Putin’in Suriye Stratejisi

Putin’in liderliğini yaptığı Birleşik Rusya Partisi’nin, Suriye politikasının yıllar geçtikçe etki alanının arttığı ve bölgedeki Rus nüfuzunun peyderpey, kasaba kasaba, bölgesel ve küresel güçlere karşı ilerleme sağladığı yorumunu yapmak elbette yanlış olmaz.

Yıllar boyunca sıcak denizlere inme hayali olan Rusya’nın bu kez doğrudan bunu başardığını görmekteyiz. Doğu Akdeniz meselesinin revaçta olduğu bu dönemde, yalnızca Esad rejimi ile olan bu ittifakının meyvelerini toplasa bile, yıllar boyunca avantaj sağlayabilme imkanına sahip olan Putin’in Suriye stratejisi bugünlerde Barış Pınarı Harekatı ile beraber özellikle Kürtlerle olan temas konusunda da farklı bir noktaya evrilmiş durumda.

Suriye'de Rusya'nın askeri üsleri ve ABD'nin boşaltmaya hazırlandığı (Tenef hariç) üsler.
Suriye’de Rusya’nın askeri üsleri ve ABD’nin boşaltmaya hazırlandığı (Tenef hariç) üsler.

Esasında Esad rejimi ile resmi olarak müttefik durumunda da bulunsa, SDG ile diyaloğunu kesmeyen bir siyaset izliyor Putin. Peki, Türkiye bu denli NATO ile gergin durumda iken, Amerika Birleşik Devletleri’nin baskısına rağmen S-400 hava savunma sistemleri sipariş etmiş durumda dururken ve gelecekte ortak savaş uçakları üretimi projesi veya savaş uçağı ihracatı konusu bizlere pek uzak gözükmüyorken, Putin neden SDG’den de vazgeçmiyor? Öncelikle bunu sormak gerek.

Putin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’de IŞİD ile yıllardır verdiği mücadelenin ve akıttığı milyarlarca doların ardından, Suriye’nin enerji sahalarının %70’nin SDG’nin eline geçmesi ile birlikte, Türk-Amerikan ilişkilerinin Barış Pınarı Harekatı ile bir nebze daha zayıflamasını da fırsat bilerek hem müttefiki Esad’ın bölgede ilerleyişini, ayrıca bir çeşit Bölgesel Suriye Kürt Yönetimi planının devreye sokulmasını, önemli petrol sahalarının bulunduğu Deir ez Zor ve Haseke kırsalı gibi bölgelerde de etki alanını arttırarak bölgede söz sahibi olmak istiyor.

Nitekim ABD’nin Trump’ın verdiği kararla Suriye’den Tenef bölgesi hariç hızlı bir biçimde çekilirken, bölgedeki SDG milisleri ile arası bozulmuş durumda.. Buna bağlı olarak Putin, SDG ile sınırlı temas halinde bulunarak “bölgeye barış getiren adam” olmayı amaçlıyor.

Türkiye ve MSO güçlerinin operasyon alanını kısıtlı tutması vurgusunun yapılmasının başlıca nedeni ise petrol kuyuları. Putin’in stratejisine göre, ABD’nin terkettiği SDG’ye karşı TSK ve MSO hızlı bir ilerleme kaydedip, operasyon sahasını genişleterek petrol kuyuları üzerinde söz sahibi olacak duruma gelme ihtimali doğarsa, bölgeden TSK ve MSO’nun çıkartılması oldukça zor olacaktır.

Maddeli bir biçimde okumayı seven okuyucular için toparlayacak olursak Putin’in Suriye’de amaçları şöyle:

1) Esad rejimi ile YPG’nin çatısını oluşturduğu SDG’nin arasında sınırlı bir anlaşma ile Irak’takine benzer bir bölgesel Kürt yönetimi. (Esad’ın tam gücü eline geçirmesi, Rusya’ya olan ittifak ihtiyacını ortadan kaldırabilir.)

2) Türkiye ve MSO’nun daha fazla güneye inerek nüfuz alanını genişletmesini engelleyerek, Esad’ın lehine dönen Suriye İç Savaşı’nda olası yeni rauntların önüne geçmek. Böylece Doğu Akdeniz’e yoğunlaşabilecek.

3) Bölgede kaostan faydalanan IŞİD üyelerinin çöllerde izlerini kaybettirme vakalarının artmasını ve savunma hattı zayıf olan Palmira ekseninde yeniden bir IŞİD Hilafeti’nin canlanmasını engellemek.

4) Türkiye ile ilişkileri geri dönülemez bir noktaya götürmemek adına, Esad rejimi ile Türk askerinin çatışmasını engellemek için diplomatik çabalar sarfetmek. Bu bağlamda gerekirse İran ile temasa geçmek.

5) İsrail’in Suriye’deki operasyonlarını, İran üslerini İsrail sınırından uzak tutmaya çalışarak azaltmak.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here