Çin Ekonomisi: Kominist Çin’den Kapitalist Çin’e

Okunma Süresi: 5 dk 1 sn

1949 yılında Mao Zedong, milliyetçilere karşı iktidar savaşını kazanarak Çin’de sosyalist bir yönetim kurmuştur. Böylece uluslararası alanda sosyalist blok büyük bir güç kazanmıştır. Mao ülkeyi hızlıca komünizme geçirmek istiyordu ve bu amaçla devrimden 9 yıl sonra, 1958 yılında komün sistemine (İleri Doğru Büyük Atılım-Great Leap Forward) geçiş yapmayı planlamıştır. Kırsal kooperatifler komünlere dönüştürülmeye başlandı, her hane halkı tahıllarını komün kantinlerine teslim ettiler ve karşılık olarak komün kantinlerinden istedikleri kadar ürün yeme hakları vardı. Tahıl üretimi ve çelik üretimi konusunda halk teşvik edildi. Ancak dört yılın sonunda çarpıtılan raporlar, yerel yönetimlerin kendilerini ispat gayretleri ve çelik üretimi için tüm imkanların seferber edilmesi gibi unsurlar milyonlarca insanın açlıktan ölmesine neden olmuştur. Mao, İleri Doğru Büyük Adım’ın başarısızlığa uğramasını ise %70 oranında doğal felakete, % 30 oranında ise insan hatasına bağlamıştır.[1]

İleriye Doğru Büyük Atılım Posteri

Bu kominizim için atılan büyük bir hamleydi ve başarısızlıkla neticelenmiştir. Ancak programın hemen arından ihtilalci ruhu yeniden, özellikle genç kuşaklarda canlandırmak gayesiyle 1966 yılında plansız bir şekilde “kültür ihtilali” uygulanmaya başlanmıştır. Hareketin ifadesi ihtilalci bir gençlik yetiştirme ülküsünü barındırmaktaydı. Fakat esasta Mao’nun hedefi feodal düzenden komünizme geçerken aradaki sosyalist düzeni oldukça kısaltmak, mümkünse direkt komünal sisteme geçmekti. Pekin Üniversitesi ve Komünist Partisi’nde başlatılan temizlik hareketi Mao’nun kontrolünden çıkmaya başlayıp sokak terörizmine neden olmuştur. Olayların önemli aktörü olan kızıl muhafızların kontrol edilmesi 1968 yılında ancak gerçekleşebilmiştir. Bu süreçte Kızıl Muhafızlar ve ihtilalci asiler şehir ve kırsal kesimde halkın direnişiyle karşılaşmışlardır. Bu durum ölümlere hatta kimi eyaletlerde iç savaşlara neden olmuştur.[2] Tüm bu yaşananlar sonraki dönemde Çin’in kapitalist sisteme doğru yönelmesinde önemli kırılma eşiğini temsil etmiştir.

Kültür Devrimi Sırasında Stadyumda İnfaz Edilen Çinliler

Mao’nun 9 Eylül 1976 yılında ölmesiyle Çin politikaları değişmeye başlamıştır ve 3 milyon kişiye itibarları iade edilmiştir. Deng Xiaoping’in 1977 yılında başlattığı “dışa doğru atılım” ulusal üretimi yüzde 7,6 oranında arttırmıştır. Dışa doğru atılım kapitalizme dönüşüm için birinci basamağı oluşturmuştur. Bu aynı zamanda ileriki dönemler için sürekli tekrarlanacak olan “yeni donanım ve teknoloji için Batı’dan borç alınması” uygulamasını başlatmıştır. Yine 1976 yılında satış amaçlı üretim yasal hale getirilmesi, özel ticarete izin verilmesi, iş yönetiminde fiyat sistemine geçilmesi yürürlüğe konulmuştur. Diplomatik ilişkiler hız kazanarak birçok ülke ziyaret edilmiştir. Ziyaretler, Çinli yöneticilerin gerçeğin farkına varmalarını sağlamıştır. Medya üzerindeki sıkı kontrol Çin’i, Çin dışındaki dünyayı sefillik içerisinde olduğu tasavvuruna sürüklemişti. Çok az Çinli dış dünyadaki hayatı bilmekteydi; dolayısıyla Japonya, Singapur, Kanada ve Avrupa ziyaretleri Çinli yöneticilerin fikirlerini değiştirmiştir. Örneğin Deng’in Singapur seyahatinde sadece yabancı yatırımcılara ülkeyi açarak nasıl kalkınabileceğini görmesi kalkınma yolunda kendisine örnek teşkil etmiştir.[3]

