21. Yüzyılın Hiroşiması: Felluce

Okunma Süresi: 2 dk 30 sn

Amerika Birleşik Devletleri 2004 yılının Nisan ayında Irak Direnişinin merkezinde bulunan Felluce kentini ele geçirmek üzere harekete geçti. Başarısızlıkla sonuçlanan ilk girişimin ardından aynı yılın Kasım ayında kent ABD’nin hakimiyeti altına girdi.

Harekâtın sonucunda binaların %65’i tamamen yıkıldı, geriye kalanı ise kullanılamaz hale geldi. Şehirdeki 120 camiinin yarısı büyük oranda hasar aldı.

Kenti ele geçirmek için yoğun hava saldırılarında bulunan ABD, “Shake and Bake” (Salla ve Pişir) şeklinde tanımladıkları bir taktik uyguladı. Amerikan ordusu, saldırılarda kullanılması yasak olan beyaz fosfor ve seyreltilmiş uranyum gibi kimyasal silahları kullandı ve bu silahlar sivilleri de etkiledi. (1,2,3)

Öyle ki kullanılan kimyasal silahların etkileri Felluce ve bombalanan diğer kentlerde hala devam ediyor. Felluce Kadın ve Çocuk Eğitim Hastanesi’nde görev yapan çocuk doktoru Sameera Alani’nin araştırmasına göre Felluce’de yeni doğan her 100 bebekten 15’i doğumsal bir kusurla dünyaya gelmektedir.(4) Bu oran olması gerekenin yaklaşık 5 katı.

Doğumsal kusurlarla dünyaya gelen bu bebekler ABD’nin kimyasal silah kullandığının canlı kanıtlarını oluşturuyor.

Her ne kadar DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) bunun aksi yönde bir rapor(5) yayınlamış olsa da çok sayıda araştırmacı tarafından; bu rapor uygun görülmemiş ve raporun, ABD’nin DSÖ’ye konu hakkında yaptığı baskının siyasi bir yansıması sonucu yayınlandığı kanısı öne çıkmıştır.(6,7)

Alani ve İngiliz Doktor Christopher Busby tarafından hazırlanan 2011 tarihli bir araştırmanın sonucunda; zenginleştirilmiş uranyum maruziyetinin, Felluce’deki artmış doğumsal kusurların ya birincil sebebi olduğu ya da kusurların sebebiyle doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir.(8)

Felluceli 24 yaşındaki bir kadın ile 27 yaşındaki bir adamın bebeği. – Görüntü: @fdefects

1997’den beri aynı hastanede çalıştığını belirten Doktor Alani, o dönemde kusurlu bebeklere ayda 1-2 vakada rastladıklarını fakat 2003 sonrası dönemde bu sayının ayda 30-35’lere kadar çıktığını belirtmiştir.(9)

Felluce’de bebekler; gastroşizis (barsakların dışarıda olması), spina bfida (omuriliğin bir bölümünün açıkta olması), kalp defektleri, yüz anomalileri gibi çeşitli kusurlarla doğmaktadırlar.

Konuyla ilgili araştırmalar yapan Michigan Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda görevli üreme toksikoloğu Mozhgan Savabieasfahani de 2010 ve 2012 yıllarında yaptığı araştırmalarla bu defektlerin kimyasal silahlarla olan ilişkisini ortaya koymuştur.

Savabieasfahani, durumun vahametini Felluce Hastanesi’nde yaptığı araştırmalar sırasında yeterli sayıda normal bebek bulmakta zorlandığını belirterek dile getirmiştir.(10) Savabieasfahani ve arkadaşları, yaptığı çalışmalarda çocuğu kusurlu olan ailelerin doku örneklerinde daha fazla kurşun, cıva (cıva ve kurşun toksik metallerdir ve savaş mühimmatının ayrılmaz parçasıdırlar) ve uranyum bulunduğu sonucuna varmıştır.(11) Savabieasfahani, toksinlerin Irak Savaşı sırasında salınan havadaki kirletici maddelerden geldiğini öne sürmüştür.(12)Aynı şekilde Manchester Üniversitesi’nde görevli Alison Alborz, 2013 yılında yaptığı çalışmasında çevresel kirliliğin, doğal atıkların ve savaş artıklarının savaş sonrası Iraklı çocuklarda kusur yaratabileceğini belirtmiştir.(13)

Bütün bu bilimsel araştırmalara ek olarak, günümüzde aktif ve güncel olarak Felluce’de dünyaya gelen anomalili çocuklar Twitter’daki @fdefects adlı kullanıcı tarafından paylaşılmaktadır.

Felluce’de bedensel ve zihinsel engelli olarak doğan bebeklerden bazıları. – Görüntü: @FDefects

Felluce’nin yanı sıra Basra’da da benzer vahim tabloyla karşı karşıyayız. Al-Sabbak’a göre Ekim 1994 ile Ekim 1995 arasında, Basra Doğum Hastanesi’nde her 1000 canlı doğumda doğum kusuru sayısı 1.37 idi. 2003 yılında doğum kusurlarının sayısı 1.000 canlı doğumda 23 oldu. On yıldan kısa bir süre içinde doğum kusurlarının oluşması aynı hastanede şaşırtıcı bir şekilde 17 kat artmıştır.(14)

Tüm bunlar ABD’nin işlediği savaş suçlarına kanıt teşkil etmektedir. ABD emelleri uğruna yalnızca o süreci yaşayan insanları değil, gelecek nesilleri ve suçsuz çocukları da kurban etmiştir/ediyor.

Kaynakça:

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments