu. Ancak ben bu sözleri ettiğim İstanbul’da duyulursa üç gün içinde beni görevden alırlar’’ dedi ve gerçekten de olaydan sonraki üçüncü günden görevden alındı.

   III. Napolyon ve Ahmet Vefik Paşa sürekli bir ağız dalaşı içerisinde olmalarına rağmen III.Napolyon Ahmet Vefik Paşa’nın alanındaki bilgi dağarcığına ve diplomatik tavırlarına çok büyük saygı duyuyordu:

Paşa artık Paris’teki görevinin sonuna gelmiş ve III. Napolyon’a bildirmek amacıyla huzuruna çıkmıştı. Her şey olması gerektiği gibi yapıldı ve Ahmet Vefik Paşa müsaade istedi. Müsaade buyurmadan önce Napolyon, ‘’Kabinem de sizin özelliklerinize sahip birinin olmasını çok arzulardım’’ dedi. Sonrasında Paşa İstanbul’a geçti.

Ömer Can Topçu

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAKLAR

Mehmed Selahaddin, Bir Türk Diplomatının Evrâk-ı Siyâsiyyesi, İstanbul 1306

Mükrimin Halil Yınanç, “Tanzimattan Meşrûtiyete Kadar Bizde Tarihçilik”, Tanzimat I, İstanbul 1940

Dutemple, “Ahmed-Vefyk Pacha”, La Grande Encyclopédie, Paris

Osmanlı Târih ve Müverrihleri (Cemâleddin’in Âyîne-i Zurefâ’sına zeyillerden, Vefik Paşa’nın torunu Hayrünnisâ Hanım’ın “Müverrih Ahmed Vefik Paşa” adlı makalesi), İstanbul 1314

Gövsa, Türk Meşhurları [1945], s. 26-27.

Murat Uraz, Ahmet Vefik Paşa, İstanbul 1944.

TRT AHMED VEFİK PAŞA BELGESELİ,2009

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here