Musul: ‘Dünyanın Gördüğü En Şiddetli’ Savaş

16 Ekim 2016 – 20 Temmuz 2017 arasında tam 9 ay 4 gün süren savaş, II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın gördüğü en şiddetli savaş olarak kabul edilebilir. Irak Ordusu ve Iran destekli Haşdi Şabi milisleri, Peşmerge ve ABD öncülüğündeki 50+ koalisyon ülkesi ile IŞİD arasında gerçekleşti.

Irak hükümeti senelerce süren şiddet olaylarından sonra Musul’u kaybetmesinin ardından büyük bir şok yaşamıştı. Örgüt ise bölgeyi ele geçirir geçirmez (2014) savunma hazırlıklarına “ideolojik” yollardan başlayarak kendisine üye kazandırdı. Daha sonra teknik hazırlık başladı.

Irak devleti operasyondan önce “ajanlarını” kullanarak örgüt hakkında bilgi almaya çalıştı hatta Musul Operasyonu’ndan önce “IŞİD içinde bir darbe amacıyla” 58 kişi görevlendirildi. Hedef Ebubekir el Bağdadi yönetimini devirmek ve Musul’un kolayca teslimiydi.

4 Ekim tarihinde Irak devleti casuslarından birisi telefonla IŞİD’in silah depoları ve savunma pozisyonları hakkında bilgi verirken yakalandı ve örgüt tarafından konuşturuldu. Örgüt tarafından “mürted” ilan edilen casuslar şehir meydanında asılarak infaz edildi.

Yaşanan bu hadiseden sonra Musul’da yaşayan bir sivilin ifadesine göre Muhsin Abdülkerimoğlu (örgütün sniper tim lideri) ve Ahmed Halef Agab el Cuburi ( örgütün bölge vali yardımcısı) şehirde sorumluluğu alırken Bağdadi’nin yakınındaki ekip bölgeden ayrılarak uzaktan komuta etti.

Savaş başladığından Yaklaşık 60.000 Irak askeri, 14.000 Haşdi Şabi milisi, 40.000 Peşmerge ve 400 ABD askeri, yüzlerce hummer/humvee (ABD tarafından Irak ve Peşmerge’ye hibe edilmiş) ve onlarca savaş uçağıyla Irak karşısında yaklaşık 10.000 IŞİD militanı vardı.

Irak Ordusu savaşın ilk etabında Musul doğu kırsalını topçu atışlarıyla vurarak yumuşatma çalışması yaptı. Bu dönemde Musul halkına Irak Ordusu’nun galip geleceğine dair broşürler havadan atılıyordu. Bağdat ise çok sayıda terör saldırısı ile sarsılıyordu.

Operasyon başladığında Musul’da yaklaşık 1.5 milyon sivil yaşıyordu. Irak’ın başlattığı harekatı Amerikalı Brett McGurk kutluyor ve desteklerini esirgemeyeceklerini belirtiyordu. Musul’un yerleşimi iç içe olduğu için zor bir savaş olacağı tahmin ediliyordu.

Örgüt Musul’un doğu kırsalında direniş göstermeyerek merkeze çekilme ve dar alanda savaş stratejisi izleme kararı aldı. Irak Ordusu ve müttefikleri yoğun hava desteğiyle hızlı bir şekilde doğu kırsalında ilerledi.

Musul Savaşı’nda Irak Ordusu saflarında savaşan Sünni gençleri de vardı. Bu ilginç bir nottur. Harbin başlangıcı bölgedeki siviller için korkunç bir hal alabilir yorumları yapılıyordu. Bizzat BM Mülteciler Yüksek Komiserliği üyesi Filippo Grandi de bu konuya değindi.

İlk etapta Mesut Barzani komutasındaki peşmergeler Musul doğu kırsalında çoğu terk edilmiş yaklaşık 30 km bölgeyi (yirmi köy içerir) ele geçirdi. Ve Irak hükümeti ile ortak operasyondan memnun olduğunu duyurdu. Büyük savaş yaklaşıyordu.

