Fransa’nın Çözemediği Sorun: Kim Bu Sarı Yelekliler?

Okunma Süresi: 5 dk 17 sn

Paris’te başlayan ve daha sonra Fransa’ya ve başta Avrupa ülkeleri olmak üzere farklı yerlere sıçrayan Sarı Yelekliler Hareketi 2000’li yılların gördüğü belki de en önemli olaylardan birisi olarak tarihte yerini alacaktır. Bir yıldan fazladır devam gösteriler aslında François Hollande’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde yasalaştırılan karbon salınımı vergisinin neticesinde ortaya çıkmıştır. 2017-2018 yılları arasında 40 dolardan 80 dolara kadar çıkan petrol varil fiyatları, akaryakıttan alınan litre başına karbon vergisini artırmış, bölünmemiş ikinci derecedeki yollarda hız sınırının saatte 90 km’den 80 km’ye düşürülmesi olayların fitilini ateşlemiştir. Bu durumu protesto etmek için sarı yelek giyen göstericiler tüm Fransa’da 17 Kasım 2018’den beri gösterilerine devam etmektedir. Bu makalede, Avrupa’yı sallayan Sarı Yelekliler hareketinin nasıl doğup büyüdüğünden ve Fransa’ya olan etkisinden bahsedilecektir.

Göstericiler Neden Sarı Yelek Giyiyor?

Bu harekete adını veren sarı yelek, aslında Fransız Trafik Kanuna göre her sürücünün aracında fosforlu bir yelek taşıması zorunluluğuna dayanıyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışları protesto etmek için yeleklerini giyerek farkındalık yaratmaya çalışan göstericiler, eylemlerin “Sarı Yelekliler Hareketi” olarak adlandırılmasına ve yeleklerin bu şekilde sembolleşmesine neden olmuştur. Bu hareketin etkisi daha sonrasında da Belçika, Hollanda ve Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ve dünya ülkelerine de yayılmıştır. Ancak, konumuz itibariyle, Paris’te başlayan bu hareketin Fransa üzerindeki bıraktığı ve hâlâ da bırakmakta olduğu izler üzerine yoğunlaşacağız.

Göstericilerin Niteliği

11 Aralık 2018’de Le Monde gazetesinde göstericilere 166 soru sorularak hazırlanmış kapsamlı bir yazı yayımlanmıştır. Araştırmanın en temel sonucu olarak, eylemciler üzerinde net bir profil çizmek pek mümkün görünmemektedir [1]. Genel yaş ortalaması 45 olan göstericiler esasen alt ve orta alt sınıfa mensup kimseler. Yaş oranı Türkiye şartlarına göre “yaşlı” sayılabilir ancak unutulmamalıdır ki Türk nüfusunun yaş ortalaması 29 iken Fransa’da bu oran 41,5’e kadar yükselmektedir. Meslekî açıdan ise, eylemcilerin yaklaşık %33’ü çalışan kesimden oluşurken, %14’ü işçi sınıfından, %10,5’i zanaatkarlardan, küçük ve orta boy ölçekli işletme sahiplerinden oluşmaktadır. Hane başına ortalama gelirleri 1,700 Euro’dur. Net asgari ücretin yaklaşık 1,500 Euro olduğu Fransa’da, bu rakamın oldukça düşük olduğunu söyleyebiliriz. Bu hâliyle Sarı Yelekliler hareketine katılanların orta yaşlı ve geliri nispeten düşük kimselerden meydana gelmesi kayda değer bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Bunun dışında cinsiyet bakımından ise kadın ve erkek eylemcilerin katılım oranlarında nispi bir dengeden bahsedilebilir (%54 erkek ve %46 kadın). Bu oranlar, kadınların sosyal hareketlerdeki görünürlüğü ve varlığı açısından önemli bir noktaya işaret etmektedir.

Katılımcıların %20’den fazlası ise üniversite, büyük çoğunluğu ise meslek lisesi mezunudur. 15%’i ise daha düşük okullaşma seviyesine sahip eylemcilerden teşkil olunmaktadır.

Eylemde bulunma nedenlerini düşük alım gücü, çocuklarının asgari ihtiyaçlarını karşılayamama, hayat pahalılığı, yüksek kiralar gibi ekonomik sorunlarla tanımlarken Macron yönetiminden kaynaklı hoşnutsuzluklar da dile getirilmektedir. Bu doğrultuda Macron’un gitmesi için referandum talep edilse de hareketin esas amacı, vergilerin düşürülmesi, zengin sınıf lehine kaldırılan varlık vergisinin tekrar getirilmesi, alım gücünün ve maaşların artırılmasıdır. Eylemlerin yönetilebilmesi için Hükûmetin başlattığı Büyük Ulusal Tartışma’da Macron, alt ve alt-orta kesimin mâli durumuna yardımcı olabilecek, pek etkili olması beklenmeyen, bir dizi önlem paketi açıklamış ancak bunun Devlet bütçesine yaratacağı ek maliyet göz önüne alındığında, varlık vergisinin (ISF) kaldırılmasından doğan açığı kapatmak için 1,3 milyon Euro’dan fazla taşınmazı bulunanlara ek vergiler (ISI) tesis edilmiştir.

