Latin Amerika’da Egemenliğin Sınırları: Küba, Meksika ve Brezilya

Devletin en önemli özelliklerinden birisi toprakları üzerinde egemenlik kurmalarıdır. TDK sözlüğünde devlet şu şekilde açıklanmaktadır:

Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.”

Fakat devletler zaman zaman toprakları üzerinde mutlak egemenlikleri bazı olaylar nedeniyle kaybedilmekte veya kısıtlanabilmektedir. Bu yazıda bazı Latin Amerika devletlerinin kendi toprakları üzerinde egemenliklerini yitirmeleri veya kısıtlanması değerlendirilecektir.

Küba

İlginç bir şekilde Latin Amerika’nın en bağımsız ülkesi olduğu düşünülen Küba aslında topraklarının bir kısmı üzerinde egemenliğini ilk kaybeden devletlerden birisidir. Küba’nın bağımsızlığını kazanması diğer Latin Amerika devletlerine göre oldukça geç bir tarihte olmuştur. Uzun süren çatışmalar sonucunda Kübalıların bağımsızlığı tek başlarına kavuşamayacağını gören ABD, 1898 tarihinde Küba bağımsızlık mücadelesine İspanya ile savaşa girerek dahil olmuştur. Kısa sürede ABD savaşı kazanmasıyla Küba bağımsızlığına kavuşmuştur. Ancak ABD adayı Karayiplerin kontrol altında tutulması, Panama kanalı gibi stratejik konumundan dolayı terk etmek istememiştir. Sonuçta ABD Platt yasasını Kübalılara zorla kabul ettirmiştir. Yasa’ya göre ABD, Küba’nın toprağı olan Guatanamo’yu Yıllık 4.085 dolara Guatanamo’yu ebediyyen kiralamıştır. Burada büyük bir askeri üs kurmuş ve yine meşhur Guatanamo cezaevinide burada inşa etmiştir. Hatta yine bu yasaya göre ABD ihtiyaç duyması halinde Kübaya müdahale hakkı bulunuyordu. Yasa ancak 1934 yılında anayasadan çıkarılabilmiştir.  Sonuç olarak Küba’nın toprağı olarak kabul edilen Guantanamo üzerinde Küba devleti egemenliğini kaybetmiştir.  

Küba Cumhuriyeti, ABD Özgür Bölgesi – Guantanamo

Meksika

Meksika 19.yüzyılın başında Teksas, Arizona gibi bazı topraklarını ABD’ye kaptırmasından günümüze kadar birçok iç ve dış sorunla boğuşmuştur. 1990’lı yıllarda güçlü uyuşturucu kartelleri oluşmaya başlamıştır. 2006 yılında ise devletin uyuşturucu kartellerine savaş açması ülkeyi tam manasıyla savaş alanına dönüştürmüştür. Bugüne kadar çıkan çatışmalarda 288.000’den fazla insanın hayatını kaybetmiştir.

Ekim ayında Meksika için önemli bir hadise yaşanmıştır. El Chapo lakaplı ünlü uyuşturucu baronu Joaquin Guzman’ın oğlu Ovidio Guzman Lopez 18 Ekimde Meksika polisi tarafından yakalanmıştır. Tam bu sırada Lopez’in salıverilmesi için kartel Culican şehrinin birçok bölgesinde eylemde bulunarak kenti savaş alanına çevirdi. Durumun daha da kötüleşmesini istemeyen Meksika hükümeti günümüzde Meksika’nın en büyük uyuşturucu kartelini yönettiği bilinen Lopez’i serbest bırakmak zorunda kaldı. Devlet başkanı Manuel Lopez Obrador “Tek bir suçlunun yakalanması insanların hayatına mal olmamalı. Güvenlik kabinesinin kararını destekliyorum. Ölüm istemiyoruz, savaş istemiyoruz.” İfadeleriyle bu kararı desteklemiştir. Bu durum aslında Meksika devletinin kendi topraklardaki egemenliğinin kısıtlandığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Nitekim Lopez’i gözaltına alan polis kısa süre sonra çete üyelerinin kurşunlarıyla infaz edilmiştir.

Guzman Lopez’ın yakalanmasının ardından şehir savaş alanına döndü.

Brezilya

Devletlerin egemenliklerini sınırlayan bir diğer etken ise sahip oldukları topraklarda adalet mekanizmalarını işletememesi ve asayişin bozulmasıdır. Brezilya’nın eski başkenti Rio de Jenario bu durumun bir özeti gibidir. Şehir plaj, futbol, İsa heykeli ve doğal güzelliklerinin yanında favelyalarıyla ünlüdür. Rio Favelyalarını diğer gecekondu bölgelerinden ayırmak gerekir. Burada yaşanan olay kendi içerisinde bir ekosisteme dönüşmüştür. Kaynaklarda farklı rakamlar olmakla birlikte 1990’lı yıllardan bu yana on binlerce kişinin öldürüldüğü bilinmektedir. Ayda 800 çatışma olmaktadır ve bunların %80’i rakip çeteler arasında gerçekleşmektedir.

Rio’daki 200 çete 3.000 mahalleyi kontrol etmektedir. Polisin müdahalesi genelde geçici oluyor ve geceleri mahalleler polisler için dahi tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Ayrıca polis öldürme lisansından dolayı ölüm oranını oldukça arttırmaktadır. Örneğin 2018’in ilk 7 ayında polis 1,249 kişiyi öldürmüştür. Çeteler yüksek uyuşturucu gelirlerinden dolayı mücadele edilmesi zor bir hal almaktadır.

İsmail Vardı

Stratejik Ortak Misafir Yazarı

  Değişim ve Tehditler: Arjantin’de Son Durum

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here