Savaşın ikinci gününde Türkiye bölgede tarihi sorumluluğunu açıklayarak şehirde yaşayan Sünnilerin ve Türkmenlerin haklarının savunulması gerektiğini, operasyona dahil olabileceğini duyurdu. Irak ise bunu bir işgal hareketi olarak göreceğini ilan etti ve konuyu BM’ye taşıdı.
Bu bağlamda Türkiye operasyona fiilen dahil olmasa da 2000 askeri Başika’ya göndererek peşmergelere eğitim verilmesi konusunda karar aldı.

  Münbiç: Türkiye'nin Yeni Hedefi

Savaş üçüncü gününe girdiğinde Irak Ordusu Kayyara güneyinden harekete geçmeye başladığında ilk ciddi direnişle karşılaşmaya başladı. Bubi tuzakları, bombalı araç saldırıları başlamıştı. Hamdaniye bölgesinde örgüt tarafından çok sayıda saldırı meydana geldi.

ABD Hamdaniye’nin Musul’a açılan bir kapı olduğunu düşünüyordu bu bağlamda ilgili bölgede çok sayıda hava harekatı düzenledi. Hamdaniye’de operasyondan önce 50.000 kişi yaşıyordu, bugün itibariyle çoğu mülteci kamplarında yaşamını sürdürüyor.

Musul’da bir başka önemli nokta örgütün kazdığı tünellerdir. İki insan boyutunda uzunluk ve genişlikte olan tünellerde her türlü yaşam malzemesi bulunmasının yanında şehirler ile kasabalar arasında da bağlantılar vardı. Bu hava saldırılarının etkisini azaltıyordu.

Ayrıca bu tüneller ani saldırılar için de kullanılıyordu. Ramadi Savaşı bunun iyi bir örneğidir.

Irak Ordusu savaşı bir cephe daha genişleterek peşmerge ile koordineli bir biçimde Bartella-Başika hattı üzerinden ilerlemeyi hedefledi.Savaşın dördüncü gününde Ebu Seyif isimli Musul’da yaşayan bir kişi şehrin dünyadan izole olduğunu ve temel gıdaya bile ulaşılamadığını söyledi.Bu tarihte ABD’li General Gary Volesky Apache tipi savaş helikopterlerinin de Musul Savaşı’nda Irak Ordusu’na destek için katıldığını duyurdu.

Bartella’daki sert çatışmaların ardından IŞİD sürpriz bir saldırı ile Kerkük’te bir dizi eylem düzenledi.Bu saldırılarda onlarca asker/sivil hayatını kaybetmişti. Örgüt Irak Ordusu’nun dikkatini dağıtmayı amaçlıyordu.

Savaşın altıncı gününde ilginç bir gelişme yaşandı. Bir tesiste meydana gelen patlama sonucu havaya sülfür yayılarak binden fazla kişi zehirlendi. ABD örgütü suçlarken Al Jazeera muhabirleri koalisyonun hava saldırısı olabileceğini raporladı.

Musul’da IŞİD’in ilk etapta savunması dört ana stratejiden oluşuyordu; Hava saldırıları için ve hızlı hareket amacıyla tüneller, Keskin nişancı saldırıları Bombalı araç ve bubi tuzaklamaları.

Türkiye Ekim ayının sonlarına doğru ilk kez Irak’ta IŞİD hedeflerini topçu atışlarıyla VE 4 adet F16 tipi savaş uçağıyla vurmuştur.

IŞİD Ekim sonunda Suriye ile yeniden bağlantıyı ve Irak Ordusu ile cepheyi genişletmek için Anbar’da bulunan Rutba iline saldırı düzenlemiş,şehri ele geçirmiştir.


Örgüt bu dönemde elindeki petrol kuyularını ateşe vererek ABD’nin hava operasyonlarının etkisini azaltmayı amaçlıyordu. Musul Savaşı’nın yalnızca ilk haftasında örgüt yüzden fazla bombalı araç saldırısı düzenlemişti. Bu dönemde harekatı yavaşlatan Irak Ordusu destek birliklerin operasyona dahil olması için sürenin de uzatılması konusunda karar aldı.

İlgili dönemde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Musul Savaşı ile alakalı harcamalardan ötürü ekonomik krizin eşiğine gelmiş, işsizlik artmış ve fiyatlar tavan yapmıştır.

  Yönetilememenin Başarısı: Krizler Çemberi

Musul Savaşı’nın bitmesine rağmen Irak’ta şiddet olaylarının her hafta yeniden artışını, Musul’u anlamadan yorumlamak ciddi manada eksik kalır. Kasım ayına girildiğinde Gogjalı bölgesi ve çevresi savaşın yoğunlaştığı yer olmuştur. Burada karşılıklı havan topları da kullanılmaya başlanmıştır.

Bu dönemde yaşanan çatışmalarda Irak Ordusu Albayı Muhammet Abdülkadir örgütün EYPleri kablolu sistemle infilak ettirerek hemen her eve birbiriyle koordineli patlayıcılar yerleştirdiğini açıkladı.

Doğuda peşmerge güneyde Irak Ordusu, Başika ve Hammam el Ali bölgesinde yavaşta olsa ilerlemeyi sürdürürken sivillerden kırsalda yaşayanlar mülteci kamplarına harekete geçiriliyordu. Yaklaşık 15.000 sivil de Suriye’ye iltica etti.

IŞİD’in ilgili aylarda Ghabat Askeri Üssü’nde ve Hammam el Ali bölgesinde 120 kişiyi “casusluk” suçlamasıyla infaz ettiği tespit edilmiş, toplu mezarlara ulaşılmıştır. Ayrıca Irak Ordusu’nun Felluce’de 300 Sünni’nin kaçırılarak “kaybolmalarından dolayı” bir sabıkası vardı.

Irak Ordusu ve müttefiklerinin sıradaki hedefi Musul Havaalanı bölgesiydi. ABD’nin uydudan yaptığı çekimlerde örgüt militanlarının hava alanı çevresinde savunma pozisyonları oluşturdukları ve ehemmiyetli mühimmatları kaybetmemek için bölgeden tahliye ettiği biliniyordu.

25 günde 49.000 sivilin evsiz kaldığı Musul Savaşı’nda sosyolojik ve psikolojik krizin yanında bir de temel insani kaynaklara ulaşamama konusunda sorunlar artmıştı. Öte yandan 150’den fazla yerleşim yerinin yıkıldığı rapor ediliyordu.

Peşmergeler örgütten ele geçirdikleri Araplara ait yerleşim yerlerini yıkarak buradaki halkı göçe zorluyordu. Irak Ordusu Antik Nemrut bölgesine doğru yönelirken alandaki çatışmalarda sürekli el değiştirme yaşanıyordu.

Bir aylık savaşın sonunda Irak Ordusu’nun net bir kazanımı yoktu. Yoğun hava desteği ile birkaç mahalle kontrol altına alınmasına rağmen yüzlerce asker yaşamını kaybetmişti.

Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin Musul doğu kırsalından çekilme talebini, 11.000 peşmergenin kanıyla sulanan toprakları vermek istemeyiz diyerek reddetti.

Kasım ayının sonlarına gelindiğinde ilk kayda değer ilerleme Haşdi Şabi milisleri tarafından kaydedildi ve Tel Afer batısı yolu kontrol altına alındı böylece Musul artık dünyadan tamamen izole oldu. Haşdi Şabi bu dönemde PKK ile koordineli hareket etti. Alakalı dönemde Musul’da su bile bulunmuyordu. Halk çok zor durumda idi. Yaklaşık 650.000 kişiden bahsediyoruz.

Ayrıca Ocak ayı Musul Savaşı için bambaşka bir boyuta taşınıyordu. Örgüt bombalı İHA’lar geliştirmeye başlamıştı.

Musul Savaşı sırasında daha önce çekimlerde bolca kullanılan dronelara örgüt bomba yüklemeye başladı. Farklı tipteki dronelardan bazıları “intihar drone” modeli şeklinde bile kullanılarak Kamikaze’nin bir başka şeklini adeta insansız olarak tekrar etti.