Gösterilerin Niteliği

Geleneksel ve alışılagelen sosyal hareketlerin aksine, başında herhangi bir sendikanın, siyasi partinin ya da örgütün olmadığı Sarı Yelekliler lidersiz bir hareket olarak başlamış ve gelişimini sürdürmüştür. Gezi olaylarındaki gibi, Sarı Yelekliler de sosyal medya üzerinden örgütlenmesini sağlamaktadır. Bu nedenle, çok fazla dezenformasyon söz konusudur. Dahası çeşitli çevrelerden göstericiler kendilerini bu hareketin “sözcüleri” olarak da ortaya atmışlardır. Bunlardan sekizi, 30 Kasım 2018’de Başbakanlık konutunda Başbakan Edouard Philippe ile bir görüşme dahi gerçekleştirmiştir. Bu çerçeveden bakıldığında, Hükûmetin hareketi kendi lehine çevirmeye yönelik bir çaba içerisinde olduğunu söyleyebiliriz zira göstericiler kendi kendilerini sözcü olarak ilân eden ve politikacılarla görüşen kimseler nedeniyle, Sarı Yelekliler hareketinin siyasi bir zemine kaymasından endişe etmektedirler. Nitekim, Fransa toplumunun bu eylemleri desteklemeyen kesimleri, protestocuları, etrafa zarar verdikleri gerekçesiyle “casseurs” yani “yıkıcı, kırıcı” olarak adlandırmaktadır.

Haklılık payı bulunan bu eleştiriler, eylemcilerin arasına karışarak dükkânları yağmalayan ve tarihî yapılara zarar verenler dolayısıyla yapılmaktadır. Hükûmete yakın BFM TV başta olmak üzere birçok ulusal basın yayın organı da eylemcilerin birer “casseur” olduğunu sıklıkla dile getirmiştir. Gösterilerden en çok etkilenen yerlerden birisi olan Champs Elysées’de bulunan lüks mağazalara cebren girilerek alınan mallar, yine aynı bölgede bulunan Arc de Triomphe ( Zafer Takı)’ın zarar görmesi, Hükûmetin, Polis gücünü daha etkin kullanması açısından elini güçlendirirken, toplumun geri kalan kesimi nezdinde Sarı Yelekliler Hareketine de gölge düşürmektedir. Nitekim hareketin kısa vadede yatışmayacağının farkına varan Hükûmet, orantısız polis gücüne sıklıkla başvurmaktan geri durmamıştır. Her ne kadar sivil toplum örgütlerinin tuttuğu kayıtlar ile Fransa İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlar çelişse de başladığı günden bu yana eylemler sırasında, 15/11/2019 itibariyle, 11 kişi hayatını yitirmiş, 4000’den fazla insan yaralanmış, 12,107 eylemci sorgulanırken bunlardan 10,718’i göz altına alınmış, 3.000 protestocu da adlî cezaya maruz kalmıştır. 13,900’den fazla plastik mermi kullanan polislerden ise 256’sına soruşturma açılmıştır. Fazla mesai yapan güvenlik güçlerine ödenen maaşlar, gördüğü zarardan ötürü faaliyet gösteremeyen dükkânlar, turist kaybı gibi nedenlerden ötürü meydana gelen zararın ise yaklaşık 4,5 milyar Euro olduğu hesaplanmaktadır. Bu rakam Fransa gayri safi yurtiçi hasılasının 0,2’sine denk düşmektedir.  Ekonomi Bakanı Bruno le Maire, Sarı Yelekliler Hareketinin iktisadi büyümeyi %0,1 oranında azalttığını belirtmiştir [2].

 

Sonuç

Tüm bu tabloya bakıldığında eylemlerin en başında %75’lere varan halk desteğinin protestoların yıldönümünde %40’lara kadar düşmesi şaşırtıcı değildir. Siyasi açıdan ise, her fırsatta, insan hakları ve demokrasi memleketi olarak kendini adlandıran Fransa, siyasetçileri ve entelektüelleri sınıfta kalmıştır. Orantısız polis şiddeti, güvenlik güçlerinin Paris’te eylemcilerin üzerine at sürmesine kadar varmıştır. Aynı zamanda, Fransa’daki bu polis şiddetine diğer Avrupa ülkeleri fazla bir tepki göstermediği gibi eylemlerin kendilerine asgari miktarda etkilemesi için çaba sarf etmişlerdir. Tıpkı, 1789 Fransız devriminin kendi memleketlerine yayılmasını engelleyen, başta Habsburglar olmak üzere zamanın diğer Avrupa krallıkları gibi.

Sarı Yelek hareketi, genel manada bakıldığında, (neo)liberalleşmeye çalışan bir toplumun geçirdiği değişim sancısı olarak ele alınabilir. Ancak sosyal devletin getirdiği kolaylıkların azaltılmasına fazla direnç gösteren sosyal gruplar için Hükûmet onların kendi ekonomik durumlarını rahatlatıcı ve serbestleştirici önlemler almaktan, gerekli yasal düzenlemeleri yapmaktan kaçınmaktadır. Bunun en son örneği ise demiryolu işçilerinin imtiyazlarını ortadan kaldırmaya yönelik yapılan yasanın yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkan ve başta Paris olmak üzere tüm Fransa’yı felç eden toplu taşıma çalışanlarının yaptığı grevdir. Sarı Yeleklilerden de destek alan bu grev, ülkenin ulusal ekonomisine ağır bir faturalar yüklemeye devam etmektedir. Tüm bu sosyal hareketler yeni bir Fransız devrimine yol açmayacaksa da Fransa toplumunun iç barışına ve huzuruna katkı sağlamayacağı da kuşku götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dr. Galip Emre Yıldırım

Stratejik Ortak Misafir Yazar

Kaynakça

[1] Extraits de « “Gilets jaunes” : une enquête pionnière sur la “révolte des revenus modestes” », Le Monde, 11 décembre 2018

[2]https://www.cnews.fr/france/2019-11-15/mobilisation-blessures-arrestations-un-de-gilets-jaunes-en-chiffres-840398

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone Ol  
Bildir