Hürmüz Boğazı ve Önemi

19. yüzyılın öncesinde şimdilerde Umman’a bağlı ancak ana karasından kopuk olan Musandam vilayetinin kuzeyindeki kayalara oturduğunuzu hayal edin. Karşınızda İran anakarasına girinti yapmış u şeklinde bir su yolu, üzerinizde kuşların ve altınızda dalgaların huzur verici sesleri eşliğinde kafa dinliyorsunuz.

Biraz önce hayali olarak bulunduğumuz Hürmüz Boğazını, çoğunlukla İran’ın kriz zamanlarında yaptığı “Hürmüz Boğazını kapatırız” tehditlerine dair haberlerden biliyoruz. Lakin boğaz birkaç haber içeriğinden çok daha önemlidir. Bu yazımızda bu önemi yüksek geçidin ilk olarak coğrafi konumunu, ardından jeopolitik önemini, son olarak da günümüzdeki bağlamını, aktörlerin genel tutumlarıyla işleyeceğiz.

İlgili resimde görülebileceği üzere boğazın coğrafi bilgileri şöyledir: Kuzeyi İran, güneyi ise BAE ile çevrili Umman topraklarıdır. Boğaz, Basra Körfezi ile Umman Denizini birbirine bağlar. Genişlik en dar yerde 21 mil olmasına rağmen bu noktada gemilerin geçebileceği genişlik ise sadece 2 mildir (3,2 km). Boğazın bu karmaşık durumunun yanına, körfezin tek çıkış noktası olması gibi özellikler de eklenince boğazın hukuki statüsü tam bir muamma haline gelmiştir. Şu an pratikte uluslararası su statüsü uygulansa da İran, boğazın onun kontrolünde olması gerektiğini savunmaktadır.

Boğazın jeopolitik önemini daha anlaşılabilir ve kapsamlı anlatabilmek için iki kısımda incelememiz gerekir. Bunların ilki petrolden bağımsız olan jeopolitiği, ikincisi ise petrol ile alakalı jeopolitiğidir. Hürmüz boğazı coğrafi olarak kilit konumunda olduğundan önemi sadece petrole bağlı değildir. Basra körfezi Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin açık denizlere ulaştıkları yegâne yerdir. (BAE’nin Umman denizine de kıyısı vardır ama Hürmüz boğazına, sınırları içerisinde kalır denilebilecek kadar yakındır.) Günün birinde bu ülkeler toplam ithalatlarının yaklaşık %50’sini kaplayan petrolün payını düşürmek isterlerse satacakları o yeni ürünleri de mecburen bu su yolu üzerinden taşımak zorundadırlar. Sonuç olarak sadece petrol değil bir başka mal ihraç etseler dahi, bu ülkelerin ekonomilerinin hatırı sayılır bir kısmı Hürmüz boğazının aktifliğine bağlıdır.

Kara altın; Ortadoğuyu ortadoğu yapan madde. Petrol, başta Arap yarımadası olmak üzere tüm ortadoğuyu dünya sahnesine çıkaran hammaddedir. Öyle ki, eğer geliri genellikle petrole dayalı olan bu ülkeleri konuşuyorsak, petrolün sayesindedir. Çünkü bu devletler petrol gelirleri sayesinde modern anlamda kurulmuşlardır. Bu devletlerin son yıllardaki petrole dayalı devlet olma halinden uzaklaşma arzuları yine petrol ve türevlerinden edinilen gelirlerin farklı yatırımlarda kullanılması ile hayat bulmuştur. İşte petrolün önemi bu kadar yüksekken ve bazı devletler sadece petrol ve türevlerinin gelirine bağlıyken; bir su yolu düşünün ki bir tarafında Basra körfezi ve körfeze kıyısı olan her ülkenin sahip olduğu devasa petrol rezervleri, öbür yanında başta Asya olmak üzere bu yakıta aç dünya sanayisi…

Dünya sanayisi 20. yüzyıl boyunca neredeyse tamamen, günümüzde de ağırlıklı olarak petrole dayalıdır. Bunun sonucunda petrole ve türevlerine olan talep hayli yüksektir. Petrole olan talep; “insana su, sanayiye petrol” şeklinde özetlenebilir. Bu talep altında dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık %60’nın deniz yoluyla yapıldığını ve bununda %30’nun Hürmüz boğazından geçtiğini düşünürsek boğazın önemi kavranmış olur.

Dünyanın petrole olan talebini 70lerdeki petrol krizleri ile daha iyi anlayabiliriz. Bu krizlerde çeşitli sebeplerle petrol fiyatları tavan yapmış bu durum sanayisi petrole bağımlı olan devrin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerini etkili bir şekilde vurmuş başta ABD olmak üzere çoğu devlette stagflasyona (işsizliğin ve enflasyonun beraber artması durumu) sebep olmuştur. 1980-1988 arasında sürmüş olan Irak-İran savaşında dahi bu boğazın kapatılmayışı bize Hürmüz boğazının önemini anlatmaktadır.

Son olarak günümüzdeki bağlamı ve tarafların tutumunu inceleyecek olursak hem bu bölgenin hem de genelde Orta Doğu’nun bir tarafta Sünniler bir tarafta Şiiler olmak üzere iki kutuplu halini görürüz. Bu kutuplaşma Basra körfezinin iki tarafında da görülür. İsrail-İran sürtüşmelerinin ve İsrail-Amerikan dostluğunu da hesaba katarsak boğazda etkili olan aktörlerin ne kadar çok ve karmaşık yapıda olduğunu görürüz.

Yazımızın sonuna gelirken, tüm denklemlerde İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki coğrafi üstünlüğü sayesinde bu boğazı koz olarak kullanabileceğini düşünürüz. Lakin tarih, siyaset bilimi ve iktisat bilimlerinin bize sunduğu veriler bize boğazın gerek körfez ülkeleri kısmında gerek alıcı olan dünya sanayisi kısmında herkesin can damarı olduğunu göstermektedir. Yani üzerine yaptığımız inceleme de görüyoruz ki; Orta Doğu bir satranç ise Hürmüz Boğazı yerinden oynatılamayacak kadar etkili ve oyunu dengede tutan bir taştır.

Misafir Yazar: Mehmet Sami Boz

YARARLANILAN KAYNAKLAR

https://www.eia.gov/beta/international/regions-topics.php?RegionTopicID=WOTC 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/bhr/ 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://data.worldbank.org 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://history.state.gov/milestones/1969-1976/oil-embargo  20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://www.statista.com/statistics/264013/transport-volume-of-crude-oil-in-seaborne-trade/ 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://www.reuters.com/article/us-iran-nuclear-usa-oil/irans-rouhani-hints-at-threat-to-neighbors-exports-if-oil-sales-halted-idUSKBN1JT0NB  21.11.2018’de ziyaret edildi.
 http://www.marsecreview.com/2012/05/rethinking-the-strait-of-hormuz/ 21.11.2018 tarihinde ziyaret edilmiştir.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here