Farklı tiplerdeki İHA’lar bir süre sonra YPG’ye karşı ve Deir Ez Zor’da Suriye Ordusu’na karşı kullanıldı. Tabi bu droneların patlayıcı gücü, ABD ve diğer ülkelerin füzeleri kadar olmadığından savaşı uzatmaya yetse de bir Predator etkisi yaratmadı.

Savaş ilerledikçe yıkım da artıyordu. BM’nin raporuna göre günde yaklaşık 2000 kişi evsiz kalıyor bunlardan bazıları da mülteci kamplarına kaçma fırsatı buluyor, bulamayanlar ise acı bir sonu paylaşıyordu.

Ocak ayının ortalarına gelindiğinde Irak Ordusu Musul doğusunun çoğunda kontrolü sağlamıştı. Musul Üniversitesi de bu dönemde kontrol altına alındı. Terörle mücadele komutanlarından Talib Şaghati artık örgüt üyelerinin zırhlı araçlar kullanamadığını iletiyordu.

Musul’un doğusu ve batısı arasında bağlantının kopması için köprüler bombalanmaya başlamış, gündüz ilerleme kaydedilmesinin çok zor olmasından dolayı yalnızca gece operasyonlar devam ettiriliyordu.

Şubat sonuna doğru Irak Ordusu şehrin batısına yönelik operasyon başlattı ve Musul Havaalanı bölgesini yoğun çatışmaların ardından ele geçirdi. Irak Ordusu yetkilileri ise bombalı araç saldırıları olduğunu onaylıyor ancak kayıp açıklamıyordu.

Musul’da “Mezhep Savaşı” korkusu senaryoları gerçekliğe kavuşmaya başlıyordu. Irak Ordusu üyeleri askerlik yaşı gelen her erkek sivil için “aşırıcı” şüphesiyle hareket ediyor ve “buna göre” davranıyordu.

Batı Musul ise tamamen yıkıcı bir savaşa şahit oldu. Temmuz sonuna kadar süren savaş, şehrin tamamen yerle bir edilmesiyle sona erdi. Binlerce sivil hayatını kaybetti, yaralandı ve evsiz kaldı. “Hayatta kalanlar” ise mülteci kamplarına sığındılar.

Haydar el İbadi Musul Savaşı bittiğinde “Hilafetin Yenildiğini” ilan etti. Bağdadi ve ekibi bölgeden ayrılmıştı. Çok sayıda örgüt üyesi etkisiz hale gelmişken, on binlerce Irak askeri de yaşamını yitirdi.Örgütün bu savaş esnasında 600’den fazla bombalı araç saldırısı rapor edildi.

Savaşta atlanmaması gereken bir başka nokta ise Fransız topçularının Musul Operasyonu sırasında Irak Ordusu’na verdiği destektir. Paris olayları bunun körükleyicisi olmuştu.

Savaştan sonra Musul.. Ya da arta kalanlar mı demeli? Bu hadiselerden sonra Musul halkı psikolojik ve sosyolojik olarak sarılamaz yaralar aldı ve Irak’ta seçimlere dahil bu bölgede neredeyse katılım olmaması bunun iyi bir örneğidir.

Musul’da değinmek istediğim son not “hareketli mayınlar” “Playstation kumandası ile komuta edilen makineli tüfek” ve örgütün kendi üretimi bazukalarıdır.


Musul’dan kalan bu fotoğraf, her şeyin özeti oldu.

 

 

3 YORUMLAR

  1. IŞİD in Musul’daki bu direnişi ve savaş taktikleri askeri harp kitaplarında okutulur.5-6 bin düzensiz milisle binlerce zırhlı araca ve tanka,zırhlıya sahip ayrıyeten onlarca koalisyon ve Irak savaş uçaklarıyla desteklenen 100 bin kişilik düzenli bir orduya 10 ay direnmeyi başardılar ve ağır kayıplar verdirdiler.Musul şehri harabeye dönerek ancak alınabildi.Böylesi bir muhabere ikinci dünya savaşından beri görülmedi.

  2. Güzel ve detaylı bir çalışma olmuş.Yazar arkadaşı kutlarım.Ancak başlık İkinci dünya savaşı veya 21.Yüzyılın en büyük şehir muhaberesi olsa daha uygun olurmuş.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here