1978 yılından itibaren dış ticaretini % 50 artıran Çin, kapitalist ekonomiye (dönem dönem ideolojik sancılar yaşamakla birlikte) girmeye başlamıştır. Rakamsal olarak büyümeyi ifade etmek gerekirse Çin’in dönüşümünde motor etkiye sahip olan kasaba ve köy girişimleri 1978 yılında 28 milyon kişinin çalıştığı bir durumda iken 1996 yılında 135 milyon kişinin çalıştığı dev bir sektör halini almıştı. GSYH’deki payları % 6’dan % 26’ya yükselmiştir, bu durum devlete ait olmayan bir sektörün iyi durumda olmayan koşullarına karşın güçlü bir başarı göstermesi yönüyle dikkat çekicidir.[4]

1980’li yıllarda canlı bir devlet-dışı sektör oluşmaya başlanmıştır. Önceleri istihdam edilmeyi bekleyenler artık kendi işlerini kurmuşlardır. Nitekim bir berber devlet hastanesinde çalışan bir cerrahtan daha fazla kazanırken, bir işportacı, nükleer bilimle uğraşan bir bilim adamından daha fazla para kazanmaya başlamıştır. Mao döneminde en önemli sorunlardan biri olan tarımda da ciddi ilerlemeler gerçekleşmişti, 1979-84 yılları arasında tarımsal üretim % 6,7 oranında artarak 305 milyon tondan 407 milyon tona ulaşmıştır.[5]

Çin’in kapitalist modelleri benimsemeye başlamasıyla birlikte bazı bölgeleri gelişti, bu bölgeler özel ekonomik bölgeler olarak tasarlandı ve ‘’kapitalizmi sosyalizmin yararı amacıyla kullanılması’’ olarak düşünüldü. Örneğin; önceleri Shenzhen 30 binden az nüfusa sahip küçük bir yer iken özel ekonomik bölge olmasından sonra 14 milyonluk nüfusuyla Çin’in en büyük üçüncü şehri haline gelmiştir ve bugün Shenzhen küresel şehirler liginde önemli bir yer tutmaktadır.[6]

1986 yılına gelindiğinde Çin 6.000’den fazla şirkete sahip olmuştur. Siyasal olarak ABD ile yakınlaşan Çin ülkedeki en elit öğrencilerini, artık Moskova’ya değil ABD’ye göndermeye başlamıştır.[7]

1960-2017 ABD, Çin, Japonya ve Almanya GSYH grafiği (Kaynak: Dünya Bankası)

*ABD: 19.391, Çin 12.238, Japonya 4.872, Almanya 3.677 Trilyon $

Çin, Batı’da üniversite eğitimini alıp tekrar ülkeye dönen gençlerin katkılarının yanında, ABD ve Avrupalı gençler için dahi Şangay, Hong Kong, Pekin birer fırsatlar diyarı haline gelmiş durumdadır. Dünyanın birçok bölgesinde Çin, ticari ilişkiler kurmakta ve ilişkilerini geliştirmektedir. Aynı zamanda Çin şirketleri giderek güçlenmektedir. 2000-2017 yıllarındaki Fortune 500 listesi incelendiğinde 2000 yılında ilk on sıralamasında hiçbir Çin şirketi yer almaz iken 2018 listesinde ilk on şirketten 2, 3 ve 4. sırada Çin şirketleri yer almıştır. İlk 500 listesinde 111 Çin menşeili şirket listeye girmeyi başarmıştır.[8]

2011 yılında Çin, Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük  ikinci ekonomisi olmuştur ve yakın gelecekte ABD’yi geçeceği tahmin edilmektedir. Tüm bu koşullar Çin’in güçlü bir özel sektör kurduğunu, dünya çapında etkin küresel şirketler aracılığıyla kapitalizmle entegre olduğunu göstermektedir. Ancak Çin tarafında bu durum “Çin karakterinde bir sosyalizm” olarak ifade edilmektedir.[9]

İsmail Vardı

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAKLAR

[1] Ronald Coase, Ning Wang, Çin Nasıl Kapitalist Oldu?,  İlkay Yılmaz (çev.), 1.Baskı, İstanbul: Big Bang Yayınları (2013 Nobel İktisat Ödülü), 2015, s.42-49.

[2] Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, s.517-522.

[3] Coase,Wang, s.72-79.

[4] Coase,Wang,  s. 112-114.

[5] Coase,Wang, s.139.

[6] Coase,Wang,  s.129.

[7] Coase,Wang, s.177.

[8] Fortune, “Fortune 500”, http://fortune.com/global500/list/filtered?non-us-cos-y-n=true&hqcountry=China,  Erişim: 06.12.2018.

[9] BBC, “Çin lideri ‘yeni çağ’ doktrinini açıkladı: Modern sosyalizm”, 19.10.2017, http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41682521, Erişim: 09.04.2018.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments